Home Öykü Kısa Kısa Öykü

Kısa Kısa Öykü

Kerem Nadir Özcan • Sevgi

Adamın sevgiyle baktığını sanmıştım kadına. İç, dehliz, yolculuk ertesilerinde yeniden karşılaşmak kadınla, yanıldığımı fark ettirdi. İşe geç kalmıştım. Durak kalabalıktı. Yağmur, ölmüş bedenlerden ruhları tek tek ağdırıyordu. Şehrin yüksek bir bölgesiydi bulunduğum yer. Önümde, uçsuz bucaksız uzanan: Evler, sokaklar, caddeler, parklar, ormanlık alanlar, göğe yükselen ruhlarla doluydu. Durakta insanlara bakıyordum. Kimi öğrenci, kimi yaşlı, kimisi tek tabanca […]

Öznur Derya Değirmencioğlu • Ihlamur Kokusu

Işıkta kamaşan yeşil gözlerini açtı. Bulutsuz gökyüzüne baktı. Beyaz bir güvercin aradı gözleri. Ona ıhlamur kokusunu getirecek… Etrafında yükselen seslerden bihaber. İçindeki çelişkiler yumak yumak olmuş, arapsaçına dönmüşken bir yenisi daha eklenmişti şimdi. Ne başından süzülen sıcak kan ne de elini kesen çatıdaki telleri düşünüyordu. Sevdiği kadınla evlendi. Yeni doğmuş siyah saçlı kız çocuğunu sevdi. […]

Mustafa Orman • Eksik

Televizyonun camı kırık; koca delik, kablosu kopuk, üzeri toz toprak. Adamın dili kerpeten sıkılı. Oğullarının sırtına Allah’ın elleri olabilen babaların sonuncusu. Göğe bakıyor durmadan, elleri açık, Allah görünürde yok. İçindekileri elindeki tespihle saydırıyor. Azap, afat, bela yüzünde kamış kamış. Şakaklarında damar damar sinir. Bıyıkları sararmış adamın. Ayakkabıları çamurlu, paçaları da buna dahil. Yanına vardım. Yıkık. […]

Haluk Mesci • Dövme

Hafif bir uykunun içinden fren sesleri duyuyorum, kaçıncı kez ise artık… Ankara’ya giden yataklı Eskişehir’e gelmiş olmalı. Perdeler kapalı ama, nedense durulan istasyonun Eskişehir olduğu duygusu var bende. Çünkü hep burada uyanıyorum. Ya İstanbul’dan beri uykumu aldığımdan, ya bu kentte geçen çocukluğumun ve ilk gençliğimin anıları bilinçaltımda uyandığından. Timex Indiglio’mun ışıklı kadranı 3.30’u gösteriyor. Trenin bir […]

Deniz Moralıgil • Kısa Kısa Öyküler

Bahşiş Adam kafeteryadan ayrıldığında masasında zarif el yazısıyla dolu, minik bir peçete yığını bıraktı. Garson bu notları gizlice önlüğünün cebine attı, evindeki eski bir kutunun içinde biriktiriyor. Peçeteler dolusu karakter, uydurma ya da gerçek bir sürü anı ve bir yerlere varmayan diyaloglarla dolu bir kutusu vardı artık genç adamın.   Bir Daha Hiç Ayrılmadık Annem biraz […]

Mehmet Fırat Sarı • Renklerin Öğretisi

Uyum Renkler diyarında renkler yaşardı. Hepsi birbirinden ayrı ve kopuk. Her renk kendi çevresine yüksek ve kalın duvarlar örmüştü. Ve bu duvarların arkasından birbirlerine bağırıp dururlardı. Ben daha güzelim, ben daha iyiyim, diye. Her rengin kendi taraftarları vardı. Bu taraftarlar, diğer renkleri hiç görmedikleri halde kendi duvarlarının içindeki rengin en güzel renk olduğunu söyleyip diğer […]

Deniz Çölgeçen • Kısa Kısa Öyküler

Bir Bahar Günü… O güzel bahar gününü, deniz kıyısındaki iyot kokusunu nasıl cehenneme çevirdin? Nasıl yapabildin bunu? Aradan beş koca yıl geçti. Gözlerimi kapatıp seni düşündüğümde sanki dünmüş gibi ürperir içim, sızlar kalbim. Buralar kış, hava buz gibi tıpkı o bahar günü benim için olduğu gibi. Baharlar benim buraya gelmiyor artık, hatta tek mevsim yaşıyorum ben, kış. […]

Zeynep Sönmez • Ölü Doğan Aşk

Geçen gün ömürdendir, diye sayıklıyordu, onu denize nazır bir çay bahçesinde yalnız bıraktığımdan beri. Nice zaman bekledi orada. Öpüşürken koklamaya doyamadığım tarçın kızılı sakalı uzadı denize doğru, avuçladığım gür saçları da. Yüzünün kırışıklıklarına kum doldu. Bana uzatırken alev alev yanan elleri kavruldu. Ilık bakışlı kahverengi gözleri karardı ve içimde yeşeren bütün sevgiyi verdiğim kalbi kurudu. […]

Pınarnaz Eren • Dokunaç

Masadayız. İrem, Edibe, Ekin, ben. Yemek yiyoruz. Kare masa. Ekin karşımda, İrem yanımda, Edibe çaprazımda. Konuşmuyoruz. Biliyorum, herkesin aklı sessizliği bozacak giriş cümlesini arıyor. Oysaki kaç yıllık arkadaşlarız. Eskiden birlikte sessiz de kalabilirdik. Artık çok yalnızım. Bir an bir çıtırtı. Ekin’in kafatası çatladı. Göz gözeyiz. Çatlaklardan dokunaçlar çıkıyor. Üç tane. Ahtapotlarınkine benziyor. Benek benek, yapış […]