Home Liste Sartre’ın Özgürlük Yolları...
Sartre’ın Özgürlük Yolları...

Sartre’ın Özgürlük Yolları...

252
0

Fel­se­feyle mi ilgi­li­si­niz o halde Sartre’ı duy­ma­mış ola­maz­sı­nız? Yoksa siz sadece iyi bir ede­bi­yat okuru musu­nuz, o halde Sartre’ı ıska­la­mış olma­nız müm­kün değil? Diye­lim ki fel­sefe veya­hut ede­bi­yatla pek ilgili değil­si­niz ama tiyat­roya bayı­lı­yor­su­nuz, o halde Sartre’ın en az bir oyu­nun­dan haber­dar olma­lı­sı­nız. Bu say­dık­la­rım­dan hiç­biri ilgi­nizi çek­mi­yor mu, tarihle mi ilgi­le­ni­yor­su­nuz, o halde Viet­nam Savaşı, Ceza­yir Savaşı, 68 genç­lik hare­ket­leri, Che Guevera falan der­ken mut­laka Sartre’a rast­la­mış­sı­nız­dır.
Kısaca şöyle diye­lim sev­gili okur: 20.yüzyıla nere­sin­den bakar­san bak bir yer­lerde mut­laka Jean-Paul Sartre kar­şına çıka­cak­tır.
Sartre’ın en önemli roman­la­rın­dan Özgür­lü­ğün Yol­ları üçle­me­sin­den (Akıl Çağı, Yaşan­ma­yan Zaman ve Yıkı­lış) seve­rek oku­ya­ca­ğı­nız alın­tı­lar bıra­kı­yo­rum buraya. İyi oku­ma­lar, nice nice oku­ma­lara…

Simone de Bea­uvoir ile.

1

Mat­hieu: Ben yal­nızca ken­dim olmak, ken­dime dayan­mak İsti­yo­rum.
Mar­celle: Evet özgür olmak. Sonuna kadar özgür olmak. Senin güna­hın bu işte.
Mat­hieu: Bu bir günah değil. Başka, başka ne iste­ye­bi­lir ki insan?

2

İhti­yar­la­dım. Şurada bir san­dal­ye­nin üze­rinde, gırt­la­ğıma kadar kendi yaşa­mıma gömül­müş otu­ru­yor ve hiç­bir şeye inan­mı­yo­rum.

3

Özgür olmak! Kendi ken­di­nin nedeni olmak: Benim, çünkü ben olmak isti­yo­rum, diye­bil­mek! Kendi ken­di­nin baş­lan­gıcı ola­bil­mek!

Mic­hel Fouca­ult ile bir sokak gös­te­ri­sinde.

4

Artık bek­le­mi­yo­rum, diye düşündü. Baş­tan­başa bek­le­yiş olmak için ken­dimi boşalt­tım, kısır­laş­tım. Şimdi bom­bo­şum işte ve artık bek­le­di­ğim bir şey yok.

5

Özgür olmak için her şey­den vaz­geç­tim dedi Bru­net. Şimdi bir adım daha at özgür­lü­ğün­den vaz­geç: O zaman her şeyi yeni­den kazan­dı­ğını göre­cek­sin.

6

İnsan, uğrunda ölümü göze ala­bi­le­ceği bir şey bul­ma­dığı müd­detçe insan değil­dir.

7

Ah’ diye düşündü. ‘İnsan aynı anda her yerde bir­den var ola­bil­meli.’

8

Bu özgür­lüğü ben ne kadar ara­dım: O kadar yakı­nım­daydı ki göre­me­dim onu, elimi değ­di­re­me­dim, özgür­lük ben­dim oysa ben, ken­di­mim. Ben kendi özgür­lü­ğü­müm. Günün birinde, göv­de­sini şura­sın­dan bura­sın­dan delip geçen kur­şun­larla ruhu­nun mut­lu­lukla dola­ca­ğına inan­mıştı. Ama şimdi kur­şun yoktu, mut­lu­luk yoktu. Yal­nızca bu yok­luk, hiç­lik vardı, bu kendi deh­şeti kar­şı­sında başı dönen boş­luk, bu kendi say­dam­lığı ken­di­sini gör­me­sine engel olan korku bu öle­siye bunaltı.

9

Kötü­lük yap­mak için bile insan olmak gerek Phi­lippe, insan olmak, irade sahibi olmak, inatçı olmak gerek.

10

Umut öldük­ten sonra yürü­mek niye? Yaşa­mak niye? Niçin?

11

Gülü­yor­lardı, kade­rin, anlam­sız­lı­ğın çev­re­le­rine ördüğü taş duvar­lara çar­pa­rak çır­pı­nı­yor­lardı. Gülü­yor­lardı, ken­di­le­rini ceza­lan­dır­mak için, ken­di­le­rini suç­la­rın­dan yıka­mak için, çal­mak için gülü­yor­lardı. İnsan­lık dışı, ala­bil­di­ğine insan umut­suz­lu­ğu­nun öte­sinde umut­suz­lu­ğun kuca­ğında insan­lar.

12

Tören bit­miş, barış kut­san­mıştı. Onlar tarih önünde barış­tan son­ray­dı­lar artık. O zaman usul usul akı­yordu, güneşte ılın­mış, tatlı, şifa verici bir iksir. Yeni­den yaşa­maya koyul­mak gerekti.

13

Mat­hieu esnedi, kay­gılı dertli göz­lerle yarı karan­lıkta çev­re­sinde göze görün­mez olmuş yüz­leri aradı. Biz diye mırıl­dandı. Ama bu kelime sih­rini kay­bet­mişti artık, yal­nızdı. Başını arkaya yas­ladı ve gökte par­la­yan ilk Yıl­dız­lara baktı. Gök bir kadın gibi yumu­şaktı. Yer­yü­zü­nün bütün aşk­ları göğe yük­sel­mişti sanki.

14

Ölü, tek gözü kapalı, şimdi hak­kında düşü­nü­len­lere gülüm­sü­yordu. Ölmek çok da zor değildi galiba. Kolaydı hatta kolay ve hemen de keyifli bir şey. “Öyleyse, öyleyse yaşa­mak niye? ”

15

Sırt üstü uzandı. Gök, gök­yüzü pembe ve anlam­sız; gök­yü­zünde yuvar­lan­mak müm­kün olsaydı. Yapı­la­cak hiç­bir şey yok, çare­siz. Aşa­ğıda, dipte yaşa­mak için yara­tıl­mı­şız biz, bütün kötü­lük bun­dan geli­yor.

16

O gide­ceği yere çok­tan var­mıştı; ölümü doğu­muyla çok­tan bir­leş­miş, bir ortak nokta olmuştu. Ayın beyaz ışı­ğında yürü­yordu, eve gele­cek günün güneşi yara­la­rını aydın­la­tı­yordu. Kendi ken­di­si­nin peşinde koşu­yordu artık, ken­dinde bütü­nüyle vardı o, ken­dinde bütü­nüyle yaşı­yordu.

17

Mat­hieu yal­nızdı. Yük­sek sesle” Allah kah­ret­sin!” dedi. 15 dakika bile daya­na­ma­dı­lar, dedirt­me­ye­ce­ğim size, dedirt­me­ye­ce­ğim!”
Par­mak­lı­ğın önünde durdu, ayakta ateş etmeye koyuldu. Bu, dev bir öç almaydı artık. Her pat­lama bir eski, uzak utan­cın inti­ka­mıydı. Para­sına el Süre­me­di­ğim Lola’ya Ateş! Yüzüstü bırak­tı­ğım Marcelle’e ateş! Bir el ateş, öpmek iste­me­di­ğim, öpe­me­di­ğim Odette’e! Bu yaza­ma­dı­ğım, yaz­maya Cesa­ret ede­me­di­ğim bütün kitap­lar için, bu, ken­dime yasak etti­ğim, gide­me­di­ğim tüm yol­cu­luk­lar için, bu nef­ret etmek arzu­suyla kıv­ran­dı­ğım ama anla­maya çaba­la­dı­ğım bütün insan­lar için, hepsi, her­kes için! Ateş edi­yordu ve yasa­lar havada uçu­yordu, insan­ları sev­di­ğin gibi seve­cek­sin, geber orospu çocuğu! Asla öldür­me­ye­cek­sin, geber bok soyu bok! İnsa­noğ­luna, erdeme, dün­yaya Ateş: Özgür­lük Kor­kut­mak tır. Bele­diye alev alev yanı­yordu, beyni alev alev yanı­yordu. Kur­şun­lar vızıl­dı­yordu, hava kadar Özgür, dünya havaya uça­cak benimle bir­likte. Ateş etti, saate baktı: 14 dakika 30 saniye dün­ya­dan 30 Sani­ye­lik bir kısa­cık süre­den öte bir isteği yoktu artık 30 saniye. Şu kili­seye doğru Koşan güzel mağ­rur subaya ateş etme­sine yete­cek 30 saniye; güzel mağ­rur subaya ateş etti, yer­yü­zün­deki bütün güzel­lik­lere, sokağa çiçek­lere, bah­çe­lere, sev­diği, sev­miş olduğu her şeye. Güzel­lik haya­sız bir sıç­ra­mayla uçtu. Ateş etti: Ter­te­mizdi şimdi, ter­te­mizdi, tanrı kadar güç­lüydü, özgürdü. 15 dakika.

Kay­nak: Akıl Çağı – Özgür­lük Yol­ları 1. Kitap, Yaşan­ma­yan Zaman – Özgür­lük Yol­ları 2. Kitap, Yıkı­lış – Özgür­lük Yol­ları 3. Kitap, Çevi­ren: Gül­se­ren Dev­rim, Can Yayın­ları

(252)

Yorumlar