Home Video Edebiyat Samuel Beckett Berlin’de | Belgesel
Samuel Beckett Berlin’de | Belgesel

Samuel Beckett Berlin’de | Belgesel

136
0

Samuel Beckett‘in 1969 yılında Berlin’de çekilen görüntülerinden oluşmuş bir derleme.

Samuel Beckett (1906-1989) Yirminci yüzyılın en güçlü kalemlerinden ve absürd tiyatronun önde gelenlerinden biri olan Samuel Beckett 13 Nisan 1906’da İrlanda’da Dublin’de doğdu. İyi halli bir Protestan ailenin ikinci çocuğu olan Beckett, annesinin koyu dindarlığının yarattığı havanın ve babasının uzun yürüyüşler yapmaktan aldığı zevkin etkisinde kaldığı, mutlu bir çocukluk geçirdi. Annesinin dindarlığından ona sadece, tedirginlik ve doğaüstü olayları sorgulama eğilimi kalmıştı. Ama Beckett, dini sadece can sıkıntısı veren bir şey olarak görüyordu. Kuzey İrlanda’da bulunan Enniskillen’de Portora Royal School’a ve Dublin’de bulunan Trinity College’e gitti. 1928-1930 yılları arasında Paris’te, Ecole Normale Superieure’ da konferanslar verdi. Bu dönemde çalışmalarına büyük etkisi olan yazar James Joyce’la arkadaş oldu. 1930’da M.A. derecesini tamamlamak ve Trinity College’de Fransızca ders vermek için Dublin’e dönen Beckett’a akademi hayatı çekici gelmez ve 1931’de buradan ayrılır. 1936’da bir yıl boyunca Almanya’yı gezdikten sonra 1937’de Paris’e yerleşti. 1940’ta Naziler Paris’i işgal edince Fransız direnişçilere katıldı, ancak 1942’de Fransa’nın güneyine gidip savaşın geri kalanını Rousillon da geçirdi ve burada Watt romanını yazdı. Almanlara karşı verdiği mücadeleden ötürü 1945’te iki ödül aldı. Savaştan sonra Paris’e dönüp Fransızca yazmaya başlayan Beckett bu dönemde Molloy (1947), Malone Ölüyor (1948), Adlandırılamayan (1950), Özgürlük, Godot’yu Beklerken (1949) kitaplarını bitirdi. Samuel Beckett 1969’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. Gittikçe sonlaşan, içi boşalan yaşamın ve insan varlığının sıfırlaşma sürecini oyunlarıyla özdeş kılan Beckett, bu süreç doğrultusunda dili bir hiçleşme aracı (metafizik palyaçolar olan), oyun kişilerini de bu hiçleşmenin birimleri olarak kullandi; böylece, hiçliğin kavranışlarıyla başlayan indirgeme, tüm nesnellik ve fiziksel varlık yok oluncaya kadar sürer. (Soluk adlı oyununda olduğu gibi, doğan bir çocuğun çığlığı ile ölmek üzere olan bir adamın son nefesini kapsayan 35 saniyelik bir oyundur, ya da giderek Ben Değil de olduğu gibi, sadece içinden sözcük kırıntılarının zar zor döküldüğü bir ağızdır.) “Mutsuzluktan daha hoş bir şey olamaz” sözünde özetlenebilecek olan Beckett’ın kapkara gülmecesi, çağdaş “trajikomedya”nın salt mutlaklaşmış biçimidir. Beckett’ın oyunları, modern tiyatroyu anlayış olarak derinden etkilemiş ve her zaman özgünlüklerini korumuşlardır. Beçkett 22 Aralık 1989’da Paris’te öldü.

(136)

Yorum yaz