Home Bilgi Bankası Edebiyat Onat Kutlar: Bir Ustadan Kalanlar
Onat Kutlar: Bir Ustadan Kalanlar

Onat Kutlar: Bir Ustadan Kalanlar

104
0

22 yıl geçti… Onat Kutlar’ı, 2009 yılında yayımlanan Karameke kitabı için Yalçın Tosun’un yazdığı yazıyla anıyoruz.

Yalçın Tosun

Edebiyatımızda öykü dendiğinde akla ilk gelen kitaplardan biri olan İshak’ın yayımlanmasından tam elli yıl sonra, Onat Kutlar’ın yeni bir öykü kitabıyla karşılaşmak 2009’un en güzel yazınsal sürprizlerinden birini oluşturdu. Kutlar’ın çağdaşı ve 50 kuşağının bir diğer değerli öykücüsü Ferit Edgü’nün yayına hazırladığı Karameke, on dört yıl önce aramızdan ayrılan bir yazın ustasının beş başlık altında toplanmış, bazıları ilk kez günışığına ulaşmış öykülerinden oluşuyor.

İshak gibi, elli yıl sonra bile tazeliğinden ve yeniliğinden bir nebze eksilmemiş bir ilk kitap sonrası hiç öykü kitabı yayımlamadı Kutlar. Bu durum birçok yazar ve eleştirmen tarafından farklı yorumlarla karşılandı. Edgü Karameke’nin önsözünde şu şekilde bahsediyor o dönemden ve sonrasından: “İshak yayımlandığında haklı bir ilgi gördü. Türk Dil Kurumu ödülünü aldı. Kendi kuşağından yazarların dışında, Melih Cevdet Anday, Vedat Günyol gibi önemli isimler, doğru yorumlarla övücü yazılar yazdılar İshak üzerine. Onat’ın öykü dünyasındaki özgünlüğe dikkat çektiler. Diyebilirim ki tüm yazın dünyası İshak’ı izleyecek öykülerin gelmesini beklemeye başladı sabırsızlıkla. Ne yazık ki o öyküler hiçbir zaman gelmedi.”

Her ne kadar İshak’ın devamı olan öyküler gelmese de, Onat Kutlar’ın Türk yazın ve kültür dünyasına katkıları –başta şiirleri, denemeleri ve sinemaya yaptığı çeşitli katkılar olmak üzere– devam etti. Karameke’yse, İshak’la birlikte başlamış olan bu zincirin en son halkasını oluşturuyor.

Kitabın ilk bölümünde iki öykü yer alıyor: ‘Volan Kayışı’ ve ‘İntihar’. Bunlar, Kutlar’ın ellili yıllarda kaleme aldığı ve dergilerde yayımladığı öyküler. Ancak her iki öyküye de yazar ilk kitabı İshak’ta yer vermemiş. Bu nedenle yıllar sonra okuyucuyla tekrar buluşturulmuş olmaları, bu öykülerin dergi sayfalarında unutulup solmalarını da bir anlamda önlemiş olmuyor mu?

Kitabın ikinci bölümünde Kutlar’ın 80’lerde yazdığı anlaşılan üç öykü yer alıyor. Bu öykülerden ikisi ‘Karameke’ ve ‘Sığla Ağacı’, 1983 ve 1984’te Gösteri dergisince yayımlandığında yazınla ilgili hemen herkes için müjdeli bir haber olarak algılanmış ve Kutlar’dan beklenen ikinci öykü kitabının nihayet yaklaştığı yolunda yorumlanmış. Ancak bu dönem sonrasında da beklenen ikinci kitaba ulaşılamamış. Bu bölümün, ilk kez Kitap-lık dergisinde Haziran 2009’da yayımlanan üçüncü öyküsü ‘Mühür’, anılan diğer iki öyküyle bir arada okunabilir, böylece incelikli bir bütünlük içinde de değerlendirilebilir. Metinlerin her üçü de 80 sonrası buhranlı dönemde kırsalın durumundan, oraya tekrar dönmüş bir aydının bakış açısıyla söz ediyor. Böylece aslında, ülkenin genel durumuna dair endişeli bir bıkkınlığı, duyuları iyice hassaslaşmış bir kişinin gözünden yansıtıyor.

Bundan sonraki üç bölümde Kutlar’ın geride bıraktığı yazılarından seçilen, bazı yayımlanmamış metinlerle karşılaşıyor okur. Bu metinlerden bazıları tamamlan(a)mamış. Ancak bu durum, metinlerden alınan hazzı eksiltmiyor, sadece tamamını okuyamamış olmanın burukluğunu hissettiriyor. ‘Altın’ adlı öykü, Salinger’vari dokunuşlarıyla Kutlar’ın kimseye benzemez yazınsal dokusunu en güzel hissettiren metinlerden. Bir diğer metin; “Pera”nın hemen başına, bir sinema filmi için ‘ön notlar dizini’ olduğu düşülmüş Kutlar tarafından. Devamında gelen “Pera II” adlı metindeyse, ön notlar dizisinin yazarca öyküleştirmeye başladığı anlaşılıyor. Ancak bir zamanların İstanbulu’nu merkeze alan “Pera II” adlı öykü de tamamlanamadan kalıyor.

Son bölümde yer alan üç kısa masalla tamamlanıyor kitap. Bu masallar İstanbul’a değgin ve tüm kitapta var olan Kutlar’ın reçetesi muamma yazınsal sihrinden nasibini almış. Hepsi de kısacık ama çok şey anlatıyor.

Karameke, bir ustanın yıllarca dergi sayfalarında ya da defter aralarında kalmış öykülerini bir araya getirmesi ve günışığına çıkarması bir yana, İshak’ın ellinci yıl özel baskısıyla aynı zamanda yayımlanmasıyla da, has edebiyatseverler için bir başka anlam ve değer taşıyor.

Onat Kutlar, Karameke, YKY, Eylül 2009, 120 s.

(104)

Yorum yaz