Home Kültür Sanat Edebiyat Yazıyorsun ya...
Yazıyorsun ya...

Yazıyorsun ya...

684
0
Şükrü Erbaş

Par­mak­ları bilek­le­rin­den uza­mı­yordu da omuz­la­rın­dan dökü­lü­yordu. Bir ay gölü, indiği yamaç­ları yal­nız bıra­ka­rak unu­tul­muş bah­çe­mize bon­cuklu zaman­lar geti­ri­yordu. Biz bir daha bakı­yor­duk uzak­lara. Al yeşil bir şıvga, ormanı gam­ze­le­rine dol­dur­muş güneşe uza­nı­yordu. Orman değil derin bir ürper­tiydi. Göz­yaşı harf­le­riyle bakı­yor­duk. Çır­pı­nıp dön­dü­ğü­müz çöl de bakı­yordu bizimle. Ses­siz­lik usulca kir­pik­le­ni­yordu. Börtü böcek dün­ya­mıza yürü­yordu. Sonra ardın­dan saç­ları indi uyku­la­rı­mıza. Saç­ları boyun­dan uzundu. İnce­cik bir duaydı. Son­suz­luk çar­pın­tı­sıydı. Solu­ğu­muza kır­mızı düğüm­ler atı­yordu. Kâkül­leri ırga­lan­dıkça ağzı­mız­dan topuk­la­rı­mıza bütün sevda masal­ları yürü­yordu. Tozlu bir beşikte bir çocuk, yüzünde bir gök­ku­şağı, yeni­den doğu­yordu. Gök­ku­şağı pem­beydi, çeki­nikti, erkendi, gecik­mişti. Bir sal­kım arzuydu. Bir yal­nız uykuydu. “Haz­la­rın lal oyuk­la­rında”* bin­lerce yıl­dız, bin­lerce puhu, bin­lerce göz­yaşı… Çocuk bir­den yaş­la­nı­yordu. Kâkül­ler ana rah­mine çeki­li­yordu. Kâkül­ler çekil­mi­yordu da, güzel­lik göv­de­mizde taşa dönü­yordu.

Yal­nız­lık… ah o canı­mızla çer­çe­veli kapı­mız, pen­ce­re­miz. Ey hatı­ra­la­rın dal­sız göl­ge­siz gün batımı… bil­mem ki bir gün açı­lır mısı­nız zama­nın gök bah­çe­le­rine.

İlk acı değil­sin, dedim. Son acı da olma­ya­ca­ğım, dedi. Sev­me­nin öte­sini gör­mek iste­miş­tim, dedim. Ora­dan geli­yor­sun, dedi. Söz­cük­ler­den duvar örül­mez­miş** dedim. Kur­du­ğun konak­larda insan­lar ken­dini sevi­yor, dedi. Yal­nız­lık hiç geç­mi­yor, dedim. Yazı­yor­sun ya, dedi.

Ocak, 2017

*Cemal Süreya

**Plu­tar­kos

(684)

Yorumlar