Home Öykü

Öykü

Hülya Bilge Gültekin • Kalırsan Uçar Bütün Kuşlar

Kalır­san uçar bütün kuş­lar. Bütün çiçek­ler açar. Sağır­lar duyar. Kör­ler görür. Yürür elsiz ayak­sız­lar. Kalır­san büyü­me­yen bütün çocuk­lar büyür. Sır­tın, diyor adam, ne güzel­miş senin. Sır­tını dönüp yata­maz insan sana. Sırt işte, diyor kadın. Ne farkı var başka sırt­lar­dan. Omur­gan dim­dik, diyor adam, omuz­la­rın da öyle. Dim­dik yaşama isteği uyan­dı­rı­yor insanda. Acık­tım, diyor kadın. Dim­dik yaşa­mak­tan […]

Atakan Boran • Nasılsın?

İyi­yim oğlum nasıl ola­ca­ğım, bil­di­ğin gibi işte. Sağı solu topar­la­dım biraz. Ev öyle dağı­nıktı ki topar­la­yana kadar canım çıktı. Bili­yor­sun baban hiç dik­kat etmi­yor, ev çöp ev olsa umu­runda değil. Alış­mış tabii rahata, arka­sı­nın top­lan­ma­sına. Bir çora­bını salon­daki kane­pe­nin altında bul­dum bugün. Hiz­met­çi­yim sanki ben, kir­li­le­rini çama­şır sepe­tine at değil mi? Artık genç deği­lim ki […]

Edogava Rampo • Aynalar Cehennemi

Kan Tanuma şu âna kadarki en tuhaf arka­daş­la­rım­dan biriydi. En başın­dan beri akli den­ge­siz­liği oldu­ğun­dan kuş­ku­la­nı­yor­dum. Kimi­leri onun sadece aca­yip biri oldu­ğunu söy­le­ye­bi­lir ama ben onun tam bir kaçık oldu­ğuna emi­nim. Her neyse, bir tür takın­tısı vardı Tanuma’nın – her tür mer­ce­ğin yanı sıra görüntü yan­sı­ta­bi­len her şeye dair çıl­gınca bir iptila. Çocuk­ken bile yal­nızca […]

Yiğit Ayaz • Gaip / Rüya

Ültibe mev­si­min­deki ay yüzlü kadına… Gece. Dışa­rıda sicim gibi yağan yağ­mur, pen­ce­re­leri, kapıya daya­nan ala­caklı gibi dövü­yor. Ev bir soka­ğın bir cad­deyle bir­leş­tiği köşede. Oda­nın iki pen­ce­re­sin­den biri sokağa, öbürü cad­deye bakı­yor. Odayı loş bir koyu sarıya bürü­yen ışık, ver­nikli ahşap yer döşe­me­leri üze­rinde süzü­lü­yor. Işı­ğın bu kesa­feti mera­kımı cel­be­di­yor, tavana bakı­yo­rum. Tavanda ampul yok. Odaya göz […]

Emrah Sağlam • Tamamlanamadım

Ses­siz­liğe ses olu­yor, çalan davula güm. Nere­den düşerse düş­sün yıl­dız top­lu­yor, yıl­dız dökü­yor, yıl­dız gülü­yor… Bir ağlı­yo­rum ayna­lar çat­lı­yor. Çay dem­le­ni­yor, serçe par­ma­ğımda renkli kur­dele gece­nin bu vak­tinde, kesi­len her yerde su, aksın cen­nette. Bu kadar temiz, bu kadar cenindi içim. Ken­dim için… Ama ben bili­yor­dum, yıl­lar sonra her şey nor­mal gider­ken aklıma gele­ce­ğini ve sonra […]

Uğur Nazlıcan • İçeride Kalan

“Şu kam­yon kasa­la­rında ta bu dağ başına kadar gelen hikâ­ye­ler de bitince bir­bi­ri­nize ne anla­ta­cak­sı­nız, bil­mi­yo­rum.” Solak Rıza kolunu kal­dır­mış, asla ula­şa­ma­ya­ca­ğı­mızı bil­dik­leri hedef­leri gös­te­ren büyük adam hey­kel­leri gibi, kah­ve­hane kapı­sı­nın önün­deki kam­yon­ları gös­te­ri­yordu işa­ret­par­ma­ğıyla. Kolunu indirse bir daha kal­dır­maya ömrü vefa eder miydi, bilin­mez; bu nedenle belki de kolunu indir­me­den işa­ret­par­ma­ğını kam­yon­lar­dan Ocakçı Kamil’e […]

Deniz Moralıgil • Kısa Kısa Öyküler

Bahşiş Adam kafe­ter­ya­dan ayrıl­dı­ğında masa­sında zarif el yazı­sıyla dolu, minik bir peçete yığını bıraktı. Gar­son bu not­ları giz­lice önlü­ğü­nün cebine attı, evin­deki eski bir kutu­nun içinde birik­ti­ri­yor. Peçe­te­ler dolusu karak­ter, uydurma ya da ger­çek bir sürü anı ve bir yer­lere var­ma­yan diya­log­larla dolu bir kutusu vardı artık genç ada­mın.   Bir Daha Hiç Ayrılmadık Annem biraz […]

Derya Sönmez • Ankara'da Denize Karşı

En çok boz­kı­rın orta­sın­daki denizi seve­rim. Koca­man yap­raklı ağaç­la­rın göl­ge­sinde at kes­ta­ne­le­ri­nin üstüne basa­rak yokuş aşağı bir­den kar­şıma çıka­cak gibi olanı. Hayda, derim. Şimdi dur­duk yerde nere­den çıktı bu deniz. Denizi gören, kıyı­sında otu­rup içmeye bir bar­dak çay, çayı bulsa soh­bete dost ara­ya­cak. Üstümde hafif bir elbise, aya­ğımda san­da­let­lerle deniz kena­rında bulu­rum ken­dimi sonra. Ensem­den […]

Nibel Genç • Gayet Mühim Tespitlerin Yazıldığı Defter

Mini­bü­sün kapı­sını kapat­tık­tan sonra kuze­nim Hıdır’a, “Tamam­dır, gide­bi­li­riz,” dedim. Eczacı Kemal’in otur­duğu kol­tu­ğun ucuna ili­şi­ve­rince Arakel’e doğru kaydı. Ara­kel gülüm­se­yince ben de gülüm­se­dim. Heye­can­lan­dım tabii. Res­sam­mış. Ben daha önce hiç res­sam gör­me­miş­tim. Köyü­müze uzak­lar­dan gelen bir Ermeni de gör­me­miş­tim. Bun­ları düşü­nünce heye­ca­nım arttı. Eczacı Kemal söy­le­nip duru­yordu. “Şimdi ola­cak şey miydi?” Naka­ratı buydu. Evet bu […]

Zafer Doruk • İsmiyel

Turan amcam evlen­dik­ten kısa bir süre sonra yine ceza­evine gir­mişti. Baba­mın bel ağrı­ları artınca çok çok macun şeke­rini annem mahal­le­nin çocuk­la­rına evde sat­maya baş­la­mıştı. Cam kapaklı, beş altı gözlü yuvar­lak bir tep­si­nin her gözünde ayrı renk­ten macun­ları kes­kiyle sün­dü­re­rek çıka­rı­yor, çöp­le­rin başına dola­yıp çocuk­lara satı­yordu. Evi­mi­zin ekmek parası çıkı­yordu. Renk­leri, cam bil­ye­ler gibi pırıl pırıl […]