Home Öykü Kısa Öykü

Kısa Öykü

Leonid Andreyev • İstasyonda

Yaz­lığa gel­di­ğimde bahar baş­la­rıydı ve yol­lar hâlâ geçen yılın karar­mış yap­rak­la­rıyla örtü­lüydü. Yanımda kimse yoktu; cam­ları nisan güne­şini yan­sı­tan boş yaz­lık­la­rın ara­sında bir başıma dola­şı­yor, geniş aydın­lık tara­ça­lara çıkı­yor ve aka­ğaç­la­rın, meşe­le­rin yeşil çadır­ları altında yaşa­ya­cak insan­ları gözü­mün önüne getir­meye çalı­şı­yor­dum. Göz­le­rimi yum­du­ğum­daysa ace­leci şen ayak ses­leri, bir genç­lik şar­kısı, çın­la­yan bir kadın gülüşü duyar […]

Edogava Rampo • Aynalar Cehennemi

Kan Tanuma şu âna kadarki en tuhaf arka­daş­la­rım­dan biriydi. En başın­dan beri akli den­ge­siz­liği oldu­ğun­dan kuş­ku­la­nı­yor­dum. Kimi­leri onun sadece aca­yip biri oldu­ğunu söy­le­ye­bi­lir ama ben onun tam bir kaçık oldu­ğuna emi­nim. Her neyse, bir tür takın­tısı vardı Tanuma’nın – her tür mer­ce­ğin yanı sıra görüntü yan­sı­ta­bi­len her şeye dair çıl­gınca bir iptila. Çocuk­ken bile yal­nızca […]

Şenay Eroğlu Aksoy • Gece Çığırtkanları

Gel­din mi, şaşırt­tın beni, karan­lık iner­ken yol­lara, gece çığırt­kan­ları her adım başında bağıra çağıra eşka­li­mizi verir­ken. O belir­siz yüz­le­rine inat, işa­ret­par­mak­la­rıyla bir hey­kel gibi dura­rak evle­ri­mizi gös­te­rip hepi­mizi ifşa eder­ken, nasıl savu­şu­ver­din yan­la­rın­dan görün­me­den? Gece çığırt­kan­ları yal­nız bizim için yetiş­ti­rildi, büyü­tüldü, bakıldı, bes­lendi bili­yor­sun. Küçük bara­ka­la­rına sığa­ma­ya­cak denli akıl almaz bir kon­forda yaşa­tıl­dı­lar. Gün­düz derin […]

Semra Bülgin • Pusu

Saat­ler­dir bek­li­yo­ruz. Dağ­la­rın ara­sın­dan kıv­rı­la­rak giden susuz dere yatağı, ıssız tepe­ler, altı­mızda top­rak koyu bir karan­lığa gömülü. Kuru sıcak. Dir­sek­le­rimde, sır­tımda bir sızı. Gev­şe­yip düşen başımı güç­lükle kal­dı­rı­yo­rum. Kulak­la­rım batık. Karan­lık; sesi, ses­siz­liği, kor­kuyu büyü­te­rek duru­yor üstü­müzde. En kolay göz alı­şı­yor. Yavaş yavaş karal­tı­lar seçil­meye, gün­ler önce keş­fine çık­tı­ğı­mız bu dağ başı zih­ni­mizde görü­nür olmaya […]

Fatih Öztürk • Cumartesiydi

Cumar­te­siydi. Sabah saat daha sekiz olma­dan uyan­mış­tım. Kur­du­ğum alarm daha çal­ma­mıştı ama sır­tım­daki ağrı daha fazla uyu­mama müsa­ade etme­ye­cekti, bili­yor­dum. Zor da olsa doğ­rul­dum, kalk­tım yatak­tan. Dün akşam eve döner­ken aldı­ğım nohut­ları ıslat­tım. Elimi yüzümü yıka­yıp bir­kaç gün önce yama­dı­ğım man­tomu giy­dim ve çık­tım evden. Alış­ve­riş mer­ke­zin­deki temiz­lik işim­den yüzüm­deki mor­luk­ları kapa­ta­ma­dı­ğım için kovul­du­ğum­dan beri […]

Erkut Özal • Rüyanın Getirdiği

Büyük bir özlemle sarı­lı­yor. Az önce çeki­ni­yordu. Ben de öyle. Onca yıl­dan sonra sarıl­mak bana da zor geldi. Sıra­dan bir rüya aslına bakı­lırsa. Deko­ruyla pek uğra­şıl­ma­mış. Ardında bir çam ağacı var ve açıkta bir balıkçı tek­nesi. “Piş­ma­nım,” diyor ağla­ya­rak. “Aslında yal­nız seni sev­mi­şim.” Yüzümde bir gülüm­seme. Daha çok bir kâhin gibi. “Olur mu öyle şey!” […]

Grace Paley • Babamla Bir Konuşma

Babam sek­sen altı yaşında ve yata­lak. Artık kalbi de yaş­landı ve o kör olası kan motoru bazı işleri bece­re­mi­yor. Bey­nine hâlâ zekâ pırıl­tısı pom­pa­la­ya­bi­li­yor ama bacak­la­rı­nın vücut ağır­lı­ğını taşı­ma­sını sağ­la­ya­mı­yor. Ben böyle meta­for­lar kura­du­ra­yım, ona sor­sa­nız, bu kas iflası yaşlı kal­bin­den değil potas­yum eksik­li­ğin­den ileri geli­yor. Bir yas­tığa otur­muş, üç yas­tığa sır­tını ver­miş, son dakika […]

Fyodor Sologub • Beyaz Köpek

Bu ücra şehir­deki atöl­yede, Alek­sandra İvanovna’nın hem yetiş­tiği hem de bunca yıl­dır makas­tar ola­rak çalış­tığı atöl­yede her şey –bütün bu dikiş pat­ron­ları, maki­ne­le­rin tıkır­tısı ve müş­te­ri­le­rin kap­ris­leri– öle­siye bık­tır­mıştı. Alek­sandra İvanovna’yı her şey kız­dı­rı­yordu, her­kese yerli yer­siz çıkı­şı­yor, ağzı var dili yok çırak kız­ları azar­lı­yor, daha dünün çırağı olan en genç usta kız Taneçka’ya çatı­yordu. […]

Hande Gündüz • Bizon

Yukarı doğru dara­lan tırab­za­nın ucunda ters ışık­taki kadın aşağı bakı­yor. Sanki iniş yapan bir uçağı kont­rol kule­sin­den izli­yor. Tut, diyor, sıkı tut. Anne sen oto­mata bas, diyor kadın aşa­ğı­dan. Bası­yo­rum, sen tut onu, kuş gibi seki­yor, bilek­le­rini kıra­cak. Adam homur­da­na­rak, bir yan­dan kadı­nın elin­den kur­tul­maya çaba­lı­yor, ger­çek­ten de bir kuş gibi kadı­nın göğüs­ka­fe­si­nin önünde çır­pı­nı­yor, […]

İlayda Özcan • Kırk Beşlik Kadın

  Nere­deyse bir ömrü bir­likte geçir­dik diye düşün­müştü kadın. Ama karşı kar­şıya, yan yana değil… Yan yana olmak­tan hep huzur­suz­luk duy­muş­lardı. Bu yüz­den uzak­tan bak­mayı ter­cih etmiş­lerdi bir­bir­le­rine. Hiç­bir anlaş­maya var­ma­mış, ara­la­rın­daki iliş­ki­nin gidi­şa­tını konuş­maya ihti­yaç duy­ma­mış­lardı. Adam da kadın da bir insana uzak­tan bak­ma­nın güzel­li­ğini bili­yordu çünkü. Çünkü yakın­lık her zaman görüş açını daral­tırdı ve […]