Home Kültür Sanat Edebiyat Sait Faik Mutluluğu
Sait Faik Mutluluğu

Sait Faik Mutluluğu

2.30K
0

İnsan niye Sait Faik okur? Sait Faik oku­ma­nın başka bir yazarı, yine tüm yapıt­la­rıyla oku­mak­tan farkı nedir, Sait Faik oku­yunca kaç kuş bir­den olmuş, kaç bulut bir­den gör­müş ve kaç insan bir­den sev­miş olma­nın bah­ti­yar­lı­ğını tadı­yo­ruz…

Haydar Ergülen

60 yaşım bütün kaçı­nıl­maz­lı­ğıyla, tela­şıyla, iyi­li­ğiyle, kim­se­siz­li­ğiyle, hata­la­rıyla, hatı­ra­la­rıyla, vel­ha­sıl niha­yet gelip çattı. Unut­tum tabii, soru­la­rıyla bir de. En çok da soru­la­rıyla. ‘Ne yapa­cak­sın?’ dedi, ‘ama abart­ma­dan yanıt ver!’ Neyi abar­ta­cak­tım? Zaten abart­tı­ğım kadar abart­mış­tım, tam ter­sine artık biraz azalt­sam iyi ola­caktı, olurdu.

Kötü geçen bir yılın ardın­dan… Cümle iste­yen her­ke­sin ola­bi­lir, zaten benim de değil. Kötü geçen bir yılın ardın­dan iyi­si­nin gele­ce­ğini söy­le­ye­nin alnını karış­la­rım! Hele bizim kasa­bada! McLuhan’ın dedi­ği­nin ter­sine, yani ‘dünya büyük bir köy olsa’ da, bizim­kin­den ne dünya olur ne de büyük bir köy, olsa olsa kasaba irisi olur!

İşte o yıl biter­ken her­kes gibi ben de, gelen yılın daha az kötü geç­mesi için neler yapa­bi­li­rim diye düşün­düm. Siga­rayı bıra­kalı 4-5 yıl olmuştu, yazıyı bırak­maya biraz daha vardı, şiiri bırak­maya ise niye­tim yoktu. Kötü alış­kan­lık­lar ola­rak aklıma bun­lar geli­yordu, sigara yerine tütün demek daha edebi olurdu hiç kuş­ku­suz!

Dedim ki en sev­di­ğim işler­den birisi, belki de en başta geleni, yaz­mak­tan da önce, oku­mak. Öyleyse belki mil­letçe ihti­ya­cı­mız olan milli bir­lik ve bera­ber­liğe de bir kat­kım olur ümi­diyle, ben de dev­let tiyat­ro­ları gibi bu yıl milli ve yerli eser­ler seçe­yim dedim. Seç­tim de, ne kadar ‘milli’ bile­mem ama, ‘yerli’ oldu­ğuna kalı­bımı basa­rım, üste­lik de ada­nın yer­lisi, yani ada­yerli bir büyük yazar, Sait Faik Aba­sı­ya­nık, benim 2017’de tüm yapıt­la­rını yeni­den oku­ya­ca­ğım ve ken­disi, yapıt­ları üstüne her ay bir yazı yaza­ca­ğım bir isim oldu.

sait-faik

İnsan niye Sait Faik okur? Sait Faik oku­ma­nın başka bir yazarı, yine tüm yapıt­la­rıyla oku­mak­tan farkı nedir, Sait Faik oku­yunca kaç kuş bir­den olmuş, kaç bulut bir­den gör­müş ve kaç insan bir­den sev­miş olma­nın bah­ti­yar­lı­ğını tadı­yo­ruz, Sait Faik’i hangi yaşta oku­muş olur­sak ola­lım neden ken­di­mizi hep çocuk gibi his­se­di­yo­ruz, Sait Faik’in Türk­çesi acaba başka söz­cük­ler­den, alfa­besi başka harf­ler­den mi olu­şu­yor, ada alfa­besi kul­la­nıp ada türk­çe­siyle mi yazı­yor yoksa, Sait Faik yaz­masa çıl­dı­rır mıydı hak­ka­ten, Sait Faik’in sahi­den de bir dünya görüşü yok mudur, asıl şiir­leri öykü­leri midir, Sait Faik ile Saba­hat­tin Ali niye kar­şı­laş­tı­rı­lır, Sait Faik oku­mak özel­likle şair­ler için niye gerek­li­dir, onun öykü­le­rinde erken post­mo­dern izlere rast­la­nır mı, ve Sait Faik neden bir kez oku­nup geçil­mez de insan farklı çağ­la­rında yeni­den okuma gerek­si­nimi duyar..?

Bu düşünce, sap­tama ve soru­lara yeni­le­rini ekle­ye­ce­ği­nizi bili­yo­rum. Bili­yo­rum çünkü Sait Faik, tıpkı İkinci Yeni şiiri ya da şairi gibi ‘alan açıcı’, ‘ola­nak üre­tici’ bir öncü­dür. Onun öykü­le­rine duy­du­ğu­muz gerek­si­nim, şiire duy­du­ğu­muz gerek­si­nimle aynı­dır. O, gele­neği olma­yan ama gele­neği ken­disi olan­dır. Bu bakım­dan söz­ge­limi Ece Ayhan’a ben­zer. İkisi de ‘kök­süz’ birer ‘kök’tür. Ece Ayhan’ın bu Çakır’ı çok sev­me­sinde kim bilir belki bir ‘kök­süz­lük tadı’ da var­dır.

Öykü­leri de, tıpkı kendi giri­şimi gibi, ‘üretici’dir. Çok basit, çok bili­nen bir şey söy­le­ye­ce­ğim: Sait Faik’in öykü­leri, oku­yana, ‘bunu ben de yaza­bi­li­rim’ duy­gusu ver­mekte, böyle bir heves uyan­dır­mak­ta­dır. Bu esaslı bir sonuç­tur. Öte yan­dan kuv­vetli bir biçimde de Sait Faik ve anla­tısı üstüne yazma, bir­kaç söz söy­leme, yeni bir cümle kurma, hiç olmazsa içinde Sait Faik’ten bir alın­tı­nın yer ala­cağı bir yazı yazma arzusu uyan­dır­mak­ta­dır.

Şaşır­tı­cı­dır. Öykü­le­ri­nin bunca doğal, yalın ve sıra­dan­mış gibi gözük­mesi, çoğu kez de yine sıra­dan bir ‘son’la bit­me­sine kar­şın, ya da çoğu kez bir ‘son’u olma­ma­sına ve haliyle de ‘bitmemesi’ne kar­şın, tıpkı şiir­deki ‘meta­fi­zik ürperti’nin sağ­la­dığı ‘gerilim’e ben­zer, fakat anlat­tık­la­rın­dan değil, anla­tı­mın­dan doğan bir şaşır­tı­cı­lık onlara ‘şiir­sel bir geri­lim’ sağ­lar.

İnsan bazen bir anı def­teri karış­tı­rı­yor­muş gibi his­se­der ken­dini Sait Faik okur­ken. Nere­deyse orta­okul, lise yıl­la­rın­dan kalma, Adalar’a git­me­nin, Beyoğlu’na çık­ma­nın, Pasaj’da bir bira çek­me­nin anla­tıl­dığı anı­ları okur­ken, sık sık ken­di­mizi de o anda, orada his­set­ti­rir Sait Faik bize. O da ora­larda bir yer­de­dir, tanık­tır, yanı­mız­da­dır. Sanki onunla hepi­mi­zin ortak anı­ları var­dır ve yine hepi­mi­zin yerine bun­ları o kaleme alır.

Hem mah­rem, son dere­cede kişi­sel, birey­sel anla­tı­lar­dır, hem de sanki ders kitap­ları için yazıl­mış okuma par­ça­ları gibi­dir, ki oku­ma­yan kal­ma­sın! Hem de kuşak­lar boyu oku­na­cak tür­den. Bu yüz­den­dir ki onun yapıtı, bir ger­çek­çi­lik türüne sığ­dı­rı­la­cak tür­den değil­dir, olsa olsa iki ger­çek­çi­lik türü­nün orta­sında, iki­sini de bir­bir­le­rine bağ­la­yan bir halka gibi durur. Birey­sel ve top­lum­sal olanı buluş­tu­rur.

Sait Faik oku­mak biraz da adı­nıza gel­miş bir mek­tup oku­mak gibi­dir. Her­kes aynı öyküyü okusa da, onu oku­ma­nın sevinci, ayrı­ca­lığı ancak size özel yazıl­mış bir öyküyü oku­makla eşde­ğer­dir. Sanı­rım her oku­yan da o öykü­nün ken­disi için yazıl­mış oldu­ğunu duyum­sar.

Sait Faik oku­mak bu kadarla kal­maz da bit­mez de. Ben siz­deki duy­gu­ları da yeni­den anım­sa­ma­nıza yol aça­cağı umu­duyla bu kada­rını yaz­dım. Deva­mını gele­cek aya bırak­tım. 2017’de Sait Faik oku­ya­cak ve onunla ilgili yaza­cak olmak­tan dolayı da ziya­de­siyle bah­ti­ya­rım.

(2299)

Yorumlar