Home Erhan Sunar

Erhan Sunar

Erhan Sunar
1984 yılında Diyarbakır'da doğdu. ODTÜ'de İngilizce Öğretmenliği okudu. Alakarga Yayınları'ndan yayımlanmış dört romanı (Veda Oyunu, Ölüm ve Adam, Geceden Önce, Nâzım Hikmet) ve iki çeviri eseri (Joyce Carol Oates'tan İlk Aşk ve Kapılarımı Kapatıyorum) bulunuyor. Diyarbakır'da İngilizce öğretmenliği yapıyor.

Borges, Nabokov ve En Doğru Kelime

İçinde tüm âlemin eksiksiz biçimde görüldüğü bir çemberden bahsettiği Alef öyküsünü düşünelim… Erhan Sunar Kurmaca yazan her yazar şunun açık yüreklilikle farkındadır: Hayatı, dünyayı, ele aldığınız insan ilişkilerini dilediğinizce açıp genişletebilmek kadar sıkıştırmanız, yoğunlaştırmanız da gerekir. Ayrıntının bolluğu ve panoramik bir düzen hissiyle, oluşmakta olan edebi dünyanızın sürekli kristalize olması gerektiği bilinci durmadan karşı karşıya gelir ve […]

Roman Okumak ve Güçlü Fikirler

Bir romanı okumakla dünyayı parça parça kavramak bir ve aynı şeydir: Kitaplara duyulan güvenin hayata karşı büyük bir kafa karışıklığı anlamına gelebileceğini geçen yıllar bize ancak yavaş yavaş öğretir. Ernan Sunar İlk olarak başlığın –müzmin her roman okurunun zamanla fark edeceği– bir yanılsamadan ibaret olduğunu belirtmeli: Masasının başına öfke ve azimle oturmuş yazarın kurduğu dünya, […]

Bruno Barbey ve Toplumların Rengi

Uzun soluklu fotoğraf projeleriyle bilinir Barbey; bu da bize her şeyden önce, adım adım gezdiği onca ülkenin savaş ve dehşet görüntüleriyle olduğu kadar toplumsal, kültürel yapısıyla da ilgilendiğini hatırlatmalı. Erhan Sunar Beş kıtada birden, uzun seneler boyunca toplumsal olayları yakından izlemiş olsa da, Bruno Barbey kendini bir “savaş muhabiri” olarak görmez: Kimi ülkelerde çatışmalara, iç […]

Bilginin Romana Girişi

 Yaşayamadıklarını masa başında düşleyen yazar için bilginin romana girişi, belki de ondan daha derin bir ikinci dünya kurması ve zenginleştirmesi (ve bunun hafif kibri) anlamında telafi edici, sihirsel bir imkân sunacaktır. Erhan Sunar Bir oturuşta “sular seller” gibi yazan, kaleminin hızıyla düşüncelerinin akışı atbaşı giden romancıların mutlu çağları gerilerde mi kaldı? Kafka’nın kimi uzun anlatılarını […]

Yeryüzü Yorgunları: Doğanın Tam Kalbinde

Yazarın öykülerinin işlek matematiği, bu romanda duygulara da yer açarak biraz daha derinlere kök salmış, her an daha fazla sezdiğimiz doğanın geniş zamansallığı içinde belli belirsiz bir ayrıntıya dönüşmüştür. Erhan Sunar Yeryüzü Yorgunları, ilk bakışta bir “doğaya dönüş” romanı: Yolunda gitmeyen ilişkilerini bir anlamda dengeye oturtmak üzere bir çiftin, Cihan ile Sedat’ın, kendilerini ve hayatlarını […]

Werner Bischof ve Belgesel Fotoğrafçılık

“Bir hayal dünyası oluşturmak isterseniz,” der Ara Güler, “Werner Bischof’un fotoğraflarını düşünün, hepsi oradadır. O size bir memleketin konusunu verir.” Erhan Sunar Kısacık sürmüş yaşamını düşündüğümüzde, sonuna dek başarılı bir fotoğrafçılık kariyeridir Werner Bischof’unki: Henüz bir ressam olma hayaliyle başlayan ilk gençliğinden, Zürih Güzel Sanatlar Okulu’ndan ve sonrasında Fransa’ya yine aynı amaçla yapacağı yolculuktan, yaşamının […]

Gizli Yüz: Bir Fotoğrafçının Hüzünlü Arayışı

Zamanın (filmin biçimsel yönüyle ilişkilendirilebilecek) döngüsel yanının yalnızca rüyalara veya gerçeküstü hayallere değil, tam da bir anlatımı oluşan hayatlarımızın kendisine dönüşebileceğini görürüz. Erhan Sunar Birleşen Hikâyeler Bir pavyon fotoğrafçısı olarak ilk bakışta sıradan bir yaşamdır genç adamınki: Babasıyla ters düşüp yolunu tuttuğu Şehirler Şehri İstanbul’da her gece fotoğrafını çektiği insan yüzleri, henüz birleşip ona aynı […]

Zihnin Karanlık Odaları

Romanın asıl başarısı da burada, hikâyeyle (yazıyla) düşünce arasında kurabildiği görünmez bağların parlayıp sönen ışıltısında yatıyor. Erhan Sunar Hakan Bıçakcı, Karanlık Oda’da edebiyatın yazınsal imkânlarıyla bir zihnin tekinsiz iklimini karşılaştırmanın yollarını aramış: Her iyi edebiyat metninin son aşamada bir soyutlamaya dayanacağını düşündüğümüzde gayet soğukkanlı bir dikkatle karşılayabileceğimiz bu gerçek, romanı oluşturan somut, maddesel ayrıntıların zenginliğini […]

Fotoğraf Makinası, Küçük Ayrıntılar, Varoluş

Zaten kimliğimizle fotoğraflarımız (gerekliliğine karşı çıkmadığı kimlik fotoğrafını tamamlamayı biraz ertelemesinin de gösterdiği üzere) birbirleriyle ne kadar yakın olabilirlerdi ki? Erhan Sunar Fotoğraf Makinası’nda yazar ilkin olaysız, sorunsuz bir yaşamın ayrıntılarını verir. Belki de, yaşanıp yaşanmamasından hatta hissedilmesinden önce bir çeşit soğukkanlılıkla kaydı tutulan bir hayatın an be an fotoğrafını çeker demeliydim: Cümleler uzar gider, […]

Kader Kuyusu: Fotoğraflarla Bir Ailenin Tarihi

Fotoğraflar üzerinden ilerleyen bakış, Celadet Ali Bedirhan’ın araya giren sözleriyle, karşı çıkışları veya sitemleriyle inatçı, kendi varlığının sınırlarını sahiplenen ve öyle yansıtılmasını isteyen bir uzak bilinçle karşı karşıya kalır. Erhan Sunar Mehmed Uzun’un yazınsal yaşamına şöyle bir göz atacak her okur, onun beslendiği asıl kaynağın bilgi veya bunun yansıtılma biçimlerinden çok önce, insanlık fikrine derin […]