Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Mart 2026

Edebiyat

Ona İyi Bak Üstüne

İsmet Balkaya

Paylaş

2

2


Ona İyi Bak'tan: 

"Ben kafes, sen sarmaşık; / Dolan dolanabildiğin kadar!" 

– Oktay Rifat

Ataerkil aile ilişkilerinin etkisini yitirmediği erkek egemen toplumlarda doğunca ikinci ya da üçüncü sınıf statüsü başlar kız çocuğunun. Büyük erkek, küçük erkek kardeş fark etmez, kız çocuğu bir adım geridedir. Gülmesinden, yürümesine; oturmasından konuşmasına kardeş, ağabey, baba kontrolünde bulur kendini. Çocukluk, genç kızlık ve evlilik evreleri bu cenderede geçer; genç kız artık bunu kabullenir ve normalleştirir. Kendisi de evlenip bir erkek çocuk sahibi olunca hanım sultanlık makamına oturur ve oğlunu kendisini bir ömür itip kakan erkekler gibi yetiştirmeye başlar ve bundan gurur duyar. Bu döngü kolay kolay kırılmaz. Orta üst gelir grubu ailelerin kız çocukları bu aşamaları görece olarak daha rahat atlatır ancak iş yaşamında, kamusal alanda, metroda, lokantada, plajda cam duvarların ardında kalır. Her an bir taciz edici bakışın, jest ve mimiğin nereden çıkacağı kestirilmez. Tarihsel ve sosyolojik bu gerçeği Ona İyi Bak’ın tamamına sindirmiş NŞ (Nurhan Şahinkaya).

Yıllarca bir romanı ya da öyküyü okurken eleştirmen ciddiyeti ve edasıyla ukalaca okudum. Sonraları fark ettim ki elimdeki metnin tadını çıkarmayı bilmiyormuşum. Okuma yöntemimi değiştirince çok güzel ve özenle hazırlanmış bir yemek, lezzetli bir Seylan çayı, şahane bir rakı, bir kadeh enfes şarap gibi tat almaya başladım okuduklarımdan. Bu nedenle artık aldığım kitabın ön okumasını yapıyorum, kitap hoşuma gitmezse raftaki yerini alıyor. Yazarın ilk öykü kitabı Bir Yerden Kırılır'ı çok sevdiğim bir ağabeyim hediye etmişti. Kitabı elime aldım, evirdim çevirdim. Okumaya başladım ve iki günde bitirdim. İtiraf edeyim bu ustalıkta, bu birikimde bir çalışma beni şaşırttı. O kadar çok yapıta gönderme yapıyor ki, "NŞ gerçekten okumuş, hekimliği nasıldır bilemem ama ben bu yetenek ve birikime sahip olsam başka meslek yapmazdım,” dedim.

Ona İyi Bak usta işi öykülerden mürekkep. İlk öyküden son öyküye kadar merakla, zevkle okudum kitabı. Şimdiye dek pek çok anlı şanlı yazarın öyküsüne, romanına başlayıp bitiremediğim olmuştur. Bir tepsi baklavadan yarım dilim yense sadeyağı, Antep fıstığı, pişirme ustalığı, yufkanın inceliği anlaşılır, koca tepsiyi bitirmeye gerek yoktur. Beğenmediğim bir kitabı son sayfasına kadar okumak da o kadar anlamsız.  Belki de ben anlayamıyorum kimi yazarların kimi yapıtlarını. Ama bu öyküler gerçekten çarpıcı. Anlatım canlı ve renkli, öykülere hastane kokusu sinmiş ama öyle rahatsız edici bir koku değil. Beş duyum da gürül gürül çalıştı öyküleri okurken. Tavuklu pilav kokusu, parfüm, sigara kokusu, at ve uçurum, yağmurda taksi bekleme, trenin sarsıntısı, şehit anasının görüntüsü, bebeğin ölümcül ağlama sesi...

Halk kültürümüzde türkülerin bazıları kadın ağzı, bazıları erkek ağzıdır. Gemilerde Talim Var, Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar kadın ağzı türkülerdir. Ona İyi Bak öykülerine de kadın ağzı öyküler denebilir mi?

Düğüm nasıl çözülecek diye sonunu merakla bekleniyor öykülerin. Durum ve olay iç içe geçmiş. Bir filmin sekansları gibi olaylar örülmüş. Bir sahne bitiyor, diğeri başlıyor. Kimi zaman geriye dönüşlere ustaca başvurulmuş.

Kitabın düzeltmeni çok başarılı, yazım ve noktalama bakımından hata yok. Anlı şanlı yazarlarda bile dil ve anlam yanlışlarından başınızı alamazsınız. Öykülerde anlam veya dil bilgisi yanlışına rastlanmıyor. Bir kitap yalnız içindekilerle kitap değildir, kapak düzenlemesi de kitaba dahildir. Kitap kapağındaki parçalanmış kadın portresi çok iyi düşünülmüş. Kadınların yaşamı parçalanarak devam ediyor bizim gibi toplumlarda. İyi eğitimli entelektüel erkeklerin bile çoğu nobran, kaba veya cinsiyetçi; dokundukları nesne paramparça oluyor.

Öykülerin geçtiği zaman ve yerler hep erkeğe göre, hep erkek için çünkü ülke gerçekten böyle. Geri planda kadın ezilmişliğini hissettiriyor NŞ. "Kuleden İniş İzni" öyküsünde eşi aldatan kadın karakterinde bile bir erkek egemen tavır ve ortam var. Ne ilginçtir bizde feminiz deyince bir grup kadın, maço erkek gibi davranmaya yelteniyor. Elbette kadın ve erkek fizyolojik olarak birbirinden farklıdır ancak toplumsal yaşamda ve medeni hukukta asla biri diğerinden ileride ya da geride değildir ve olmamalıdır.

Fado, kader demekmiş; gidip de geri dönmeyen denizcilerin ardından Portekizli kadınların denize karşı yaktığı ağıtlardan ortaya çıkmış. Çok orijinal ve cuk oturan bir öykü adlandırması. Öykünün finali bir filmin kapanış sahnesi olarak çekilse keşke!

“La Belle Indifference”te Melih Cevdet Anday’ın “Bir Misafirliğe” şiiri epigraf olarak alınmış. Melih Cevdet sanki öykü için yazmış bu şiiri:

BİR MİSAFİRLİĞE

Bir misafirliğe gitsem,
Bana temiz bir yatak yapsalar
Her şeyi, adımı bile unutup
Uyusam...
Kalktığımda yatağım hâlâ lavanta koksa
Kekikli, zeytinli bir kahvaltı hazırlasalar
Nerede olduğumu hatırlamasam
Hatta adımı bile unutsam...

Fransızca dilimize geçen “kadran” saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam veya başka işaretler bulunan düzlem olarak açıklanıyor sözlükte. Latincede ise “quadrans” dörde bölen, demekmiş. Kadran öyküsünde, saatin parçalanışı, ilişkinin ve elbette ailenin paramparça oluşu ile “kadran” adı usta bir terzinin elinden çıkan ceket gibi oturmuş öyküye.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesi bu güzel öyküleri okumak şans. İyi ki öykü yazılıyor, iyi ki şiir söyleniyor, ne güzel ki romanlar hayatımızın içinde; edebiyat, umamisi yaşamın. Yaşasın edebiyat!..

Karıma'dan: "Mutluluk bir çimendir bastığın yerde biter / Yalnızlık gittiğin yoldan gelir" 

Oktay Rifat

YORUMLAR

Serhan Altinok

Yazıyı büyük bir ilgiyle okudum. Romanın temasını bu kadar derinlikli yorumlamanız beni metin üzerine yeniden düşünmeye sevk etti. Kaleminize sağlık.

11 Mart 2026

Serhan Altinok

Yazıyı büyük bir ilgiyle okudum. Romanın temasını bu kadar derinlikli yorumlamanız beni metin üzerine yeniden düşünmeye sevk etti. Kaleminize sağlık.

11 Mart 2026

Öne Çıkanlar

Yazarların ilham kaynaklarıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

1 Mart 2026

Başkentten Akdeniz’in Mavisine: Ankara..

Ankara, gri bir palto gibi insanı sarmalayıp korusa da her zaman biraz mesafeli bir şehir olmuştur. Memuriyetin ciddiyeti, Kızılay’ın kalabalığı ve bozkırın o bitmek bilmeyen vakur duruşu şehrin çehresini büyük oranda açıklıyor. A..

Devamı..

Bodrum'da Tatil Yaparken Bilmen Gereke..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024