Home Kültür Sanat Sinema Steven Spielberg: “Herkesin bir hobisi var. Benimki de uzaylıların hikâyesini anlatmak.”
Steven Spielberg: “Herkesin bir hobisi var. Benimki de uzaylıların hikâyesini anlatmak.”

Steven Spielberg: “Herkesin bir hobisi var. Benimki de uzaylıların hikâyesini anlatmak.”

171
0

Er Ryan’ı Kurtarmak, Schindler’in Listesi, E.T., Jaws gibi kült filmlerden tanıdığımız efsane yönetmen, yapımcı ve senarist Spielberg sinema için doğmuş diyebiliriz. On bir yaşındayken ilk filmini (The Last Train) çeken yönetmen, izleyicilerle buluşturduğu filmleri ve televizyon programlarıyla efsane yönetmenler listesinin ilk sıralarında yer alıyor.

İlk filmleriniz dünya çapında beğeni kazanmıştı ama aynı zamanda eleştirmenler tarafından çok fazla eleştirildi. Alkışlanma, beğenilme isteği daha sonraki yapımlarınızı etkiledi mi?

SS: Bu işe başlarken bana, “Filmlerin ne zaman bir anlam bulmaya başlayacak,” diye sormuşlardı. Herkes Jaws’ın harika bir film olduğunu söylüyordu ama ne zaman tatmin edici bir iş yapacaktım? Ben de artık bu konuda beğeni gören işler yapıyorum. Fakat bu sefer de insanlar, “O endişesiz, neşeli yapımlara ne zaman geri döneceksin,” diyor. Stardust Anıları’ndaki Woody Allen gibi hissediyorum, uzaylıların geldiği sahnedeki gibi.

 

Evet, konu bir şekilde uzaylılara geldi. Sizin en sevdiğiniz şeye…

SS: Bu benim hobim! Herkesin bir hobisi var. Benimki de uzaylıların hikâyesini anlatmak.

Bu uzaylı merakının nereden geldiğini hiç düşündünüz mü?

SS: Babam tam bir bilimkurgu hastasıydı. Evimizde sürekli bilimkurgu dergileri, öyküleri olurdu. Ben de, “Ya bir gün uzaylılar bizi ziyarete gelirse…” diye düşünür dururdum. Tıpkı Üçüncü Türden Yakınlaşmalar’da ya da E.T.’de olduğu gibi. Bu tip hikâyelere mistik bir şekilde inanıyorum. Yapay Zekâ bunlardan farklıydı. Hepimiz yapay zekânın sürekli gelişmekte olduğunu biliyoruz. Ama uzaylılar konusu daha başka.

Stanley Kubrick’le de yakın arkadaşsınız. Bize ilişkinizden bahseder misiniz?

SS: Onu tanıdığım süre boyunca en fazla yılda bir kez görmüşümdür. Bu buluşmaların hepsi de onun evinde gerçekleşti. Ama her zaman telefonla iletişim halindeydik. Hatta tüm bu görüşmelerin faturasını da ben ödedim! Genellikle filmler hakkında konuşurduk. Bir film büyük bir gişe hasılatı yaptığında bana bunun nasıl olduğunu sorardı. Ben de ona, “Stanley bu soruya cidden cevabım yok. Bir film ne zaman başarılı ya da başarısız olur hiç bilmiyorum,” derdim.

Hiç sizden bilgi koparmaya çalıştı mı?

SS: Stanley hayatımda gördüğüm en kafa şişiren insandır. İlişkimiz genellikle bana sorduğu sorularla başımın etini yemesi ve beni tüketmesi şeklindeydi. Sonra bir yolunu bulur yanından sıvışırdım ama bir iki hafta içinde beni yine arar ve bitmek bilmeyen sorularına başlardı.

Sıkıysa Yakala filminiz hem hareketli hem de neşeliydi. Bunun yanı sıra ciddi sahneleri de vardı.

SS: Bizi hem güldürebilen hem ağlatabilen hem de dünya hakkında iyi şeyler düşünmemize yardımcı olacak bir film yapmak istemiştim. Yani bizi gülümsetecek bir film. O dönem gülümsemeye ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdi. Hollywood filmleri de insanları zor zamanlarında rahatlatacak bir şeyler yapmalı.

Peki, işletmeciliğinizle sanatçılığınızı nasıl bir arada götürebiliyorsunuz?

SS: Yakın çevremin de bildiği gibi kariyerimle ilgili plan yapmam. Şu zamanlar kötü olurum, bu zamanlar yeniden düzelirim diye düşünmem. Önüme gelen şeye o an ne hissediyorsam öyle tepki veririm. Hiçbir zaman bilinçli bir karar almadım. Gerçi, Indiana Jones’un devam filmlerini ve Kayıp Dünya’yı istisna olarak kabul edebiliriz. Bu filmler, “Tamam artık bunları topluma sunabiliriz çünkü bunu istiyorlar,” diyebildiğim nadir anlardandı. Üç yıldır film çekmemiştim, bu yüzden daha çok güvenebileceğim bir şeyler yapmak istiyordum. Schindler’in Listesi gibi farklı işler yapamazdım.

Aslında hayranlarınız E.T.’nin devam filmlerini de görmek isterdi…

SS: E.T. oldukça kişisel bir yapımdı. Onu yaparken sahip olduğum motivasyon daha yalındı ve kâr amacı yoktu. Açıkçası bu kadar popüler olacağını tahmin etmemiştim, çünkü film çocuklar hakkındaydı ve on sekiz yaşın altındakilerle ilgili filmler o dönemde pek ilgi görmezdi. Devam filmi çekmeyi düşünmüyorum çünkü yeni film ilkinden daha iyi olamaz. Bu sebeple filmin şu an sahip olduğu bu başarıyı bozmak istemiyorum.

Jaws’ın devam filmlerini de onaylamamıştınız. Bunları niçin siz çekmediniz?

SS: Çünkü ilk film tam bir kâbustu! Köpekbalığıyla ilgili bir sürü sorun yaşadık, çekmesi çok zordu. Kariyerimin bittiğini düşündüm çünkü çalışma takviminin yüz gün gerisinde kalmıştık. Sonuç olarak film başarılı oldu ama bir daha asla suya yaklaşmam, asla!

Çeviren: Deniz Saldıran

(Nev Pierce, 50 Greatest Interviews, Future Publishing)

(171)

Yorum yaz