Home Kültür Sanat Edebiyat Kitap Şairin Romanı, Yeniden...
Şairin Romanı, Yeniden...

Şairin Romanı, Yeniden...

270
0

Şiirle mate­ma­ti­ğin, ede­bi­ya­tın bil­ge­li­ğinde nefis bir buluş­ması. Mate­ma­tik kur­gusu tek keli­meyle harika. Bütün Murat­han Mun­gan kitap­ları içinde, belki diğer­le­rine hak­sız­lık ola­cak ama çok ayrı bir yere özenle konul­ması gere­ken ger­çek bir “şahe­ser” kanımca…

Şeyhmus Diken

Beş yıl sonra son bir hafta içinde ikinci kez oku­dum Şairin Romanı’nı. Bazen insan zama­nın ve mekân­la­rın içinde, bazen de zaman ve mekân­lar­dan azade kimi oku­ma­ları yeni­den yap­mak ister. Şairin Romanı’nı çık­tığı 2011 yılında hemen oku­du­ğumda, ilerde bir kez daha okun­malı diye söz ver­miş­tim ken­dime. Öyle de yap­tım.

Hani Murat­han Mun­gan bugün­lerde Metis’ten çıkan Aşk İçin Ne Yaz­dıy­sam kita­bında “Kal­bi­min don­duğu kış” şiirinde diyor ya! “doğu kadar uzak bir kış / tüm şehir hayata kapan­mıştı / gün­ler boyu yağdı kar / kimse evler­den çık­madı…”

Tüm şehir­le­rin “hayata” kapan­dığı zor gün­lerde belki de hafı­zayı kilit­le­mek için ede­bi­ya­tın sığı­nağı elzem, Şairin Romanı gibi iyi ede­bi­yat örnek­le­riyle…

Türkçe ede­bi­ya­tın okur­la­rı­nın çoğunda garip bir ruh hali var­dır. Nedense Batı’dan “pom­pa­la­nan” kimi yazar­la­rın eser­le­rine edebi değe­rine bakıl­mak­sı­zın daha bir kıy­met biçi­lir. Kate­go­rize edi­lir­ken de ayrı bir yere otur­tu­lur. Mesela, hiç ilgisi yok dene­bi­lir belki, ama nere­den estiyse aklıma Umberto Eco’nun Gülün Adı romanı geldi. Yedi gün­lük bir zaman dilimi içinde bir manas­tır içinde Orta­çağ İtalya’sında geçen bir “poli­siye” hikâ­ye­dir Gülün Adı.

Dur­duk yerde Murat­han Mungan’ın Şairin Romanı’nı oku­yup bitir­di­ğimde Gülün Adı aklıma düştü. Mera­mım, kıyas­lama değil elbette! Ama tuhaf ülke­mizde Batı’nın, yani roma­nın ülke­si­nin yapıt­la­rını kıs­kan­dı­ra­cak güçte ede­bi­yat eser­leri çık­tığı halde, gere­ken ilgi­nin yete­rince gös­te­ril­mi­yor olma­sı­nın anla­mını çöz­mekte sahi­den zor­la­nı­rım.

sairinromani

Şiire min­net borcu

Beş yıl önce yirmi gün­lük bir bahar ritmi içinde âdeta bit­me­sini iste­me­ye­rek ve sin­di­re­rek oku­muş­tum Şairin Romanı’nı. Yeni­den okuma yapar­ken de bir haf­tamı ayır­dım…

Hay­li­dir şiirin bunca kan yitir­diği ve ami­yane tabi­riyle “kıy­met­siz­leş­ti­ril­diği” bir çorak ede­bi­yat orta­mında, Murat­han Mun­gan “şiire” ve “şaire” bir min­net borcu romanı arma­ğan etmiş. Her parag­ra­fında şiir­sel üslu­bun hafı­za­larda ve hatı­ra­larda iz bıra­kan edebi tadı var Şairin Romanı’nda…

Şiirin, keli­me­lerle kuru­lan iliş­ki­lerde baş­la­dı­ğını, keli­me­le­rin kul­la­nı­lı­şıyla ala­kalı olma­dı­ğını ısrarla vur­gu­la­yan usta işi bir roman…

Şiirle mate­ma­ti­ğin, ede­bi­ya­tın bil­ge­li­ğinde nefis bir buluş­ması. Mate­ma­tik kur­gusu tek keli­meyle harika. Bütün Murat­han Mun­gan kitap­ları içinde, belki diğer­le­rine hak­sız­lık ola­cak ama çok ayrı bir yere özenle konul­ması gere­ken ger­çek bir “şahe­ser” kanımca…

Uzak tutulması”na kapı­lan bir eski şairin, elli yıl süren deniz­ler üze­rinde seya­ha­ti­nin ardın­dan tek­rar “kara ülke­sine” dönü­şü­nün hesap kesimi…

Roman kıv­rak bir zekâ­nın ürünü; mekân ve şah­si­yet isim­leri, mekân anlatı(m)ları tümüyle zaman­lar­dan ve mekân­lar­dan azade gibi. Ama aynı şekilde o kadar içe­ri­den ve tanı­dık ki! Her kah­ra­manı ya da her mekânı yanı başı­nızda ve yakı­nı­nızda bil­me­niz, his­set­me­niz an mese­lesi.

Zor iş doğ­rusu! Mekân­ları ve hikâ­ye­leri zana­at­kâr titiz­li­ğiyle bil­mek ve yeni­den işle­mekle ilin­tili ede­bi­yat­çı­nın yap­tığı…

Şairin kuyusu

Eski ve kadim şehir­le­rin kapı giriş­le­rinde o şehre ilk kez gelen yol­cu­suna sor­duğu soru(lar) var­dır…

Belki de bil­me­ce­ler…

Ya da sır­lar saklı şiir­sel metin­ler…

Bunu en iyi elbette eski ve kadim şehir­ler­den olan kalem erbap­ları bilir.

İşte kim bile­bi­lir ki, surlu şehir­le­rin sır­la­rını bin­lerce yıl boyunca ayakta tutan o metin­ler, o giz dolu soru­lar­dır.

Girer­si­niz o sırlı ve surlu şehir­le­rin kapı­la­rın­dan içeri; “sokak­la­rında, mey­dan­la­rında dola­şır­ken yal­nızca şeh­rin içinde değil tari­hin, zama­nın içinde de gezer gibi” olur­su­nuz. O zaman o şeh­rin eski ve yal­nız evle­ri­nin kuru­muş bazalt kuyu­la­rına şiir­le­ri­nizi, sır­la­rı­nızı, metin­le­ri­nizi fısıl­dar­sı­nız. Sizin ya da eski sakin­le­ri­nin ses­leri ola­rak geri döner fısıl­da­dık­la­rı­nız ve “Şairin Kuyusu” olur…

Şiir­le­rin altın­daki yer ve tarih çoğu kez yanıl­tır insanı. Şiir­le­rin doğum yeri bilin­mez. Yaz­maya baş­la­dı­ğın andan çok önce zih­nine düşen sahip­siz tohum, içi­nin top­ra­ğında bek­le­yeni zamanla bes­le­yen özsu, son­ra­dan şiir ola­rak görü­ne­cek olana gün­de­li­ğin başı­boş ışı­ğıyla ser­pi­len duyu­lar, söz­cük­ler, imge­ler… O sürek­li­lik…” der­ken Murat­han Mun­gan, 2017’ye ramak kala çıkan bir başka kitabı Poetika Yazı­ları Mavi Kitap: Küre’de sanki Şairin Romanı’nın arka pla­nına gön­derme yapı­yor…

Ede­bi­yat şahe­seri

Hikâ­ye­le­rini ancak bir anla­tı­cıya gönül rahat­lı­ğıyla tes­lim ettik­ten sonra git­me­leri gere­ken yere gide­bi­len eski söz usta­ları der­ler­miş ki, “İnsa­nın kaderi, karak­te­ri­dir. Ara­la­rında ince­cik bir zar var­dır” yal­nızca. Edebi kaderi ile karak­te­rini buluş­tu­ran bir ede­bi­yat şah­si­ye­ti­nin kitabı ola­rak oku­dum Şairin Romanı’nı…

Doğ­rusu Murat­han Mun­gan her yaş­tan ve her kuşak­tan kendi okur pro­fi­lini dişiyle, tır­na­ğıyla, eme­ğiyle, üret­tik­le­riyle yarat­mış, Türkçe ede­bi­ya­tın mükem­mel yazarı. Yazar kim­li­ğim­den ayrı bir Murat­han Mun­gan okuru ola­rak, Şairin Romanı’nı büyük haz ala­rak okur­ken, her satı­rını gözüm gibi kıs­kan­dım. İyi ki böy­le­sine ede­bi­yat yapan ve gele­ceğe kala­bi­le­cek kali­tede edebi işler çıka­ran yazar(lar) var dedim, ken­dime.

Adı, bir kuş biçimi ala­cak. Sonra da başka dil­lere kona­cak” bir ede­bi­ya­tın ruhu­nun şahe­seri ola­cak ben­den söy­le­mesi. Adım gibi emi­nim.

Hemen Ocak 2017’nin ilk haf­ta­sında baş­la­ya­cak olan Çuku­rova TÜYAP Kitap Fuarı’nda belki de kış oku­ma­ları için bir baş­ya­pıt, yeni­den Şairin Romanı

* Murat­han Mun­gan, Şairin Romanı, Metis, Nisan 2011 İstan­bul.

** Murat­han Mun­gan, Aşk İçin Ne Yaz­dıy­sam, Metis 2016 İstan­bul.

*** Murat­han Mun­gan, Küre, Metis 2016 İstan­bul

26 Ara­lık 2016 Diyar­be­kir

Şeyh­mus Diken’in Kültürservisi.com’daki yazısı

(270)

Yorumlar