Yarın Yapayalnız, anlatımıyla, yazarın başvurduğu tekniklerle postmodern bir anlatının sınırlarında dolaşır. Yazar, sevdiği yazarlarla dertleşir, onların kitaplarını selamlar, sevgisini onlara göstermekten geri durmaz.
Serde için,
S.
Elem; üzüntülü, acı, dert, keder.
E.
Romana giriş çok iddiasızdır. Yazar kendi kendisiyle konuşur gibidir. Sevdiği yazarlardan, kitaplarından, çevirilerden bahsederken, filmleştirilen romanlara değinirken sıradan bir görüntü ortaya koyar. Anlatı, roman dünyasından uzaktır. Kendi kendine konuşma minvalinde ilerler kitap. Metinde yazarın yalnızlığını en baştan sezeriz. Yazarın yalnızlık kalp çırpıntıları yavaş yavaş baş gösterir ve okura sirayet eder.
L.
Sonra Nişantaşılı Handan Sarp çıkagelir, çat kapı yapmıştır. Sİ’nin sıkı bir okurudur. Yazarın karşısına dikilir ve ona şöyle kafa tutar: Siz yalnızlığı hep anlatıp durdunuz ama benim yalnızlığımın yanında sizin yalnızlığınız ne ki? Ben anlatayım da dinleyin, bakın yalnızlık neymiş görün? Hikâyesini yazarın kapısına bırakır ve kendi köşesine çekilir. Nasılsa bu hayattan elini eteğini çekmiştir, koynunda pişmanlıklarını yatıştırmaktadır. Sayıklamalar başlar.
İ.
Bir sopranodur o, bir kadındır, üstelik kendi dönemine göre erken ve hızlı koşmuş, aşkı kendi hemcinsinde aramıştır, yalnızlığa itilmiştir. Handan Sarp kırgınlıklar toplamıdır, hayat dediği bu koridorda karşısına ne çıkmışsa hepsinde yarım kalmıştır, hayallerini gerçekleştirememiştir. Arafta soğuk kapmıştır. Bu yüzdendir yazarın kapısına anılarını yıkar gibi kaçıp gitmiştir. Gerisi yazar Selim Bey’e kalmıştır.
M.
Yarın Yapayalnız, bir kadın dünyasıdır. Kadınların sesi güçlüdür. Kımıl kımıl bir ilişki ve iletişim ağı mevcuttur. Kadınlar birbirlerinin sesine kulak verirler, birbirlerine sokulurlar. Kendi döneminin ilerisinde yüreklerini ortaya koyarak her türlü baskıyı, önyargıyı göğüslemişlerdir ama yenilmişlerdir. Hiçbir aşk birliktelikle ve mutlulukla sonuçlanmamıştır, yarım kalmıştır. Yüreklerde bir keder, bir dert, bir açık yara gibi burukluk bırakmıştır. Yaşadıkları, kadınları hırpalamış, yaralamış ve kırmıştır. Kadın dünyasında erkek uğramaz pek, niyetlenen karakterler kıyıda köşede yüzünü gösterir ama yazar onları anlatıdan özellikle uzak tutup geri gönderir. Kadınların dünyasına sokulmasına izin vermez.
İ.
Selim İleri, romancılığında yalnızlığın ve ayrılığın yazarıdır. Bu iki izlek ona yakışan afili bir elbise gibidir. Yalnızlığın ve ayrılığın sesi ağdalıdır, dokunaklıdır, güçlüdür. İleri, romanları gibidir. Anlatısı liriktir, şiirsel üslubuyla okuru kendine sımsıkı bağlar. Yarın Yapayalnız, tepeden tırnağa edebiyata dairdir, edebiyatın dışında başka şey barındırmaz içinde.
L.
Yarın Yapayalnız, anlatımıyla, yazarın başvurduğu tekniklerle postmodern bir anlatının sınırlarında dolaşır. Yazar, sevdiği yazarlarla dertleşir, onların kitaplarını selamlar, sevgisini onlara göstermekten geri durmaz. Karakterleri romanına çeker, metninin kururken ve inşa ederken onlardan yararlanır, yardım alır. Bazen kendi karakterleri, çağırdığı romanların karakterleriyle yan yana gelir, birbirlerine ses verirler, sesleri karışır. Yakup Kadri’den ve Yahya Kemal’den alıntılama yapar.
Selim İleri, gerektiğinde kendini okura gösterir, kendini gözümüze sokmadan anlatının düğümlerini birbirine bağladıktan sonra yerine döner. Yazar, ayrıntıları metne serpiştirme ustasıdır. Yol aldıkça roman derinleşir. Yazar, aradan çekilir ve Handan Sarp’ın son yaprağına kadar dökülmesine göz yumar. Yazarın, kadın dünyasının dilini yaratmadaki başarısı belirgindir.
E.
Handan Sarp, sayıklamalarıyla, mektuplarıyla, anılarıyla sık sık sahne alır. Bir görünür, bir kaybolur. Selim İleri’ye hikâyesini bıraktığı için bazen pişmanlığını ifade eder ama vaz geçmez. Pişmanlığı soğuduktan sonra kaldığı yerden anlatmayı sürdürür. Kendinin ve Elem’in bir romana girdiğini ve birer roman karakteri olduklarının farkındadır. Gerçekten tam bir soprano gibi davranır ama bir diva olamamıştır. Karşısına çıkan fırsatları ıskalamıştır, eril dünyanın hazır ve tüketen ilişkilerine yaslanmamıştır. Yüreğinin sesini dinlemiştir. Elem’i, Kaya’yı, Munise’yi yitirmiştir, eksik kalmıştır, yaralanmıştır, tamamlanmamıştır.
R.
Yarın Yapayalnız, anılara dayandığından ve dünyasının yüzü geçmişe dönük olduğundan günümüz okuru için bir mesafe yaratabilir. Genç kuşaklara uzak görünebilir romanın dünyası.
Meraklı okur içinse Selim İleri edebiyatı, büyük bir zenginliktir.
Yazar adayları bu kitapta yazmanın birçok olanağını zorlayan geniş bir yelpazeyle karşılaşır, okumak ve yazmak hakkında ufuklarının çerçevesinin genişlediğini andan ana farkına varır. Zaman kiplerinin kullanımındaki çeşitlilik okura keyifli bir okuma deneyimi sunar.
İ.
Son yapraktan ayrıldığımızda Elem gitmiştir ama içimizde üzüntü, acı, dert, keder bırakmıştır. Elem, yoksulluk ve yoksunluk demektir.
‘Bizim gibiler… Kadın, erkek: fark etmiyor: yalnızlıklar: sizi aşka götüren yolda kim ve ne olursanız olun, sonsuza dek yapayalnız. Kadınlığınız, erkekliğiniz işe yaramaz. Aşk ya yakıp geçer, ya da sizi yapayalnız bırakır.’






