Home Şeyhmus Diken

Şeyhmus Diken

Renkler Sırayla Solarken!

Fark­lı­lık­la­rı­mı­zın aslında bizi bir arada tutan en önemli zen­gin­lik oldu­ğunu yine hatır­lat­mak iste­riz. Şeyhmus Diken “Çok kere anla­tı­lanı bir kere daha din­le­mi­yor­sun onca gülün dik­tiği göm­lek nere­sin­den sökü­lüp kanar ilmeği ne sanı­yor­sun?” * Mardin’in Mid­yat ilçe­sine 20 kilo­metre mesa­fede Turab­din dağ­la­rında, kara yolun­dan bak­tı­ğı­nızda yumu­şak eğimli tepe­nin üstüne konum­lan­mış bir eski zaman mekânı, dini iba­det mer­ke­zi­dir […]

Ve hikâyenin orta yerinde der ki...

Hüküm sür­dük­leri yıl­larda kente “Amida” adını yakış­tı­ran Roma­lı­lar öyle­sine bir yol düzeni kur­muş­lar ki günü­mü­zün iki şeritli yol­ları gibi. Şeyhmus Diken Tarih var oldukça anlamlı kala­cak “Bütün yol­lar Roma’ya çıkar” sözüne hayli yıl­lar evvel Art­hur Koestler’in Spar­ta­küs roma­nında rast­la­mış­tım. Bütün yol­lar Roma’ya çıkı­yordu da, neden? O soru işa­reti, lise yıl­la­rımda aklı­mın bir köşe­sinde kalı­ver­mişti. Hayli yıl­lar sonra […]

Aliyül Âlâ Diyarbekir Rakısı

Diyar­ba­kır Rakısı üre­til­diği yıl­larda çok nam sal­mış bir rakı. Ününü pekiş­ti­ren bir­kaç fak­tör var. İlki şu: budak­sız meşe fıçı­larda din­len­di­ri­li­yor Diyar­ba­kır Rakısı. Diyarbakır’ın hemen yanı başın­daki Kara­ca­dağ etek­le­rinde doğal ola­rak mart, nisan ayla­rında çıkan dikenli bir bitki olan ken­ge­rin kökün­den sütümsü bir sıvı çıkar. Bu sıvı­dan ken­ger ya da Mezeki sakızı yapı­lır. Hem de maya […]

Tozu Toprağı Kaldı Geride...

Vakit var­ken, evet vakit henüz var­ken bu yan­lış­tan dönül­meli. Ali­paşa çocuk­ları “evi­miz, Suru­muz namu­su­muz­dur” diye yaz­mış­lar duvar­lara. Fotoğ­rafı çeker­ken “yık­ma­sın­lar bura­ları abi ne olur pay­la­şın” diyor­lardı… Şeyhmus Diken Mezar­lık­lara en mesa­feli dura­nı­mı­zın dahi yaşamı boyunca bir kaç kez git­miş­li­ği­niz var­dır. Belki de yaşar­ken hiç tanı­ma­dı­ğı­nız yolu­nu­zun kesiş­me­diği biri­nin mezar taşında yazı takıl­mış­tır gözü­nüze, hafı­za­nıza; “Dur […]

Ahmed Arif’i 90. Yaş Gününde Anarken...

Zem­heri de uza­dıkça uzadı Seni, bahar­mı­şın gibi düşü­nü­yo­rum Seni, Diyar­be­kir gibi, Nelere, nelere bas­kın gel­mez ki Seni düşün­me­nin tadı… Şeyhmus Diken Ahmed Arif’i doğu­mu­nun 90. yılında anar­ken, doğum mese­lesi aslında bir sebep ola­rak kabul edil­meli. Bu bağ­lamda sanı­rım önce­likle biyog­ra­fik bil­giyle baş­la­mak en iyisi. Ahmed Arif bir­çok kay­nağa göre 21 Nisan, oğlu Filinta’nın, ölü­mün­den sonra pay­laş­tığı nüfus cüz­da­nına göre ise […]

İçli Köftenin Yaptıkları...

Şeyhmus Diken Adana’dan Van’a kadar, tümüyle böl­geyi içine alan kuşakta içli köfte farklı şekil­lerde yapı­lır. Kimisi dış kabu­ğuna et katar, kimisi kat­maz. Kimisi içini bol mik­tarda yağla dol­du­rur, ısır­dı­ğı­nızda yağ yuvar­lağı ağzı­nızda pat­lar. Bir başka kimi­leri de içine önem verir, cevizle kıy­ma­nın armo­ni­sini yapar. Biri­leri epeyce yasıl­ta­rak iç koy­maz ve adına Lepik der. Yine bir diğer […]

Şairin Romanı, Yeniden...

Şiirle mate­ma­ti­ğin, ede­bi­ya­tın bil­ge­li­ğinde nefis bir buluş­ması. Mate­ma­tik kur­gusu tek keli­meyle harika. Bütün Murat­han Mun­gan kitap­ları içinde, belki diğer­le­rine hak­sız­lık ola­cak ama çok ayrı bir yere özenle konul­ması gere­ken ger­çek bir “şahe­ser” kanımca… Şeyhmus Diken Beş yıl sonra son bir hafta içinde ikinci kez oku­dum Şairin Romanı’nı. Bazen insan zama­nın ve mekân­la­rın içinde, bazen de zaman […]

Yazma, İlla ki Okuma

Oku­mu­yo­ruz, evet yazar­lar ola­rak oku­mu­yo­ruz! Çünkü okuma gibi bir der­di­miz yok. Yazar­lık gibi bir kim­likle ken­di­mizi bir “halt” sanı­yo­ruz. Şeyhmus Diken Dos­tum, arka­da­şım rah­metli Meh­med Uzun anlat­mıştı. İsveç sür­gün­lü­ğü­nün ilk yıl­la­rında ara­dığı ve mut­laka oku­ması gere­ken kitap­la­rın büyük bölü­münü Stockholm’de bula­mı­yor­muş. İstanbul’daki bir arka­da­şına sipa­riş verip getir­ti­yor­muş. Evine gelen ve ken­di­si­nin de çok değer ver­diği […]

Kürtçeden Türkçeye çeviri mi dediniz?

Ama Kürtçe yazıl­mış Kürt yazar­la­rı­nın eser­le­ri­nin Türk­çeye çev­ri­lip basıl­ması konu­sunda nere­deyse hiç­bir Türk aydını “kar­deş” dediği hal­kın diline vakıf olup Türk­çeye çevir­meyi aklı­nın köşe­sin­den geçir­mi­yor. Şeyhmus Diken Bir ede­bi­yat ese­rini yazıl­dığı dil­den bir başka dile çevir­mek sıra­dan tabi­riyle sadece çeviri midir? Yoksa başka anlamı/ anlam­ları da var mıdır? Bunu Kürtçe yazıl­mış ede­bi­yat eser­leri üze­rin­den dil­len­dir­mek […]

Mehmed Uzun: Küllerinden doğan dil ve edebiyat

Romanlarımın yazımına başlamadan önce uzun bir araştırma, inceleme ve etüt devresi yaşıyorum. Bu süre en kısa iki üç yıl, en uzun da on beş yıl gibi bir zaman dilimini bulabiliyor. Mesela Dicle’nin Sesi ikilemesi on beş yılımı aldı. 1985’lerde bu romanımla ilgili araştırmalara başlamıştım. 1990’ların başında da yazmaya başladım.