Home Öykü Kısa Kısa Öykü

Kısa Kısa Öykü

Mesut Barış Övün • Kendisi ve Sonu

– Hayat çok güzel değil mi sizce de, diye sordu bir­den. – Nere­den çıktı şimdi bu, dedim. Dedim ya, aslında bu tip çıkış­la­rına öte­den beri alış­kın­dım. – Bil­mi­yo­rum ki, dedi, öyle aklıma geldi işte. Yani insana bir sürü şey sunu­yor hayat, o kadar çeşitli ki. Bir çok şey yapa­bi­lir­sin. – Orası öyle, dedim. – Ve hep […]

Kerem Nadir Özcan • Sevgi

Ada­mın sev­giyle bak­tı­ğını san­mış­tım kadına. İç, deh­liz, yol­cu­luk erte­si­le­rinde yeni­den kar­şı­laş­mak kadınla, yanıl­dı­ğımı fark ettirdi. İşe geç kal­mış­tım. Durak kala­ba­lıktı. Yağ­mur, ölmüş beden­ler­den ruh­ları tek tek ağdı­rı­yordu. Şeh­rin yük­sek bir böl­ge­siydi bulun­du­ğum yer. Önümde, uçsuz bucak­sız uza­nan: Evler, sokak­lar, cad­de­ler, park­lar, orman­lık alan­lar, göğe yük­se­len ruh­larla doluydu. Durakta insan­lara bakı­yor­dum. Kimi öğrenci, kimi yaşlı, kimisi tek tabanca […]

Öznur Derya Değirmencioğlu • Ihlamur Kokusu

Işıkta kama­şan yeşil göz­le­rini açtı. Bulut­suz gök­yü­züne baktı. Beyaz bir güver­cin aradı göz­leri. Ona ıhla­mur koku­sunu geti­re­cek… Etra­fında yük­se­len ses­ler­den biha­ber. İçin­deki çeliş­ki­ler yumak yumak olmuş, arap­sa­çına dön­müş­ken bir yenisi daha eklen­mişti şimdi. Ne başın­dan süzü­len sıcak kan ne de elini kesen çatı­daki tel­leri düşü­nü­yordu. Sev­diği kadınla evlendi. Yeni doğ­muş siyah saçlı kız çocu­ğunu sevdi. […]

Mustafa Orman • Eksik

Tele­viz­yo­nun camı kırık; koca delik, kab­losu kopuk, üzeri toz top­rak. Ada­mın dili ker­pe­ten sıkılı. Oğul­la­rı­nın sır­tına Allah’ın elleri ola­bi­len baba­la­rın sonun­cusu. Göğe bakı­yor dur­ma­dan, elleri açık, Allah görü­nürde yok. İçin­de­ki­leri elin­deki tes­pihle say­dı­rı­yor. Azap, afat, bela yüzünde kamış kamış. Şakak­la­rında damar damar sinir. Bıyık­ları sarar­mış ada­mın. Ayak­ka­bı­ları çamurlu, paça­ları da buna dahil. Yanına var­dım. Yıkık. Sar­dığı tütün bile­ğin­deki sar­gılı […]

Haluk Mesci • Dövme

Hafif bir uyku­nun için­den fren ses­leri duyu­yo­rum, kaçıncı kez ise artık… Ankara’ya giden yataklı Eskişehir’e gel­miş olmalı. Per­de­ler kapalı ama, nedense duru­lan istas­yo­nun Eski­şe­hir olduğu duy­gusu var bende. Çünkü hep burada uya­nı­yo­rum. Ya İstanbul’dan beri uykumu aldı­ğım­dan, ya bu kentte geçen çocuk­lu­ğu­mun ve ilk genç­li­ği­min anı­ları bilin­çal­tımda uyan­dı­ğın­dan. Timex Indiglio’mun ışıklı kad­ranı 3.30’u gös­te­ri­yor. Tre­nin bir yer­le­rinde kapı­lar […]

Deniz Moralıgil • Kısa Kısa Öyküler

Bahşiş Adam kafe­ter­ya­dan ayrıl­dı­ğında masa­sında zarif el yazı­sıyla dolu, minik bir peçete yığını bıraktı. Gar­son bu not­ları giz­lice önlü­ğü­nün cebine attı, evin­deki eski bir kutu­nun içinde birik­ti­ri­yor. Peçe­te­ler dolusu karak­ter, uydurma ya da ger­çek bir sürü anı ve bir yer­lere var­ma­yan diya­log­larla dolu bir kutusu vardı artık genç ada­mın.   Bir Daha Hiç Ayrılmadık Annem biraz […]

Mehmet Fırat Sarı • Renklerin Öğretisi

Uyum Renk­ler diya­rında renk­ler yaşardı. Hepsi bir­bi­rin­den ayrı ve kopuk. Her renk kendi çev­re­sine yük­sek ve kalın duvar­lar örmüştü. Ve bu duvar­la­rın arka­sın­dan bir­bir­le­rine bağı­rıp durur­lardı. Ben daha güze­lim, ben daha iyi­yim, diye. Her ren­gin kendi taraf­tar­ları vardı. Bu taraf­tar­lar, diğer renk­leri hiç gör­me­dik­leri halde kendi duvar­la­rı­nın için­deki ren­gin en güzel renk oldu­ğunu söy­le­yip diğer […]

Deniz Çölgeçen • Kısa Kısa Öyküler

Bir Bahar Günü... O güzel bahar gününü, deniz kıyı­sın­daki iyot koku­sunu nasıl cehen­neme çevir­din? Nasıl yapa­bil­din bunu? Ara­dan beş koca yıl geçti. Göz­le­rimi kapa­tıp seni düşün­dü­ğümde sanki dün­müş gibi ürpe­rir içim, sız­lar kal­bim. Bura­lar kış, hava buz gibi tıpkı o bahar günü benim için olduğu gibi. Bahar­lar benim buraya gel­mi­yor artık, hatta tek mev­sim yaşı­yo­rum ben, kış. Her […]

Zeynep Sönmez • Ölü Doğan Aşk

Geçen gün ömür­den­dir, diye sayık­lı­yordu, onu denize nazır bir çay bah­çe­sinde yal­nız bırak­tı­ğım­dan beri. Nice zaman bek­ledi orada. Öpü­şür­ken kok­la­maya doya­ma­dı­ğım tar­çın kızılı sakalı uzadı denize doğru, avuç­la­dı­ğım gür saç­ları da. Yüzü­nün kırı­şık­lık­la­rına kum doldu. Bana uza­tır­ken alev alev yanan elleri kav­ruldu. Ilık bakışlı kah­ve­rengi göz­leri karardı ve içimde yeşe­ren bütün sev­giyi ver­di­ğim kalbi kurudu. […]

Pınarnaz Eren • Dokunaç

Masa­da­yız. İrem, Edibe, Ekin, ben. Yemek yiyo­ruz. Kare masa. Ekin kar­şımda, İrem yanımda, Edibe çap­ra­zımda. Konuş­mu­yo­ruz. Bili­yo­rum, her­ke­sin aklı ses­siz­liği boza­cak giriş cüm­le­sini arı­yor. Oysaki kaç yıl­lık arka­daş­la­rız. Eski­den bir­likte ses­siz de kala­bi­lir­dik. Artık çok yal­nı­zım. Bir an bir çıtırtı. Ekin’in kafa­tası çat­ladı. Göz göze­yiz. Çat­lak­lar­dan doku­naç­lar çıkı­yor. Üç tane. Ahta­pot­la­rın­kine ben­zi­yor. Benek benek, yapış […]