Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

8 Temmuz 2020

Edebiyat

Fantastik Polisiye Olarak Kan ve Gül'ün Özgünlüğü

Didem Görkay

Paylaş

1

0


İroni, mizah ve parodinin, roman kurgusunu incelikli biçimde donattığı, akıcı bir dille yazılmış bir roman Kan ve Gül...

“İkinci sınıf aşk romanları çevirmeni, orta sıklet avare Aziz, bir yangında küle dönüşmek üzereyken zamanda yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine döner; üstelik yirmi yaş gençleşmiş bir halde. Henüz işlenmemiş bir cinayeti çözmek üzere harekete geçmesi pekâlâ mümkündür. Karizmatik sosyopat Abdül’ün hayatını kurtarması galiba iyi olacaktır. Biricik aşkı Nergis’ten hiç ayrılmayacak, kızı Zeynep’e hakkıyla babalık edecektir.”

Kan ve Gül romanının kurgusuyla ilgili ana eksenlerden biri hiç kuşkusuz adeta bir karakter gibi işlenen İskender Doğan ve onun romanla aynı addaki kuru temizleme dükkânıdır. Romanın, İskender Doğan’ın şarkısının ve Doğan’a ait kuru temizleme dükkânın adlarının Kan ve Gül olması, üçgenin köşelerini birbiriyle buluşturmuş ve ilişkilerini güçlendirmiştir. Dönemin ki bu kırk elli yıllık bir sürece denk gelir, bağlamına giren sanatsal, kültürel ve sosyal dönüşümler, bireysel değişimler ve bütün bunlara eşlik eden politik arka plan Kan ve Gül’ün bütüncül panoramasını oluşturur.

Yaşanan bir olay sonrası başkarakter Aziz, düşsel olarak geçmişe gider ve olay ânına kadarki yaşamında olup biten her şeyi değiştirme gücü elde eder. Kahramanın yıllar sonra olacak olan şeyleri biliyor olması ise zamana dair geçişkenliği işlevsel kılar ve bu olgu okuyucuya oylumlu bir kurgu izleğini çözümleme olanağı sunar. Psikoloji ağırlıklı bir içerikle romanlarının olay örgüsünü oluşturan Canıgüz’ün bu romanı da derin yapısı açısından etkin bir hikâye sunar. Psikoloji temelli bir eğitim almasıyla ilişkilendirildiğinde kitabın yazım sürecinde beslendiği kaynaklardan birinin yazarın özyaşam öyküsüne dair izler olduğu düşünülebilir. Sözünü ettiğim iflah olmaz türün bir mensubu sıfatıyla, size her şeyi ta en ortasından başlayarak anlatayım, cümlesiyle yazar, ana akım roman biçeminden farklı bir işleyişin beklediğini okura ima eder gibidir. Bu ima aracılığıyla roman boyunca yapılan mantıksal geçişler, olay varyantları ve parodiler kitabın özgünlüğüne işlevsel destek verir.

Aziz’in, karamsar bir ruh haline sahip olsa da otokontrolünün olması ve kendini nesnel olarak değerlendirebilmesi, eylemlerini ve fikirlerini zihninden geçirip süzebilmesi onu roman karakteri olarak ötekilerden ayırır. Iskaladığı şeyleri yaşamak ve sonraki hayatında –aslında yaşayarak geride bıraktığı yaşamdır bu– olumsuzluk doğurabilecek durumları ortadan kaldırmak için zamanda geriye gider. Kuşkusuz bu ayrıcalık ona yaratıcı bir erk verir, aynı zamanda yaşamını kendi etrafında döndürebilme ve kaderini tayin edebilme hakkıdır bu. Kurgunun bu niteliği okuyucuya farklı bir okuma süreci sunar.

alper canıgüz

90’lı yıllara denk gelen dejavu ânı, dönemin ülke gündemine dair anekdotlar barındırır. O dönemde yaşanan, sonrasında yemin krizi olarak adlandırılan olay ve yine aynı döneme denk gelen yerel seçimlerle ilgili olarak Nurettin adlı karakter, “Bize çok çektirdiler Aziz. Amma velâkin hepsini unutmamız gerekiyor, ancak o vakit Hazreti Ömer gibi adaletli oluruz yoksa diğerlerinden bir farkımız kalmaz,” diyerek farklı siyasi gruplar arasındaki rövanşist mücadeleye dair eleştirilere bir tür gönderme yapar. Orta yaştan gençlik çağına dönen Aziz, bu tahminini müneccimliğine değil dejavuya borçludur. “Asıl siz ne yapıyorsunuz? Nasıl her şeye bu kadar kolay ikna oluyorsunuz? Anlamadığınız fikirlere tutunuyorsunuz, tanrılara yalvarıyorsunuz, birbirinize sonsuz aşk yeminleri ediyorsunuz… Sonra tüm inançlarınız yerle bir olduğunda, hiçbir şey değişmemiş gibi yolunuza devam ediyorsunuz. Bir de utanmadan buna gelişme deyip aslında hiçbir şeyden ders almıyorsunuz. Sözlerinizin, inançlarınızın kendi gözünüzde bile hiçbir hükmü, değeri yok aslında.” Aykırı karakter Abdül’ün sarf ettiği bu sözler ise içinde felsefi tartışmaları barındırması dışında özellikle günümüzde kimi grupların öbürküleri eleştirmek için kullandığı ve dillere pelesenk olmuş bir söylemi anımsatmaktadır. Abdül’ün bu yorumu, Aziz’in gençlik çağındaki bağlama göre yapması ancak bu durumun günümüzde de sürmesi, insana ve topluma dair bazı sorunsalların dönemin ruhu değişse bile hemen her dönemde değişip dönüşerek devam ettiğine dair bir fikir barındırır. Buna karşılık Aziz’in sevgilisi ki sonrasında eşi Nergis’le Adalar’da karşılaştığı genç grubuna yönelik yorumu da bu yaklaşımla uyumludur. “İlk günden biz normal insanlardan farklı bir hayata gözlerini açan ve bu farklılığın bilincinde olanlar. Belki bir kısmı intihar edecek, bir kısmı da paranoyak entelektüellere dönüşecekti; ama hepsi değil. Geriye kalanlar, kapalı kapılar ardında hayatın akışını belirleyen en kritik kararları veren, karanlık güçler haline gelecekti. Dünyayı yönetenler! Komplo teorilerinin isimsiz kahramanları! Gazetelerde, dergilerde karşınıza çıkan araştırmaları yaptıran, toplumsal eğilimleri, geçerli ahlaki normları, doğru ve yanlışı biçimlendiren, kitlelerce yutulup yok edilmek için iyi ve kötünün önünde düşünmesi gereken insanlar… Sıradan hiç kimse tarafından tanınmayacak kadar ünlü kişiler… Sofistike vicdansızlar.”

Romanın ben anlatıcısı Aziz. Bazen her şeye hâkim anlatıcıya dönüşür. Aziz, geçmişe dönerek geleceğine dair erke sahip olmak dışında anlattığı karakterlere dair ayrıntılı betimlemeler de yapar. Aziz ve Abdül karakterlerinin birey ve toplumla ilişkilerini Canıgüz’ün bir başka karakteri olan Alper Camu’da –Oğullar ve Rencide Ruhlar– bulmak mümkün. Bu durum yazarın, romanları arasında bağlar kurduğuna, metinler arası göndermeler yaptığına işaret. Bu ortaklık salt karakterler açısından değil mekânsal ortaklığa da dönüktür: Muhittin’in Yeri gibi, masada oturanların bile ortak olduğu iki farklı bağlamın keşişimi söz konudur.

İroni, mizah ve parodinin, roman kurgusunu incelikli biçimde donattığı, akıcı bir dille yazılmış bir roman Kan ve Gül... Canıgüz, çizgisel zaman akışını kırarak yarattığı yadırgatma efektiyle okuru aktif kılıyor. Kan ve Gül yazarın öteki romanlarında olduğu gibi psikolojik, toplumsal ve siyasal süreçlere olan göndermeleriyle de özgün yönler taşıyor.

“Kan ve Gül fantastik bir polisiye. Rengini kandan, kokusunu gülden alan bir roman. Ziyadesiyle hazin, epey hareketli, hayli komik.”  

Alper Canıgüz, Kan ve Gül, April Yayıncılık, 2017, İstanbul

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Açlığın KitaplarıMurat Erdin
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

3 Mart 2025

Antalya’nın Meşhur Yemekleri

Antalya, sadece denizi, güneşi ve tarihi ile değil, aynı zamanda mutfağıyla da ziyaretçilerini büyüleyen bir şehir. Akdeniz’in taptaze malzemeleriyle hazırlanan yemekler, hem hafif hem de lezzetli olmasıyla biliniyor. Eğer bir lezzet keşfine çıkmayı planlıyorsanız, önceli..

Devamı..

Victoria Dönemi’nde Kedileri Beslemek

Kathryn Hughes

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024