Home Semih Gümüş

Semih Gümüş

Semih Gümüş
(1956) 1971’de Ankara Fen Lisesi’ne girdi, 1981’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. 1981-1985 yıllarında Yarın, 1995-2005 yıllarında AdamÖykü dergisinin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Pek çok derginin çıkışında ve yönetiminde yer aldı. 2006 Aralık ayında yayın hayatına başlayan Notos dergisinin genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor. Kitaplarından bazıları: Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz (2015), Romanın Şimdiki Zamanı (2014), Eleştirinin Sis Çanı (2008), Yazarın Yalnızlık Burcu (2005), Yazının Sarkacı Roman (2003), Öykünün Bahçesi (1999), Yazının ve Tarihin Bilinci (1994), Kara Anlatı Yazarı (1994), Roman Kitabı (1991).

Büyük Gerilemenin Ruh Hali...

“Ata­la­rı­mız, yakın dönem­lerde bile, gele­ceği umut­la­rını yatır­mak için en güvenli ve vaat­kâr yer ola­rak görürdü, oysa biz gele­ceğe önce­likle korku, endişe ve kay­gı­la­rı­mızı yan­sı­tı­yo­ruz.” – Zyg­munt Bauman Semih Gümüş Göç, terö­rizm, eşit­siz­lik, dev­let­le­rin git­gide sert­leş­mesi, yöne­ten­le­rin söy­le­mi­nin şid­deti, süre­ğen eko­no­mik kriz, kadın hak­la­rında geri­leme, doğal afet­ler, sal­gın has­ta­lık­lar, açlık, kurak­lık gibi düpe­düz haya­tın kök­le­rine inen […]

Gelecek Ütopyalarına Gerçeklik Kazandırmak

Kapi­ta­liz­min neoli­be­ral piya­sa­sını da, güçlü dev­let örgüt­le­rini de tedir­gin eden bu yeni ola­nak­lar, gele­cek ütop­ya­la­rını da değiş­ti­ri­yor, yeni model­ler çıka­rı­yor. Sol bu model­lerle bir tek burada mı ilgi­len­mi­yor? Semih Gümüş Duvar yıkıl­dık­tan sonra dünya değişti. Deği­şe­cekti demek. Yol açtığı çöküntü bir gök­ta­şı­nın aça­bi­le­ceği çukur­dan daha küçük olmadı. Ağaç­la­rı­mız kav­ruldu, orman­la­rı­mız çöl oldu, ışı­ğı­mız azaldı. O […]

Faulkner’ın Dünyası

Anla­şı­la­ma­mak Faulkner’ın pek umu­runda da olma­mış. Belki onun en çok bu tutumu örnek alın­malı. Yara­tıcı yazar, nite­likli ede­bi­ya­tın izini sürer­ken yaz­dık­la­rın­dan başka etken­lere gönül indir­mez, en iyi­sini yaz­maya çalı­şır o. Semih Gümüş Faulkner’ın yara­tım süre­cini başın­dan sonuna izle­yip anla­dık­tan sonra, büyük yapıt­la­rın doğu­mu­nun, tümü açık­la­na­ma­ya­cak pek çok nedene bağlı olma­nın yanında, zorlu bir çalış­ma­nın içinde oluş­tuğu […]

Thomas Mann ile Hermann Hesse’nin Sandığı

Biri­nin acısı öbü­rün­den geli­yor. Semih Gümüş Yük­se­li­şini her zaman sür­dü­re­ceği sanı­lan bire­yin Birinci Savaş’ta aldığı sert dar­be­den son­raki çöküşü, ikinci bir vah­şetle onun âdeta yok oluşa itil­me­sine yol açtı. Geç­miş­teki büyük fela­ket­ler yaşan­ma­mış gibi. Hayat, acı­ma­sız yıkı­cı­la­rı­nın ayak­ları altında kişi­li­ğini, kim­li­ğini, değer­le­rini kay­be­der­ken hayal­leri de yok edi­yordu. Yaşa­nan­la­rın unu­tul­ma­ya­ca­ğını her­kes bilir ama göz­yaş­la­rıyla sula­nan vadi­le­rin […]

Edebiyat Anlayışı Nasıl Biçimleniyor

İngi­liz­ce­nin bütün dün­ya­daki ege­men­li­ği­nin sonuç­la­rı­nın ne ola­cağı üstünde yete­rince duru­lu­yor mu? Semih Gümüş Eği­tim dili­nin İngi­lizce oluşu geç­mişte daha çok tar­tı­şı­lırdı. Özel­likle sözel ders­lerde kendi ana­di­linde düşü­nüp yaz­ma­ma­nın bir eksil­meye yol aça­cağı dile geti­ri­lirdi. Artık yal­nızca bizde değil, yabancı dilde eği­tim anla­yı­şın­dan uzak duran Avrupa’da da İngi­lizce, eği­tim dili ola­rak üni­ver­si­te­lere gir­meye baş­la­mış. Kaldı ki Avru­pa­lı­la­rın […]

Edebiyat olmasaydı, hissedemezdik

İnsa­nın çare­siz­li­ğini, hayal­le­rini ve çatış­ma­la­rını, savaş­ları ve şid­deti, ölümü ve sonu, aşk­ları ve yal­nız­lık­ları ede­bi­yat olma­saydı nasıl ger­çek­ten yaşa­ya­cak­tık. Lars Iyer, Ede­bi­yat olma­dı­ğında, Trajedi’yi de Devrim’i de kay­be­de­riz, diyor. Semih Gümüş Ede­bi­ya­tın yazın­sal değer­le­rini cid­diye alan­la­rın küçüm­sen­diği yerde, popü­liz­min baya­ğı­lığı güç­le­nir. Yüz kızar­tı­cı­dır popü­lizm. Yaz­dık­la­rı­nın yal­nızca kul­la­nım değe­rini düşü­nen romancı işte onun bir ucun­dan tutu­yor? Üç […]

Hapishane Toplumu

Bec­kett: “İna­nın bana, ger­çek hapis­hane başka şey, bizim zihin­sel ve top­lum­sal hapis­ha­ne­le­ri­miz­den bam­başka türde. Bunu unut­mak iğrenç bir şey.” Semih Gümüş Gün­lük hayatı hapis­ha­neyle iç içe geç­miş bir top­lum olma­nın ne demek oldu­ğunu aklı­mız­dan geçir­di­ği­miz zaman ken­di­mizi iyi his­set­mek kolay değil. 12 Eylül dar­be­sin­den sonra 600 bin kişi gözal­tına alındı, o zaman ülke nüfusu 45 mil­yonu […]

Tanıl Bora: "Olağanüstü dayanıklı saydığınız o 'kodlar' da değişir..."

Tanıl Bora yap­tığı işleri cid­di­yetle yapan, çalış­ma­la­rını uzun soluklu bir tasa­rı­mın ürünü ola­rak tamam­la­yan bir yazar, araş­tır­macı. Son yayım­la­nan Cereyanlar-Türkiye’de Siyasi İde­olo­ji­ler kitabı da beş yıl­lık çalış­ma­sı­nın ürünü. Cere­yan­lar’ın önemli bir kay­nak, kıla­vuz ola­rak kul­la­nı­la­cağı kuş­ku­suz. Hem de ülke­nin şimdi içinde bulun­duğu sert çatış­malı koşul­lar içinde. Tanıl Bora ile Cere­yan­lar’ı ve ondan çıka­rak yaşa­dı­ğı­mız zaman­ları konuş­tuk. Semih […]

Eleştiri Kendini Yeniden Keşfetmektir

“Batı roma­nına ait tek bir düşünce yok­tur ki Cervantes’te tohum halinde bulun­ma­sın.” Peki bunun har­cına karış­mış bir düşün­ce­miz var mı, bir taş taşı­yıp koy­duk mu yapıya? Semih Gümüş Sınır­la­rı­mızı bil­mek onları aşma çaba­sı­nın önko­şulu, her zaman böyle. René Girard’ın eleş­tiri yazı­la­rını okur­ken –epeyce zor olurdu ama– onun düze­yine çık­mak için bütün koşul­la­rımı sağ­la­mış olsam da […]

Dostoyevski: Çağımızın Bir Yazarı

Dos­to­yevski, Ras­kol­ni­kov ile Rus top­lu­mu­nun kendi iste­diği yüzüne ışık düşür­mek iste­miş­tir. Bütün bir Rus top­lumu ve kül­türü –elbette öteki büyük yazar­la­rıyla bir­likte– Dostoyevski’ye de çok şey borçlu olma­lı­dır. Semih Gümüş Belki öte­den beri bili­yo­ruz ama Dostoyevski’nin, insa­nın fela­ke­tini hiç kim­se­lere ben­ze­me­yen bir derin­lik içinde anlat­tı­ğını yeni­den düşü­ne­bi­li­riz. Derin­lik, yeraltı, neden sonra çözüm­len­me­sine ayrıca önem veri­len […]