Home Öykü Kısa Öykü

Kısa Öykü

Truman Capote • Gece Ağacı

Kıştı. Küçük istas­yo­nun önün­deki soğuk, rüz­gârlı düz­lüğü bir sıra çıp­lak elekt­rik lam­bası aydın­la­tı­yordu; sanki bütün sıcak­lığı onlar çek­mişti. Akşa­mü­zeri yağ­mur yağ­mıştı; istas­yo­nun saçak­la­rın­dan buz­lar sar­kı­yordu; cam­dan yapılma bir cana­va­rın kor­kunç diş­leri gibi. Düz­lükte uzunca boylu genç bir kız­dan başka kimse yoktu. Kızın sır­tında kül­rengi fanila bir giysi, yağ­mur geçir­me­yen bir par­dösü, boy­nunda da büyü­cek bir […]

Beyza Fırat • Çay Kaşığı-Tavla Zarı

  Bazen bir çiçe­ğin kokusu, bazen bir öğüt, bazen de işi­ti­len bir müzik­tir maziyi can­lan­dır­maya yeten. Biri aşkı anla­tır, biri baba­nın kanat­ları altında güvede olu­nan gün­leri, biri de Fik­ret Kızı­lok olur, “Zaman Zaman” davet çıka­rır zih­nin arka sokak­la­rında yol­cu­luğa. Unut­ma­mak, göz­le­rini kapa­dı­ğında olmak iste­di­ğin yerde ola­bil­meyi kolay­laş­tı­rır. Uzun yaz akşam­la­rında bal­konda ya da evin pen­ce­re­sinde […]

Deniz Gündoğan İbrişim • Plastik Kaşık

Zama­nın bir plas­tik kaşık gibi bükü­le­bi­le­ce­ğini düşü­nür insan. Bunun nasıl ola­bi­le­ce­ğini hayal ede­bi­lir ara sıra. Zamanı bir kaşık gibi düşün­mek. Kaşı­ğın çuku­runa bütün oylu­munla tek tek her kıv­rı­mını yer­leş­tir­mek mesela. Dol­gun bacak­la­rını rahatça bağ­daş konu­muna geti­re­bil­me­nin ver­diği mut­lu­lukla öylece bek­le­ye­bi­lir insan. Ben bek­li­yo­rum. Kaşı­ğın için­de­yim. Etra­fımsa pek kala­ba­lık. Ama şık bir res­to­randa bulu­nu­yor olma san­sım az. […]

Vuslat Çamkerten • Kara Kuş Sürüsü

Karan­lı­ğın içinde köpek­le­rin ulu­ma­sına, sokak lam­ba­la­rı­nın cızır­tı­sına yabancı bir hışırtı karı­şı­yor. Hışırtı, soka­ğın bil­dik ses­le­ri­nin altına nemli bir çar­şaf gibi tek­rar tek­rar seri­li­yor. Bir adam uzun fır­ça­sıyla iki katlı beyaz evi siyaha boyu­yor. Sol­gun yüzü ter içinde, göğsü hırıl­tılı, dur­mak nedir bil­me­den geceyle dövü­şü­yor. Gün ağa­rı­yordu, adam durdu. Kenar­la­rın­dan kara­lar taş­mış kova­sını, paçav­raya dön­müş fır­ça­sını […]

Tahsin Yücel • Haney Yaşamalı

Haney öldü. Ama ben ” Yaşa­ya­cak”, diyo­rum var gücümle, ” Yaşa­malı”, diyo­rum. Bunu söy­ler­ken de ölüm­den sonra diri­liş dedik­leri, öbür dünya dedik­leri kav­ram­lar, cen­net, cehen­nem gibi masal­lar aklı­mın ucun­dan bile geç­mi­yor. Ben ken­dimi bil­dim bileli böyle şey­ler üze­rinde kafa yor­maya yanaş­ma­dım. Bu dün­ya­nın sorun­ları yeterdi, çöze­me­ye­ce­ğimi önce­den bil­di­ğim sorun­lar üze­rinde kafa pat­lat­mam buda­la­lık olurdu. Bu […]

Nazlı Kırcı • Gelincikler

Mut­fağa gir­di­ğinde kocası bıçağı bile­meyi bıraktı. “Önce kah­val­tını etsey­din.” Bıça­ğın ağzını par­ma­ğına usulca sür­ten Mahir dönüp, “Şu işi bir hal­le­de­yim, sonra,” dedi. Tez­gâh­ta­ki­leri beze sardı, bah­çeye çıktı. Camın önüne geçti Nes­rin. Gün ağar­mıştı ama tepe­lerde sis vardı hâlâ. Gece yağan yağ­mur­dan sun­dur­ma­daki taş­lar ıslan­mıştı. Mahir bir elinde kürek, öbü­ründe sapın­dan kav­ra­dığı satırla bahçe duva­rı­nın yanına […]

A. S. Byatt • İsa, Martha ve Meryem’in Evinde

Aşçı­lar çabuk öfke­len­me­le­riyle ünlü­dür. İşe yeni alı­nan genç kadın Dolo­res bun­la­rın çoğun­dan da kötü diye düşündü Con­cep­ción. Hem daha kötü, hem daha iyiydi. Dolores’in tat­lara ve baha­rata karşı ola­ğa­nüstü bir yat­kın­lığı vardı. İri­yarı yapı­sına ve yapılı kol­la­rına kar­şın koku­lara ve baha­rata karşı ina­nıl­maz dere­cede duyarlı bir burnu vardı ve hamur işle­rinde ve akıtma-baz­lama çeşit­le­rinde pek […]

Yalçın Tosun • Dili

Bem­be­yaz diş­leri vardı. Güneş yanığı yüzünde ışıl ışıl par­la­yan. Hın­zır bir gam­zeyle göl­ge­len­miş, çat­la­mış dudak­la­rına rağ­men bir kızıl gon­caya ben­ze­yen o ağzın nadide inci­leri. Ansı­zın kar­şımda beli­ri­ve­ren bu hediye suret, etra­fımda her daim gör­meye aşina oldu­ğum kala­ba­lı­ğın ara­sın­dan –böyle dedi­ğime bak­ma­yı­nız, aslında beni ben yapan veli­ni­met­le­rim­dir onlar– güneş gibi doğdu, artık iyice yorul­maya baş­la­mış şu […]

Ayhan Koç • Tatlı Rüyalar

Öldü diyor­lar. İnan­mı­yor. Onca masu­mun haya­tını almış­ken ona mı nasip­miş rüyada gelen şu pek pahalı ölüm? Güz güneşi sabahı okşa­ya­rak uyan­dı­rı­yor. Dal­larda göç etmeyi unut­muş bir­kaç kuş cıvıl­dı­yor, gece yağan yağ­mu­run dam­la­ları ten­te­ler­den, yap­rak­lar­dan, apart­man boru­la­rın­dan pıt pıt yere düşü­yor. Cami­ler­den vakit­siz oku­nan sela­lar tek bir müez­zi­nin yan­kısı gibi şehri kucak­lar­ken üstünde bir tek şortu, […]

Lorin S. Doğan • Kemberok

– Fınce Teyze, Hozan evde mi? Fınce, Azad’a cevap olmaya çalı­şır­ken, Hozan kapı ara­lı­ğında diki­li­yor. Hozan’la göz göze gelen Azad, Fınce’yi unu­tup heye­canla: – Hozan, oyna­maya gel­mi­yor musun? Fınce kıza­rak: – Yap­tı­ğı­nız iş değil. Okul­dan gelir gel­mez çan­ta­la­rı­nızı orta­lığa atıp sokak­lara dökü­lü­yor­su­nuz. Der­si­niz yok mu sizin? Hozan yal­va­ran bir sesle: – Yok anne, valla der­si­miz yok. Fınce: – Ya öğret­me­ni­niz […]