Home Sedat Sezgin

Sedat Sezgin

Berken Bereh ve Şiiri Üstüne

ellerim kuru bir ağaca dönüştü kucaklayamadık birbirimizi Sedat Sezgin İktidar dediğimiz yapı egemenliği altında yaşamak zorunda bıraktığı canlılara trajediler yaşatır ve bunda hiçbir sakınca da görmez. Sahip olduğu hakları sonuna kadar kullandığını düşünür, bu nedenle vicdan azabı da çekmez. Maalesef tanıdığımız en ünlü canavarımsı iktidarlardan biri insandır, varlığı dışındaki her şeyde mutlak hakkı olduğunu düşünür. […]

Deştikçe Yaranın Kangrenleştiği Hayatlar

Acı Bir Başlangıç Bu, artık yaşı epeyce ilerlemiş birinin henüz delikanlıyken başından geçenlerin ve tanık olduğu olaylar ve bir dizi kişilerin yaşadıklarının anlatıldığı bir roman. Sedat Sezgin Geçen yüzyılların çok satanları ve okunanları, her şeyi gören ve bilen tanrı anlatıcının tahtının artık devrildiği ya da sıkça kullanılan ve hâlâ eskimeyen bir kavram olan “modasının geçtiği” […]

Anaïs Nin’in Güncesi ve Kadın Bakışı

Henry ve June sadece birkaç arkadaş arasındaki ilişkiyi anlatmıyor; kadın bakış açısının, Anaïs Nin’in merceğinden bakmış, kadının en saf haliyle gösterildiği tutku dolu kitaplardan biri. Sedat Sezgin Anaïs Nin’i okuyorum, Henry ve June kitabını ve diğerlerini… Nin büyük bir romancı ya da hikâyeci değil, ama Henry ve June büyük bir günce kitap, bu da elbette kişisel görüşüm. Susan Sontag ya da başka […]

Amok Koşucusu ya da Zweig’ın Tutkusu

Stefan Zweig’ın, insan ruhunun psikiyatri ya da başka bir bilim dalının henüz keşfetmediği dehlizlerinde gezinen bir yazar olduğuna hiç kuşku yok. Sedat Sezgin Psikiyatri ya da genetik mühendisliğinin insana ve insanlığa yaptığı katkının belli ki sınırı yok, hele günümüzde ve gelecekte bu katkının daha da artacağından kimsenin kuşkusu olamaz. Ama yine de elimizde bulunan bu devasa […]

Kafka’nın Rengi Gridir

Kafka uzmanı değilim, ama dünyanın herhangi bir yerindeki her Kafka okuru gibi, Kafka beni de ilgilendirir… Sedat Sezgin Kafka’nın sadece modern edebiyattaki yeri değil, bir bütün olarak edebiyat dediğimiz alanın neredeyse tamamında yeri başkadır desem, sanırım iddia ettiğim şeyde hata etmiş olmam. Evet, Kafka, Prag, Almanca gibi bazı kavramlar zihnimizde bir takım çağrışımlar oluşturabilir, ama […]

Calvino’nun Düşleri

Masalın ve gerçeğin en güzel manzaralarında mutluluğu bulmuş başıboş bir gezgin gibi kayboldum orda. Sedat Sezgin Bir oku sonsuz bir güçle gökyüzüne doğru fırlatırsak ve uzay zamanda herhangi bir engele takılmayacağını varsayarsak, bu okun sonsuza dek yol alacağı, evrenin bir sonu var ise, bu okun mutlaka evrenin bitişini sağlayan bu duvara ya da bu engele […]

Öteki Márquez

Benim gönlümdeki Márquez Büyülü Gerçekçilik akımın dışındaki eserlerinde. Sedat Sezgin Bazı yazarlar kendi alanlarında öncü olan eserler yaratmış olabilir ve bu öncü eserlerle anılıp çoğu defa bu öncü eserleriyle var olmuş da olabilirler, bundan daha olağanı da yoktur herhalde. Ancak bu yazarların öyle eserleri vardır ki, yaratıcılarının şanını göklere çıkaran öncü eserleriyle değil de başka […]

Ölümsüzlük Peşindeki Kundera

Zekice kurgulanmış; tarih, edebiyat, sanat ve içine yazarının da bolca dahil olduğu bu roman felsefenin alanından da kendine bir yer kapar. Sedat Sezgin Afrodit nasıl ki kayalara çarpan ya da sahile vuran dalgaların oluşturduğu köpüklerden doğmuşsa, Agnes de yüzme havuzunun başındaki artık yaşlı sayılan bir kadının, bir an için yaşlı ve çirkin olduğunu unutarak ancak […]

Saramago, Romancı Düşünür Bir Kuledir

Akranları arasında romancı düşünür sıfatını hak edebilecek birisi varsa, o da hiç kuşkunuz olmasın Saramago’nun ta kendisi. Sedat Sezgin Romanlarına ve öykülerine fikirlerini serpen yazarlara genellikle eleştirmenlerce ya da bu konuda kalem oynatabildiğini iddia edenlerce hor bakılır, ya da bu yargıyı biraz daha hafifletirsek dudak bükülür, ama yine de bu çokbilmişlerce hem kabul görmüş hem […]

Kürtler Acılarını Anlatırken

Okurunuzu aptal durumuna sokmayın… Sedat Sezgin Başarı sözcüğünü sevmem, başarı sözcüğünü duyduğumda varlığıyla bile başarısızların şahı olan Gregor Samsa cuk diye yüreğimin orta yerine oturur. Kollarımı ayaklarımı tutan direnç bir anda erir, kendimi aşağılanmış hissederim, tabii sonrasında yerini güçlü bir öfkeye bıraktığını inkâr edemem. Üniversite yıllarımda, tatillerde bu ülkedeki çoğu taşralı öğrenci gibi soluğu büyük […]