Yolda Büyüyen Hikâyeler: Üç Tekerlekli Kütüphane
Bazı kitaplar vardır ki hikâyesi kapağı kapattığınız anda bitmez. Bir evden başka bir eve, köye, kasabaya… dolaşır da dolaşır. Dokunduğu/Geçtiği her yerde de biraz çoğalır. “Okuldaki Hayalci” dizisinden aşina olduğumuz Davide Cali’nin yazdığı, Sébastien Pelon'ın resimlediği ve Alara Beykan’ın çevirdiği Üç Tekerlekli Kütüphane tam da bu tarz çoğalan kitaplardan.
Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan bu kitap, güneşli mi güneşli, sıcacık bir İtalya kasabasında geçiyor. 😊 Emekli bir ilkokul öğretmeni olan Dario’nun, okuduklarına artık ihtiyacı olmayan komşularından aldığı kitaplar sayesinde kütüphaneye dönüştürdüğü üç tekerlekli kamyonetiyle kasaba kasaba gezmesiyle hikâye başlar.

“Ancak, dikkatle kulak verirseniz, çok uzaktan yaklaşmakta olan bir vızıltı duyabilirsiniz... Vızzzzzzzzzzz.”
Ve tepeden Dario’nun yalnızca kitap değil; merak, neşe ve umut da taşıyan üç tekerlekli bisikleti görünür! Dario’nun tek bir amacı vardır: Üç tekerlekli kütüphanesiyle ulaşması zor yerlerde yaşayan insanları kitaplarla buluşturmak!Ta ki bir gün, ufak bir molanın ardından farklı bir kasabaya doğru yola çıkmak isteyene kadar! Kamyonetin el frenini çekmeyi unutmasıyla bu küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk kamyoneti uçurumdan aşağı yuvarlanır…
“Hele öğrenciler? Artık onları heyecanlandıracak güzel hikâyeler olmayacaktı!”
Dario’nun kamyonetine, pardon hazinesine, kasabalılar çözüm buladururken bizim dikkatimizi çeken bir komşu daha vardır bu sıcak desenlerin arasında. Dario’yu her gördüğünde kapısını kapatan, sessiz sedasız bir kadın. Ancak hemen yargılamak olmaz elbette. Hikâye devam ettikçe kadının neden Dario’dan saklandığı gün yüzüne çıkarken öğrenmenin ve öğretmenin yaşının olmadığını da bir kez daha hatırlıyoruz.
Okuma kültürünü sessiz bir eylem olmaktan çıkarıp bir “şenlik” havasına dönüştüren,Üç Tekerlekli Kütüphane, birbirinden çok farklı kültürlere sahip olsa da aynı amacı taşıyan, köy köy dolaşarak kitap götüren Eşekli Kütüphaneci”miz Mustafa Güzelgöz’ü hatırlattı. Coğrafya farklı olsa da dünyanın her yerinde amaç aynı: Kitaplarla buluşmak/daha çok okumak. Yaşasın kitaplar!






