Home Bilgi Bankası Tarihin başladığı “ilk”ler diyarı: Mezopotamya
Tarihin başladığı “ilk”ler diyarı: Mezopotamya

Tarihin başladığı “ilk”ler diyarı: Mezopotamya

519
0

Mezopotamya yüzyıllar boyunca Batının ilgisini çeken bir bölge oldu. Burada kurulan uygarlıklar modern kültürün şekillenmesinde nasıl bir rol oynadı?

“Babil’in Asma Bahçeleri, Babil Kulesi, Nebukadnezar ve Tufan herkesin duymuş olduğu şeylerdir. Yani Mezopotamya sandığınızdan daha bildik bir yer” diyor Louvre Müzesi’nin Orta Doğu eserleri küratörü Ariane Thomas.

Louvre’un Fransa’nın kuzeyindeki Lens kentinde yer alan şubesinde “Tarih Mezopotamya’da Başlar” adıyla 500 nesneyi içeren yeni bir sergi açıldı. Sergide Mezopotamya tarihinin MÖ 4000’li yıllarda yazının bulunmasıyla başlayan ve MÖ 331’de Büyük İskender’in Babil’i ele geçirmesiyle sona eren 3000 yıllık kesiti ele alınıyor.

_92858117_thinkstockphotos-511875588
Asur tanrısı.

Sergideki ilk galeri 19. yüzyılda arkeologların kazılara başlamasıyla Mezopotamya’nın “yeniden keşfini” konu ediniyor. İncil‘de ve klasik metinlerde söz edildiği kadarıyla bilinen Asur ve Babil imparatorlukları hakkında daha fazla bilgi edinmeyi amaçlıyordu bu kazılar.

Bu çalışmalarda Musul’un biraz kuzeydoğusunda Asurluların başkenti Horsabad bulunmuş, Sümerler hakkında da yeni keşifler yapılmıştı.

Bunun üzerine Batı Avrupa Mezopotamya’ya daha fazla ilgi duymaya başladı. Oxford’daki Ashmolean Müzesi’nden Paul Collins, bu ilginin kaynağını bu uygarlıkların imparatorluk ve kral gibi aşina oldukları olguların yanı sıra, İncil‘de ifade edilen egzotik dünyayı yansıtmasına bağlıyor.

_92858121_d3ab01ee-bf3f-4d24-a717-41bd33e3f11a
Tarihteki ilk köprünün modeli. Mezopotamya Yunanca “iki nehir arasındaki topraklar” anlamına geliyor.

İki nehir arasındaki topraklar

  1. yüzyılda Mezopotamya artık resimden mimariye, reklamdan filmlere (1973 yapımı Şeytan filmindeki Pazuzu Mezopotamyalı bir şeytandır) kadar birçok alanda esin kaynağıdır. Bugün ise aynı rolü video oyunlarında oynuyor (Marvel Comics evrenindeki Pazuzu).

Peki Irak’tan Suriye’ye ve Türkiye’ye uzanan bu bölgenin ugarlıkları bizleri çok daha derinden etkilemiş olabilir mi?

Bu sorunun yanıtı, “evet”tir. Fakat bunun ayrıntılarına geçmeden önce Mezopotamya’nın anlamına bakalım.

Bu bölgeye ismini Antik Yunanlılar vermiş. ‘”İki nehir arasındaki topraklar” anlamına gelir, yani Fırat ile Dicle nehirleri arasında kalan bölge. Bu bölge “uygarlıkların beşiği” olarak nitelenir. İnsanın MÖ 6000 yıllarında avcılık ve toplayıcılığı bırakıp kurulu düzene geçerek tarıma başladığı yeni yaşam biçimi bu topraklarda yeşermiştir.

_92858114_p04jyfqv

Bugünkü Irak ve Kuveyt topraklarında hüküm süren Sümerler güney Mezopotamya’da ilk sulama kanallarını kurulmuş, Uruk gibi ilk şehir devletlerini kuran bir yönetim sistemi oluşturulmuş ve bu daha sonra krallığa ve imparatorluğa evrilmiştir.

_92858119_7091409f-50e3-4b17-88c0-8330f2847097
Bir Sümer heykeli.

“İlk”ler diyarı

Mezopotamya’nın farklı aşamalardan oluşan uzun tarihi kendine özgü gelenekleri, efsane ve söylenceleri, dini inançları olan ileri bir kültürü ifade eder.

MÖ 3200 yıllarında yazıyı bulan Sümerler bu kültürün tabletler yoluyla bugüne ulaşmasını sağlamıştır. Bu tabletlerin çoğunda görülen damgalar da Mezopotamya’ya özgü bir tekniği yansıtır.

Collins, Mezopotamya’yı süngere benzetiyor. “Ne zaman yeni insanlar bölgeye gelse Mezopotamya’nın uzun bir geçmişe dayanan geleneklerini benimsemiştir. Yönetim sistemi ve dini inançlar bakımından bir süreklilik görülüyor bu bölgede” diyor.

Mezopotamya bu eski tarihinden dolayı birçok alanda “ilk”ler içeriyor. Arkeologlar çömlek çarkı gibi teknik buluşları, matematik, tıp ve astronomideki gelişmeleri, 60 dakika üzerinden zaman hesaplama sistemini, hatta bira, süt ürünleri ve dokumanın kökenini Mezopotamya’ya dayandırıyor.

_92858537_50f15e1c-585d-419b-8c18-fffe4ad45cb8
İlk biranın Mezopotamya’da Sümerler tarafından yapıldığı sanılıyor.

“Dışa dönük ve dinamik”

Serginin küratörü Ariane Thomas’a göre, Mezopotamya’nın coğrafi konumu bütün bu başarılarda önemli rol oynadı: “Mezopotamya Orta Doğu’nun merkezinde yer alıyor. Kurak toprakları sulama yoluyla verimli kılınırken, kereste, taş, metal gibi önemli doğal kaynaklardan yoksun olması dışa açılmasını gerektirdi.” Bu ise buradaki uygarlıkların dışa dönük ve dinamik olmasını sağladı.

_92858533_760d9e1e-792b-4f55-99c2-41914f26e1b7
Mezopotamya kil tabletler üzerinde ilk yazının yazıldığı bölgedir.

Dağlar ve Ovalar: Antik İran ve Mezopotamya adlı yeni kitabında Paul Collins, Mezopotamya’da yapılan heykellerde kullanılan metallerin İran’ın dağlık bölgelerinden geldiğini söylüyor. Aynı şey Babil Kulesi’ne de esin kaynağı olan, Babil gibi Mezopotamya kentlerine özgü çok katlı kerpiç yapılar (zaguratlar) için de geçerli. (Son yıllarda IŞİD bu önemli tarihi eserlere büyük zarar verdi.)

Fakat Collins, Mezopotamya’daki buluşları tek tek sıralamanın, “Sümerleri her şeyin kaşifi olarak anmanın” tarihi çarpıtmak anlamına geleceğini söylüyor. Bunun yerine arkeologların artık Mezopotamya’yı dışarıdan etkileyen güçler üzerinde durduğunu belirtiyor.

“Mezopotamya farklı halkları barındıran bir yerdi. İnsanlar farklı diller konuşuyor, muhtemelen farklı kültürler yaşıyordu. İnsanlar çoğunlukla işi basitleştirip Sümerlerden Asurlardan söz eder, oysa burada çok daha karmaşık bir toplum söz konusuydu.”

sumerheykeliKentlerin önemi

Collins’e göre Mezopotamya’nın modern dünyaya en önemli katkısı, bu dinamik etkileşimin gerçekleştiği alan olarak kentler olmuştur.

“Yüzyıllar boyunca binlerce insanı barındıran dev kent merkezlerinin geliştiğini görüyoruz. Bu insanları bir arada tutan şeyin ne olduğunu bilmiyoruz. Çevre, kaynak idaresi gibi birçok etken söz konusu olabilir. Ayrıca insanların desteği için zorlayan veya teşvik eden önemli bireyler de olmuş olabilir.”

Şöyle devam ediyor Collins: “Ancak şehirler bir kez kuruldu mu bir daha durmaz. Mezopotamya bugün bizim çözüm aradığımız birçok sorunla en erken tanışan bölgedir. Çok sayıda insanın bir arada yaşaması nasıl idare edilir? Bu insanlar nasıl beslenir? Nüfus artışıyla nasıl baş edilir? Yazı ve silindir damga gibi idari araçları yaratan hangi teknolojiler toplumda hiyerarşi ve anlam ifade ederek kolektif kimlik duygusunu yaratır? Bu nedenle, bugün düşündüğümüz şekliyle kentler, Mezopotamya’dan bize kalan en büyük mirastır.”

_92858530_c81ccb46-5a0a-4a94-a3e2-4f600ebfe6ac
New York’taki Fred F Fransız Binası, Mezopotamya mimarisi ve süslemelerinden esinlenmiştir.

(BBC Türkçe)

(519)

Yorum yaz