Home Öykü Kısa Kısa Öykü

Kısa Kısa Öykü

Hüseyin Bul • Huysuz

Efen­dim iyi gün­ler, milen­yum araş­tırma şir­ke­tin­den arı­yo­rum, zama­nı­nız varsa bir­kaç daki­ka­nızı ala­cam. Size de iyi gün­ler, sağ olun, nere­den dedi­niz? Milen­yum araş­tırma şir­keti efen­dim. Kusura bak­ma­yın, ina­nın ki hiç zama­nım yok. Efen­dim çok kısa süre­cek, beş dakika. Beş dakika çok uzun bir süre. Tamam, efen­dim, kısalt­maya çalı­şa­ca­ğım. Zaman­dan mı çala­cak­sı­nız yoksa soru­lar­dan mı? Efen­dim? Diyo­rum ki beş dakika […]

Haden Öz • Tokat

Yıl­lar önce, baba­sın­dan nef­ret eden bir gençle soh­bet etmiş­tim. Uzun uzun baba­sına olan nef­re­tini anlat­mıştı. Onun dün­yaya bakı­şın­dan, etra­fın­daki insan­lara karşı tavır­la­rın­dan, konuş­ma­la­rın­dan, şaka­la­rın­dan, öfke­sin­den hatta jest ve mimik­le­rin­den bile nef­ret edi­yordu. Ama bu nef­ret­ten hiç kim­seye bah­set­me­mişti. O gece belki bir daha asla göre­me­ye­ceği bir yabancı olan bana anlat­mak gel­mişti için­den. Böy­le­likle belki nef­reti […]

Diego Tatián • Ölülerin Kırılgan Hafızası

Ölü­ler her zaman çocuk­luk­la­rı­nın geç­tiği evi anım­sar­lar, ama asla tama­mını değil. Bazen, bir kış akşamı, yemek­le­rin pişi­ril­diği oca­ğın yanında, karar­sız bir şaş­kın­lıkla, ora­dan çık­mak ve anı­la­rında yatak oda­sına git­mek iste­se­ler de bunu yapa­maz­lar. Ya da yal­nızca yatak­tan görü­le­bil­diği kada­rıyla yatak oda­sını anım­sar, mut­fağı, yeme­ğin tabak­lara koyul­duğu masayı, evin kar­şı­sını, ağaç­ları anım­sa­ya­maz­lar. Ölü­ler yaşa­yan­lar­dan daha az […]

Remzi Karabulut • Tepeyi Aşınca – Kontörsüz Pezevenk

Tepeyi Aşınca Kır­mızı top­rak­lar üstünde yürüye yürüye bir hal olmuş­tuk. Top­rakta yürü­mek iyi gelir diyor­lar bir de. Meca­li­miz kal­madı, öldük yor­gun­luk­tan. Bir­den yağ­mura ben­zer bir çise­le­me­nin altında bul­duk ken­di­mizi. Bu tepe­nin ara­sında devasa bir şelale var dedi­ler. Tepeyi aşınca gör­dü­ğü­müze ina­na­ma­dık. Anla­tı­lan­dan daha büyük bir su çok yük­sek­ler­den bir göle akı­yordu. Bu göl neden kır­mızı, […]

Aydın Öztürk • İlham

“Tamam şu anda yoğu­num, yoğu­num işte, seni sonra ara­rım, oldu mu, hadi kapa­tı­yo­rum.” No tuşuna bas­mamla yeni­den çal­ması bir olu­yor tele­fo­nun. Canım. “Canım, beş dakika sonra sana döne­yim mi, tamam mı, hadi görü­şü­rüz.” Ne olu­yor bu insan­lara be, sıraya gir­miş beni arı­yor­lar. Tepem­deki martı top­lu­luğu müt­hiş bir gürültü kopa­rı­yor, han­diyse başımı gaga­la­ya­cak­lar. Bu kadar mı aç […]

Sadık Dipsiz • Dinozor

Gün­ler­den 13 Kasım, o gün bir deliyle kar­şı­laş­tım. Hiç ayrı­mına var­ma­dım ilkin. Öylece yürü­yor­dum kal­dı­rımda. İri göv­de­siyle can­hı­raş önüme atla­dı­ğında irki­le­rek fark ettim. Ters bir şey­ler ola­ca­ğını his­set­tim, kork­tum, küçüldü göv­dem. Kız­gın bir boğa­nınki gibi lav­lar boşa­lı­yordu burun delik­le­rin­den. Tütün­den sarar­mış diş­leri köpük köpüktü. Ne oldu­ğunu anla­ma­dan, tükü­rür gibi, “Pis­lik,” deyip geçti. Dönüp arka­sın­dan bak­tım, […]

Mesut Barış Övün • Yuh!

Bana da yabancı bir kız bul­sana, dedi adam. Sen kendi kızını ken­din niye bul­mu­yor­sun, diye sordu kadın. Aldığı yanıt, İşte sen tanı­yor­sun, bir sürü Ame­ri­kalı arka­da­şın var, oldu. Ben bir­çok da Türk kızı tanı­yo­rum, dedi kadın, sonuçta ner­deyse bir yıl­dır bura­da­yım. Yo, dedi adam hemen. Yo hayır, Türk kızı olmaz, Neden­miş o, diye sordu kadın. Aldığı yanıt, Ben daha evlen­meyi […]

Cem Yıldız • Ölünün Mektubu

Mezar­la­rın­dan mek­tup­lar yazan bir ölü­yüm ben, henüz çekil­me­miş olan kanımla mürek­kep kopan kemik­le­rim­den kalem yapıp yaz­dı­ğım mek­tup­lar, onlar­dan biri geçti şimdi eli­nize. Kâğıt­tan değil, son­ba­harda üze­rime düşen yap­rak­lar­dan yapılma bir mek­tup bu. Onun için her mek­tup başka renkte olur, son­ba­har ne renge boyarsa yap­rak­ları o renk olur mek­tup­la­rım. Bazen turuncu, bazen kır­mızı ya da sarı. Ama […]

Ferit Edgü • Sikke - Dostluk

Sikke Kar­la­rın ve buzul­la­rın eri­meye baş­la­dığı gün­ler­den birinde, çocuk­lar­dan biri, elime gümüş bir sikke tutuş­turdu. Sik­ke­nin bir yüzünde, ne anlama gel­di­ğini bil­me­di­ğim, ter­sine yazılı bir işa­ret vardı. Öteki yüzünde ise bir balık. Balıklı bir sik­ke­nin, burada ne işi oldu­ğunu sor­dum ken­dime. Çocuğa, sik­keyi nerede bul­du­ğunu sor­dum. Dere yata­ğında bul­muş. “Sular akı­yordu ve para orda parıl­dı­yordu” […]

Aydın Öztürk • Özgür Sokak

ÖYKÜ Bir sokak yap­mış­lardı. Adı Özgür Sokak. Oraya hep hay­ret etmiş ve hay­ran­lık duy­muştu. Bugün anne­si­nin aldığı ama daha baba­sına gös­te­re­me­diği elbi­se­siyle çıksa mıydı o sokağa? Özgürce. Tam zama­nıydı. “Anne ben çıkı­yo­rum,” dedi. “Nereye?” “Özgür Sokak’ta dolaş­maya.” “Yemeğe geç kalma, baban da gelir şimdi.” “Geç kal­mam.” Mut­fak­taki anne­sine görün­me­den geçirdi üstüne yeni elbi­se­sini. Attı ken­dini sokağa. Hızla […]