Home Öykü Kısa Öykü

Kısa Öykü

Berna Durmaz • Lel

Kapı­nın kolu kay­boldu. İçe­ride kal­dık. Bir dünya insan. Olsun. Yal­nı­zım ben. Yata­ğım yor­ga­nım da bol. Yet­medi yine de. Köşe­lere bir öbek top­la­şıp otur­du­lar. Diz­le­rini karın­la­rına çekip. Hey­be­ler baş altı. Lel ağla­maya baş­ladı. İki gözü iki yumru. Hıç­kı­ra­rak. “Annem merak eder.” “Burada oldu­ğunu söy­le­din ya.” “Burası nerede?” Aklı karış­mış Lel’in. Akşamki hen­gâ­mede. “Sen yatak çıkar­dın ya Lel. Yar­dım etti­niz […]

Çağatay Uslu • Yas, Yeriden

Bir daha önüme Bak­ma­ya­ca­ğım dedi, kör Olma­mak için. I Aya­ğını sıcak tuta­cak­sın, derdi baba­an­nem. Elin­deki patik tane tane örü­lür­ken, ören ken­disi değil­miş­çe­sine bir yan­dan da konu­şurdu. Konu­şur­ken hep yüzüne bakardı insan­la­rın. Sunam, derdi, güzel kızım. Dene baka­lım şunu diye siyah üze­rine pembe sarı çiçekli yarım patiği bana uzat­tı­ğında gülen göz­leri, oooh, tam olu­yor der­ken doruğa ula­şır, çok beğen­diy­sen […]

Dilek Yılmaz • Buraların İmkânları Kısıtlı

Ege köyü oldu­ğuna inan­mak zor, insanı soğuk, top­rağı çorak. Alı­şa­ma­mış­tım. Kuru sıcak, toz top­rak bir ücra… Nere­deyse tamamı dış çekim olan film için gün boyu kavu­rucu güne­şin altında çalı­şı­yor­duk. Daha ilk gün­den su top­la­yan ensem gel­di­ği­miz­den beri ikin­ciye soyu­lu­yordu. Ekibe su, havaya nefes dayan­mı­yordu. Orta­lık karar­dığı anda sinek denip geçi­le­me­ye­cek muh­te­lif kanat­lı­la­rın geceye yayı­lan ağrılı ısı­rık­ları […]

Gonca Şensözen • Elma

“Seni kim dövdü böyle?” Sağ gözü­nün altı yarım ay şek­linde morar­mıştı. Yine de gülüm­se­meye çalı­şı­yor ve bir yan­dan da omzu düşen elbi­se­sini yukarı çekip derli toplu görün­meye uğra­şı­yordu. “Seni kim dövdü?” Adam elin­den hiç bırak­ma­dığı cep tele­fo­nuna baka­rak sor­muştu bunu. “Demin söy­le­dim ya ara­ba­nın kapısı çarptı diye.” Kol­tukta uza­nır gibi otu­ran adam hiç doğ­rul­ma­dan, yüzünü tele­fon­dan sadece bir […]

Erkan Tuncay • Su Kaçıran

Ara­bada otur­muş Car­ver oku­yo­rum. Yağ­mur yağı­yor. Tamir­ci­nin önünde sıramı bek­li­yo­rum. Kapı açı­lı­yor. Seni unut­ma­dım, diyor usta. Lift boşal­sın ara­bayı ala­ca­ğız. Ben motor suyu sürekli eksi­len Golf ara­bamda kitap oku­mayı sür­dü­rü­yo­rum. Yazın bu atöl­yeye bir ayımı ver­miş­tim. Sıcak yel esi­yordu. Çatı­daki çinko tak tak diye ses çıka­rı­yordu. Sözü­müz ikide bir kesi­li­yordu. Esi­yor, sıcak esi­yor, diyor­duk. Şimdi […]

Murat Aslan • Muzlu Pasta

  Ailemi işin içine sok­ma­ya­rak, bir banka gişe­sin­den ödünç aldı­ğım parayı iade etmek için çalış­tı­ğım kafe­de­yim. Sadece hiç parası olma­yan­lara fazla gele­bi­le­cek bir mik­tardı. Haya­tımda hiç gar­son­luk yap­ma­mış­tım. ‘Yap­tım,’ dedim. Hiç refe­ran­sım yoktu. ‘Var,’ dedim. Her çay­lak pat­ronu gibi anla­mıştı tec­rü­be­siz­li­ğimi, maaş sonra belli ola­caktı, per­for­mansa göre. Her gün yüz­lerce kişi sanki bizim kafeye uğra­mak […]

Samanta Schweblin • Kazıcı

Din­len­meye ihti­ya­cım vardı, bu yüz­den şehir­den uzak bir sahil kasa­ba­sında büyük bir ev kira­la­dım. Kasa­ba­nın on beş kilo­metre öte­sin­deki bu eve mıcır kaplı bir yolda deniz yönünde iler­le­ye­rek ula­şı­lı­yordu. Yol kena­rın­daki çalı­lar bir yer­den sonra öyle gür­leşti ki ara­bayla iler­le­mek imkân­sız­laştı. Evin çatı­sını uzak­tan göre­bi­li­yor­dum. Heves­le­nip ara­ba­dan indim. Mec­bu­ren yürü­meye baş­la­dım. Hava kara­rı­yordu ve denizi […]

Seyfi Gençer • Canı Sıkılan Adam

Ken­dimi evden dışarı attı­ğım iyi oldu. Sıkın­tı­dan pat­la­ya­cak­tım. Bu metro deni­len yeraltı cana­varı kılıklı araca bin­mek için arzın yedi kat altına inip en az beş yüz metre yol tep­mek biraz sini­rimi bozsa da Kadıköy’e ulaş­tım. Olsun, dedim. Olsun, hiç olmazsa İstan­bul tra­fi­ğini gör­me­din. Metro çıkı­şında elinde gita­rıyla bir deli­kanlı, güf­te­lere ala­ka­sız anlam­lar yük­le­ye­rek söz­cük­leri ağzında […]

Dilek Karaaslan • Boşluklar Olmalı

Sıkı sıkıya kapat­tığı koyu yeşil renkli, modası geç­miş kadife per­de­le­rin göl­ge­le­diği loş salonda, pen­ce­reye doğru iler­ledi kadın. Uza­nıp per­de­leri ara­ladı biraz. Yüzünü ekşitti, Bu ev de benimle bir­likte çürü­yor, diye mırıl­dandı. Dışarda her­kesi ısın­maya ve taze­len­meye çağı­ran harika bir Mayıs güneşi ışıl­da­ya­rak günü aydın­la­tı­yordu. Soka­ğın sonun­daki park, kuş cıvıl­tı­ları, neşeli çocuk ses­leri, genç anne­ler; hiç […]

Edna O’Brien • Madam Kassandra

Niha­yet niha­yet. Nere­deyse bir saat­tir dola­şı­yo­rum… neyse ki şu parıl­da­yan güneş­ten korun­mak için şem­si­yemi almış­tım yanıma. En az yirmi üç derece olmalı hava… zavallı top­rak kav­ru­lu­yor… yıl­lan­mış yabani otlar bile kuru­yor, can veri­yor yük­sü­kot­ları. Hep sev­mi­şim­dir arı­la­rın yük­sü­kot­la­rı­nın içine soku­lu­şunu… serin­le­mek için, balözü için… rahat­la­rına bak­mak için; “Beyazlı morlu yük­sü­kot­la­rı­nın kap­la­dığı, çan­çi­çek­le­ri­nin açtığı yerde…”1 çok […]