Home Kültür Sanat Sinema Ve Şener Şen de “Biber Gazı” Yer…
Ve Şener Şen de “Biber Gazı” Yer…

Ve Şener Şen de “Biber Gazı” Yer…

151
0

Yavuz Tur­gul imzalı Yol Ayrımı, Maz­har adlı bir işa­da­mı­nın geçir­diği kaza­nın ardın­dan acı­ma­sız yan­la­rını bıra­ka­rak iyi bir insana dönüş­me­sini anla­tı­yor. Öykü bir büyük bur­ju­va­nın port­re­sini çizer­ken gün­de­lik hırs­lar içinde kaçıp giden anlara ve mut­lu­luk­lara vurgu yapı­yor. Film, Şener Şen’in kari­ye­rinde ilk kez ‘biber gazı’ yediği yapım ola­rak tarihe geçe­cek.

Uğur Vardan

Orhan Veli’den mül­hem ‘İşi­miz gücü­müz budur bizim’; yönet­men­leri sınıf­lar, tas­nif eder, onla­rın kendi yapıt­la­rına yük­le­me­dik­leri anlam­ları yük­ler, belki odak­la­rını kay­dı­rır, başka yer­lere taşır, belki de yan­lış sap­ta­ma­larda bulu­nu­ruz. Ne yazık ki doğa­mız böy­le­dir! Bir eleş­tir­men ola­rak ben de ‘Yavuz Tur­gul sineması’nın kah­ra­man­la­rını deği­şen zamana, moder­ni­teye, çürü­yen sis­teme ayak uydu­ra­ma­yan, nihai nok­tada kay­bet­meye mah­kûm birey­ler ola­rak görü­rüm. Bu açı­dan son filmi Yol Ayrımı, start alır­ken ana kah­ra­ma­nını sis­te­min göbe­ğin­den (üst düzey bir işa­damı) seç­mesi bakı­mın­dan geride kalan film­ler­den farklı bir giriz­gâha sahip ama öykü kıyı­dan az biraz açıl­dı­ğında yine kendi bil­dik sula­rına kavu­şu­yor…

Önce kısaca hikâye diye­lim: Sev­gi­siz bir pat­ron­dur Maz­har Kozanlı. Kendi meka­nik dün­ya­sında sürekli işlet­me­sini büyü­te­cek pro­je­ler peşinde koşar. Sadece ken­di­sini değil, şir­ke­tin diş­li­leri ara­sına kat­tığı çocuk­la­rını da bu sis­te­min ana unsur­la­rına dönüş­tür­müş­tür. Hoş­gö­rü­süz­dür, acı­ma­sız­dır; hak­kını ara­yan işçi­leri, pila­vına taş karış­tır­dı­ğını düşün­düğü aşçı­sını hemen kapı önüne koyar. Ve fakat geçir­diği ağır bir tra­fik kaza­sı­nın ardın­dan hayata bam­başka bir kişi­likle döner. Artık iyi­lik­se­ver, sevgi dolu, pay­la­şımcı bir adam­dır. Ve bu ‘yeni hayat’ında ileri bir adım atar ve şir­ket­teki yüzde 60’lık kendi payını çalı­şan­larla pay­laş­maya, onları işlet­meye ortak etmeye karar verir. Bu hamle, Mazhar’ın başta annesi Fir­devs olmak üzere yar­dım­cısı Besim ve çocuk­ları Barlas’la Defne ara­sın­daki mesa­fe­le­rin daha da açıl­ma­sına neden olur…

Bile­mi­yo­rum Altan!’

Yol Ayrımı, bir dönü­şü­mün, geçir­diği kazayla insan­lığı yerine gelen bir ada­mın öyküsü. Film bir yanıyla Frank Capra tadı, öte yanıyla Yurt­taş Kane çağ­rı­şım­ları sunu­yor. Ama temel ola­rak yaşa­dığı travma sonucu bas­tır­dığı duy­gu­larla, o güne kadar kaçır­dığı anlarla, yaşa­ma­dığı gün­lerle, erte­le­diği mut­lu­lukla tanı­şan, geç­miş­teki haya­tıyla ve bir anlamda günah­la­rıyla yüz­le­şen bir kişi­li­ğin port­re­sine soyu­nu­yor. Bu yüz­leş­mede ken­di­sine ayna tutan kişi­le­rin başında ise Mek­teb-i Sultânî’den okul arka­daşı Altan geli­yor. Altan, Maz­har gibi karınca olmak­tansa ağus­tos­bö­ceği kim­li­ğini seç­miş, şiir­lerle, şar­kı­larla, ‘neyle meyle’ ve tabii ki aşkla yolunu çiz­miş bir şah­si­yet­tir. Öte yan­dan ‘yeni hayat’ın mihenk taş­la­rın­dan biri de işye­rin­deki sis­teme baş­kal­dı­ran Emine adlı emek­çi­dir. Maz­har, vic­dani bir ref­leksle genç kadı­nın haya­tını önce dışa­rı­dan göz­ler, sonra da müda­hil olur… Bu arada bisik­let tut­kusu da (Bisik­let Hır­sız­ları eşli­ğinde!) travma son­rası bilin­çal­tın­dan fır­la­yan ve kıyıya vuran bir çocuk­luk özlemi ola­rak dik­kat çeker.

Yavuz Tur­gul, bu hikâ­yeyi 150 daki­ka­lık süre­sine rağ­men sıkıl­ma­dan izle­ye­ce­ği­niz bir üslupla anla­tı­yor. Senaryo kuş­ku­suz yine bir ana karak­ter üze­rin­den iler­li­yor ama kimi ara karak­ter­ler de dev­reye gire­rek öyküye ve gidi­şata kat­kıda bulu­nu­yor, renk katı­yor­lar (özel­likle Altan, Emine ve Fir­devs). Hikâ­yeyi genel ola­rak büyük bur­juva eleş­ti­risi ola­rak da nite­le­mek müm­kün, Mazhar’ın dönü­şümü ve pay­la­şım­cı­lığı açı­sın­dan “Hâlâ, şimdi sos­ya­lizm” ola­rak da…
Gül­ten Akın, Cevat Çapan, Hasan Ali Top­taş ve ‘Anlar’…

Mah­cup’ rolün­deki ‘Gin­ger’ da ‘dök­tü­rü­yor’ ve âdeta ‘göz­le­riyle’ rol çalı­yor!

Per­for­mans­lara gelince: Şener Şen her zamanki çiz­gi­sinde. Kari­ye­rinde ‘Faşo Ağa’ (Kibar Feyzo) ve Züğürt Ağa gibi adım­lar bulu­nan bir oyuncu için Maz­har Kozanlı karak­teri bir anlamda ‘Şehirli ağa’nın hikâ­ye­si­nin ifa­desi. Ayrıca bu film, Şen adına sinema serü­ve­ninde ilk kez ‘Biber gazı’ yediği ve günü­müz Türkiye’sinin tadına bak­tığı (!) yapım ola­rak da tarihe geçe­cek sanı­rım. ‘Yol Ayrımı’nın bence asıl altını çiz­dik­leri ise Rut­kay Aziz’in, karak­teri üze­rin­den öyküye neşe ve heye­can katan oyun­cu­luğu, Nihal Yalçın’ın sanki Anta­bus’taki dina­miz­mi­nin devamı nite­li­ğin­deki per­for­mansı ve iki yıl önce Çırak’ta çiz­diği port­reyle de dik­kat­leri çeken yıl­la­rın tiyat­ro­cusu Çiğ­dem Selışık’ın özel doku­nuşu olmuş. Fil­min en güzel yan­la­rın­dan biri de diya­log­larda, görün­tü­lerde Gül­ten Akın’ın, Cevat Çapan’ın şiir­le­rine, Hasan Ali Toptaş’ın kita­bına, Leyla Navaro’nun kita­bında yer alan ‘Anlar’ dize­le­rine rast­la­ma­mız.

Peki eksik­lik­ler? Basın gös­te­rimi son­rası filme iliş­kin yönel­ti­len eleş­ti­ri­le­rin başında ‘TV dizisi’ hava­sında oldu­ğuna dair vurgu yapıldı. Doğ­rusu pek dizi izle­me­yen biri ola­rak kendi adıma ben böyle bir duy­guya kapıl­ma­dım. Bence eleş­ti­ri­le­bi­le­cek en önemli nokta, bazı yer­lerde fil­min ken­di­sini fazla açık­la­ması; bu yüz­den de didak­tik görün­me­siydi. Bir de pilav­dan taş çık­ması ve köpeğe araba çarp­ması sah­ne­leri, fil­min din­gin akışı içinde çok da otur­mu­yor gibiydi.
Sonuç? Yol Ayrımı, ken­di­nizi öykü­süne kap­tır­dı­ğı­nızda akıp giden ve kimi yer­le­rinde, fark etme­den ince­den inceye göz­yaş­la­rı­nızı da tes­lim alan bir yapım olmuş. Kaçır­ma­yın derim.

Yol Ayrımı (5 üze­rin­den 3,5 yıl­dız)
Yönet­men: Yavuz Tur­gul
Oyun­cu­lar: Şener Şen, Nihal Yal­çın, Rut­kay Aziz, Çiğ­dem Selı­şık, Şerif Erol, Mert Fırat, Tilbe Saran, Ruh­sar Öcal, Defne Kayar­lar / Tür­kiye yapımı

(151)

Yorumlar