İngiliz yazar ve profesör Tim Parks’ın 10 Haziran’da New York Review of Books’ta yayınlanan makalesi yeni olmayan bir tartışmayı ele alıyor. İletişim teknolojilerinin geldiği aşamanın modern insanın konsantre olması önünde ciddi bir engel oluşturduğunu söyleyen Parks, karmaşık yapıları, iç ve dış referansları, nüanslarıyla ciddi bir yoğunlaşma gerektiren büyük romanları okumanın gitgide daha da zor olduğunu ve roman sanatının bu gelişmelere adapte olması gerektiğini belirtiyor.
Parks söylediklerinde haksız da sayılmaz. Büyük bir çoğunluk, 5-10 dakikada bir elektronik posta kutusunu, sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor. Eskiden sadece evde ya da ofisteki bilgisayarlarla yapabildiğimiz bu kontrolü artık sürekli yanımızda olan telefon ya da tabletlerimizle gerçekleştiriyoruz. Gelişmiş piller sayesinde bilgisayarlarımızı her yerde kullanmamız mümkün, klavyede yazmak için artık sabit bir mekana ihtiyacımız yok: otobüs, gemi hatta uçakta, ağırlığı iki kilogramı geçmeyen bilgisayarlarımızı kucağımıza alarak çalışabiliyoruz.
Faulkner, Dickens ve Green’den pasajlar veren Parks, bu tür metinlerin kesintisiz ve yoğun bir konsantrasyona ihtiyaç duyduğunu, rastgele bir andaki kesintinin –bir metro istasyonundaki anons gibi– tüm bölümün yeniden okunmasını gerektirdiğini söylüyor.
Makalenin sonunda bir kehanette bulunan Parks, roman türünün geleceğini nasıl gördüğünü de açıklıyor: zarif ve karmaşık büyük romanlar daha kısa bölümler halinde yazılacak, böylece okuyucuya ara vermek için daha fazla olanak sağlayacak. Daha popüler romanlar ise kendini tekrar eden formüllere yaslanacak, böylece ara verdikten sonra devam etmek fazla bir zihinsel çaba gerektirmeyecek.
Siz ne dersiniz?
Kaynak: nybooks.com