Home Erhan Sunar

Erhan Sunar

Erhan Sunar
1984 yılında Diyarbakır'da doğdu. ODTÜ'de İngilizce Öğretmenliği okudu. Alakarga Yayınları'ndan yayımlanmış dört romanı (Veda Oyunu, Ölüm ve Adam, Geceden Önce, Nâzım Hikmet) ve iki çeviri eseri (Joyce Carol Oates'tan İlk Aşk ve Kapılarımı Kapatıyorum) bulunuyor. Diyarbakır'da İngilizce öğretmenliği yapıyor.

Werner Bischof ve Belgesel Fotoğrafçılık

“Bir hayal dünyası oluşturmak isterseniz,” der Ara Güler, “Werner Bischof’un fotoğraflarını düşünün, hepsi oradadır. O size bir memleketin konusunu verir.” Erhan Sunar Kısacık sürmüş yaşamını düşündüğümüzde, sonuna dek başarılı bir fotoğrafçılık kariyeridir Werner Bischof’unki: Henüz bir ressam olma hayaliyle başlayan ilk gençliğinden, Zürih Güzel Sanatlar Okulu’ndan ve sonrasında Fransa’ya yine aynı amaçla yapacağı yolculuktan, yaşamının […]

Gizli Yüz: Bir Fotoğrafçının Hüzünlü Arayışı

Zamanın (filmin biçimsel yönüyle ilişkilendirilebilecek) döngüsel yanının yalnızca rüyalara veya gerçeküstü hayallere değil, tam da bir anlatımı oluşan hayatlarımızın kendisine dönüşebileceğini görürüz. Erhan Sunar Birleşen Hikâyeler Bir pavyon fotoğrafçısı olarak ilk bakışta sıradan bir yaşamdır genç adamınki: Babasıyla ters düşüp yolunu tuttuğu Şehirler Şehri İstanbul’da her gece fotoğrafını çektiği insan yüzleri, henüz birleşip ona aynı […]

Zihnin Karanlık Odaları

Romanın asıl başarısı da burada, hikâyeyle (yazıyla) düşünce arasında kurabildiği görünmez bağların parlayıp sönen ışıltısında yatıyor. Erhan Sunar Hakan Bıçakcı, Karanlık Oda’da edebiyatın yazınsal imkânlarıyla bir zihnin tekinsiz iklimini karşılaştırmanın yollarını aramış: Her iyi edebiyat metninin son aşamada bir soyutlamaya dayanacağını düşündüğümüzde gayet soğukkanlı bir dikkatle karşılayabileceğimiz bu gerçek, romanı oluşturan somut, maddesel ayrıntıların zenginliğini […]

Fotoğraf Makinası, Küçük Ayrıntılar, Varoluş

Zaten kimliğimizle fotoğraflarımız (gerekliliğine karşı çıkmadığı kimlik fotoğrafını tamamlamayı biraz ertelemesinin de gösterdiği üzere) birbirleriyle ne kadar yakın olabilirlerdi ki? Erhan Sunar Fotoğraf Makinası’nda yazar ilkin olaysız, sorunsuz bir yaşamın ayrıntılarını verir. Belki de, yaşanıp yaşanmamasından hatta hissedilmesinden önce bir çeşit soğukkanlılıkla kaydı tutulan bir hayatın an be an fotoğrafını çeker demeliydim: Cümleler uzar gider, […]

Kader Kuyusu: Fotoğraflarla Bir Ailenin Tarihi

Fotoğraflar üzerinden ilerleyen bakış, Celadet Ali Bedirhan’ın araya giren sözleriyle, karşı çıkışları veya sitemleriyle inatçı, kendi varlığının sınırlarını sahiplenen ve öyle yansıtılmasını isteyen bir uzak bilinçle karşı karşıya kalır. Erhan Sunar Mehmed Uzun’un yazınsal yaşamına şöyle bir göz atacak her okur, onun beslendiği asıl kaynağın bilgi veya bunun yansıtılma biçimlerinden çok önce, insanlık fikrine derin […]

Kötü Bir İlkbahar: Fotoğrafların İçinden

Modiano’nun romanlarında yarattığı uçucu, göreceli, belirsiz atmosferle inceden inceye kimlik sorunlarını kurcaladığı hep söylenir. Erhan Sunar Bir fotoğrafa baktığımızda, hatırlamakla hayal etmenin sınırları çoğunlukla birbirine karışır. Son yüzyılda fotoğraf teorisyenlerinin de parmak bastığı bir durum, olduğu gibi dondurulan bir geçmiş kesitinin yeniden şaşırtıcı bir biçimde nasıl olup da canlandırılabildiği gerçeği ise, bellekle, hayal gücüyle her […]

Karanlıkta Kahkaha ve İşleyen Ayrıntılar

Her an yeniden oluşuyormuş gibi görünen romanın ayrıntılarına sinmiş yakıcı mizah neredeyse her sahneyi bir yeniden-aldanışa, dolayısıyla bir okuma serüvenine, hazzına çevirmektedir. Erhan Sunar Karanlıkta Kahkaha’da Nabokov, “ayrıntıyı sevecek” okuru daha ilk satırlardan itibaren yeterince uyarır. “Bir zamanlar, Almanya’nın Berlin kentinde Albinus adında bir adam yaşardı,” der. “Zengindi, saygındı, mutluydu; günün birinde gencecik bir metres […]

Mai ve Siyah Çevresinde

Oldukça sanatsal yollar ve edebi bir düşünüşle daha iç yapının, karakterler arasındaki göreceli ilişkilerin doğasını buluşturabilen bir roman olarak Mai ve Siyah, âdeta edebiyat üzerine uzun bir tefekkür gibidir. Erhan Sunar Edebiyat Üzerine Makaleler’de Ahmet Hamdi Tanpınar, “Bizde asıl romancılık Halid Ziya ile başlar,” diye yazar. Bununla asıl söylemek istediğinin Batılı anlamda, yalnızca konu ve içeriğiyle […]

Ruhun Kuytusunda: Bir Değini

Ruhun Kuytusunda, karanlık güzelliği ve bu güzelliği en temelde bir saflık ve temizlik ihtiyacıyla dengelediğini duyuran iç sesiyle, bu soruyu âdeta sormadan sorar… Erhan Sunar Bazı romanları konuları, hayatla ve düşünüş biçimimizle kurduğu bağları ya da üslup ve atmosfer gibi daha yapısal yönleriyle sever, bu sevginin en derinde bir güzellik duygusuyla bütünleştiğini kolaylıkla söyleriz. Ruhun […]

Sesini Unutan Yazar, O Sesi Arayan Okur: Bir Romana Doğru Beş Hamle

Okurların da belirgin bir merak duyacağı bu türden bir eser yaratma hevesine yazarın gösterdiği karşı koyuş ne kadar güçlü ve özgünse, ortaya çıkacak olan roman o kadar kendine has olacaktır. Erhan Sunar Siyasal, Toplumsal, Duygusal Bakış Açısı: Toplumsal meseleler konusunda kanlı canlı, siyasi yönden tam bir cadı kazanı, herkesin söyleyecek “büyük” bir sözünün bulunduğu ülkelerde, […]