Home Bilgi Bankası Şezlong deyip geçme…
Şezlong deyip geçme…

Şezlong deyip geçme…

54
0

Açı­lar ara­sında çok fark yoktu, kalça ve diz açı­lan hemen hemen aynı, yani 134 ve 133 dere­ceydi. Leh­mann, ara­dığı çözümü bul­muştu.

İnsan­la­rın oturma biçi­mi­nin uygar­lı­ğın öçüt­le­rin­den biri oldu­ğunu anla­tır Mic­hel Butor. İskem­leye ya da kol­tuğa oturma biçimi, kül­tü­rün önemli gös­ter­ge­leri ara­sın­da­dır. Alış­kan­lık­lar kişi­lik­ten gel­diği gibi, insa­nın içine doğ­duğu kül­tür­den de gelir.

Bernd Brun­ner, Uzanma Sanatı adlı kita­bında uzan­ma­nın hari­ta­sını çıka­rır­ken nelere uzan­dı­ğı­mızı da anla­tı­yor. Onunki de Mic­hel Butor’un yak­la­şı­mına ben­zi­yor.

Uzanma Sanatı’nda bir de “şez­long mese­lesi” var. Önem­siz bir mesele değil. Brunner’in gün­lük haya­tı­mız içinde belki aklı­mıza bile gel­me­yen “şez­long mese­lesi” üstüne düşün­dük­leri, düşün­ce­nin pırıl­tı­sını ve nere­lere uza­na­bi­le­ce­ğini gös­te­ri­yor. Bir de gün­lük hayat içinde yaşa­yıp gider­ken her şeyi böyle çok yönlü düşün­dü­ğü­müzü düşü­nün! Bakın ney­miş bu mesele.

Şezlong Meselesi

19. yüz­yılda şez­long­lar büyük yeni­likti ama ken­dince bazı sorun­ları da vardı: İste­di­ği­niz pozis­yonu ala­bil­di­ği­niz, nasıl rahat edi­yor­sa­nız öyle yata­bi­le­ce­ği­niz yatak­la­rın aksine şez­longu, üze­rine uzan­ma­dan önce fizik­sel ihti­ya­cı­nıza göre ayar­la­ma­nız gere­ki­yordu. Şez­long­la­rın tasa­rı­mında hayli sıkıntı oldu­ğunu tes­pit eden iş fiz­yo­loğu Gunt­her Leh­mann, 1940’ta görüş­le­rini şöyle sıra­lı­yordu:

1. Üze­rine uza­nı­lan yüzey ola­bil­di­ğince geniş, yüze­yin vücut kısım­ları üze­rin­deki bas­kısı ola­bil­di­ğince düşük olma­lı­dır. Fakat vücut üze­rin­deki bas­kı­nın eşit dağıl­ması gerek­mez. Aksine bas­kıya dirençli kısım­lara (örn. kıç böl­gesi), daha has­sas böl­ge­ler­den (örn. bel omur­gası) daha fazla yük bine­bi­lir. Alçı kalıp­tan yapıl­mış bir yüzey tav­siye edil­mez!

2. Sinir­ler üze­rin­deki doğ­ru­dan ya da dolaylı her tür bas­kı­dan (uzuv­la­rın uyuş­ması) kaçı­nıl­malı, devamlı ayakta çalış­mak­tan ötürü bacak­lara inen kanın geri akı­şı­nın engel­len­me­mesi sağ­lan­ma­lı­dır.

3. Şez­lon­gun tasa­rı­mına göre şekil alan uzuv­lar tam bir din­lenme pozis­yo­nunda olma­lı­dır.

Bütün bun­lar kulağa çok man­tıklı gelse de uygu­la­mada o kadar basit değildi; çünkü düz­gün bir min­der, kol­çak ve ayak des­teği sorunu çöz­meye yet­mi­yordu. Bura­daki püf nok­tası, “ger­çek din­lenme posizyonu”nu bul­maktı. Kalça ve diz eklem­le­rini hare­ket etti­ren kas­la­rın tama­men gev­şe­diği ve üzer­le­rine yük bin­me­diği bir pozis­yon bul­mak gere­ki­yordu. Ama nasıl?

Lehmann’ın aklına bir fikir geldi: Denek­le­rini duvar­ları şef­faf bir havuza dal­dırdı ve havu­zun duva­rın­daki bir çubuğa tutun­ma­la­rını istedi. Kas­la­rın en iyi hangi pozis­yonda gev­şe­di­ğini yer­çe­ki­mini orta­dan kal­dı­ra­rak tes­pit ede­bi­le­ceği düşün­ce­sin­den yola çıkan Leh­mann, denek­le­rin en rahat bul­duğu pozis­yon­la­rın açı­la­rını fotoğ­raf­lar yar­dı­mıyla ölçtü. Açı­lar ara­sında çok fark yoktu, kalça ve diz açı­lan hemen hemen aynı, yani 134 ve 133 dere­ceydi. Leh­mann, ara­dığı çözümü bul­muştu.

Adeta havada süzü­lür gibi uzan­dı­ğı­mız şez­long­larda eklem­ler vücudu en rahat­la­tan açı­larda bükü­lür ve bacak­lar yukarı kal­dı­rı­lır. Bu pozis­yonu sağ­la­yan diğer mobil­ya­lar, Lehmann’ın araş­tır­ma­la­rına baş­la­ma­sın­dan yıl­lar önce ABD’de tasar­la­nan ve deniz dal­ga­la­rın­dan esin­le­ni­len “kan­guru kanepe”, Le Cor­bu­sier ve Char­lotte Perriand’nın 1928’de çelik boru­larla tasar­la­dık­ları Cha­ise­lon­gue bas­cu­lante adlı şez­long­dur. Bu tür uzanma kol­tuk­lan, insanı hayal kur­maya davet eder.

Kay­nak: Bernd Brun­ner, Uzanma Sanatı, Çeviri: Zehra Aksu Yıl­ma­zer, Can Yayın­ları-Kırk Merak

(54)

Yorumlar