Home Kültür Sanat Edebiyat Kitap Plajdan Kitap Manzaraları…
Plajdan Kitap Manzaraları…

Plajdan Kitap Manzaraları…

221
0

Sabahattin Ali’lerin, Stefan Zweig’ların listelere girdiği bugünleri de gördük, sıra çok okunmalarına, bizim de bunu yazmamıza gelsin.

Banu Yıldıran Genç

Yazın sahilde, hatta şezlongun tam üstünde yazmayı düşündüğüm bu yazı birtakım sağlık problemleri, sonrasında kafanın dağınıklığı gibi nedenlerle ertelendi durdu.

Şimdi İstanbul’a dönmüş, iki ay aradan sonra işe başlamışken, geriye dönük olarak aldığım notları, bu yaz Kuzey Ege’de bir kamping alanında neler okunduğunu küçük yorumlarla sizlere aktarmak istiyorum.

Öncelikle kadın okurların favorisi Fi’den bahsetmek isterim. Azra Kohen’in bu kitaplarını bir zamanlar Ayşe Arman röportajından öğrenmiştim, bu sene dizi uyarlamasıyla birlikte önce öğrencilerin, sonra sahilde kadınların elinde gördüm diyebilirim. Devam kitapları olan Pi ve Çi ise görünürde yok, sanırım onların da dizileri çekilince sıraları gelecek. Kitapların ne anlattığını sorduğum birkaç kişi popüler birçok kitaptan daha iyi olduğunu, sıradan bir bestseller olmadığını söyledi ama ben okumadığım ve açıkçası okumayacağım için bu yorumlara bir katkı yapamayacağım.

Diğer bestseller’ımız kız öğrencilerimin de gözdesi olan Jojo Moyes’ler… Derste yalvar yakar izlettikleri bir filmden biliyorum Moyes’i. Senden Önce Ben romanının uyarlamasını her ne kadar sıradan bulduysam da filmin sonunda sınıfça göz yaşlarımızı kuruluyorduk. Edebiyatın en eskimez konusu aşk, hele de imkânsızsa… Sanırım Jojo Moyes de bunu ustaca kullanarak 7’den 70’e çoğu kadının gönlünde taht kurmuş, şezlongların üstünde havlu ve güneş yağı arasında yerini çoktan almış.

Moyes kadar olmasa da Sarah Jio da sık rastlanılan yazarlardan. Jio’nun kitap kapakları da kitap adları da biraz daha klasikmiş havası veriyor, izlediğim Jojo Moyes filminden yola çıkarak onun romanlarında İngiliz mizahının eksik olmadığını söyleyebilirim sanki. Sarah Jio belki bu yüzden plajın biraz daha orta yaşlılarına hitap ediyor.

Jojo Moyes

Tamamen gözlemci olarak yazdığım bu isimler hakkında çok bir şey bilmemek, okumamış olmak oldukça rahatsız edici aslında. Ama bu kısa yaşamda okunacak kitabın bu denli çok olması, okunacaklar listesinin hiç ama hiç azalmaması vaktimi en iyi biçimde değerlendirmeyi öğretti bana. Eskiden sıkılsam da zorlaya zorlaya bitirirdim elime aldığım kitabı. Son beş yıldır bunu da bıraktım, olmuyor mu, olmasın, sırada çok var, diye düşünüyorum. Okurluğumun popülariteye en yaklaştığı yer polisiyeler ki onlarda da gittikçe daha seçici oluyorum. Buna rağmen kim ne okuyor diye bakmayı, sormayı çok seviyorum. Belki de gündemi, moda olanı bilmek gerektiğini düşündüğüm için, çünkü öğrenciler sevdikleri yazarın ismini, wattpad’in ne olduğunu bildiğinizde çok seviniyorlar.

Genelde kadınların okuduğu kitaplardan bahsettiğimi fark etmişsinizdir çünkü çok net bir biçimde söyleyebilirim ki Türkiye’de kadınlar daha çok okuyor. Erkeklerin ellerindeki kitaplar çoğunlukla dokunulmadan, telefon, bira ve uyku mesaisiyle geçen bir plaj gününün ardından şezlongdan çantaya transfer oluyor. Bu kitaplar ise genellikle gazetecilerin yazdığı araştırma kitapları, ayrı bir bestseller türü olarak ele alırsak, Soner Yalçın kesinlikle bir numara. Sonrasında kampingimiz İzmir’e yakın olduğu için olsa gerek Yılmaz Özdil ve Bekir Coşkun’a rastlanıyor sık sık. Mirgün Cabas’ın 2001’i hızlı bir biçimde popülerleşti, üç beş kişide gördüm. Ahmet Şık okuyan bir kişiye rastladım, ona da utanmasam sarılacaktım.

Türk edebiyatının şaşmaz bir birincisi var plajlarda: Zülfü Livaneli. Her sene eski kitapları olsun yeni kitapları olsun, kesinlikle çok okunuyor. Sonraki sırada Ayşe Kulin var. Hatta komşularım kitaplarını kendi aralarında döndürerek okudular bu yaz, bir seride sırayı bozan olmuş da, bana da uzun uzun hangisi önce hangisi sonra okunacak anlattılar. Nazan Bekiroğlu yine her yaz rastladığım isimlerden, öğrencilerim de çok severek okurlar Bekiroğlu’nu.

Bu yaz neye rastlamadın derseniz, çok şaşırtıcı bir yanıtım olacak: Elif Şafak’a! Aşk’ın, İskender’in yayımlandığı yıllarda istisnasız en çok okunan o olmuştu. Artık, “Elif Şafak okudun mu? Aşk’ı nasıl buldun? Ben çok etkilendim. Biliyor musun, biz de Mevlana soyundanmışız” diyaloglarından bıkıp usanmıştım, bu yaz hiç Elif Şafak sorusuna muhatap olmadığım için ayrıca mutluyum. Sadece bir kişide İskender’i gördüm, onu da kapağı değiştiği için zor fark ettim. Belli ki yabancı bir kitabın kapağından bayağı “esinlenilen” eski kapağı değiştirmeye karar vermiş yayınevi.

Evet, bu yaz benim plaj gözlemlerim bunlardı. Tabii ki bestseller dışında klasikleri, modern klasikleri, çağdaş yerli, yabancı yazarları okuyanlar da vardı ama genelleme yapamayacak kadar az olduğu için bu yazı da kitap eklerinin çok satanlar listesine benzesin varsın… Sabahattin Ali’lerin, Stefan Zweig’ların listelere girdiği bugünleri de gördük, sıra çok okunmalarına, bizim de bunu yazmamıza gelsin.

(221)

Yorum yaz