Home Kültür Sanat Edebiyat Şiir Peşine Düşen Ruhundan Saklanan Pessoa
Peşine Düşen Ruhundan Saklanan Pessoa

Peşine Düşen Ruhundan Saklanan Pessoa

115
0
Takyedin Çiftsüren

Portekizli şair yazar Fernando Pessoa, edebi yaşamını birkaç farklı kimlikle sürdüren biri. Bu kimlik aldığı mahlaslar değil. Onun edebi yaşamının devamı ve farklı boyutları olan kişilerdir. Onların bir doğum, yaşam ve ölüm anları var. Birçok esere imzasını atan bu kişilerin, birbirinden ayrı birer poetikası bulunur. Bu yüzden dünyanın en ilginç şairi ve yazarı olduğunu söylemek abartı olmayacaktır.
Peki Pessoa’nın birçok kimlik altında yazmasının altında yatan neden veya nedenler ne? Ben, onun bu şekilde kimlikler yaratmasının arkasındaki en güçlü nedenin onun kendinden kaçma arzusu olduğunu düşünüyorum.
Bir insan nasıl başka hissederse kendini
Ben de öyle yadsımalıyım doğamı
diyor Alberto Caeiro kimliği altında yazdığı “Şu Aşağıdaki Dört Şarkı” adlı şiirde.
Başka bir kimliğin başka düşünceler, başka düşüncelerin başka algılama biçimleri, başka algılama biçimlerinin başka duygular ve başka duyguların da başka bakış açısıyla yazılmış şiirler demek olduğunu düşünmesinden ileri gelen bir çaba bu. Başka kimlikler yaratırsa o zaman kendi öz beninden, kendi öz düşüncesinden bir şekilde kaçacağını düşünmesi, ona kendini yadsıması için başvuracağı yegâne yol olarak kalır. Ancak bunda pek de başarılı olamadığını aşağıdaki örneklerden yola çıkarak anlayabiliyoruz.
Kendi gerçek kişiliğinden kaçış ve kendini yadsıma arzunu, Fenando Pessoa adıyla yazdığı “Bir Kaçağım Ben” adlı şiirinde açık bir şekilde görülür.
İnsan sıkılırsa
Aynı yerde yaşamaktan
Ben neden hep aynı
Derinin altında
Sıkılmadan yaşayayım

Bu dizelerinde kendi olmaktan sıkılmasını aynı yerde yaşamaktan sıkılmasıyla eş değerde sunmuş bize. Yeni kişilikler arayışı, yeni yerler gezip görme arzusu gibidir onun için. Bu dizelerini takip eden,
Ruhum peşime düşmüş
Ama ben saklanıyorum
dizeleriyse ne kadar farklı kimliklere bürünürse bürünsün gerçek ruhunun her seferinde peşine düştüğü gösterir bize.
İnsanın yalnızca kendisi olması
Ya zindana kapanmak
Ya da hiç olmak demek
olduğuna da yine aynı şiirde bizi ikna etmeye çalışır. Ya da bir nedene bağlamaya.
Umudunun hiçbir yerde yakalanmaması olduğunu yine “Bir Kaçağım Ben” adlı şiirindeki şu dizelerinde görürüz:
Umarım ne yerde, ne de gökte
Bir türlü bulamaz beni.

Ancak umduğunu bulamaz. Ruhunun nasıl peşine düştüğünü ve onu yakalamaya çalıştığını Alvaro de Campos adıyla yazdığı “Denize Övgü” adlı şiirde yer alan,
Bilinçdışı simgeler, korkunç doğaüstü imalar
Bir zamanlar ben olan o insanı diriltmeye çalışıyorlar bende

dizelerinden yola çıktığımızda görürüz.
Buna rağmen farklı kimliklerle yazdığı şiirlerdeki kaçışa özel vurgu yapması, her kişilikte onu yakalayanın asıl ruhu olduğunu görürüz. O kaçışa yapılan vurguların aşağıdaki gibi alt alta yazılmasının daha iyi olacağını düşündüm.

Bu kaçış saatinde (“Gülleri Yeğlerim, Sevgilim”, Ricardo Reis)
Rahat bırak beni odamda tek başıma (“Tanımaya Başlıyorum Kendimi, Ben Yokum”, Alvaro de Campos)
Yelken aç, bir şey almadan yanına, değişik kimliğinle. (“Topla Pılını Pırtını Bir Yere Gitmemek İçin”, Alvaro de Campos)
En iyisi ne düş görmek ne görmemek.
En iyisi hiç uyanmamak (“Uyuyorum, Düş Görürsem Bilmiyorum Uyandığımda”, Fernando Pessoa)
Yola çıkmak! Yitirmek ülkeleri!
Bir başkası olmak süresiz (“Yola Çıkmak, Yitirmek Ülkeleri”, Pessoa)

Bütün bunlardan yola çıktığımızda nereye kaçarsa kaçsın, hangi kimliğe bürünürse bürünsün onun asıl kimliğine bir şekilde yakalandığını görürüz. Şiirin devamında ise şöyle söylüyor:
Ve bir başkasının anlaşılmaz bir biçimde
Benim olan anıları içinde buluyorum kendimi.

Fernando Pessoa’da kendine bir kimlik aramanın asıl hedef olduğunu dillendirenlerin yanıldığını düşünüyorum. Onda kimlik arayışı yok. O, kim olduğunu çok önceden bilen biri. Onun diğer kimliklere bürünmesi ve o kimliklerin arkasından derdini anlatması, onun kimlik arayışı değil, asıl kimliğinden kaçışıdır. Gerçek kimliği ona acı veriyor çünkü. Denebilir ki insanın kimlik arayışı acıdan ileri gelir. Bu doğrudur, ama o acı “ben”in kim ve ne olduğunu bilmemekten gelir. Pessoa’da bu yok, tersine oluşan kimlikten kaçış vardır. Pessoa’nın bütün kimliklerin üzerinde olan arzusu, “bir yokluğun peşinde//, //bir başka olmak süresiz”dir. Ama bunu başaramaz. Yok olduğunu söylese de çektikleri yok olmasını engeller.

Kendi yadsımak isteyen Pessoa, “kendimle anlaşamasam da bağışlıyorum kendimi” diyecek kadar da olgundur. Bu, kendinden kaçışın zaman zaman boşuna olduğunu düşünmesinden ileri geldiğini düşünmek de abartı olmayacaktır.

Ricardo Reis’in imgeleminden çıkan, “bir ruhtan başka ruhlar vardır içimde”dizesi, Pessoa’nın her yerde görülen ruhudur. Hiç susmayan kendi ruhu.
Bir ruhtan başka ruhlar var içimde.

 

Bir “ben”den başka “ben”ler olduğu gibi.
Gene de yaşarım ben
Hiçbirine aldırmadan.
Hepsini susturur, kendim konuşurum.

Fernando Pessoa, Uzaklıklar, Eski Denizler, Çeviren: Cevat Çapan, Can Yayınları, 2015 (3. Baskı)

(115)

Yorum yaz