Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Ekim 2024

Edebiyat

Genç Werther’in Acıları 250 Yaşında

Eric Parisot

Paylaş

0

0


Goethe’nin romantik ve tehlikeli kahramanı yalnızca kurguyu değil, modayı ve hatta Napoleon’u bile etkiledi.

Johann Wolfgang von Goethe’nin ünlü romanı Die Leiden des Jungen Werther bundan tam iki yüz elli yıl önce yayımlandı ve İngilizceye The Sorrows of Young Werther (Genç Werther’in Acıları) olarak tercüme edilen metin, o zamandan beri okurların hayal gücündeki yerini korudu.

Goethe bu yarı otobiyografik romanı idealist bir gençken, Charlotte Buff’a hissettiği duyguların etkisiyle yazdı ancak hayatının ilerleyen dönemlerinde daha ağırbaşlı bir mizaç edinen ünlü yazar, gençliğinde ortaya koymuş olduğu bu biraz gürültülü biraz da ısrarcı metne şüpheyle yaklaşacak ve metnin içinden çıktığı “patolojik durumla” ilgili tedirginliğini şu sözlerle ortaya koyacaktı: Werther, tıpkı intikam düşkünü bir hayalet gibi hayali mezarından bana musallat oluyor.

Fırtına ve coşku

Genç Werther’in Acıları özünde karşılıksız aşkla ilgilidir ve aşırı duygusal bir hikâye anlatır. Werther’in arkadaşı Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan metin, sanatçı ruhlu kahramanının hassaslığının yanı sıra ona eşlik eden tutkulu mizacı da ortaya çıkarır.

Werther, ailesinin ölümünden sonra küçük kardeşlerinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Charlotte (ya da Lotte) ile tanışır tanışmaz bu genç ve güzel kadına aşık olur. Ne var ki, Charlotte yaşça kendisinden bir hayli büyük ancak saygın ve hoş bir adam olan Albert ile nişanlıdır. Wahlheim’ın cennet bahçesini andıran kasabalarından birinde Charlotte’un çekimine kapılan ve onun yörüngesinden ayrılamayan Werther, orada olduğu süre boyunca kimi zaman ruhu teskin eden doğal güzellikler ve kırsal yaşamın yalınlığı üzerine romantik rapsodiler kimi zamansa nezaketinden ödün vermeyen cemiyet hayatının ve saray siyasetinin yapaylığından dem vuran, soğuk ve alaycı tiratlarla dolu mektuplar yazar.

Roman ilerledikçe Werther’deki weltschmertz –dünya ağrısı– gün yüzüne çıkar ve karşılıksız aşkın getirdiği depresif ruh haliyle birleşip onu ele geçirir. Öyle ki, bir gece kendine hâkim olamaz ve hislerini Charlotte’a açar. Ancak gördüğü tek karşılık, içinde olduğu sanrılar dolayısıyla azarlanmak olur.

Werther’in mektupları son bulur; son saatlerinde neler olup bittiğini aktarmaksa çok bilmiş “editörün” soğuk sesine kalır. Ne gece yarısı parlayan barutun saçtığı ışık ne de patlayan silahın tiz sesi o anki tehlikeye dikkat çekebilir. Genç Werther’in bedeni sabah yakın çalışma odasının zemininde kanlar içinde yatarken bulunduğunda her şey için çok geçtir. Cenazesi ertesi gece sevdiği yere defnedilirken ona eşlik eden kimse yoktur; ne Charlotte ne Albert ne de herhangi bir din adamı.

Goethe tam anlamıyla yaşadığı dönemin ruh halini yansıtan bir metin ortaya koymuştur. Genç Werther’in Acıları, klasisizmin ve Aydınlanmanın rasyonel bakış açısı karşısında bireyciliğe, ilhama ve tutkuya daha yüksek bir değer biçen Alman ön-romantizminin,  Sturm und Drang –Fırtına ve Coşku– olarak bilinen akımın en önemli örneklerinden biridir. Ayrıca 18. yüzyıl Avrupa edebiyatında katıksız bir duyumsama ve hissetme kapasitesini ifade eden “hassasiyet” kültü bakımından da tarihi bir dönüm noktasıdır. 

Genç Werther’in Acıları hiç kuşkusuz okurların yüreğine hitap ediyor, üstelik Werther’in sayıklamalı iç döküşlerine sahne olan roman, o zamanlar hâlâ korkakça görülen ve hem ahlaken hem de dinen şiddetle kınanan intihar eylemini duygusallaştırıyordu.

Werther’in ölümü insan ruhunun hassasiyetini övgüye değer bir erdem olmaktan çıkarıp dünya halleri karşısında geliştirilen patolojik bir duyarlılığa, Charlotte’un deyişiyle, “aşırı bir şefkate,” dönüştürdü. Dolayısıyla Goethe’nin bu aşırı duygusal karakteri okurlarda sempati yarattığı ölçüde belli bir küçümsemeye de yol açtı.

genç werther goethe

Werther çılgınlığı

1775 yılında Fransızcaya, 1779 yılında İngilizceye tercüme edilen Genç Werther’in Acıları, kısa sürede Avrupa’nın en çok okunan romanlarından biri oldu ve şöhreti Atlantik’in ötesine, Amerika’ya kadar ulaştı.

Roman her yandan çok farklı tepkiler aldı. Werther’in kaderini yeniden yaratmak isteyenler arasında kimler yoktu ki; romancılar, oyun yazarları, şairler, illüstratörler, besteciler. Werther’in Acıları yalnızca orijinal dilinde değil, İngilizce tercümesi sayesinde –Charlotte Smith, Jane Austen ve Mary Shelley gibi isimlerin dahil olduğu– romantik akımın kültürel referans noktalarından biri haline geldi.

Öyle ki, Mary Shelley’nin babası William Godwin, merhum eşi Mary Wollstonecraft’ın intihar girişimlerini anımsadığında ondan “dişi Werther” olarak bahsedecekti.

Napolyon bile Werther’e hayrandı; 1808 yılında Erfrut’ta Goethe ile bir araya gelecek ve romanını yaklaşık yedi kez okuduğunu itiraf edecekti.

Ancak bu Werther çılgınlığı yalnızca edebiyat okurlarının zihinlerinde değil, görsel ve maddi kültür vasıtasıyla popüler tasavvurda da kendine yer edindi. Moda meraklıları Werther’in alametifarikası olan sarı yelek, mavi ceket ve çizmelerle geçit töreni yapmaya başlayınca bu kıyafet aynı zamanda intihara yatkın aşırı hassasiyetlerin görsel bir stenosu haline geldi.

Werther ve Charlotte’u birlikte tasvir eden illüstrasyonlar her yerdeydi: yelpazeler, eldivenler, mücevherler, kıymetli porselenler ve porselenden üretilen hediyeliklerin üstü bu tarz çizimlerle doluydu. Kadınlar bir yandan modacıların önlerine koyduğu Werther aksesuarlarını kullanıyor öte yandan “Eau de Werther” adındaki parfüm (ismiyle neyi kast ettiği belirsiz olsa da) kendine giderek daha fazla alıcı buluyordu.

Öte yandan Avrupa’daki dükkânlar, romandan alınan çeşitli sahnelerin tasvir edildiği baskılarla doluydu. İçlerinde en popüler olanıysa Charlotte’u Werther’in mezarı başında yas tutarken tasvir eden çizimlerdi ve romanda böyle bir sahnenin bulunmayışı kimsenin umurunda değil gibi görünüyordu.

Aslında bu tarz durumlar bize hem bir romanın kendi kurgusunu aşıp kendi kendine nasıl yaşamaya devam edebildiğini hatırlatıyor hem de duygusallığın nasıl ticari bir meta haline dönüşüp insanlardaki acıma duygusunun altını oyabildiğini. 

Öyle ya da böyle, kurguyla gerçek arasındaki bu kayma bir yandan romanın zihinlerde yarattığı imgeleri güçlendirirken öte yandan imgelerle tetiklenebileceği düşünülen bir dizi olumsuz davranış yüzünden toplumda endişeye yol açtı. 

Goethe bu konuda daha en başından beri kaygılıydı. Romanın hassas okurları olumsuz şekilde etkileyeceğini düşünerek 1775 yılındaki ikinci baskının sonuna italik harflerle yazılmış bir satır daha ekledi: “Erkek gibi davran ve sakın benim izimden gitme.” Hatta romanın zaman içerisinde yarattığı etkiyi görünce metnin yol açabileceği potansiyel zararları kabul edip 1787 yılında tamamını yeniden elden geçirdi.

Charles Moore’un, 1790 tarihinde yayımlanan Full Inquiry in the Subject of Suicide isimli metninde de belirttiği gibi, “Werther kurgusal bir karakter olarak değil, gerçekten de yaşamış bir insan olarak,” okunuyordu çünkü insanlar gerçek hikâyelere “daha fazla ilgi gösteriyor ve hastalıklı durumlardan garip bir zevk alıyorlardı.”

Hakikaten de hastalıklı bir durum. Zira popüler görüşe göre bütün Avrupa amansız bir Werther çılgınlığına kapılmış, kıta genelinde –ve Britanya’da– onun intiharını taklit edenlerin sayısı artmıştı. Muhtemelen gerçekte olanlar bu kadar dramatik değildi ama kimi gazetelerde boy boy intihar haberleri vardı: Werther’in alametifarikası haline gelmiş kıyafetleri giyen gençler, ellerinde roman intihar ediyordu.

Kimi otoritelerin bu duruma yanıtı oldukça sertti: roman önce ilk kez yayımlandığı Leipzig’de, ardından Danimarka ve İtalya’da yasaklandı. Üstelik intihar salgınının önüne geçmek isteyen otoritelerin koyduğu yasak sadece romanı değil, Werther tarzı giyimi de kapsıyordu. Zira durum öyle bir hal almıştı ki, 1813 yılında romancı Madame De Staël, Werther’in çoğu kadından daha fazla intihara sebep olduğunu söyleyerek espri yapmıştı.

Romanın kötü şöhreti teminat altındaydı.

Werther etkisi

20. yüzyılın sonlarına gelindiğinde roman dolayısıyla vuku bulan bu taklit intiharlar başlı başına bir sosyolojik paradigmaya dönüştü.

1974 yılında, yani Genç Werther’in Acıları’nın yayımlanmasından iki yüz yıl sonra, ABD’li psikolog David P. Phillips, basında çıkan intihar haberleriyle intihar edenlerin sayısındaki artış arasında doğru yönlü bir orantı olduğunu fark etti ve haber haline getirilen intihar vakalarının yol açtığı bu olumsuz duruma “Werther etkisi” adını verdi. Bu da ilerleyen dönemlerde Dünya Sağlık Örgütü ve Mindframe gibi kimi kuruluşların, topluma zarar vermeden intiharın nasıl haberleştirilip tartışmaya açılabileceğine dair (bu yazı da sık sıkıya bağlı kalınan) bir dizi rehber kitapçık hazırlamasına sebep oldu.

Fakat Werther, bütün bu endişelere rağmen popüler hayal gücündeki varlığını sürdürüyor. Sinema severler Marc Webb’in 2009 yılında gösterime giren Aşkın 500 Günü isimli filmindeki başrol oyuncusu Tom Hansen’i ve ondaki Werther’i hemen anımsayacaklardır. Bir de José Lourenço’nun yazıp yönettiği Kanada yapımı romantik komedi Young Werther var: yakın bir zamanda Toronto Uluslararası Film Festivali’nde prömiyerini yaptı ve gayet olumlu eleştiriler aldı.

Bundan şaşılacak bir şeyler olduğunu sanmam. Werther’in ölümünün erdemli bir son olup olmadığını tartışmak için harcanan onca mürekkep bir yana, bu genç adamın hikâyesi aynı zamanda gençlik aşkıyla birlikte gelen coşkunun, acının ve özlemlerin bir yansıması. Ebedi bir tema bu; Goethe’nin romanıysa bu temanın keyifli, hüzünlü ama biraz da zamansız bir yorumu.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Patti Smith, Rimbaud’nun Evinin Yeni S..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

James Clark

29 Ağustos 2025

Yaz Sıcağıyla Baş Edebilmek İçin Orta ..

Avrupa genelini kasıp kavuran bu sıcak hava dalgalarının yoğunluğu ve insan hayatına malolan kayıplar için 2003 yılına dönmemiz gerek. Bu hafta İngiltere 2025 yazının dördüncü sıcak hava dalgasına maruz kalıyor. Hava durumuna ilişkin tarihsel v..

Devamı..

Hayali Kardeş

Mehmet Ali Ete

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024