Home Hayat Yalan ya da Doğrular da Yanıltıcı Olabilir
Yalan ya da Doğrular da Yanıltıcı Olabilir

Yalan ya da Doğrular da Yanıltıcı Olabilir

69
0

Aldat­ma­nın, ara­bu­lu­cu­luk­ta olduk­ça yay­gın bir tak­tik oldu­ğu­nu görü­yor. İş dün­ya­sın­dan insan­la­rın yarı­sın­dan faz­la­sı bu tak­ti­ği kul­lan­dık­la­rı­nı iti­raf edi­yor. Hat­ta bunu yapan­lar, doğ­ru­dan yalan söy­le­mek­ten­se bu yola baş­vur­ma­nın daha etik oldu­ğu­nu düşü­nü­yor.

Siya­set­çi­le­rin sık sık yalan söy­le­di­ği­ni artık hepi­miz bili­yo­ruz. Fakat bu yalan söy­le­me işi­ni sade­ce doğ­ru­yu söy­le­ye­rek yapa­bil­dik­le­ri­ni söy­le­sek… Kafa­nız karış­tı değil mi?

Şöy­le düşü­nür­sek bel­ki kafa karı­şık­lı­ğı­nı­zı biraz olsun azal­ta­bi­li­riz: Bunu hepi­miz yapı­yo­ruz. Mese­la anne­niz size öde­vi­ni­zi yapıp yap­ma­dı­ğı­nı­zı sor­du­ğu­nuz­da siz de, “İngi­liz­ce der­sim için Ten­nes­see Wil­li­ams üstü­ne bir ödev yaz­dım,” dedi­niz. Bu hem doğ­ru hem de yalan ola­bi­lir. Ger­çek­ten anne­ni­zin sor­du­ğu öde­vi yap­mış da ola­bi­lir­si­niz, daha önce yap­tı­ğı­nız bir ödev­den söz edi­yor da ola­bi­lir­si­niz. Yani aslın­da daha öde­vi­ni­ze baş­la­ma­mış olsa­nız da anne­ni­zi doğ­ru bir cüm­ley­le yanıl­ta­bi­lir­si­niz.

Doğ­ru­yu söy­le­ye­rek” yanılt­mak gün­lük hayat­ta o kadar yay­gın­laş­tı ki psi­ko­log­lar bu dav­ra­nı­şı tanım­la­mak için yeni bir terim bile bul­du: Aldat­ma (İng. pal­te­ring). Bu yay­gın alış­kan­lık yalan­lar ve ger­çek­ler ara­sın­da­ki gri böl­ge hak­kın­da daha çok düşün­me­mi­ze neden olu­yor ve bel­ki de neden yalan söy­le­di­ği­mi­zi bile açık­la­ya­bi­li­yor.

Yalan söy­le­mek, doğ­ru­yu söy­le­mek­ten daha zor­la­yı­cı ve çaba sarf etti­ri­ci olsa da sürek­li yalan söy­lü­yo­ruz. ABD eski baş­ka­nı Abra­ham Lincoln’un da dedi­ği gibi, “Hiç­bir insan başa­rı­lı bir yalan­cı olmak için gere­kecek kadar iyi bir hafı­za­ya sahip değil.”

Psi­ko­log Bel­la DePa­ulo, 1996’da yap­tı­ğı araş­tır­ma­da bu konu­ya deği­ni­yor. Ulaş­tı­ğı sonuç­la­ra göre aslın­da her biri­miz gün­de bir ya da iki yalan söy­lü­yo­ruz. Araş­tır­ma­sı­na katı­lan katı­lım­cı­la­ra her haf­ta iyi niyet­le bile olsa kaç tane yalan söy­le­dik­le­ri­ni not etme­le­ri­ni söy­lü­yor. 147 katı­lım­cı­dan sade­ce 7 tane­si hiç yalan söy­le­me­di­ği­ni belir­ti­yor. Tabii bu ne kadar doğ­ru ne kadar yalan ora­sı da tar­tı­şı­lır.

Bu katı­lım­cı­la­rın söy­le­di­ği yalan­lar genel­lik­le masum, hat­ta kibar­lık gere­ği söy­len­miş. Örne­ğin, “O gün küçük bir balon gibi gözü­kü­yor­du ama ben ona çok güzel gözük­tü­ğü­nü söy­le­dim.” Bazı yalan­lar­sa utanç veri­ci ger­çek­le­ri giz­le­mek için söy­le­ni­yor. Örne­ğin eşin­den, işten kovul­du­ğu­nu giz­le­yen bile var. DePa­ulo, çalış­ma­sın­da­ki katı­lım­cı­la­rın kaç tane yalan söy­le­dik­le­rin­den haber­siz oldu­ğu­nu söy­lü­yor çün­kü onla­ra göre bu yalan­la­rın çoğu “o kadar sıra­dan ve bek­le­nen yalan­lar­dı ki fark edil­me­di bile.”

Baş­ka­la­rı­nı mani­pü­le etmek ya da kas­ten yanılt­mak için söy­le­nen yalan­lar ise daha teh­li­ke­li olan­lar. Bu yalan­lar düşün­dü­ğü­nüz­den daha yay­gın­lar.

Dav­ra­nış bilim­ci Todd Rogers ve çalış­ma arka­daş­la­rı siya­set­çi­le­rin soru­la­ra ne sık­lık­la kaça­mak cevap ver­dik­le­ri­ne yöne­lik bir göz­lem yapı­yor. Bunu, hile­li bir şey­ler oldu­ğu­nu sez­dik­le­rin­de yapan siya­set­çi­ler kaç­ma yolu ola­rak ise baş­ka bir konu­da doğ­ru­yu söy­le­ye­rek konu­yu değiş­tir­me­yi kul­la­nı­yor. Hat­ta doğ­ru olma­yan bir şeyi doğ­ruy­muş gibi gös­ter­dik­le­ri bile olu­yor. Rogers’a göre siya­set­çi­ler bunu hep yapı­yor. Bunun neden­le­ri­ne bak­ma­ya baş­la­dı­ğın­da da fark­lı sonuç­la­ra ula­şı­yor. Aldat­ma­nın, ara­bu­lu­cu­luk­ta olduk­ça yay­gın bir tak­tik oldu­ğu­nu görü­yor. İş dün­ya­sın­dan insan­la­rın yarı­sın­dan faz­la­sı bu tak­ti­ği kul­lan­dık­la­rı­nı iti­raf edi­yor. Hat­ta bunu yapan­lar, doğ­ru­dan yalan söy­le­mek­ten­se bu yola baş­vur­ma­nın daha etik oldu­ğu­nu düşü­nü­yor.

Öte yan­dan, kan­dı­rı­lan insan­lar bunun yalan söy­le­mek mi yok­sa aldat­mak mı oldu­ğu­nu ayırt ede­mi­yor. Aynı şekil­de kula­ğa doğ­ru gelen yanıl­tı­cı bir “ger­çe­ği” tes­pit etmek de bir hay­li zor. Örne­ğin Bir­le­şik Krallık’taki İşçi Par­ti­si kam­pan­ya vide­ola­rın­da “Artık 16 yaşın­da­sı­nız. Evle­ne­bi­lir­si­niz, ordu­ya katı­la­bi­lir­si­niz ve tam zaman­lı bir işte çalı­şa­bi­lir­si­niz,” diyor. BBC teyit gru­bu­na göre ise bu bil­gi­ler tama­mıy­la doğ­ru değil. Çün­kü 16 ya da 17 yaşın­day­sa­nız ordu­ya ancak ebe­veyn­le­ri­ni­zin izniy­le katı­la­bi­lir­si­niz. Aynı şekil­de, İskoç­ya dışın­da yaşı­yor­sa­nız evlen­mek için de bu izne ihti­ya­cı­nız var. İngiltere’de 16-17 yaşın­da tam zaman­lı bir işte de çalı­şa­maz­sı­nız.

Bu yanıl­tı­cı doğ­ru­la­rı tes­pit etsek bile top­lum­sal norm­lar, biri­nin alda­tı­cı olup olma­dı­ğı­nı anla­ma­mız konu­sun­da bizi zor­lu­yor. Çoğu­muz biri­ne “yalan söy­lü­yor­sun” diyecek kadar cesur değil.

Bu aldat­ma dav­ra­nı­şı­nın bu kadar yay­gın olma­sı­nın nede­ni muh­te­me­len işe yarar bir çıkış yolu ola­rak görül­me­si. Rogers’a göre hepi­mi­zin hedef­le­ri var, örne­ğin bir evi ya da ara­ba­yı sat­mak. Bunu yapar­ken diğer insan­la­ra da ahlak­la ve dürüst gözük­mek de isti­yo­ruz. Böy­le­lik­le onla­rı alda­ta­rak hede­fi­mi­ze ula­şı­yo­ruz. Bize inan­mı­yor­lar­sa da yanıl­dık­la­rı­nı düşün­me­le­ri­ni sağ­lı­yo­ruz.

Bu gibi bir düşün­ce­nin yarat­tı­ğı sorun­la­rı top­lum­da açık­ça gör­mek müm­kün. Örne­ğin her vatan­daş siya­set­çi­le­rin yalan­la­rın­dan bık­mış durum­da. İngiltere’de yapı­lan bir araş­tır­ma vatan­daş­la­rın siya­set­çi­ler­den­se emlak­çı­la­ra, ban­ka­cı­la­ra ve gaze­te­ci­le­re daha çok güven­di­ği­ni gös­te­ri­yor. Psi­ko­log Robert Feldman’a göre ise biz­den daha üst mev­ki­de­ki­le­rin yalan­la­rı­na maruz kal­mak res­mî kurum­la­ra duy­du­ğu­muz güve­ni de zede­li­yor. Böy­le­lik­le top­lum, bu gibi kurum­la­rın hedef­le­ri­ni ve varo­luş neden­le­ri­ni sor­gu­la­ma­ya baş­lı­yor ve cid­di­ye almı­yor.

Kısa­ca­sı, yakın zaman­da kula­ğa garip gelen bir bil­gi duy­du­ğu­nuz­da ya da biri­nin soru­dan kaç­tı­ğı­nı gör­dü­ğü­nüz­de şunu hatır­la­ma­yı unut­ma­yın: Doğ­ru da bazen yanıl­tı­cı ola­bi­lir.

Çevi­ren: Deniz Sal­dı­ran

(Melis­sa Hogen­bo­om, BBC Futu­re)

(69)

tags:

Yorumlar