Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Temmuz 2013

Ne Haber

Ann Morgan’ın hedefi, bir yıl içinde her ülkeden bir kitap okumak

Oggito

Paylaş

23

0


Yazar Ann Morgan kendine bir hedef koydu: Bir yıl içinde dünyadaki her ülkeden bir kitap okumak. Deneyimini ve öğrendiklerini ayrıntılı biçimde anlatıyor. Bu ilginç deneyimi, yazarın kendi sözlerinden aktarıyoruz: Kendimi kozmopolit biri olarak değerlendirdim ama kitaplığım pek bunu yansıtmıyordu. Birkaç Hint romanı ve garip Avustralya ve Güney Afrika kitabı dışında; edebiyat koleksiyonum İngiliz ve Amerikan başlıkları içeriyordu. Daha da kötüsü, tercüme işine de pek bulaşmıyordum. İngilizce konuşan yazarların hikâyeleri arasında mahsur kalmıştım. Bu yüzden, 2012’nin başında kendime her ülkeden bir kitap okuma hedefi koydum. 200 farklı ülkeden hangi kitapları seçeceğim konusunda dünya okuyucularından yardım istemeye karar verdim. “A Year of Reading the World” (Dünyayı Okuma Yılı) adında bir blog kurdum ve İngilizce okuyabileceğim kitap tavsiyelerini istedim. Geri dönüş inanılmazdı. Dünyanın her yerinden birçok okuyucu fikirlerini ve önerilerini paylaştı. Bazıları bana ülkelerinden kitap gönderdi. Öbürleri benim adıma saatler süren araştırmalar yaptı. Buna ek olarak, Türkmenistanlı Al Welsapar ve Panamalı Juan David Morgan, romanlarının henüz basılmamış çevirilerini gönderdi. Böyle inanılmaz bir kitap kurdu ordusuna rağmen kitapları satın almak kolay iş değildi. Başlangıç olarak, İngiltere’de ve İrlanda’daki edebi eserlerinin sadece yüzde 4,5’unun çeviri olduğu düşünülürse, eserlerin İngilizce versiyonlarını elde etmek ustalık gerektiriyordu.

Küçük ülkeler

Bu daha çok Fransızca ve Portekizce konuşan Afrika ülkeleri için geçerliydi. Komor Adaları, Madagaskar, Guinea-Bissau ve Mozambik gibi ülkelerden çok az öneri vardı ve bu yüzden, basılmamış müsveddelere güvenmek zorunda kaldım. Sao Tome & Principe gibi küçük ada ülkesine gelince, Avrupa ve Amerika’daki gönüllü ekip Olinda Beja’ya ait kısa hikâyelerden oluşan kitabı Santomean’ı çevirmemiş olsaydı okuyacak bir şeyim yoktu. Ondan sonra, neredeyse hiç hikâye yazılmayan bazı ülkeler vardı. Örneğin, Marshall Adaları’nda iyi bir hikâye peşindeysen, yöresel hikâye anlatıcılarını dinlemek için önce bölge şefinden izin alman gerekliydi. Yine Nijer’de, efsaneler geleneksel olarak yedi yaşındandan itibaren anlatıcı veya müzisyen olarak yetiştirilenlerin koruması altındaydı. Etkileyici performansların yazılı versiyonları yok denecek kadar azdı ve kendin dinleyerek küçük bir ana tanık olabilirdin. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bir de siyasetin hoş sürprizleriyle karşılaşıyordum. Güney Sudan’ın 9 Haziran 2011’deki kuruluşu –her ne kadar vatandaşları için mutlu bir olay olsa da– zorlayıcı bir engel oluşturdu. Yol, hastane, okul ve temel altyapı eksikliği yaşayan altı aylık eski ülke kurulduğundan beri pek kitap basmamıştı. Lokal bir bağlantı sayesinde yazar Julia Duany ile bağlantıya geçtim ve uçakla Juba’ya gidip kısa bir hikaye için yüz yüze görüştüm. Günün sonunda, bunun gibi hikayelerin peşinden koşmak en az yazmak ve blogda paylaşmak kadar zamanımı aldı. Her 1,87 günde bir kitap okuma hedefine bağlı kalabilmek için çok uğraştım.

Sonuç

Ama bütün uğraşılara değdi. Dünyanın edebi manzaraları arasında ilerledikçe, inanılmaz olaylar olmaya başladı. Odamdaki sandalyede yolculuk yapmıyordum; hikâye anlatıcılarının kendisi olmuştum. Galsan Tschinag’ın hayal gücü sayesinde, Mongalia’nın Altai Dağları’nda dolaşan bir çoban ile gezindim. Rehberim Nu Nu Yi ile transseksüel bir medyumun gözüyle Mynmar’daki bir dini festivale katıldım. Yetenekli yazarlar sayesinde şunu anladım; kitap toplamak beni uzaklarda yaşayan kişilerin iç dünyasına dahil etti ve dünyaya onların gözünden bakmama yardımcı oldu. Binlerce haberden çok daha güçlü olan bu hikayeler sadece başka yerlerdeki hayatı anlamama yardımcı olmadı, onların ne hissettiğini anlamama da yardımcı oldu. Ve sonuç olarak bu deneyim düşünme biçimimi değiştirdi. Böylece yalıtlanmış bir birey olmadığımı ve bütün dünyaya yayılmış bir ağın parçası olduğumu anladım. Yılın başında entelektüel bir deneyim olarak başlayan ülke adları zaman geçtikçe kahkaha, aşk, kızgınlık, umut ve korku dolu yaşayan yerlere dönüştü. Bir zamanlar egzotik ve uzak olan ülkeler bana yakın ve tanıdık gelmeye başladı. En iyisi de, kurgunun dünyayı gerçek kıldığını öğrenmem.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Emrah Polat: “Hayatta olduğu gibi roma..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

E. O. Ekşioğlu

17 Ağustos 2025

“İkinci El Atomlarınız Değerinde Alını..

Dört milyar yıllık biyolojik yaşam göz önüne alındığında, vücudunuzda sadece benden ve Dünya'daki diğer herkesten değil, aynı zamanda milyonlarca yıl önce yaşamış dinozorlardan bile miras kalan atomlar var. Evet, yanlış duymadınız; yaşamınız boyunca kullandığ..

Devamı..

Studio Ghibli’nin Animasyonlarını Niçi..

Zoe Crombie

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024