Home Öykü

Öykü

Müjde Paralı Van Gorp • Düş-me

Zey­nep eve gelir gel­mez yor­gun­luk­tan şiş­miş ayak­la­rını çıkardı ayak­ka­bı­la­rın­dan. Çora­bı­nın kaç­tı­ğını fark etti. Bir süre baş par­ma­ğı­nın ucun­daki kaçığa baktı. İnce çora­bın­daki kaçı­ğın bir­den­bire kesi­li­ve­ren ve hiç­bir yere var­ma­yan, kısa­cık tren ray­la­rına ben­ze­di­ğini düşündü. Eliyle çora­bını çekiş­ti­re­rek kaçı­ğın hız­lıca yol alma­sına, bir­bi­rine ekle­nen ray­lar halinde bacak­la­rına doğru yol alı­şına baktı. İçine bir yol­cu­luk düşü düştü. […]

Berna Durmaz • Lel

Kapı­nın kolu kay­boldu. İçe­ride kal­dık. Bir dünya insan. Olsun. Yal­nı­zım ben. Yata­ğım yor­ga­nım da bol. Yet­medi yine de. Köşe­lere bir öbek top­la­şıp otur­du­lar. Diz­le­rini karın­la­rına çekip. Hey­be­ler baş altı. Lel ağla­maya baş­ladı. İki gözü iki yumru. Hıç­kı­ra­rak. “Annem merak eder.” “Burada oldu­ğunu söy­le­din ya.” “Burası nerede?” Aklı karış­mış Lel’in. Akşamki hen­gâ­mede. “Sen yatak çıkar­dın ya Lel. Yar­dım etti­niz […]

Çağatay Uslu • Yas, Yeriden

Bir daha önüme Bak­ma­ya­ca­ğım dedi, kör Olma­mak için. I Aya­ğını sıcak tuta­cak­sın, derdi baba­an­nem. Elin­deki patik tane tane örü­lür­ken, ören ken­disi değil­miş­çe­sine bir yan­dan da konu­şurdu. Konu­şur­ken hep yüzüne bakardı insan­la­rın. Sunam, derdi, güzel kızım. Dene baka­lım şunu diye siyah üze­rine pembe sarı çiçekli yarım patiği bana uzat­tı­ğında gülen göz­leri, oooh, tam olu­yor der­ken doruğa ula­şır, çok beğen­diy­sen […]

Dilek Yılmaz • Buraların İmkânları Kısıtlı

Ege köyü oldu­ğuna inan­mak zor, insanı soğuk, top­rağı çorak. Alı­şa­ma­mış­tım. Kuru sıcak, toz top­rak bir ücra… Nere­deyse tamamı dış çekim olan film için gün boyu kavu­rucu güne­şin altında çalı­şı­yor­duk. Daha ilk gün­den su top­la­yan ensem gel­di­ği­miz­den beri ikin­ciye soyu­lu­yordu. Ekibe su, havaya nefes dayan­mı­yordu. Orta­lık karar­dığı anda sinek denip geçi­le­me­ye­cek muh­te­lif kanat­lı­la­rın geceye yayı­lan ağrılı ısı­rık­ları […]

Gonca Şensözen • Elma

“Seni kim dövdü böyle?” Sağ gözü­nün altı yarım ay şek­linde morar­mıştı. Yine de gülüm­se­meye çalı­şı­yor ve bir yan­dan da omzu düşen elbi­se­sini yukarı çekip derli toplu görün­meye uğra­şı­yordu. “Seni kim dövdü?” Adam elin­den hiç bırak­ma­dığı cep tele­fo­nuna baka­rak sor­muştu bunu. “Demin söy­le­dim ya ara­ba­nın kapısı çarptı diye.” Kol­tukta uza­nır gibi otu­ran adam hiç doğ­rul­ma­dan, yüzünü tele­fon­dan sadece bir […]

Mesut Barış Övün • Kendisi ve Sonu

– Hayat çok güzel değil mi sizce de, diye sordu bir­den. – Nere­den çıktı şimdi bu, dedim. Dedim ya, aslında bu tip çıkış­la­rına öte­den beri alış­kın­dım. – Bil­mi­yo­rum ki, dedi, öyle aklıma geldi işte. Yani insana bir sürü şey sunu­yor hayat, o kadar çeşitli ki. Bir çok şey yapa­bi­lir­sin. – Orası öyle, dedim. – Ve hep […]

Erkan Tuncay • Su Kaçıran

Ara­bada otur­muş Car­ver oku­yo­rum. Yağ­mur yağı­yor. Tamir­ci­nin önünde sıramı bek­li­yo­rum. Kapı açı­lı­yor. Seni unut­ma­dım, diyor usta. Lift boşal­sın ara­bayı ala­ca­ğız. Ben motor suyu sürekli eksi­len Golf ara­bamda kitap oku­mayı sür­dü­rü­yo­rum. Yazın bu atöl­yeye bir ayımı ver­miş­tim. Sıcak yel esi­yordu. Çatı­daki çinko tak tak diye ses çıka­rı­yordu. Sözü­müz ikide bir kesi­li­yordu. Esi­yor, sıcak esi­yor, diyor­duk. Şimdi […]

Kerem Nadir Özcan • Sevgi

Ada­mın sev­giyle bak­tı­ğını san­mış­tım kadına. İç, deh­liz, yol­cu­luk erte­si­le­rinde yeni­den kar­şı­laş­mak kadınla, yanıl­dı­ğımı fark ettirdi. İşe geç kal­mış­tım. Durak kala­ba­lıktı. Yağ­mur, ölmüş beden­ler­den ruh­ları tek tek ağdı­rı­yordu. Şeh­rin yük­sek bir böl­ge­siydi bulun­du­ğum yer. Önümde, uçsuz bucak­sız uza­nan: Evler, sokak­lar, cad­de­ler, park­lar, orman­lık alan­lar, göğe yük­se­len ruh­larla doluydu. Durakta insan­lara bakı­yor­dum. Kimi öğrenci, kimi yaşlı, kimisi tek tabanca […]

Murat Aslan • Muzlu Pasta

  Ailemi işin içine sok­ma­ya­rak, bir banka gişe­sin­den ödünç aldı­ğım parayı iade etmek için çalış­tı­ğım kafe­de­yim. Sadece hiç parası olma­yan­lara fazla gele­bi­le­cek bir mik­tardı. Haya­tımda hiç gar­son­luk yap­ma­mış­tım. ‘Yap­tım,’ dedim. Hiç refe­ran­sım yoktu. ‘Var,’ dedim. Her çay­lak pat­ronu gibi anla­mıştı tec­rü­be­siz­li­ğimi, maaş sonra belli ola­caktı, per­for­mansa göre. Her gün yüz­lerce kişi sanki bizim kafeye uğra­mak […]

Samanta Schweblin • Kazıcı

Din­len­meye ihti­ya­cım vardı, bu yüz­den şehir­den uzak bir sahil kasa­ba­sında büyük bir ev kira­la­dım. Kasa­ba­nın on beş kilo­metre öte­sin­deki bu eve mıcır kaplı bir yolda deniz yönünde iler­le­ye­rek ula­şı­lı­yordu. Yol kena­rın­daki çalı­lar bir yer­den sonra öyle gür­leşti ki ara­bayla iler­le­mek imkân­sız­laştı. Evin çatı­sını uzak­tan göre­bi­li­yor­dum. Heves­le­nip ara­ba­dan indim. Mec­bu­ren yürü­meye baş­la­dım. Hava kara­rı­yordu ve denizi […]