Home Lal Laleş

Lal Laleş

Lal Laleş

Sevgilim uyuyorum biraz, beni bir saat sonra uyandırır mısın?

Lal Laleş – Sevgilim uyuyorum biraz, beni bir saat sonra uyandırır mısın? Sevgilim, sen uyurken üstünü örtmek için sabırsızlandığımı, evimizin iki sokak yukarısındaki mefruşat dükkânından mormeneviş yün battaniyeyi aldığımız gün anlamıştım. Battaniyenin yerine o narin ellerinle dokunduğunda bedenindeki doğum lekene, öpücük kondurduğum ilk ânın heyecanını yaşıyordum. Başıma geleceklerden haberdardım. Bazen bildiğini bilmezlikten gelmenin hazzını yaşamak da […]

Afazi

Kara, avluda huzursuzlaştıkça için içini yiyor. Hüzünleniyorsun. Dağılıp serseme dönüyorsun. Kırılganlığı el altında tutan hallerine öfkeleniyorsun. Lal Laleş Hasım, avlunun dışından; hısım, avlunun içinden seslenir. Kara, araftan sesleniyor. Eşik seslenmesini müflis zihninin bir yerine oturtamıyor. Eşikte başlayıp içerde bitmeyen diyaloglar ruh kemirgenlerin. Ruhunu kemirdikçe kemiriyor. İçeriye alınmayan seslerden korkuyorsun. Yağmur sularının aka aka damarlarını gittikçe […]

Eş İki Kılıç Tek Kirpik

Onun içindir ki umuda pergel, ufka çizgi olamaz, köprüden aşağı bakamazlar. Lal Laleş Rimel sürüp remil bakanlar, dönüp dolaşıp, avarelik yaptıkları, yol kaybettikleri, aşk buldukları, yorulunca çiçek dürbününde gül baktıkları akışta, sürgit kanatlarını açarlar uzun yürüyüşlerin. Tefsire yatarlar. Uyandıklarında, başuçlarında duran zaaflarıyla aralarındaki masumiyet kordonunu birbirine eş iki kılıçla kesen öfkeye, kaygı istençlerine nerede ne […]

Aşk Gömüsü

Kuyuda bekleyen su değildir. Suyun aklı hiç değildir. Lal Laleş Aşk gömüsü belirsizlik kalbimde. Meşe korusundan topladığım aşk tohumlarını gözlerine ekerek kök saldığım yere kestane kahverengisi zamanıma döndüm. İçimdeki aynanın gölgesi seni tanıdığım günden sonra hiçbir şeyin geç çiçeklenmediğini yüce gönüllülükle anlattı. Hep zarif tabiatından kendine biçim vererek, mürdüm taşlarını bölerek müşfik kor gibi aktı […]

Sur Üflemeleri

Kürtçenin söz dağarcığı büyük bir kıyıma uğradı. Kürtçenin bedeninde boşluklar açıldı. Nefessiz bırakıldı. Yoksullaştırıldı. Herkes bildiği kelimeleri unuttu, zihin ile dil arasındaki bağlar akamete uğradı. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde… Bu sözün önü var, arkası yok; gömleğimin yeni var yakası yok… Sabır da bir huydur, suyu var tası yok. De gel sabreyle sabreyle… Sur’dan […]