Home Erhan Sunar

Erhan Sunar

Erhan Sunar
1984 yılında Diyarbakır'da doğdu. ODTÜ'de İngilizce Öğretmenliği okudu. Alakarga Yayınları'ndan yayımlanmış dört romanı (Veda Oyunu, Ölüm ve Adam, Geceden Önce, Nâzım Hikmet) ve iki çeviri eseri (Joyce Carol Oates'tan İlk Aşk ve Kapılarımı Kapatıyorum) bulunuyor. Diyarbakır'da İngilizce öğretmenliği yapıyor.

Mai ve Siyah Çevresinde

Oldukça sanat­sal yol­lar ve edebi bir düşü­nüşle daha iç yapı­nın, karak­ter­ler ara­sın­daki göre­celi iliş­ki­le­rin doğa­sını buluş­tu­ra­bi­len bir roman ola­rak Mai ve Siyah, âdeta ede­bi­yat üze­rine uzun bir tefek­kür gibi­dir. Erhan Sunar Ede­bi­yat Üze­rine Maka­le­ler’de Ahmet Hamdi Tan­pı­nar, “Bizde asıl roman­cı­lık Halid Ziya ile baş­lar,” diye yazar. Bununla asıl söy­le­mek iste­di­ği­nin Batılı anlamda, yal­nızca konu ve içe­ri­ğiyle […]

Ruhun Kuytusunda: Bir Değini

Ruhun Kuy­tu­sunda, karan­lık güzel­liği ve bu güzel­liği en temelde bir saf­lık ve temiz­lik ihti­ya­cıyla den­ge­le­di­ğini duyu­ran iç sesiyle, bu soruyu âdeta sor­ma­dan sorar… Erhan Sunar Bazı roman­ları konu­ları, hayatla ve düşü­nüş biçi­mi­mizle kur­duğu bağ­ları ya da üslup ve atmos­fer gibi daha yapı­sal yön­le­riyle sever, bu sev­gi­nin en derinde bir güzel­lik duy­gu­suyla bütün­leş­ti­ğini kolay­lıkla söy­le­riz. Ruhun Kuy­tu­sunda, […]

Sesini Unutan Yazar, O Sesi Arayan Okur: Bir Romana Doğru Beş Hamle

Okur­la­rın da belir­gin bir merak duya­cağı bu tür­den bir eser yaratma heve­sine yaza­rın gös­ter­diği karşı koyuş ne kadar güçlü ve özgünse, ortaya çıka­cak olan roman o kadar ken­dine has ola­cak­tır. Erhan Sunar Siya­sal, Top­lum­sal, Duy­gu­sal Bakış Açısı: Top­lum­sal mese­le­ler konu­sunda kanlı canlı, siyasi yön­den tam bir cadı kazanı, her­ke­sin söy­le­ye­cek “büyük” bir sözü­nün bulun­duğu ülke­lerde, […]

Devrim Yılları ve Aleksandr Rodçenko

Güdümlü, öğre­nil­miş ve alı­şıl­mış yönüyle bütün bir resim tari­hi­nin “göz hiza­sın­dan bakış” öğre­ti­sini geride bırak­mak, yeni bir görme biçimi ve duyar­lı­lık için bir şart­tır artık. Erhan Sunar Şair ve eleş­tir­men Boris Kushner’e bir açık mek­tup ola­rak yazıl­mış ceva­bında (1928), Alek­sandr Rod­çenko, bütün bir sanat gele­ne­ğini sar­san ve on yıl­lar boyunca başka bir­çok fotoğ­raf­çıyı etki­le­ye­cek olan “dev­rimci” […]

Şevket Beysanoğlu'nun Ansiklopedik Çabası: Diyarbakır

Şev­ket Beysanoğlu’ndan sonra Diyarbakır’ın da canlı, kap­sa­yıcı bir fotoğ­ra­fı­nın artık pek çekil­medi… Erhan Sunar Tari­hin­den bah­se­di­lir­ken, Diyar­ba­kır kadar söze efsa­ne­le­rin, mit­le­rin, söy­len­ti­le­rin karı­şa­cağı bir şehir daha bul­mak zor­dur. Çok eski tarih­lere daya­nan var­lı­ğın­dan olduğu kadar insan­la­rı­nın sözlü bir kül­türe bağ­la­nan yaşan­tı­la­rın­dan da kay­nak­la­nan bu özel­liği şehre kimi nok­ta­larda belir­gin bir güç, bir hey­bet atfe­der­ken, bazı […]

Ara Güler’in Fotoğraflarına Bir Yaklaşma Çabası

Ara sokak­lara giril­dikçe, fotoğ­raf­çı­nın yaka­la­dığı insan yüz­leri de bir anda aydın­lan­maya baş­lar. Erhan Sunar İstanbul’a çok uzak bir yerde, Diyarbakır’da ömrü­mün nere­deyse tama­mını geçir­di­ğim için, Ara Güler’in fotoğ­raf­la­rına yan­sı­yan ve şeh­rin uzunca bir döne­mi­nin ruhunu taşı­yan izleri bir İstan­bullu kadar derin­den duyum­sa­ma­mın müm­künü yok. Dola­yı­sıyla, fotoğ­raf­çı­nın sokak­la­rına indiği 1940’ların son­la­rın­dan günü­müze koca­man, bam­başka bir şehre […]

İki Holokost Anlatısı: Gece ve Kadersizlik

Daha yaşa­nır­ken derin bir karşı bilin­cin sila­hına çev­ri­len Gece’nin anlat­tı­ğıyla, Kader­siz­lik’in nere­deyse eylem­siz­liğe dönü­şen sözü ara­sında yine de bir kader bir­liği bulu­nur. Erhan Sunar “Unut­mak teh­like ve haka­ret demek­tir. Ölen­leri unut­mak, onları bir kez daha öldür­mek olur. Öldü­ren­leri ve yar­dım­cı­la­rını say­maz­sak, ilk ölüm­le­rin­den başka hiç­bir şey sorumlu ola­maz, biz ancak ikin­ci­sin­den sorumlu olu­ruz.” Bir oto­bi­yog­ra­fik tanık­lık anla­tısı […]

Edgar Degas Üzerine Birkaç Söz

Atla­rın çiğ­ne­diği yer­deki çıp­lak kadın figür­leri, Degas’nın ile­ride çiz­meyi sap­lantı haline geti­re­ceği “fahişe” kadın tip­le­me­leri kadar “tanı­dık” bulu­nur eleş­tir­men­lerce ve pek beğe­nil­me­yen bu eserle sanat­çı­nın gele­nek­sel olanla daha modern olanı iç içe veren “tarih­sel” dönemi de son bul­muş olur. Erhan Sunar “Kişi, gör­mek iste­di­ğini görür,” demiş­tir bir kere­sinde. “Bu bir yanıl­sa­ma­dır; ama yanıl­sama ve sah­te­lik aynı […]

Bir Rüya Anlatısı: Dekadans ve Ölüm

Deka­dans ve Ölüm, bunca dolam­baçlı, tek­nik yön­den dona­nımlı ve bil­giye açık yön­le­rine kar­şın, sıra­dan saf oku­run hiç zor­lan­ma­dan his­se­de­bi­le­ceği duy­gu­sal etki­lere de sahip bir kitap. Erhan Sunar Orçun Ünal’ın Deka­dans ve Ölüm kita­bın­daki öykü­le­rin büyük bir çoğun­luğu okura yaşam ayrın­tı­la­rını gös­ter­mi­yor da ısrarla sak­lı­yor gibi­dir. Gün­de­lik hayat, gün­cel mese­le­ler, iliş­ki­ler, bun­la­rın anım­sa­ta­cağı düşünce biçim­leri olduğu haliyle […]

Barthes, Capa ve Bir Fotoğraf

Asıl “yara­la­yıcı” ayrıntı belki de bas­tona dayan­mış bir bedende ya da diğer hep­si­nin aksine yuka­rıya, umut­suz gök­yü­züne bak­ma­yan çocu­ğun göz­le­rinde değil, yaza­rın belir­le­diği anla­mıyla, can­lı­lığı apa­çık olan bütün bu insan­la­rın aslında ölü olduk­la­rını bili­yor olma­mız­da­dır. Erhan Sunar 1 Roland Bart­hes, Camera Lucida kita­bında, bir fotoğ­rafı oku­ma­nın sayı­sız yolunu kolay kolay karşı çıkı­la­ma­ya­cak bir man­tıkla iki […]