Home Ne Haber Sevgilim uyuyorum biraz, beni bir saat sonra uyandırır mısın?
Sevgilim uyuyorum biraz, beni bir saat sonra uyandırır mısın?

Sevgilim uyuyorum biraz, beni bir saat sonra uyandırır mısın?

755
0
Lal Laleş

– Sevgilim uyuyorum biraz, beni bir saat sonra uyandırır mısın?

Sevgilim, sen uyurken üstünü örtmek için sabırsızlandığımı, evimizin iki sokak yukarısındaki mefruşat dükkânından mormeneviş yün battaniyeyi aldığımız gün anlamıştım. Battaniyenin yerine o narin ellerinle dokunduğunda bedenindeki doğum lekene, öpücük kondurduğum ilk ânın heyecanını yaşıyordum. Başıma geleceklerden haberdardım. Bazen bildiğini bilmezlikten gelmenin hazzını yaşamak da karşıdakini sevmenin başka bir mevsimidir. Ben de bilmezlikten geldim.

Sevgilim, her uyku hal tercümesinin yeniden yazımıdır. Bastığımız tuz artık yara değil. Kaç kelimenin koynuna girdiğimiz, derin deneyimlerimize koyduğumuz adlardan bellidir. Sevgiye kaftan biçmek için uyuyanlar, acının magmasında adem kemiği çiziktirenler bilirler o adları. Ve onları tanıyarak girerler sevgilinin inine. Uyurken kendisine bakan gözleri hissederler. Hayat ile aralarındaki mesafeyi ölçen o bakışlarla kendisine mesafe alırlar.

Sevgilim, sen uyuduğunda seni izlediğim, zihnini didiklediğim her an, başkasının gözüyle kendimi görüyorum. Bir başka oluyorsun. İletişimsizlik değildir uyku, hayat ile aramıza çektiğimiz tül perdedir. Uyku sualtı arkeolojisidir. Derinleştikçe katmerleşen şeffaflığın gizlerimize hükmetmesidir.

Sevgilim, yalnızlığın sesidir uyku. Karanlık anları, rüyasına yabancı insanları saymazsak uyku yalnızlığın sesidir. Israrın sesidir cırlaklara karşı. Kendi sesini tanımak isteyenlerin ihtiyaç duyduğu sestir. Ses, on iki karanlık geçitin sonunda olduğunu bilsek de varmak istediğimiz ışıktır.

Sevgilim, umudun ve hatırlayışın çıngırağı bir kere çalmaya görsün. Görüntüler sisini kaybeder, buharlaşır, safiyetle apaçıklaşır. İnsan eksiğine gedik arar an be an.

Sevgilim, insan uyurken ruhunda ve kalbinde olan bitenin tek tanığıdır küçük yaşam ülkesinde. Büyük kavuşmalar direşken uykularda başlar. Kanıtlamalar, mazruf hoşnutluklar, huzursuzluklara kurulmuş faklar…

Sevgilim, aşkın gizini açığa çıkarmak için uyumadan önce biraz konuşmak yeterlidir. Sen uyumaya başlayınca, hiç varolmamış gibi duran rüyanın kaligrafisi sivrilmeye başlar, dudaklarda düşünce göz kapaklarında tutku birikir.

Sevgilim, uykulara kim egemendir? Sakin olanlar, aşktan yanıp tutuşanlar, serseriler, bozguncular, çantası sırtında durmak bilmeyen, saçını belinde dağıtanlar. Onlar, büyük aşkları korumayı bilirler. Önce yatakları dağıtıp sonra çorap toplamaya koşarlar.

Sevgilim, sancıyarak denetim kurmaya çalışanlara karşı kararsız olmadık hiçbir zaman ama ilgisiz olduk hep hafızası küf olanlara, uyuyor gibi yapmayıp gerçekten uyuduk, ne geçti elimize demeyip zahmete değer rüyalar görmek için küstaha şimşek çaktık.

– Sevgilim, gögüs kafesindeki gügercinleri beslerken seni uyandırmayı unuttum…

(755)

Yorum yaz