Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Haziran 2021

Kitap

Bir Okuma Şöleni: Sophie Macintosh'tan Su Kürü

Mehmet Hanifi

Paylaş

2

1


Kitap, “Bir zamanlar bir babamız var fakat biz farkına varmadan ölüyor” ile başlayan anlatının hemen ilk cümlesinde okuru bilinmeyen tedirgin edici bir dünyanın içine çekerek büyük bir merak uyandırıyor.

Su Kürü, dokunaklı ve sert bir kadınlık deneyimi hakkında güçlü bir roman olarak okunacağı gibi düşünceli okur için çözülmeyi bekleyen bir bulmaca gibi çok katmanlı, aynı zamanda etkileyici ve sürükleyici bir roman.    

Hayat dedikleri dünyanın sınırlarını belirleyen ‘Babamızdır’, başka bir deyişle ‘Kral’. Bu sert ve tekinsiz dünyada kadınlara pek yer yoktur, babımızın gölgesinde silik birer ayrıntı olarak nefes alıp verirler, bağımlılardır, erkeğin korumasına muhtaçtırlar. Kralın aşırı koruyucu davrandığı ve korumasına aldığı kadınları kendisi için mi yoksa kadınlar için mi yaptığı kestirilemez çünkü güvensizlik üzerine kurulmuştur terazi ve her an değişkenlik gösterebilir. Gözlerden ırak bu dünyada dışarıdan sürekli tehlike bekleniyormuş gibi tedirginlik egemendir.

“Doğaları gereği ağır hasarlar veren erkekler vardı. Doğuştan gelen bir şeydi bu. Bizi uyarmıştın. Asla kabul etmezsin ama sen de onlardan birisin.”

Kadınların da kendi aralarında bir hiyerarşileri vardır elbette, ‘Annemiz’ en başta gelenidir, çocuklarını koruyup gözetmesi gereken odur, diğer sırayı yaşa göre sıralama izler. Abla, ortanca ve en küçük kız kardeş. Babamız, yani ‘Kral’ bir gün yiyecek için denize açılıp dönmediği bir zaman başladığında, anne sessizce ve kralın sertliğiyle devreye girer, ilk günler onu aratmaz hatta iş elbisesini üstüne geçirir. Erkek, kadını savunması için kendine benzetmiştir, refleksleri taklide dayanır, erkekten gördüğü ve öğrendiği budur. Sert dünyanın sınırları kendiliğinden esner zamanla, kadınlar kendi aralarında konuşmaya, birbirlerine açılmaya ve birbirlerine omuz vermeye çalışırlar. Yüksek sesle konuşmaya başlarlar. Kadınlar artık biz bizedir derken adaya yine erkekler ayak basar, deniz onları kusmuştur, yavaş yavaş kadınların gizemli ve yaban dünyasına sokulurlar. Kral dışında gördükleri ilk erkeklerdir bunlar. Mesafeli yaklaşım korkuyla karşılanırken, ekmek ve su gibi temel ihtiyaçlar üzerinden kadınların dünyasına sokulan erkekler ilk etapta onlara çok korkunç görünür, adım adım yaşamlarına dâhil olurlar ve günlük yaşamlarının bir parçası haline gelirler, kadınların hayatını kolaylaştırma yoluna girişirler.

Kadınların doğası serttir, birbirlerini koruma, birbirlerine sahip çıkma refleksleri güçlüdür. Annenin de gitmesiyle biz bize kalan üç kız kardeş birbirine sımsıkı tutunur. Medeniyet olarak gördükleri erkekler adaya ayak bastığında kadınları anlamakta güçlük çekerler, anlamaya çalışır ama bu kara parçasının dışına hiç çıkmayan üç kız kardeşin dünyası katı ve sert gelir. Üç kız kardeş erkeği bir tehlike olarak görmeye devam eder. Aşk da hüsranla sonuçlanır.

Kendini korumak için başvurdukları yegâne yöntem, Kraldan yani erkekten yine devraldıkları miras şiddettir, erkeği cezalandırma yöntemi olarak ölüme başvurmaktan bir an olsun tereddüt yaşamazlar. Adadan ayrılmaya başladıklarında, yaşadıkları ‘evimizin’ ana karadan pek uzak olmadığını anlarlar, babamızın çizdiği suni sınırların ayırımına varırlar.

“Şans eseri burada olanları öğrenecek olursan ağzında berbat bir tat kalır umarım. Kız kardeşlerim senden, yine de. Başından beri bizi dönüştürdüğün şeyleriz ve dolayısıyla bundan ne kadar nefret etsek de hayatta kalma güdümüz seni sessizce onaylıyor. Ama hayatlarımız bize ait.”

Otuz üç yaşındaki Gallerli genç yazar Sophie Macintosh’un romanı Su Kürü’nü okuduğumda ‘Günümüzün romanı böyle yazılmalı’ gibi iddialı bir cümle döndü dolaştı kafamın içinde. Yalın bir anlatımla, sade bir dille mecrasında usul usul derinleşen hikâyesiyle kitap, başarılı soyutlamalarla, eksiltmelerle okura sunduğu geniş düşünme sınırsızlığıyla ve zenginliğiyle büyük bir keyif veriyor okunurken.

Su Kürü, Annemizin, Kralın, Grace, Lia ve Sky’in dokunaklı hikâyesi, şiirsel anlatısı.

“Yalnız kız kardeşlerinizi sevin.”

 

YORUMLAR

Oktay Yılmaz

Kadın belkide hangi atmosferde yetiştirilse yetiştirilsin avcı erkeğin hikayesinden etkileniyor.Sanırım kalp düşünceden öne geçince hata çoğalıyor .Dünya kadın için iki kere tekinsiz bir gezegen 🌹

7 Haziran 2021

Öne Çıkanlar

Psikanaliz ve MarksizmJ. D. Bernal
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. T. Yılmaz

19 Mart 2026

Robert Duvall: Sinemada Her Zaman Gerç..

"Sabahları napalm kokusunu seviyorum... Kokusu... zafer gibi.”Böyle diyordu Duvall, Francis Ford Coppola'nın Apocalypse Now  (1979) filmindeki Wagner hayranı, sörf meraklısı ve sadece 11 dakikalık bir oyunculuk gösterisiyle bir sinema ikonu yaratmayı..

Devamı..

Kapitalizm Öldü mü, Yoksa Taht mı Deği..

Uğur Ugan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024