Home Öykü Kısa Öykü

Kısa Öykü

J. D. Salinger • Bu Sandviçte Mayonez Yok

Ben de kam­yo­nun için­de­yim, emni­yet keme­rinde otu­ru­yor, çıl­gın Geor­gia yağ­mu­run­dan korun­maya çalı­şı­yo­ruz. Özel Servisler’den teğ­me­nin gel­me­sini bek­li­yo­ruz, haşin­leş­meyi bek­li­yo­ruz. Ken­dimi her an haşin­le­şe­cek­miş gibi prog­ram­la­dım. Araçta otuz dört kişi­yiz ve sadece otu­zu­nun dansa git­me­sine izin var. Dördü kal­mak zorunda. Sağım­daki ilk dört adamı, gülünç çığı­rış­la­rına son ver­mek adına bıçak­la­mayı plan­lı­yo­rum, eşza­manlı ola­rak, bağıra çağıra “Off […]

Şeyma Koç • Akşam Güneşinin Külleri

Bir istek uyan­mıştı içimde. Fır­la­dım yatak­tan. “Nasıl­sın beyim?” Sokak­tan bir ada­mın sesi geli­yordu. Kim bilir kimeydi bu baş belası soru. Ruhu ne fakirdi bu soylu saba­hın! Oysa benim dudak­la­rım incin­mişti, bu soka­ğın soy­suz akşa­mında. O akşam­dan sonra biri­leri de bana nasıl­sın diye her sor­du­ğunda, bu soruyu bir kere de ben içim­den tek­rar eder olmuş­tum: Nasıl­dım? İyiy­dim. […]

Firat Cewerî • Hayat Hikâyem

Sabah üstümde bir ağır­lıkla uyan­dım erken­den. Biri­leri kafama tok­makla vur­muştu sanki. Yavaş yavaş ken­dime gel­dim. Doğ­rusu tam ola­rak ken­dime gel­miş değil­dim. Hâlâ üstümde bir mah­mur­luk vardı. Bir hafif­lik his­set­ti­ğimde çırıl­çıp­lak oldu­ğumu fark ettim. O zaman ürper­tiyle otur­dum yatağa. Tan­rım, nere­dey­dim ben? Kimin evin­dey­dim? Kimin yata­ğın­day­dım? Bu yatağa nasıl gir­miş­tim? Siyah yata­ğın üze­rinde pembe bir yor­gan […]

Taylan Asır • Minör-X

Mut­su­zum.  Dahası karam­sa­rım da. Üste­lik boylu boyunca. Uzun süre­dir bu hal­de­yim. İçimde yaşama isteği yok. Fakat ölme isteği de yok. Her­hangi bir şeyi değiş­tirme, çeki­dü­zen verme, açı­lıp saçılma, giyi­nip kuşanma, düşünme, alçalma ya da yük­selme isteği de yok. Her gün hep aynı şey­leri yapı­yo­rum. Sabah kal­kıp çalı­şı­yo­rum. Akşam Baca­nak bira­ha­ne­sinde altı ya da yedi bira […]

Müge Şenel • Feride

“İçim­deki çocuk… O, benim. Ben, oyum. Koru­ya­bil­di­ğim kadar saf, düşü­ne­bil­di­ğim kadar ger­çek.” Feride’yi gör­düm Mer­ci­mek Sokak’ta. Yolun sol­ca­ğı­zında, kal­dı­rıma otu­ru­ver­miş, elle­rini kafes yap­mış, merak­lan­dı­rı­yor yüre­ci­ğimi kör olma­ya­sıca. “Ne var avcunda? Hı? Ne sak­lı­yor­sun?” demek düştü benim de mera­kıma. Aman boy­nunu bir bükü­verdi, bir bakı­verdi ki sorma. “Hiiiç!” dedi, telaş­lıca göz­le­rini kaçı­rıp. Gene üstü başı pek bir haraptı, pis-pasak […]

Isaac Asimov • Yağmur Yağmur Uzak Dur Bizden

Lil­lian Wright, “İşte yine orada,” dedi. Bir taraf­tan da titiz­likle jalu­zi­leri düzel­ti­yordu. “Orada, George.” İzle­ye­ceği beyz­bol maçı için tele­viz­yo­nun par­lak­lı­ğını ayar­la­maya çalı­şan kocası, Lillian’a, “Kim orada?” diye sordu. “Bayan Sak­ker,”* diye yanıt veren Lil­lian, koca­sı­nın, “O da kim?” şek­lin­deki malum soru­sunu ağzına tık­mak için hemen­ce­cik devam etti: “Yeni kom­şu­la­rı­mız.” “Ah, tamam.” “Güneş­le­ni­yor. Ne zaman gör­sem güne­şin […]

Ümit Yılmaz • Balık Gözlü, Martı Kanatlı Kuzgun

Kum saatine bakıp duru­yo­rum, camın için­deki salı­nım­ları hoşuma gidi­yor, ters çev­ril­di­ğinde yavaş yavaş çöken bir düz­lük ve daral­mış alan­dan dökü­len kum tane­le­ri­nin siv­ril­miş tepe­den aşa­ğıya yuvar­la­nış­ları, şiir­sel bir izlence etkisi yara­tı­yor. Kâğıt­la­rın üze­rinde kol­la­rımı bir­leş­ti­rip başımı yas­lı­yor, kum tane­le­rini izli­yo­rum. Dışa­rı­dan arada bir şark eksp­re­si­nin tiz sesi geli­yor… Masa­mın orta­sında duran yassı yuvar­lak kâse için­deki […]

Ezgi Kızmaz Ürgen • Hafızanın Kıyıları

Anne­an­ne­min, müna­se­bet­siz bul­duğu için hep biraz mesa­feli dur­maya çalış­tığı yaz­lık kom­şusu yan şez­long­dan, “Anneni mi daha çok sevi­yor­sun yoksa babanı mı,” diye sor­muş bir kere­sinde bana. “Deniz topumu,” diye cevap ver­mi­şim. Deniz topu­mun yeni alın­dığı gün­müş. Dört-beş yıl­dır bu dün­ya­day­mı­şım ve daha önce hiç böyle bir şey gör­me­miş gibi –ki muh­te­me­len gör­me­mi­şim­dir– gözümü kır­mızı, beyaz, […]

Edna O'Brien • Günahkârlar

İçe­ri­dey­di­ler. Karı­koca, bir de kız­ları. Delia gel­dik­le­rini duya­bil­mek için sabah­la­mıştı; oysa nasılsa uya­nık ola­caktı, yıl­lar geç­tikçe başı yas­tık yüzü gör­me­meye baş­la­mıştı çünkü. Far­kına bile var­ma­dan içi geçerdi bazen; şafak sök­me­den önceki o sevim­siz vakitte uya­nır, pen­ce­reye yöne­lir, dışarı bakardı; evdeki ilk sese kulak­la­rını diken, çıt çıksa seğir­tip gelen köpeği çitin altın­dan görü­nür, Delia’yı tanı­dık göz­lerle […]

Mustafa Orman • Cızz

Dün­ya­nın en yakın yerine git­sen, yine de kal­bin uza­ğındı. Düşün­dün. Ayak­lan­dın. Öyley­din, böy­ley­din. Baban­dan, annen­den ve tan­rı­dan dev­ral­dı­ğın çiçe­ğin dal­la­rına, yap­rak­la­rına, tozuna, tomur­cu­ğuna dokun­ma­dan, dokun­durt­ma­dan debe­len­din. Alış­mış­tın. Dağ­larda, tepe­lerde, köprü alt­la­rında, başak­la­rın, otla­rın, fidan­la­rın ara­sına ara­sına gir­me­den, ken­dini hesaba ver­me­den bugün­lere gel­din. Sen gel­din. Hışımla kal­kı­yor­dun. Ve otu­ru­yor­dun. Tah­ta­dan yon­tu­lan kapı olma­dı­ğını anla­dı­ğın zaman­larda dalı­yor­dun […]