Home Hayat Yalan ya da Doğrular da Yanıltıcı Olabilir
Yalan ya da Doğrular da Yanıltıcı Olabilir

Yalan ya da Doğrular da Yanıltıcı Olabilir

59
0

Aldatmanın, arabuluculukta oldukça yaygın bir taktik olduğunu görüyor. İş dünyasından insanların yarısından fazlası bu taktiği kullandıklarını itiraf ediyor. Hatta bunu yapanlar, doğrudan yalan söylemektense bu yola başvurmanın daha etik olduğunu düşünüyor.

Siyasetçilerin sık sık yalan söylediğini artık hepimiz biliyoruz. Fakat bu yalan söyleme işini sadece doğruyu söyleyerek yapabildiklerini söylesek… Kafanız karıştı değil mi?

Şöyle düşünürsek belki kafa karışıklığınızı biraz olsun azaltabiliriz: Bunu hepimiz yapıyoruz. Mesela anneniz size ödevinizi yapıp yapmadığınızı sorduğunuzda siz de, “İngilizce dersim için Tennessee Williams üstüne bir ödev yazdım,” dediniz. Bu hem doğru hem de yalan olabilir. Gerçekten annenizin sorduğu ödevi yapmış da olabilirsiniz, daha önce yaptığınız bir ödevden söz ediyor da olabilirsiniz. Yani aslında daha ödevinize başlamamış olsanız da annenizi doğru bir cümleyle yanıltabilirsiniz.

“Doğruyu söyleyerek” yanıltmak günlük hayatta o kadar yaygınlaştı ki psikologlar bu davranışı tanımlamak için yeni bir terim bile buldu: Aldatma (İng. paltering). Bu yaygın alışkanlık yalanlar ve gerçekler arasındaki gri bölge hakkında daha çok düşünmemize neden oluyor ve belki de neden yalan söylediğimizi bile açıklayabiliyor.

Yalan söylemek, doğruyu söylemekten daha zorlayıcı ve çaba sarf ettirici olsa da sürekli yalan söylüyoruz. ABD eski başkanı Abraham Lincoln’un da dediği gibi, “Hiçbir insan başarılı bir yalancı olmak için gerekecek kadar iyi bir hafızaya sahip değil.”

Psikolog Bella DePaulo, 1996’da yaptığı araştırmada bu konuya değiniyor. Ulaştığı sonuçlara göre aslında her birimiz günde bir ya da iki yalan söylüyoruz. Araştırmasına katılan katılımcılara her hafta iyi niyetle bile olsa kaç tane yalan söylediklerini not etmelerini söylüyor. 147 katılımcıdan sadece 7 tanesi hiç yalan söylemediğini belirtiyor. Tabii bu ne kadar doğru ne kadar yalan orası da tartışılır.

Bu katılımcıların söylediği yalanlar genellikle masum, hatta kibarlık gereği söylenmiş. Örneğin, “O gün küçük bir balon gibi gözüküyordu ama ben ona çok güzel gözüktüğünü söyledim.” Bazı yalanlarsa utanç verici gerçekleri gizlemek için söyleniyor. Örneğin eşinden, işten kovulduğunu gizleyen bile var. DePaulo, çalışmasındaki katılımcıların kaç tane yalan söylediklerinden habersiz olduğunu söylüyor çünkü onlara göre bu yalanların çoğu “o kadar sıradan ve beklenen yalanlardı ki fark edilmedi bile.”

Başkalarını manipüle etmek ya da kasten yanıltmak için söylenen yalanlar ise daha tehlikeli olanlar. Bu yalanlar düşündüğünüzden daha yaygınlar.

Davranış bilimci Todd Rogers ve çalışma arkadaşları siyasetçilerin sorulara ne sıklıkla kaçamak cevap verdiklerine yönelik bir gözlem yapıyor. Bunu, hileli bir şeyler olduğunu sezdiklerinde yapan siyasetçiler kaçma yolu olarak ise başka bir konuda doğruyu söyleyerek konuyu değiştirmeyi kullanıyor. Hatta doğru olmayan bir şeyi doğruymuş gibi gösterdikleri bile oluyor. Rogers’a göre siyasetçiler bunu hep yapıyor. Bunun nedenlerine bakmaya başladığında da farklı sonuçlara ulaşıyor. Aldatmanın, arabuluculukta oldukça yaygın bir taktik olduğunu görüyor. İş dünyasından insanların yarısından fazlası bu taktiği kullandıklarını itiraf ediyor. Hatta bunu yapanlar, doğrudan yalan söylemektense bu yola başvurmanın daha etik olduğunu düşünüyor.

Öte yandan, kandırılan insanlar bunun yalan söylemek mi yoksa aldatmak mı olduğunu ayırt edemiyor. Aynı şekilde kulağa doğru gelen yanıltıcı bir “gerçeği” tespit etmek de bir hayli zor. Örneğin Birleşik Krallık’taki İşçi Partisi kampanya videolarında “Artık 16 yaşındasınız. Evlenebilirsiniz, orduya katılabilirsiniz ve tam zamanlı bir işte çalışabilirsiniz,” diyor. BBC teyit grubuna göre ise bu bilgiler tamamıyla doğru değil. Çünkü 16 ya da 17 yaşındaysanız orduya ancak ebeveynlerinizin izniyle katılabilirsiniz. Aynı şekilde, İskoçya dışında yaşıyorsanız evlenmek için de bu izne ihtiyacınız var. İngiltere’de 16-17 yaşında tam zamanlı bir işte de çalışamazsınız.

Bu yanıltıcı doğruları tespit etsek bile toplumsal normlar, birinin aldatıcı olup olmadığını anlamamız konusunda bizi zorluyor. Çoğumuz birine “yalan söylüyorsun” diyecek kadar cesur değil.

Bu aldatma davranışının bu kadar yaygın olmasının nedeni muhtemelen işe yarar bir çıkış yolu olarak görülmesi. Rogers’a göre hepimizin hedefleri var, örneğin bir evi ya da arabayı satmak. Bunu yaparken diğer insanlara da ahlakla ve dürüst gözükmek de istiyoruz. Böylelikle onları aldatarak hedefimize ulaşıyoruz. Bize inanmıyorlarsa da yanıldıklarını düşünmelerini sağlıyoruz.

Bu gibi bir düşüncenin yarattığı sorunları toplumda açıkça görmek mümkün. Örneğin her vatandaş siyasetçilerin yalanlarından bıkmış durumda. İngiltere’de yapılan bir araştırma vatandaşların siyasetçilerdense emlakçılara, bankacılara ve gazetecilere daha çok güvendiğini gösteriyor. Psikolog Robert Feldman’a göre ise bizden daha üst mevkidekilerin yalanlarına maruz kalmak resmî kurumlara duyduğumuz güveni de zedeliyor. Böylelikle toplum, bu gibi kurumların hedeflerini ve varoluş nedenlerini sorgulamaya başlıyor ve ciddiye almıyor.

Kısacası, yakın zamanda kulağa garip gelen bir bilgi duyduğunuzda ya da birinin sorudan kaçtığını gördüğünüzde şunu hatırlamayı unutmayın: Doğru da bazen yanıltıcı olabilir.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Melissa Hogenboom, BBC Future)

(59)

tags:

Yorum yaz