Home Öykü Kısa Öykü

Kısa Öykü

Dilek Karaaslan • Yolculuk

İnsanlar, bavulları, poşetleri, ellerinden tutup sürükledikleri küçük çocuklarıyla beraber telaşsız bir çabuklukla trene bindiler. Kuru, yakıcı bir sıcak vardı. Kime sorsanız, ağız birliği etmişçesine sıcakların gevşediği, ağustosun son günlerinden biri olduğunu söyleyebilirdi. Necati Bey yerine geçip otururken, Son sıcaklar, dedi, Rüya’ya doğru dönerek. Ağustos’un yarısı yaz, yarısı kış, diye cevapladı kadın. Çocukluğundan beri duyduğu cümleyi […]

Kerem Nadir Özcan • Kırgınlık

“Kırgınlıklarla yaşayanlar,” dedi Yeliz. Yutkundu, konuşmak istedi, konuşamadı. Yorgun olduğu göz altı morluklarından anlaşılıyordu. Bitiremediği cümlenin kendisine verdiği hüzünle kanepeye uzandı. Yağmurun sesi uykusunu getiriyordu, gözlerini kapadı. Kendi kendine konuştu bir zaman. Muhsin’in odadan çıktığını fark etmemişti. Konuşmaya devam ediyordu. Yavaşça gözlerini açtı, odanın içinde adamın yüzü vardı sadece. Belli belirsiz, bir zaman boşlukta kaldı […]

Merih Nesrin Yalçın • Tarçınlı Kek

Telefonu kapadı, bağırmaya başladı. “Hey! Sonunda, biliyordum, bir gün arayacaklarını biliyordum. Özel, amatör ama olsun, aradılar ya. Aradılar Heyyy. Aradılar! Üst katta oturan Hayriye Teyze’nin baston sesiyle kendine geldi, sustu. Yine mutsuz, ne zaman bastonu böyle yere vursa mutsuzdur, çocukları aramamıştır, yalnızlığın dibine vurmuştur Hayriyem. Tarçınlı kek yetişir imdada. Acele etmeliyim saat on bir, toplantı […]

Zeynep Kıymacı • Ses

“Bitiyor,” dedi babam kaç mevsimlik rüzgârı içine alan ellerini ovuştururken. “Allah’a şükür bu seneyi de atlattık.” “Atlattık,” dedim mırıldanır gibi. O esnada havada uçuşan toz tanecikleri gibi tuhaf bir ses de yapışıverdi üzerime. Bir fısıltı gibi belirsiz aynı zamanda bir çığlık kadar ürpertici bir ses… İrkildim. Önce anneme baktım. Çömeldiği yerde üzerinde öğle yemeğini yediğimiz […]

İnci Salkaya • Sıradan

“Kapıya vuruluyor duymuyor musunuz? Verin feneri verin bu saatte pek hayırlı değil,” diye söyleniyor, yastığının altındaki el fenerini almış açmaya uğraşıyor. Bir gece yüznumaraya gitmek için dışarı çıktığında uzayan gölgelerden korkmuş, dedesinin koynuna girip nefesini dinlemişti. Uyuduğuna emin olunca feneri almıştı. Düğmesini açtığında yayılan ışığın büyüsüne kapılıp çişini unutmuş, uzayan gölgeleri keşfetmişti. Keşif sırası eve […]

Yiğit Ayaz • Bir İtiraf

Adam iki kanatlı, demir kemerli, yer yer pas tutmuş, azametiyle bu silik sokakta bir anıt gibi yükselen kapının önünde duruyor. Bir adım geri çekilerek bu ihtişam abidesi kapıyı yukarıdan aşağı süzüyor. Ardından kapıdan içeri giriyor. Adam otuzlu yaşların başında. Donuk ve dalgın bakışları boşlukta bir noktaya, durgun bir denizde süzülen kayık gibi ilerliyor. Zihninin kıyısında, […]

J.D. Salinger • Git Eddie’yle Görüş

Helen’ın yatak odası hep o banyo yaparken toplanırdı, böylece banyodan çıktığında tuvalet masası bir önceki geceden kalma krem kutularından ve kullanılmış mendillerden arındırılmış olurdu, aynasında da düzeltilmiş yatak örtülerinin ve pofpoflanmış kırlentlerin görüntüsü yansırdı. Şimdiki gibi güneşli bir günde, dekoratörün kitapçığından seçilmiş pastel renkleri vurgulayacak parlak, sıcak alanlar çıkardı ortaya. Elsie, yani hizmetçi, içeri girdiğinde […]

Ümit Yılmaz • Düşüş

Düşerken bazen uyanırsın, bazen düşüş seni öldürür, ama bazen düşerken uçarsın.  Neil Gaiman O cehennem sıcaklığını her gün her saat yaşıyor, ciğerlerine kadar hissediyordu ama nasıl öleceğini hiç düşünmemişti İmdat Usta, hatta öleceği aklıma dahi gelmemişti. Arkadaşının cenazesine katıldığı o cuma gecesi yolunu kesen arka sokak eşkıyalarıyla boğuşurken karnına girip çıkan bıçak yaklaştırmıştı ölüme biraz o kadar. Peki […]

Neşe Bakan • Eflatun

Size doğruları söylemeliyim, yıllardır kaçtım gerçekleri dile getirmekten, ağaçların fısıltılarını duyabildiğim ve tek sakini olduğum o ülkeden. Varoluşun zarif hezeyanlarını ve güneşli günlerde artan anlamı taşıyamadığımdan saklandım hep. En çok da kelimelerden uzak durdum, oysa onlardan kurduğum evimde yüzlerce yıl yaşayabilirdim. Elbette çok şey de öğrendim bu arada, mesela diğerlerinde gözlemlediklerimi kullanarak kendimi nasıl kolaylıkla […]

Huriye Tibet • Şüphe

Kasabadan henüz çıktılar. Oysa farklı bir dünyada gibi. Gün ancak toprakla gökyüzünü ayıracak kadar ağarmış. Tıngırtılar arasında hızla akan tarlaların, evlerin, ağaçların siluetlerine bakıyor. Hiçbiri tanıdık değil. Nereye gidiyorum? Nasıl gideceğim? Bu cesareti nereden buldum? Düşünmemek için ne düşüneceğini bile bilmiyor. Tren dolu değil. Karşısındaki koltuk ve yanı boş. Kucağına koyduğu, kasılarak tuttuğu çantaya bakıyor. […]