Home Hayat Sartre'dan Öğrenmek
Sartre'dan Öğrenmek

Sartre'dan Öğrenmek

562
0

Bizim kuşa­ğın kişi­li­ğini 1970’lerin zor koşu­ları belir­le­miş­tir. Bir kim­li­ği­miz ve kişi­li­ği­miz varsa, bunda o döne­min etkisi her şey­den çok­tur.

Semih Gümüş

Haya­tın bizi içine çek­tiği koşul­lar dav­ra­nış biçim­le­ri­mizi biz­den bağım­sız­laş­tı­ra­bi­lir, ken­di­miz olmak yerine haya­tın çekip çevir­diği edil­gin insan­lara dönü­şe­bi­li­riz. Bir zaman­lar sos­ya­lizm içinde sayı­lan­la­rın kapı­dan bile içeri sokul­ma­ması gerek­ti­ğini gör­mek için kendi ira­de­miz­den daha güçlü bir deği­şi­min gerekli olduğu görüldü. Sartre da, Sartre ile Sartre Hak­kında adıyla der­le­nen üç söy­le­şide, erken zaman­la­rın­daki yan­lış­la­rın­dan söz edi­yor. Nazi işga­line karşı hain olmakla olma­mak ara­sın­daki seçim­lere karşı Dire­niş yıl­la­rında söy­le­dik­le­rini ara­dan epeyce zaman geç­tik­ten sonra şaş­kın­lığa veren söz­leri gibi. Oysa savaş­tan son­raki dene­yi­min daha zor ve işkence altında efsa­nevi dav­ra­nış­lar gös­ter­mek­ten daha başka oldu­ğunu ve top­lu­mun yeni­den inşası için çok daha zor bir süre­cin baş­la­dı­ğını belir­ti­yor.

Onun için gene de değiş­mez bir doğru var: Sonunda insan, ken­di­sini o insan yapan şey­ler­den her zaman sorum­lu­dur.

Bizim kuşa­ğın kişi­li­ğini 1970’lerin zor koşu­ları belir­le­miş­tir. Bir kim­li­ği­miz ve kişi­li­ği­miz varsa, bunda o döne­min etkisi her şey­den çok­tur. Onu elbette yad­sı­ya­bi­lir­si­niz de. Baş­ka­sı­nın bel­le­ğini sile­mez­si­niz ama kendi yaşa­dık­la­rı­nızı bir daha hatır­la­ma­mak üzere unu­ta­bi­lir­si­niz.

Tanığı oldu­ğu­muz o yarım yüz­yı­lın ya da dün­ya­nın karan­lı­ğın­dan aydın­lık çıkar­mak için ina­nıl­maz sava­şım­la­rın veril­diği o bir yüz­yı­lı­nın ente­lek­tü­el­leri ara­sında akla ilk gelen­ler­den birisi her zaman Jean-Paul Sartre oldu. Ente­lek­tüel duru­şun sim­gesi oldu o. Sonunda karar­lı­lı­ğın­dan ödün erme­yen bir muha­lif olduğu gibi, Avrupa’nın düşünce haya­tına da önemli kat­kı­lar yaptı. Ede­bi­yat ve sanat­tan kül­tü­rün bütün alan­la­rına uza­nan düşünce ufku­nun bugüne kalan pırıl­tı­ları, yara­tı­cı­lı­ğın için­den geli­şin­den­dir.

Sartre ile Sartre Hak­kında’da bula­bi­le­ce­ği­niz bir Sartre dersi de şu: Fela­ket­ler­den ders çıka­rıl­maz. O bunu savaşta Fransa’nın yenil­gisi üstüne söy­lü­yor. Belki bir prak­si­sin zir­ve­sine ula­şınca “yan­lış yap­tım” dene­bi­lir diyor ve ekli­yor: “Ama ülkeyi mah­ve­den fela­ket bize hiç­bir şey öğret­me­mişti.”

Bir ben­ze­rini arı­yo­rum – Ortadoğu’da son alt­mış yılda yaşa­nan fela­ket­ler kime ne öğretti, soru­la­bi­lir. Bu ülke­nin her­kes­ten gizli ya da her­ke­sin bil­diği fela­ket­leri, Der­sim, 6-7 Eylül, 12 Mart ve 12 Eylül faşist dar­be­leri. Kürt soru­nu­nun son otuz yılda yaşa­dığı fela­ket­ler inip çıkan dal­ga­lar halinde yaşa­nır­ken kime ne öğretti? Kürt hal­kı­nın büyük dene­yi­min­den çıkar­dığı ders­leri kul­lanma ola­nağı da kar­şı­laş­tığı top­ye­kûn şid­det yüzün­den ken­dine bir hayat kurma biçi­minde ger­çek­le­şe­mi­yor.

Etkin­lik­leri sınırlı kalan sol ve sos­ya­list hare­ket­lerle demok­rat aydın­la­rın yan­lışı da, dev­leti kul­la­na­rak per­va­sızca şid­det kul­la­nan­la­rın ne düşün­dü­ğünü tar­tı­şıp ama­cını sor­gu­lar­ken orta yer­deki kanlı oyunu, yapı­lan­ları yete­rince düşün­me­mek­tir. Acı­la­rın ve kayıp­la­rın üstün­den atla­ma­dan, bura­dan bir yere çıkı­la­cak elbette ama yal­nızca siya­sal açık­la­ma­lar ve hedef­lerle varıl­ma­ya­cak oraya. Bir top­lum tasa­rımı, yürü­yen­le­rin önüne gene diki­le­cek­tir.

Sartre, burada aynı yıl­ları yaşar­ken tam öyle düşün­dü­ğü­müz gibi, “Ben hep Mayıs isya­nı­nın köke­ni­nin Viet­nam dev­rimi oldu­ğunu düşün­mü­şüm­dür,” diyor. Viet­nam dev­rimi, tanım­lan­ması ola­nak­sız acı­larla yaşa­nır­ken bütün dün­yayı da ruhen kasıp kavu­ru­yordu. Böy­lece “müm­kün olan”ın ala­nı­nın geniş­le­ti­le­bi­le­ceği düşü­nüldü. Bir yanı ger­çek, bir yanı ütopya olan gele­cek tasa­rım­la­rı­mız yenil­giyle sonuç­landı ama bizim ufuk çiz­gi­miz de o güne dek gör­dük­le­ri­mizle kar­şı­laş­tı­rı­la­ma­ya­cak kadar uza­yıp açıldı.

Sürekli yenil­gi­le­rin için­den bir zafer çık­mı­yor. Her şeyin biçimi kadar özü de değiş­meli. Birey­sel özgür­lük­leri temel alan bir hayat tasa­rımı nasıl kur­gu­la­na­bi­lir, önce bunu durup düşün­mek gere­ki­yor. Üste­lik azın­lı­ğın dik­ta­tör­lüğü ve sis­te­ma­tik şid­deti engel­le­ne­mi­yorsa çürü­me­sini bek­le­mek zorunda kala­bi­li­riz. Ken­di­li­ğin­den deği­şi­min bek­len­mesi çare­siz­lik­ten gelse de. Sonunda her şeye kül­türü demok­ra­tik­leş­ti­re­rek varı­la­cak, asıl olan bu. Yal­nızca demok­ra­tik­leş­ti­re­rek de değil, nere­den gel­di­ğine bak­ma­dan ve ayırt etmek­si­zin nite­likli kül­tü­rün bütün biri­ki­mini ala­rak.

Sartre ile Sartre Hak­kında küçük bir kitap içinde tar­tış­maya değer pek çok sorun üstüne önemli sap­ta­ma­lar ve yorum­lar içe­ri­yor. Sartre ile ilgili ne yayım­lansa oku­maya çalış­makta yarar var.

satre-de-beauvoir-rex-features
Sartre ve Simon de Bea­uvoir

(562)

Yorumlar