Home Erhan Sunar

Erhan Sunar

Erhan Sunar
1984 yılında Diyarbakır'da doğdu. ODTÜ'de İngilizce Öğretmenliği okudu. Alakarga Yayınları'ndan yayımlanmış dört romanı (Veda Oyunu, Ölüm ve Adam, Geceden Önce, Nâzım Hikmet) ve iki çeviri eseri (Joyce Carol Oates'tan İlk Aşk ve Kapılarımı Kapatıyorum) bulunuyor. Diyarbakır'da İngilizce öğretmenliği yapıyor.

Fotoğraf Makinası, Küçük Ayrıntılar, Varoluş

Zaten kim­li­ği­mizle fotoğ­raf­la­rı­mız (gerek­li­li­ğine karşı çık­ma­dığı kim­lik fotoğ­ra­fını tamam­la­mayı biraz erte­le­me­si­nin de gös­ter­diği üzere) bir­bir­le­riyle ne kadar yakın ola­bi­lir­lerdi ki? Erhan Sunar Fotoğ­raf Maki­nası’nda yazar ilkin olay­sız, sorun­suz bir yaşa­mın ayrın­tı­la­rını verir. Belki de, yaşa­nıp yaşan­ma­ma­sın­dan hatta his­se­dil­me­sin­den önce bir çeşit soğuk­kan­lı­lıkla kaydı tutu­lan bir haya­tın an be an fotoğ­ra­fını çeker deme­liy­dim: Cüm­le­ler uzar gider, isim­siz […]

Kader Kuyusu: Fotoğraflarla Bir Ailenin Tarihi

Fotoğ­raf­lar üze­rin­den iler­le­yen bakış, Cela­det Ali Bedirhan’ın araya giren söz­le­riyle, karşı çıkış­ları veya sitem­le­riyle inatçı, kendi var­lı­ğı­nın sınır­la­rını sahip­le­nen ve öyle yan­sı­tıl­ma­sını iste­yen bir uzak bilinçle karşı kar­şıya kalır. Erhan Sunar Meh­med Uzun’un yazın­sal yaşa­mına şöyle bir göz ata­cak her okur, onun bes­len­diği asıl kay­na­ğın bilgi veya bunun yan­sı­tılma biçim­le­rin­den çok önce, insan­lık fik­rine derin bir […]

Kötü Bir İlkbahar: Fotoğrafların İçinden

Modiano’nun roman­la­rında yarat­tığı uçucu, göre­celi, belir­siz atmos­ferle ince­den inceye kim­lik sorun­la­rını kur­ca­la­dığı hep söy­le­nir. Erhan Sunar Bir fotoğ­rafa bak­tı­ğı­mızda, hatır­la­makla hayal etme­nin sınır­ları çoğun­lukla bir­bi­rine karı­şır. Son yüz­yılda fotoğ­raf teoris­yen­le­ri­nin de par­mak bas­tığı bir durum, olduğu gibi don­du­ru­lan bir geç­miş kesi­ti­nin yeni­den şaşır­tıcı bir biçimde nasıl olup da can­lan­dı­rı­la­bil­diği ger­çeği ise, bel­lekle, hayal gücüyle her […]

Karanlıkta Kahkaha ve İşleyen Ayrıntılar

Her an yeni­den olu­şu­yor­muş gibi görü­nen roma­nın ayrın­tı­la­rına sin­miş yakıcı mizah nere­deyse her sah­neyi bir yeni­den-alda­nışa, dola­yı­sıyla bir okuma serü­ve­nine, haz­zına çevir­mek­te­dir. Erhan Sunar Karan­lıkta Kah­kaha’da Nabo­kov, “ayrın­tıyı seve­cek” okuru daha ilk satır­lar­dan iti­ba­ren yete­rince uya­rır. “Bir zaman­lar, Almanya’nın Ber­lin ken­tinde Albi­nus adında bir adam yaşardı,” der. “Zen­gindi, say­gındı, mut­luydu; günün birinde gen­ce­cik bir met­res […]

Mai ve Siyah Çevresinde

Oldukça sanat­sal yol­lar ve edebi bir düşü­nüşle daha iç yapı­nın, karak­ter­ler ara­sın­daki göre­celi iliş­ki­le­rin doğa­sını buluş­tu­ra­bi­len bir roman ola­rak Mai ve Siyah, âdeta ede­bi­yat üze­rine uzun bir tefek­kür gibi­dir. Erhan Sunar Ede­bi­yat Üze­rine Maka­le­ler’de Ahmet Hamdi Tan­pı­nar, “Bizde asıl roman­cı­lık Halid Ziya ile baş­lar,” diye yazar. Bununla asıl söy­le­mek iste­di­ği­nin Batılı anlamda, yal­nızca konu ve içe­ri­ğiyle […]

Ruhun Kuytusunda: Bir Değini

Ruhun Kuy­tu­sunda, karan­lık güzel­liği ve bu güzel­liği en temelde bir saf­lık ve temiz­lik ihti­ya­cıyla den­ge­le­di­ğini duyu­ran iç sesiyle, bu soruyu âdeta sor­ma­dan sorar… Erhan Sunar Bazı roman­ları konu­ları, hayatla ve düşü­nüş biçi­mi­mizle kur­duğu bağ­ları ya da üslup ve atmos­fer gibi daha yapı­sal yön­le­riyle sever, bu sev­gi­nin en derinde bir güzel­lik duy­gu­suyla bütün­leş­ti­ğini kolay­lıkla söy­le­riz. Ruhun Kuy­tu­sunda, […]

Sesini Unutan Yazar, O Sesi Arayan Okur: Bir Romana Doğru Beş Hamle

Okur­la­rın da belir­gin bir merak duya­cağı bu tür­den bir eser yaratma heve­sine yaza­rın gös­ter­diği karşı koyuş ne kadar güçlü ve özgünse, ortaya çıka­cak olan roman o kadar ken­dine has ola­cak­tır. Erhan Sunar Siya­sal, Top­lum­sal, Duy­gu­sal Bakış Açısı: Top­lum­sal mese­le­ler konu­sunda kanlı canlı, siyasi yön­den tam bir cadı kazanı, her­ke­sin söy­le­ye­cek “büyük” bir sözü­nün bulun­duğu ülke­lerde, […]

Devrim Yılları ve Aleksandr Rodçenko

Güdümlü, öğre­nil­miş ve alı­şıl­mış yönüyle bütün bir resim tari­hi­nin “göz hiza­sın­dan bakış” öğre­ti­sini geride bırak­mak, yeni bir görme biçimi ve duyar­lı­lık için bir şart­tır artık. Erhan Sunar Şair ve eleş­tir­men Boris Kushner’e bir açık mek­tup ola­rak yazıl­mış ceva­bında (1928), Alek­sandr Rod­çenko, bütün bir sanat gele­ne­ğini sar­san ve on yıl­lar boyunca başka bir­çok fotoğ­raf­çıyı etki­le­ye­cek olan “dev­rimci” […]

Şevket Beysanoğlu'nun Ansiklopedik Çabası: Diyarbakır

Şev­ket Beysanoğlu’ndan sonra Diyarbakır’ın da canlı, kap­sa­yıcı bir fotoğ­ra­fı­nın artık pek çekil­medi… Erhan Sunar Tari­hin­den bah­se­di­lir­ken, Diyar­ba­kır kadar söze efsa­ne­le­rin, mit­le­rin, söy­len­ti­le­rin karı­şa­cağı bir şehir daha bul­mak zor­dur. Çok eski tarih­lere daya­nan var­lı­ğın­dan olduğu kadar insan­la­rı­nın sözlü bir kül­türe bağ­la­nan yaşan­tı­la­rın­dan da kay­nak­la­nan bu özel­liği şehre kimi nok­ta­larda belir­gin bir güç, bir hey­bet atfe­der­ken, bazı […]

Ara Güler’in Fotoğraflarına Bir Yaklaşma Çabası

Ara sokak­lara giril­dikçe, fotoğ­raf­çı­nın yaka­la­dığı insan yüz­leri de bir anda aydın­lan­maya baş­lar. Erhan Sunar İstanbul’a çok uzak bir yerde, Diyarbakır’da ömrü­mün nere­deyse tama­mını geçir­di­ğim için, Ara Güler’in fotoğ­raf­la­rına yan­sı­yan ve şeh­rin uzunca bir döne­mi­nin ruhunu taşı­yan izleri bir İstan­bullu kadar derin­den duyum­sa­ma­mın müm­künü yok. Dola­yı­sıyla, fotoğ­raf­çı­nın sokak­la­rına indiği 1940’ların son­la­rın­dan günü­müze koca­man, bam­başka bir şehre […]