Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

13 Temmuz 2026

Felsefe

Çağdaş Felsefede Korku

Alper Güngör

Paylaş

0

0


Korku eserlerini tanımlarken Carroll aktardığı duyguya, Sauchelli hem duygulara hem de ruh haline odaklanmamızı önerir, Freeland ise dehşet kavramı üstünde durur.

Korku eserlerine ortak bir tanım getirmek mümkün mü? Çağdaş filozoflar bu soruya genellikle iki farklı şekilde yaklaşıyor: bir duygu olarak korku ya da bir ruh hali olarak korku.

Amerikalı filozof Noël Carroll klasikleşen kitabı The Philosophy of Horror’da (Korkunun Felsefesi) duygu temelli bir tanım önerir. Korku eserleri izleyicide endişe ve tiksinti duygularını birlikte uyandırmayı amaçlayan eserlerdir. Bu duyguyu uyandıran temel etmen de canavarlardır. Kurt adam, zombi, vampir gibi varlıklar alışık olduğumuz kategorilere sığmaz, güncel bilimsel teoriler tarafından açıklanamazlar. Kurt adam ne tam insan ne tam hayvandır. Zombi ne ölü ne diri. Bu kavramsal belirsizlik bizi rahatsız eder, tiksindirir. Bir de bu yaratıklar tehlikeli olduğu için endişe duyarız. İki duygunun bir araya gelmesiyle eserin aktarmak istediği duygu ortaya çıkar: korku. 

Ama bu tanım Sapık (1960), Testere (2004), Blair Cadısı (1999), Teksas Katliamı (1974) gibi filmlerin korku türü dışında kalmasına neden olur. Aynı şekilde kurmaca anlatı içermeyip korku türüne rahatlıkla girebilecek olsa da David Lynch’in soyut resimleri ya da metal grubu Gojira’nın albümleri de Carroll’ın görüşüne uymaz, çünkü bu tür eserler kategori karmaşası yaratan bir canavar içermez. Carroll’ın yaklaşımının açıklayamadığı bu örnekler diğer filozofları başka görüşler önermeye itmiştir.

Sözgelimi İtalyan filozof Andrea Sauchelli korku türünü tanımlamak için duygulara (emotion) değil, ruh haline (mood) odaklanmamızı önerir. Yaygın tanıma göre duygular nesneleriyle ayrışırken –“O canavardan korktum” ya da “Bugün bana çiçek alman beni mutlu etti” deriz– ruh hali daha genel bir his durumu içerir. Depresyon, anksiyete veya sevinç hali bütün deneyimimizi etkileyen, belli bir nesnesi olmayan his durumlarıdır. Sauchelli’ye göre iyi bir korku filmi bizi belirli bir atmosferin içine çeker. Alien’daki (1979) klostrofobik uzay gemisini düşünün: karanlık koridorlar, sessizlik, bir yerlerde gizlenen tehdit. Film biter ama o tedirginlik saatlerce üstümüzde kalır, diğer düşüncelerimize, hatta hatırlayış şeklimize nüfuz eder. İşte Sauchelli’nin kastettiği bu tür bir deneyimdir. 

Amerikalı filozof Cynthia Freeland ise başka bir kavram üzerinde durur: dehşet (dread). Dehşet korkuyla benzerlik gösterse de ondan farklıdır. Korku deneyiminde genellikle korktuğumuz şeyi biliriz: bir canavar, bir katil... Dehşet deneyimindeyse tehdit belirsizdir, kavranması güçtür ama derinden hissedilir. Bir şeylerin yanlış olduğunu bilsek de tam olarak neyin yanlış olduğunu çözemeyiz. 

Freeland görüşünü Blair Cadısı gibi filmler üzerinden açıklar. Filmde hiçbir zaman somut bir canavar görmeyiz. Karanlık ormanda bir şey vardır ama ne olduğu belirsizdir. Dallardan yapılmış tuhaf figürler, taş yığınları, gece duyulan, açıklanamayan sesler. Film boyunca gerilim bu belirsizlikten doğar. Benzer şekilde Altıncı His’te (1999) küçük bir çocuğun ölüleri görebilmesi, İşaretler’deki (2002) açıklanamayan olaylar da aynı türden bir dehşete sebep olur. 

Freeland’e göre bu tür filmleri sevmemizin nedeni büyük sorular sorması. Dünya adil bir yer mi? Kötülük nereden gelir? Bu gibi sorular bizi kötülük, acı ve varoluşun anlamı hakkında düşünmeye iter. Gılgamış Destanı’ndan Kral Lear’a kadar en büyük eserler bu sorularla ilgilenir. İyi korku filmleri de aynı şeyi yapar, sadece farklı araçlarla.

Başlıktaki desen: Erik Thor Sandberg

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bir Borges PortresiJames Irby
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Scotty Hendricks

14 Mayıs 2026

Bilim İnsanlarının Yazdığı Bilimkurgu ..

Bir bilim insanı masa başına oturup bütün bilgi birikimini kullanarak sıra dışı bir hikâye kurguladığında neler olur? Elbette harika bilimkurgu romanları ortaya çıkar.  “Ne biliyorsan onu yaz,” belki de en sık işitilen yazma tavsiyelerinden biri ve bu i..

Devamı..

Roman ve Öyküde Analoji Nasıl Kullanıl..

Sean Glatch

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024