Home Semih Gümüş

Semih Gümüş

Semih Gümüş
(1956) 1971’de Ankara Fen Lisesi’ne girdi, 1981’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. 1981-1985 yıllarında Yarın, 1995-2005 yıllarında AdamÖykü dergisinin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Pek çok derginin çıkışında ve yönetiminde yer aldı. 2006 Aralık ayında yayın hayatına başlayan Notos dergisinin genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor. Kitaplarından bazıları: Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz (2015), Romanın Şimdiki Zamanı (2014), Eleştirinin Sis Çanı (2008), Yazarın Yalnızlık Burcu (2005), Yazının Sarkacı Roman (2003), Öykünün Bahçesi (1999), Yazının ve Tarihin Bilinci (1994), Kara Anlatı Yazarı (1994), Roman Kitabı (1991).

Edebiyat Anlayışı Nasıl Biçimleniyor

İngi­liz­ce­nin bütün dün­ya­daki ege­men­li­ği­nin sonuç­la­rı­nın ne ola­cağı üstünde yete­rince duru­lu­yor mu? Semih Gümüş Eği­tim dili­nin İngi­lizce oluşu geç­mişte daha çok tar­tı­şı­lırdı. Özel­likle sözel ders­lerde kendi ana­di­linde düşü­nüp yaz­ma­ma­nın bir eksil­meye yol aça­cağı dile geti­ri­lirdi. Artık yal­nızca bizde değil, yabancı dilde eği­tim anla­yı­şın­dan uzak duran Avrupa’da da İngi­lizce, eği­tim dili ola­rak üni­ver­si­te­lere gir­meye baş­la­mış. Kaldı ki Avru­pa­lı­la­rın […]

Edebiyat olmasaydı, hissedemezdik

İnsa­nın çare­siz­li­ğini, hayal­le­rini ve çatış­ma­la­rını, savaş­ları ve şid­deti, ölümü ve sonu, aşk­ları ve yal­nız­lık­ları ede­bi­yat olma­saydı nasıl ger­çek­ten yaşa­ya­cak­tık. Lars Iyer, Ede­bi­yat olma­dı­ğında, Trajedi’yi de Devrim’i de kay­be­de­riz, diyor. Semih Gümüş Ede­bi­ya­tın yazın­sal değer­le­rini cid­diye alan­la­rın küçüm­sen­diği yerde, popü­liz­min baya­ğı­lığı güç­le­nir. Yüz kızar­tı­cı­dır popü­lizm. Yaz­dık­la­rı­nın yal­nızca kul­la­nım değe­rini düşü­nen romancı işte onun bir ucun­dan tutu­yor? Üç […]

Hapishane Toplumu

Bec­kett: “İna­nın bana, ger­çek hapis­hane başka şey, bizim zihin­sel ve top­lum­sal hapis­ha­ne­le­ri­miz­den bam­başka türde. Bunu unut­mak iğrenç bir şey.” Semih Gümüş Gün­lük hayatı hapis­ha­neyle iç içe geç­miş bir top­lum olma­nın ne demek oldu­ğunu aklı­mız­dan geçir­di­ği­miz zaman ken­di­mizi iyi his­set­mek kolay değil. 12 Eylül dar­be­sin­den sonra 600 bin kişi gözal­tına alındı, o zaman ülke nüfusu 45 mil­yonu […]

Tanıl Bora: "Olağanüstü dayanıklı saydığınız o 'kodlar' da değişir..."

Tanıl Bora yap­tığı işleri cid­di­yetle yapan, çalış­ma­la­rını uzun soluklu bir tasa­rı­mın ürünü ola­rak tamam­la­yan bir yazar, araş­tır­macı. Son yayım­la­nan Cereyanlar-Türkiye’de Siyasi İde­olo­ji­ler kitabı da beş yıl­lık çalış­ma­sı­nın ürünü. Cere­yan­lar’ın önemli bir kay­nak, kıla­vuz ola­rak kul­la­nı­la­cağı kuş­ku­suz. Hem de ülke­nin şimdi içinde bulun­duğu sert çatış­malı koşul­lar içinde. Tanıl Bora ile Cere­yan­lar’ı ve ondan çıka­rak yaşa­dı­ğı­mız zaman­ları konuş­tuk. Semih […]

Eleştiri Kendini Yeniden Keşfetmektir

“Batı roma­nına ait tek bir düşünce yok­tur ki Cervantes’te tohum halinde bulun­ma­sın.” Peki bunun har­cına karış­mış bir düşün­ce­miz var mı, bir taş taşı­yıp koy­duk mu yapıya? Semih Gümüş Sınır­la­rı­mızı bil­mek onları aşma çaba­sı­nın önko­şulu, her zaman böyle. René Girard’ın eleş­tiri yazı­la­rını okur­ken –epeyce zor olurdu ama– onun düze­yine çık­mak için bütün koşul­la­rımı sağ­la­mış olsam da […]

Dostoyevski: Çağımızın Bir Yazarı

Dos­to­yevski, Ras­kol­ni­kov ile Rus top­lu­mu­nun kendi iste­diği yüzüne ışık düşür­mek iste­miş­tir. Bütün bir Rus top­lumu ve kül­türü –elbette öteki büyük yazar­la­rıyla bir­likte– Dostoyevski’ye de çok şey borçlu olma­lı­dır. Semih Gümüş Belki öte­den beri bili­yo­ruz ama Dostoyevski’nin, insa­nın fela­ke­tini hiç kim­se­lere ben­ze­me­yen bir derin­lik içinde anlat­tı­ğını yeni­den düşü­ne­bi­li­riz. Derin­lik, yeraltı, neden sonra çözüm­len­me­sine ayrıca önem veri­len […]

Aydın Çetinbostanoğlu: “Hikâyeler yaşamın sınırlarında...”

Aydın Çetin­bos­ta­noğlu ken­dini bir bel­ge­sel fotoğ­rafçı ola­rak tanım­lı­yor. Uzun yıl­lar­dan beri önemli olay­ları fotoğ­raf­la­dığı gibi, objek­ti­fini top­lu­mun kıyıda kal­mış kesim­le­rine de yönel­ti­yor. Kırk yıl­lık fotoğ­raf­çı­lık serü­veni içinde oluş­tur­duğu bu biri­ki­min bir bölü­münü Bit­me­yen Yol­cu­luk adlı kitapta top­ladı. Semih Gümüş: Aydın, fotoğ­ra­fın ardın­daki kırk yıl­lık eme­ğini sonunda güzel bir albümde top­la­dın. Bir­kaç cüm­leyle, bu albü­mün senin […]

Sartre'dan Öğrenmek

Bizim kuşa­ğın kişi­li­ğini 1970’lerin zor koşu­ları belir­le­miş­tir. Bir kim­li­ği­miz ve kişi­li­ği­miz varsa, bunda o döne­min etkisi her şey­den çok­tur. Semih Gümüş Haya­tın bizi içine çek­tiği koşul­lar dav­ra­nış biçim­le­ri­mizi biz­den bağım­sız­laş­tı­ra­bi­lir, ken­di­miz olmak yerine haya­tın çekip çevir­diği edil­gin insan­lara dönü­şe­bi­li­riz. Bir zaman­lar sos­ya­lizm içinde sayı­lan­la­rın kapı­dan bile içeri sokul­ma­ması gerek­ti­ğini gör­mek için kendi ira­de­miz­den daha güçlü […]

Görünmez Kentler: Bir Rüya

Cal­vino, Görün­mez Kent­ler ile yaşa­dı­ğı­mız kent­ler için son bir aşk şiiri yaz­dı­ğını düşü­nü­yor, “Görün­mez Kent­ler, yaşan­maz hale gelen kent­le­rin kal­bin­den doğan bir rüya” diyor. Semih Gümüş Bütün bil­dik­le­ri­mizi unu­ta­rak oku­ma­mız gere­ken roman­lar var­dır. Bil­dik­le­ri­miz kur­maca için gene vaz­ge­çil­mez­dir, anla­tım sorun­la­rı­nın nasıl çözü­le­ceği, odak nok­ta­sın­daki soru­nun çev­re­sinde hikâ­ye­nin nasıl kur­gu­la­na­cağı, anlatı zamanı içinde kip­le­rin doğru seçimi gibi […]

Akıp Giden Hayat

Fouca­ult, “Evi­nizi terk eder etmez baş­lar hapis­hane” diyor. Semih Gümüş Haya­tın geriye götü­rül­me­si­nin ola­nak­sız­lı­ğın­dan hep çok emin oldum, zaman iler­le­dikçe yarın bugün­den daha iyi ola­cak­tır. Deter­mi­nist bir anla­yışta oldu­ğum­dan değil, bir dizi nede­nin yanı sıra ve onlar­dan önce, kuşak­tan kuşağa akta­rı­lan bil­gi­nin, izlen­mesi ola­nak­sız bir hızla yarat­tığı biri­ki­min büyük­lü­ğüne baka­rak. Biz çocuk­la­rı­mız­dan ne kadar az bil­giye […]