Home Bilgi Bankası Pera’nın Tarihsel Gelişimi ve Afrika Han
Pera’nın Tarihsel Gelişimi ve Afrika Han

Pera’nın Tarihsel Gelişimi ve Afrika Han

363
0

Afrika Hanı bugün ziyaret edilemeyecek durumda. 2006 yılında Caffe Nero’yu Türkiye’ye getiren Işık Keçeci Aşur ve eşi Mustafa Aşur tarafından satın alındı. Kapıları zincirlenen Afrika Hanı’nın restorasyon sürecinden sonra otel ya da alışveriş merkezi olması planlanıyor.

Yunanca’da “karşı yaka” anlamına gelen Pera bölgesinde yerleşim 16. yüzyılda yabancı elçiliklerin keşfiyle yoğunlaştı. Bölgeye ilk yerleşim iznini alan Fransızlar Pera’yı oluşturan dört yoldan “İstiklal Caddesi” üzerinde elçilik binalarını kurmaya başladı. Fransızların keşfinden sonra öteki yabancı elçilikler de zamanla bölgeye yerleşmeye başladı. Rus Sarayı, Venedik Sarayı, Hollanda Sarayı, İsviçre Sarayı, Prusya, İngiliz ve Amerika Elçilik binaları Pera’ya yapılmış.

afrika-hann

Pera bölgesinde elçiliklerle birlikte başlayan yoğunlaşma beraberinde yapılaşmayı da getirdi. 18. ve 19. yüzyılda batılı devletlerle siyasi ve kültürel ilişkilerin kurulması bölgenin kalkınmasını hızlandırdı. Tanzimat Fermanı’yla azınlıklar elde ettikleri hakları genişleterek bölgeye binalar yapıp köklü bir yerleşimi başlattı. 1856 yılında Islahat Fermanı’nın ilanıyla birlikte, azınlıkların hakları genişleyip devletin kadrolarında, orduda, resmi kurumlarda istedikleri mevkiye yükselmeleri sağlandı. Ağırlıklı olarak Rum nüfusu barındıran bölgede Ermeniler, Museviler ve Türkler de yerleşime dahil oldu.

afrikahaniic

Bölge adının Pera’dan Beyoğlu’na dönüşmesini Venedik balyosu Andrea Gritti’ye borçlu. 16. yüzyılda bölgeye gelen zengin tüccar Andrea Gritti buraya büyük bir konak yaptırdı. Büyük oğlu Alvise babası gibi ticaretle uğraşıp konağı her yerden görülebilecek kadar büyüttü. Alvise Gritti aynı zamanda makbul ve maktul Sadrazam İbrahim Paşa’yla sık sık görüşüp devletin dış politikalarına yoğunlaşmış. Bölgeye adını veren Gritti ailesi artık çok bilinmese de büyük Beyoğlu konağının kalıntılarının Defterdar Yokuşu’nda olduğu biliniyor.

Bölgeye yerleşimin başlamasıyla birlikte cadde üzerinde yapım faaliyetlerine de hız verildi. 1870 yılındaki büyük Pera yangınından sonra kâgir malzeme bırakıldı, taş ve demir döküm kullanıldı. İtalya’dan göçen işçiler, kalfalar ve mimarlar, Beyoğlu’ndaki yapıların inşa sürecinde çalıştı. İstiklal Caddesi, Asmalımescit Sokağı, Kumbaracı Yokuşu gibi yerlerde cephe tasarımlarına büyük önem verildi. Sadece cadde üzerindeki binalar değil, ara ve arka sokaklardaki yapılar da dönemin üslubunu yansıtır.

Beyoğlu’nun sivil yapıları arasında hanlar büyük önem taşır. Ticari yapılar olarak inşa edilseler de sokağın dokusuna uyum sağlayan, işlevselliği kadar görkemiyle de ön plana çıkan hanlar bölge esnafının kurtarıcısı olmuş. Günümüzde hâlâ kullanılan yapılardan çoğu 19. yüzyılda inşa edildi.

1. Abdülhamit’in mabeyincilerinden Sarıcazadeler ailesine mensup Ragıp Paşa Beyoğlu’nda markalaşmış birçok yapı inşa ettirdi: Rebul Eczanesi, Abdullah Efendi Lokantası ve Osmanlı’nın yayıldığı üç kıtaya ismini veren Rumeli, Anadolu ve Afrika Hanları.

Ragıp Paşa tarafından yüzyılın sonlarına doğru inşa ettirilen Afrika Hanı üç bloktan oluşuyor. Büyükparmakkapı Sokak ile Küçükparmakkapı Sokak arasında geçit görevi gören han, eklektik mimarinin iyi örneklerinden. Dört kapısı olan hanın 95 kadar küçük dairesi var. Bu daireler günümüz stüdyo dairelerinin erken örnekleri sayılabilir. Afrika Hanı bugün ziyaret edilemeyecek durumda. 2006 yılında Caffe Nero’yu Türkiye’ye getiren Işık Keçeci Aşur ve eşi Mustafa Aşur tarafından satın alındı. Kapıları zincirlenen Afrika Hanı’nın restorasyon sürecinden sonra otel ya da alışveriş merkezi olması planlanıyor.

(363)

Yorum yaz