Home Öykü Kısa Öykü

Kısa Öykü

Kemal Çavuş • Gürültücüler Olmasa

En sorunlu olan­lar en az uyu­yan­lar. Onlar da olmasa top­lum daha da huzurlu ola­cak. Az uyu­duk­ları için fazla rüya göre­mi­yor­lar, göre­me­dik­leri için de hiç­bir şey öğre­ne­mi­yor­lar. Bazı­ları ileri düzeyde troid has­tası olduğu için uyu­ya­mı­yor, neyse ki onlar tedavi edi­le­bi­li­yor. Ama dışa dönük olan­lar, vur pat­la­sın çal oyna­sın. O kadar çok gürültü yapı­yor­lar ki kom­şu­la­rını da […]

Birgül Oğuz • Değ

Çıktı. Soğuğu yüzünde bir şamar gibi duydu ve şak! kapı­nın dili yuvaya oturdu. İncirli yokuş­tan koşar adım inip Uzunçayır’a sap­tı­ğında aklı­nın dalın­dan bir çır­pıda sil­kip attığı üç söz­cük şuydu: Saat, evrak, ölüm. İşte bu üç kekre söz­cü­ğün olma­mış meyve gibi dibine düş­tüğü akasya, rüz­gâ­rın da çoğalt­tığı hışımla ileri geri sal­landı önce. Eğildi sonra, ağır ağır, […]

Özlem Akıncı • Benim Ihlamurum

Rüz­gârı say­maz­sak sakin bir kıyı bul­dum. Yazı biti­rip döne­ce­ğim. Karaya vuran­lara yara­şır, kum­sala yakın. Kaçıp denize sığın­mış bir­kaç kasa­ba­lı­nın ara­sında geçi­ci­yim. Sokak­larda oyna­yan çocuk­lar yok. Ana­yol uzakta. Gün­ler sus­kun. Köpek­ler gece­leri hav­lı­yor. Mahal­le­nin sadık bir kedisi bile yok. Bazen bir tekir bir­kaç gün dola­nıp kay­bo­lu­yor. Arada bir aygazcı geçi­yor bağı­ra­rak. Bah­çe­den bah­çeye konuş­ma­lar bazen. Bir […]

Erkmen Özbıçakçı • "Ya umutta biterse?"

Siz hiç kot ütü­le­di­niz mi Ton­guç Bey? Ben ilk kez bu sabah. Kot ütü­len­mez deme­yin. Bil­mi­yor deği­lim. Düz­gün olsun iste­dim. Her şey. Siz hiç alarm­sız yaşa­dı­nız mı peki? Ben ilk kez dün kur­dum bir alarm. Pazartesi’den Cuma’ya. Cumar­tesi? Tam emin ola­ma­dım. Neyse belli olur o. Öğle yemeği sıra­sında sora­rım Berkan’a. Sigorta, giriş işlem­leri falan haf­taya […]

Katherine Mansfield • Bir Fincan Çay

Rose­mary Fell pek güzel sayıl­mazdı. Hayır, güzel bir kadın dene­mezdi onun için. Sevimli miydi? Özel­lik­le­rini par­ça­lara ayı­rıp nasıl bak­tı­ğı­nıza bağ­lıydı bu. Fakat bir insanı böyle par­ça­lara ayır­mak gad­dar­lık olur. Genç, zeki, çok modern, zarif giyi­nen ve çok oku­yan bir kadındı. Evinde düzen­le­diği par­ti­lerde çok önemli kişi­lerle kendi keşfi olan, kimi­leri söz­cük­lerle anla­tı­la­ma­ya­cak denli garip, kimi­leri […]

Yalçın Tosun • Fesleğenler

Tom­ris Uyar için Sâre Hanım en çok fes­le­ğen­leri severdi. Her gece yat­ma­dan evvel ve her sabah kal­kar kalk­maz onlara su ver­meyi hiç ihmal etmezdi. Dedi­ğine göre, fes­le­ğen­ler suyu çok sever­miş, öteki çiçek­ler daya­nır ama fes­le­ğen­ler susuz­luğa hiç daya­na­maz­mış. Sol bacağı daha kısaydı. Dev­rile dev­rile yürü­me­siydi onu o yapan şey. Bir de telaşlı hal­leri. Telaşı bil­hassa severdi […]

Guy de Maupassant • İntiharlar

Geor­ges Legrand’a Gün geç­mi­yor ki gaze­te­lerde aşa­ğı­daki tür­den bir yazı gör­me­ye­lim: “Çar­şamba gecesi ----- Sokağı sakin­leri art arda iki silah pat­la­ma­sıyla uyandı. Silah sesi Bay X----’in daire­sin­den gel­mişe ben­zi­yordu. Kapı kırıl­mış ve adam kan revan içinde bulun­muştu, bir elinde yaşa­mına son ver­diği altı­pat­ları vardı hâlâ.” Bay X----’in gelir düzeyi yük­sekti ve elli yedi yaşın­daydı, mutlu olma­sını […]

küçük İskender • Hayvanat Bahçesinden Kaçış

Bütün bu hay­van­ları değiş­tir­meli, dedim, büyük bir tufan sürü­sün­den daha vahşi oldu­ğu­muzu gös­ter­me­miz gere­ki­yor. Teda­visi tamam­lan­dık­tan sonra doğaya salı­nan bir âşık gibi dola­şa­ca­ğım dün­yayı günü gelince; geceyi strese sok­mak iste­mi­yo­rum. Bu bir blöf. Ken­dimi muame­le­ler­den koru­malı, küçük şey­tan­lar­dan-akıllı kız­lar­dan kork­ma­ma­lı­yım. Bunu tek başıma evde yap­ma­ma­lı­yım. İçim­deki zehir bu böl­ge­den tama­men kay­bol­du­ğunda tam fotoğ­raf­lık ola­ca­ğım. Den­geyi […]

Kadir Işık • Oğlumun Arkadaşları

Kadı­köy rıh­tım­dan Söğüt­lü­çeşme Caddesi’ne yürü­yor­lar. Mert tele­fonla konu­şu­yor, arada biri­le­riyle mesaj­la­şı­yor. Ser­pil, Mert’in kiminle konuş­tu­ğunu anla­maya çalı­şı­yor. Dur­ma­dan slo­gan atan gös­te­ri­ci­le­rin sesi Mert’i duy­ma­sını zor­laş­tı­rı­yor. Tele­viz­yonda gör­düğü kala­ba­lığa ilk kez o akşam karı­şı­yor Ser­pil. Osman Ağa Camisi’nin önünde yüz­leri göz­leri sarılı insan­lar görü­yor. Tedir­gin­liği artı­yor. Mert gaz mas­kesi satan birin­den iki maske alı­yor, birini Serpil’e […]

Semra Bülgin • Tarla Kuşuydu Juliet

Son basa­makta yaka­lan­dım. Ale­la­cele camı açıp ses­lendi. “Nere­de­si­niz hiç görün­mü­yor­su­nuz.” Şük­ran Abla. Nam-ı diğer Erzin­canlı Teyze. Gelin git­me­miş Erzincan’a. Aslında hiç­bir yere gelin git­me­miş. Genç kız­mış bu şehre göç ettik­le­rinde. Şimdi ellili yaş­la­rın baş­la­rında veya otuz­la­rın. Bana öyle geli­yor ki bazı insan­lar her zaman yaş­lı­dır; Şük­ran Abla onlar­dan biri. Daima koyu renk, üze­rine otu­ran ama […]