Home Bilgi Bankası Bilim PISA Direktörü Schleicher: “Türk eğitim sistemi dünyaya uyum sağlayamadı.”
PISA Direktörü Schleicher: “Türk eğitim sistemi dünyaya uyum sağlayamadı.”

PISA Direktörü Schleicher: “Türk eğitim sistemi dünyaya uyum sağlayamadı.”

1.02K
0

PISA Direk­törü And­reas Sch­le­ic­her, Türk eği­tim sis­te­mi­nin dün­yaya uyum sağ­la­ya­ma­dı­ğını belir­te­rek, “Öğret­tik­le­ri­niz artık gerek­siz” dedi.

PISA Direk­törü And­reas Sch­le­ic­her Haber­türk’ten Nalan Koçak’a konuştu:

Nalan Koçak: Başa­rılı eği­ti­min anah­tarı ne?

And­reas Sch­le­ic­her: Her çocu­ğun öğre­ne­bi­le­ce­ğine güven­mek. Mesela bazı öğren­ci­ler daha yete­nekli görü­lü­yor. Ama en iyi eği­tim sis­tem­leri, her öğren­ci­sini başa­rıya götü­ren­ler. Bir diğer mesele de şu: Eği­ti­min genel başa­rısı asla öğret­men­le­rin başa­rı­sın­dan fazla ola­maz. Yani öğret­men­ler ne kadar iyiyse, sis­tem de o kadar iyi olur. Önemli olan en yete­nekli kişi­leri öğret­men olmaya çek­mek.

"En muhtaç olan en iyi eğitimi almalı."

NK: Öğret­men­lik pres­tijli olmalı yani…

AS: Kesin­likle. Üçüncü çok önemli nokta da en yete­nekli öğret­men­leri en zor koşul­daki okul­lara ver­mek. Çin bunu çok iyi başa­rı­yor. Deza­van­tajlı kesim­den geli­yor­sa­nız haya­tı­nızda tek bir şans var: İyi eği­tim almak. Eği­timde temel mesele, en muh­taç ola­nın en iyi eği­timi alması.

NK: Türkiye’de eği­tim sis­temi çok sık deği­şi­yor. Önemli olan sis­te­min ken­disi mi? Yoksa üze­rinde duru­lan değer­ler mi?

AS: Önce­likle hangi bilgi ve değer­leri akta­ra­ca­ğı­nıza dair net bir viz­yo­nu­nuz olmalı. Dünya çok hızlı deği­şi­yor. Artık önemli olan öğren­ci­lere bir pusula geliş­tir­mek. Belir­siz dün­yada yön­le­rini ken­di­leri bula­bil­me­li­ler. Artık aka­de­mide sadece bir alanda uzman olmak pek de mühim değil. Gele­cekte yara­tıcı öğret­men­ler sadece fizik, biyo­loji anlat­ma­ya­cak. Farklı disip­lin­leri har­man­la­ya­rak eği­tim vere­cek.

NK: Bil­giye eriş­mek artık çok kolay. Her şeyi arama motor­la­rına yazı­yo­ruz. Bil­giyi süze­bil­mek ne kadar önemli?

AS: On sene önce oku­yup yaz­mak, baş­ka­sı­nın yaz­dığı bil­giyi bulup çıkar­mak­tan iba­retti. Ansik­lo­pedi açı­yor­du­nuz ve yazı­la­nın doğru oldu­ğunu var­sa­yı­yor­du­nuz. Şimdi inter­nete bir şey yazı­yor­su­nuz ve kar­şı­nıza 20 bin sonuç çıkı­yor. Artık okur­ya­zar­lık bilgi bulup çıkar­mak değil, bilgi inşa etmek. Türkiye’de mate­ma­tikte çok fazla cebir, geometri, hesap öğre­ti­yor­su­nuz. Ama mate­ma­tik artık çok farklı şey­ler için kul­la­nı­lı­yor; mesela ola­sı­lık, risk, kesin­lik hesap­ları için. Gele­ceği şekil­len­di­re­cek mate­ma­tik, öğre­ti­len mate­ma­tik­ten çok farklı.

"Eğitimde değişim önemli ama tutarlı olmalı."

NK: Eği­tim sis­te­mi­nin bu denli çok değiş­tiği başka bir örnek var mı?

AS: Dünya deği­şi­yor, tabii ki eği­tim sis­te­minde de her zaman deği­şik­lik­ler yapı­la­bi­lir. Ama devam­lı­lık ve tutar­lı­lık çok önemli. Öğret­men­lere her gün yeni bir şey anla­tır­sa­nız, bir gün hiç­bir şeye inan­maz hale gelir­ler. Deği­şim stra­te­jik ve tutarlı olmalı.

"Ezberde iyi yaratıcılıkta kötüsünüz."

NK: Son PISA sına­vı­nın sonuç­la­rına göre, Tür­kiye 72 ülke ara­sında 50. Türk eği­ti­mi­nin genel per­for­mansı nasıl?

AS: Türk öğren­ci­le­rin veri­len hangi görev­lerde daha iyi han­gi­le­rinde kötü oldu­ğuna bak­tı­ğı­nızda bir şey dik­kat çeki­yor. Öğren­dik­leri bil­giyi yeni­den üretme görevi —yani bir şeyi ezber­le­mek ve onu kâğıda dök­mek görevi- veril­di­ğinde çok iyi not­lar alı­yor­lar. Fakat elle­rin­deki bil­giyi yara­tıcı bir şekilde uygu­la­ma­ları isten­di­ğinde zor­la­nı­yor­lar. Çelişki şu: Türk öğren­ci­le­rin iyi olduk­ları alan­lar artık dün­yada daha önem­siz. Yani bana ‘Tür­kiye PISA skor­la­rında geriye düşü­yor’ dedi­ği­nizde tab­loyu farklı oku­yo­rum.

NK: ‘Türk eği­tim sis­temi yeni dünya düze­nine ayak uydu­ra­mı­yor’ mu deme­li­yiz?

AS: Evet. Öğret­mene ders kitabı ver­dir­mek ve öğren­ci­ler­den kitabı ezber­le­me­sini iste­mek artık işe yara­mı­yor. Mate­ma­tikçi gibi düşün­me­le­rini sağ­la­ma­lı­sı­nız. Bir örnek vere­yim: Fonk­si­yon­lar sadece denk­lem ve for­mül demek değil. Mesela ebola has­ta­lığı dün­yada nasıl ve hangi hızla yayıldı? Bunu hesap­la­mak için üstel fonk­si­yona ihti­ya­cı­nız var. Soru­nun nede­nini ve doğa­sını anla­mak for­mül ezber­le­mek­ten daha önemli.

"Geleceğin öğretmeni daha çok akıl hocası."

NK: Öğren­ciy­ken ezbe­rin ne kadar can sıkıcı oldu­ğunu hatır­lı­yo­rum. For­mül­le­rin ger­çek hayatla ilgisi yoktu. Burada sır, daha pra­tiğe dayalı eği­tim mi?

AS: Konuş­tu­ğu­muz şey­le­rin çoğunu sınıfta da yapa­bi­lir­si­niz. Bir dene­yin sonuç­la­rını öğre­te­ce­ği­nize, öğren­ci­lere bir deney tasar­la­ta­bi­lir­si­niz. Çocuk­la­rın yara­tıcı, risk alan birey­ler olma­sını isti­yor­sa­nız hata yap­ma­la­rını göze alma­lı­sı­nız. Altını çiz­mek isti­yo­rum, gele­ce­ğin öğret­meni daha az eğit­men daha çok akıl hocası ola­cak.

NK: Son PISA sonu­cuyla 2003’te ilk katıl­dı­ğı­mız sına­vın sonu­cunu kar­şı­laş­tır­dı­ğı­mızda, bazı alan­larda 2003’ün bile geri­sine düş­tü­ğü­müz görü­lü­yor. Yani Türk eği­timi kötüye mi gidi­yor?

AS: Bu doğru teş­his değil. Deği­şen dün­yada yeni yete­nek çeşit­le­rine ihti­ya­cı­nız var. Ve Türk sis­temi buna uyum sağ­la­ya­madı. Sis­te­mi­niz nasılsa öyle devam edi­yor ama dünya dönü­yor. Haliyle göre­celi ola­rak değer­len­dir­di­ği­mizde Türkiye’nin per­for­mansı düşü­yor.

"Matematiğin derin anlamı öğretilmeli."

NK: 2015 sonuç­la­rına göre Türk öğren­ci­ler bilim ve mate­ma­tikte OECD ülke­leri içinde son­dan ikinci. Bu başa­rı­sız­lı­ğın nedeni ne?

AS: Şu soru­ları sor­ma­mak: ‘Bilim­sel araş­tırma nedir, bilim insanı ne gibi soru­ları yanıt­la­ya­bi­lir, nasıl bir hipo­tez geliş­ti­ri­rim, onu nasıl test ede­rim?’ Mesela biyo­loji, fizikte içe­rik bil­gisi sor­du­ğu­muzda Türk öğren­ci­ler gayet iyi. Ama inter­net­ten de bula­bi­le­ce­ği­niz bu bil­gi­lere sahip olma­nın anlamı ne ki?

NK: Bir de çok yay­gın bir mate­ma­tik kor­kusu var…

AS: Evet Türkiye’deki pek çok öğrenci yaşı­yor. Korku his­se­di­yor­sa­nız bey­ni­niz bil­giyi kabul etmi­yor. Tek yol mate­ma­ti­ğin derin anla­mını öğret­mek. Her gün yeni bir for­mül ezber­le­mek zorunda kalır­sa­nız tabii ki mate­ma­ti­ğin ger­çekte ne oldu­ğunu anla­maz­sı­nız. Türkiye’de mate­ma­tik zor değil. Kor­ku­nun nedeni öğren­ci­le­rin teme­li­nin olma­ması.

"Öğrencilere öneri: Sınavlara daha az hayata daha fazla kafa yorun."

NK: Eği­tim konu­sunda Türk hükü­me­tine ne öne­rir­si­niz?

AS: Öğret­men­lere daha fazla fır­sat verin, mes­lek­taş­la­rını göz­lem­le­sin­ler, bir­likte çalış­sın­lar. En iyi skor­ları alan Şanghay’da, öğret­men­ler Türkiye’deki mes­lek­taş­la­rına kıyasla daha az öğre­ti­yor­lar. Zaman­la­rı­nın çoğunda yeni eği­tim tek­nik­leri geliş­ti­ri­yor­lar. İyi öğret­men­ler araş­tır­ma­cı­dır, sadece ders kita­bında ne yazı­yorsa onu öğret­mez­ler. Hükü­met öğret­men­liği hem finan­sal hem ente­lek­tüel açı­dan çekici kıl­malı.

NK: Öğren­ci­lere ve ebe­veyn­lere öne­ri­le­ri­niz neler?

AS: Ebe­veny­ler çocuk­la­rına özgü­ven aşı­la­malı, öğret­men­leri des­tek­le­me­li­ler. Öğren­ci­lere gelince… Hata yap­mak­tan, yeni fikir­ler­den kork­ma­ma­lı­lar. Sınav­lara daha az, hayata daha çok kafa yorun.

NK: Eği­ti­min gele­ce­ğinde ne var? Kod eği­timi mi?

AS: Bence eği­ti­min gele­ceği top­lum­sal değer­lerde. Nasıl aynı anda ken­di­mizi düşü­nüp diğer­le­riyle bir­likte var ola­bi­le­ce­ğiz? Açık olmak, farklı kül­tür­lere saygı duy­mak, cesa­ret, merak…

"Düşük gelirli öğrenciler mahallelerinde sıkışabilir."

NK: Yeni liseye geçiş sis­te­minde öğren­ci­le­rin nere­deyse yüzde 90’ı mahal­le­le­rin­deki okul­lara gide­cek. Okul­lar ara­sında eği­tim kali­tesi farkı var, bu eşit­siz­lik yara­tır mı?

AS: Aslında mahalle okulu sis­temi pren­sipte çok iyi işle­ye­bi­lir. Ama böyle bir sis­tem geti­ri­yor­sa­nız, en iyi öğret­men­ler için deza­van­tajlı okul­ları cazip kılma konu­sun­daki çaba­nızı ikiye kat­la­ma­nız gerek. Bu olmazsa eşit­siz­liği artı­rır­sı­nız. Çünkü düşük gelirli öğren­ci­ler, mahal­le­le­rin­deki okul­lara sıkı­şır kalır.

NK: İyi mahal­le­ler­deki okul­lara eri­şim için eği­tim göçü­nün yaşan­ma­sın­dan kor­ku­lu­yor.

AS: Bunun en kötü örneği ABD. Okul­la­rın eği­tim kali­tesi mahal­le­ler ara­sında çok deği­şi­yor. Şanghay’da, Japonya’da çocu­ğu­nuzu hangi okula gön­der­di­ği­ni­zin hiç­bir önemi yok. Hükü­me­tin taşı­ması gere­ken yük ebe­veyn­le­rin omzuna bin­me­meli. Eğer kali­teli okulu bulma göre­vini anne-baba­lara yük­ler­se­niz; a) hep zen­gin ebe­veyn­ler daha iyi karar vere­cek­ler­dir çünkü daha fazla bilgi ve paraya sahip­ler, b) bazı aile­ler kolayca taşı­na­ma­ya­bi­lir. Bunun tek çözümü bütün okul­la­rın iyi eği­tim ver­me­sini sağ­la­mak ve bu ger­çek­ten müm­kün.

NK: Bu sis­temde en iyi örnek hangi ülke?

AS: Finlandiya’da okul­lar ara­sın­daki eği­tim kali­tesi en fazla yüzde 5 ora­nında deği­şi­yor. Viet­nam, Güney Asya keza öyle.

NK: Yeni sis­temde öğren­ci­le­rin yüzde 8’i 600 ‘nite­likli’ okul için yarı­şa­cak. Adil mi?

AS: Eğer en iyi öğren­ci­le­rin en iyi eği­time ulaş­ma­sını isti­yor­sa­nız, sınav argü­ma­nını ileri süre­bi­lir­si­niz. Ama doğru cevap belli: Her okul nite­likli olmalı.

"Seçmek eğitimde hiçbir zaman iyi bir yöntem değil."

NK: Peki 90 daki­kada, 3 yılın müf­re­da­tını kap­sa­yan 60 soru doğru yön­tem mi?

AS: ‘Seç­mek’ eği­timde hiç­bir zaman iyi bir yön­tem değil. Odak nok­tası her zaman gelişme olmalı. Öğren­ci­ler nasıl daha iyi öğre­nir, öğret­men­ler nasıl daha iyi öğre­tir, okul­lar nasıl daha iyi olur?

NK: Açık uçlu soru­la­rın avan­taj ve deza­van­taj­ları ne?

AS: Açık uçlu soru­lar çok önemli çünkü çocuk­lar, baş­ka­sı­nın dizayn ettiği cevap­lar­dan birini işa­ret­le­mek yerine kendi cevap­la­rını yara­tı­yor­lar. Ama böyle bir sis­temi objek­tif şekilde uygu­la­ya­cak­sa­nız öğret­men­lere yatı­rım yap­ma­nız gerek. Çok net bir not­lama yöner­ge­niz olmalı, kri­ter­ler çok açık belir­len­meli. Ama bu da yeterli değil; kâğıt­ları oku­ya­cak öğret­men­ler çok iyi eği­til­meli. Ayrıca bir­den fazla kişi bir kâğıdı not­la­malı. PISA’da mesela 4 kişi ayrı not­lu­yor.

NK: İmam hatip lise­le­ri­nin çok art­tı­ğını, yeni sis­te­min deza­van­tajlı öğren­ci­leri bu okul­lara zor­la­ya­ca­ğını iddia eden­ler var. Bu eği­tim per­for­man­sını nasıl etki­ler?

AS: Bazı ülke­lerde dini lise­ler hayli fazla, mesela Hol­landa. Doğru müf­re­da­tın uygu­lan­ması çok önemli. Düzeni sağ­la­yan dev­let olmalı. Hollanda’da Kato­lik ya da Müs­lü­man oku­luna gider­se­niz aynı şey­leri öğre­nir­si­niz.

(1018)

Yorumlar