Borges, Nabokov ve En Doğru Kelime

İçinde tüm âlemin eksiksiz biçimde görüldüğü bir çemberden bahsettiği Alef öyküsünü düşünelim… Erhan Sunar Kurmaca yazan her yazar şunun açık yüreklilikle farkındadır: Hayatı, dünyayı, ele aldığınız insan ilişkilerini dilediğinizce açıp genişletebilmek kadar sıkıştırmanız, yoğunlaştırmanız da gerekir. Ayrıntının bolluğu ve panoramik bir düzen hissiyle, oluşmakta olan edebi dünyanızın sürekli kristalize olması gerektiği bilinci durmadan karşı karşıya gelir ve […]

Ahmet Murat Öz • Sehpa

Annem aldı, kırk yedinci yaş gününde. Hemen o gün komşunun oğlu (şişman) ata biner gibi bindi üstüne. Deh, deh, deh diye diye esnetti sehpayı. Annem umursamadı pek, komşunun oğlu da sıkıldı zaten. Bir süre öyle durdu orta yerde. Bir süre üzerine hiçbir şey konmadı. Bir süre de ben unuttum onu. Annem pazardan dantel aldı, tığıyla […]

Mehmet Dinç: “Sanırım her yazarın en büyük sancısı kendi dilini ve üslubunu oluşturma çabasıdır.”

Mehmet Dinç uzun yıllarda beri edebiyatın içinde, kendi yolunu arıyor. Sonunda ilk öykü kitabı Devrik Badem Ağacı yayımlandı. Öykülerinin çıktığı dünya belki ayrıca önemli. Mehmet Dinç ile öykü kitabını, uzakta yazar olmanın anlamını, yaşadığı coğrafyanın sorunlarını konuştuk. Konuşmaya başladıktan sonra o çok anlattı. Ama tek satırı bile atlanmadan okunması gereken, çok önemli şeyler söyledi. Sanırım […]

İngilizce Yazmak Niçin Nabokov, Conrad ve Şimdi de Chirovici’nin Kariyeri İçin İyi Bir Hamle Oldu

Beckett, İngilizcenin ona psikolojik, dilbilimsel ve duygusal olarak darmadağan bir his verdiğini düşünüyordu. İkinci dilinde yazı yazmak, düşüncelerini yontmasına yardımcı oluyordu. Toby Lichtig İngiltere’nin edebi dünyasında şu anda en çok beğeni toplayan kişi, 51 yaşındaki Romen yazar Eugen Chirovici. Kendi ülkesinde mütevazi bir kariyeri olan yazar, Reading’e taşınıp ana dilini İngilizce adına terk ettikten sonra […]

Selim Celadet • Aylaklık Dersi

Madde bir: Her aylak eli cebinde yürür, öbürü dolu adam işidir. Madde iki: Yürümek, bir aylak için amaçtır. Yürümeyi araç haline getirdiğin zaman yürümüş değil gitmiş olursun. Mesela, yürüyerek eve gitti. Fark ettiysen buradaki asıl eylem yürümek değil gitmektir. Madde üç: Bir aylağın yürüdüğü mekânlar arasında kalabalık caddeler, ıssız sokaklar, harabeler ve deniz kenarı mutlaka […]

Asyalı Amerikalı Kadın Yazarların Mücadelesi

Beyaz Amerikalıların ülkesinde Asyalı olmayı ve erkek egemen dünyada kadın olmayı kabul ettirebilmelerinin yolu baş koydukları bu yolculuğun yakın zamanda sonlanmayacağını bilmelerinden, kararlılıklarından geçiyor olmalı. Ya pişman olursam, diye düşünmek çoğu zaman işe yaramasa da en azından harekete geçmeye yol açabilir. Bunu öncelik haline getiren yazarların –özellikle zaman zaman politik açıksözlülüğüyle tanınan Asya kökenli Amerikalı […]

Olmayan Yaprakların Evi

Bahri Vardarlılar Yapraklar Evi‘nin yazılış ve yayımlanış serüveni öğrendiğime göre kabaca bir on yılı, yani bütün doksanları kapsıyor. Önce kısıtlı bir okur çevresinde bastırılmış dosyalar olarak, yani bölüm bölüm yayılmış. Yazar Mark Z. Danielewski kitabın ilk baskısını ancak 2000 yılında yaptırabilmiş. Bir insanın yaşı ilerleyip de okurluk süresi on yılları bulmaya başlayınca yeni bir kitap […]

Ebru Yücesoy Bayar • Sahibinden

Sıcak birden bastırdı bu mayıs. Bir hafta öncesinde montlarla dolaşılırken ansızın ortaya çıkan yaz baharı yutuverdi sanki. Sokakta kazak ve botla dolaşanların yanında askılı giyenler var. İnsanlar şaşkın şaşkın birbirini süzüyor. Her mevsim buraya yeni birileri gelir. Her gelen biraz değişiklik yapmak ister kendince. Kimi koltukların şeklini değiştirir, kimi örtüler örter. Şahsi eşyalarından başka eşya […]

Aydınlanmaya Giden Yol: Yürüyüş Yazarları Nasıl Esinlendiriyor

Bir Rousseau veya bir William Wordsworth için doğada yürümek, doğayla ilgili değildi ne de olsa. Bu yürüyüşler sayesinde kendi iç dünyalarına adım atıyorlardı aslında. Billy Mills Rosroe’daki rıhtımın yanında, yolun sonunda, Killary Limanı’nın ağzında, Connemara’nın sınırında, çok sıradan görünen bir ev var. Bu evi en son gördüğümde kapısında artık bir gençlik hosteli olmadığına dair bir […]

Duygular Melankonik Fırtına…

Birkiye içinde hasret, özlem, tutku, kavuşma, tereddüt, kuşku yani aşka dair kaç çeşit duygu ya da durum varsa her birini taşıyan bir kucak dolusu kelimeyi olgunlaştırmış da İstanbul’a serpmiş gibi. Füsun Öztürk Baysan Elbette bana sormadı, sorsaydı ona kitabın adını “Aşkın g hali” yap diye önerebilirdim. Kitabın üçte ikisini oluşturan ilk bölümün ağırlıklı teması olsun […]

Enver Özkardeş • Bayram Ziyareti

Otogarda otobüsten iner inmez, şehrin sıcak nefesini yüzümde hissettim. Sonra, geçmişini arayan bir kâşif gibi merakla otogarın iki ucuna doğru göz gezdirdim. Çocukluğumda uçsuz bucaksız gördüğüm koca otogar, sıcaktan erimiş de bir avuç kalmış gibi göründü gözüme. O sırada yanımdan geçen kavruk bir çocuğun, ”Buz gibi soğuk su…” sesi otogarda soğuk bir rüzgâr gibi esti. […]

Zadie Smith: “İlkin havada özgürce salınıyorum, sonra ayaklarım yere basıyor.”

Kendinizi mutlak bir kimliğin içinde görmemek, mutlak kimliğin varlığından şüphe duymak yaşamın radikal biçimde beklenmedik durumlarla, olasılıklarla dolu olduğunu yeniden hatırlatır bize. Jamaika kökenli Britanyalı yazar Zadie Smith, yayımlanan ilk romanı İnci Gibi Dişler’den bu yana göçmenlik, çok kültürlülük, çok dillilik çerçevesinde incelikle kurguladığı romanlarında Doğu’ya ve Batı’ya yüklenen rolleri, kuşaklararası durum hikâyelerini ele almasıyla […]

Bir Letafetin 100 Yıllık Öyküsü

Cumhuriyetle birlikte her alanda olduğu gibi tiyatroda da hareketlilik gözlendi. 1924 yılında Darülbedayinin “İstanbul Şehir Tiyatrosu” adını alması kararlaştırıldı. Sennur Karanlık İsmim Letafet. Şehzadebaşı’nda, Serasker Rıza Paşa tarafından 20. yüzyılın başlarında yaptırılmış bir konağım ben. Sokak kapımdan girenler, geniş avlumla karşılaşır; buradan dar koridorlarla birbirine bağlı odalara ulaşırdı. Odalarım ferahtı, duvarlarıma çarpan güneş ışığı içimi […]

Dilek Bektaşoğlu Sanlı • Ardından

Beyler, sızlanmayın. Söylenip durmayın artık birbirinize, kesin. Sessizlik gerek. Nedir mesele N? Neden çağırdın hepimizi sabahın altısında buraya? Neden mi? Öfkeli değil misiniz siz de benim gibi? Eksilmedik mi biz? Bakın etrafınıza iyice, iyice bakın. Evet, gün doğmadı daha. Göremeyebilirsiniz belki dilediğiniz gibi. Peki, dün gün ışığı varken bakabildiniz mi? Canlanıp içinizden geçmedi mi yürüdüğünüz […]

Gökyüzü Herkesindir

Ayşe Toprak imzalı belgesel Mr. Gay Syria, İstanbul’da yaşayan bir grup Suriyeli eşcinsel mültecinin zorluklarla dolu hayatlarına göz atıyor. Film, karakterlerin kimi noktalardaki çıkışsızlığını, umut ve umutsuzluğunu, ruh hallerini gerçekçi ve etkileyici bir dille aktarıyor. Uğur Vardan Suriyeli eşcinsel bir mülteci… Aslında onun için hayatın dik yokuşları, cinsel kimliği nedeniyle doğup büyüdüğü topraklarda başlamış. Lakin ülkesinin yaşadığı […]

Hasan Cüneyt Bozkurt • Namus Parası

Osman Şahin’e… İbrahim, babasının elinden tutmuştu. Çatısız bir evin koridorunu andıran dar sokaklarda yürüyordu nereye gittiğini bilmeden. Kesintisiz uzanan yüksek duvarlarda uzak aralıklarla demir kapılar vardı. Bazen üç tekerlekli motosikletler geçiyordu yoldan. Böyle anlarda en yakın kapı arkalarında kalmışsa geri dönüp hızlı hızlı yürüyerek kapı eşiğine sığınıyorlardı. Nakışlarla süslenmiş kemerli bir kapıda durdular. Gıcırtılarla içeri […]

Bir İtiraf ya da Aklı ve Teni Uzlaştırma

Gökçe Bilgin NOT: Birçok noktalama noksanlığı, ideal olmayan kelime seçimi ve bazı bazı iç döküme dönecek yerler, bütün bunlar, anlatılan kitaba yakın olma çabası güdülerek yapılmış birkaç taklit. Aslında bundan fazlası! Evet dostum, başlıyorum. “Bu mektup bir açıklama. Bir savunma halini almasını istemem. Onaylanmayı dileyecek kadar çılgın değilim; kabul görmeyi bile talep etmiyorum: bu çok […]

Düşünce Nakli Olası mı?

Gökhan Güvener Nobel ödüllü Eric Kandel’e göre –ki katılmamak zor–, insan zihnini anlamaya yönelik yüzyıllardır süren maceramızdaki en büyük katkılar ne felsefeden, ne psikolojiden, ne psikiyatriden, ne de nörolojiden (özetle zihinle ilişkilendirilen disiplinlerden) geldi. Bu konudaki en büyük katkı EEG, PET, fonksiyonel MRI gibi yöntemleri bize sağlayan fizikçilerden geldi. Yani tıp uzun yıllar boyunca hayal […]

D. H. Lawrence • At Tüccarının Kızı

“Eh Mabel, şimdi n’apacaksın bakalım?” diye sordu Joe, aptalca bir uçarılıkla. Kendisi güvendeydi, biliyordu. Mabel’ın cevabını beklemeden döndü, bir parça tütünü ağzında geveleyip dilinin ucuna getirdi ve hızla tükürdü. Başka bir şeye aldırmıyordu, kendisi güvendeydi ya. Üç erkek kardeş, bir de kız kardeşleri, birbirlerine danışıp konuşma çabası içinde, perişan kahvaltı sofrasında öylece oturup kalmışlardı. O […]

Virginia Woolf’tan Yazmaya Dair Vazgeçilmez Öneriler: “Ne Olursunuz 30 Yaşına Gelmeden Önce Hiçbir Şey Yayımlamayın.”

Emily Temple Kim Virgina Woolf gibi yazmak istemez ki? (Yani, bazı insanlar yazmak istemeyebilir tabii ama bu yazıyı okuyanlar ister diye düşünüyorum.) Woolf, nesilde tek olan bir zekaya sahipti, hem bir yazar hem de bir yayıncı olarak bir şeyi neyin harika (ya da genellikle ortalama) bir edebiyat eseri yapabileceği hakkında sağlam fikirleri vardı. Şanslıyız ki […]