Çağ Geçitleri
31 Aralık 2019 Edebiyat Şiir

Çağ Geçitleri


Twitter'da Paylaş
0

“Her yolculuk, uzundur yoldan…”

“Ölmek için Venedik, dem çekmek için Mardin. Benim için: avlular taş, damda sıralı güvercin: tek bir ekmeği yoktur hafızanın şiir herkesin.” 

Şiir ki, insanın en özel hislerinin açığa çıktığı mısralar tablosu. Her insanın okurken kendi bakış açısıyla yorumlayabileceği açık bir alan. Duyguların intifadada olduğu makam ve onun en baş köşesine taht kurmuş hisler. Kimi zaman yaralı, kimi zaman umutlu ama her daim cüretkâr yanımızdan süzülen sözcüklerin yitik ve kayıp bir şehri bulma çabasıdır şiir. Ruhumuza düğümlenmiş, çözemediğimiz kördüğümlerin varlığında aramak sözcükleri, bazen tahammül edilemeyecek sessiz çığlıklar arasında bazen de kulakları sağır eden bir senfoni eşliğinde aramak yüzümüzü güldürecek dizeleri.

Murathan Mungan, yedi bölüm ve doksan şiirden oluşan Çağ Geçitleri adlı son kitabına, şu dizelerle başlıyor:

Geçerken uğranılacak şiirler değil,

Geçidini bulacaksın

Kendi içinden geçeni

“Girişe Yazılanlar” bölümü “Aklımın gücendiği çağ, ben sana böyle mi geldim?” diye inceden inceye bir sitemle başlamış. “Dalından kurtulmak isteyen yaprak sonrası, ağaç hasreti çocukluğum” ve “camdan dışarı baktığında görünen şeydir çocukluk” dizelerinde çocukluğunu bir yaprağın uzun öyküsüne benzetmiş şair. “Demirbaş” şiirinde ise “Nasılı niçini kurcalamakla geçti hayatım. İyi miydi kötü mü, hesabı yok, bilemem,” diyerek hayatını özetlemiş.

“Taptuk’a Yazılanlar” bölümünde “herkesçe görülmez sabrın şifa alametleri” ile sabra bakış açısını dile getiriyor. “Döngel” şiirinde şair kederi şu sözlerle tarif etmiş: “Günbaşı serinliği, sis içinde kederim. Göçebe ruh yerleşik düzen boy hizası duruyor sakladıklarım, beklettiklerim.” Yaralarından bahsederken ise Murathan Mungan, “Bilmiyorum yaralarımı nerede soğutsam, kılıç yarada dinlenir, diyor büyük büyük adamlar,” diyerek adeta yarasına derman arıyor.

“Açığa Yazılanlar” bölümündeki “Öznesizliğin Belirsizliği” şiirinde ise şu dizelere rastlıyoruz: “Bazı ruhlar kaçar kendi sahiplerinden, sığınacak bir in bulamazlar kendilerine kabuğun öğrettiklerinden…” Ölümü ki, şairin tabirince: “Yaşarken çoğu kez fark etmeyi, deneği olduğumuz ölümün bizde ustalaştığını; her gün azar azar toprağa verilirken” şeklindeanlatılmış bizlere. “Varoluştan Özneye” şiirinde ise “Ağır başlı yalnızlık ve ödünsüz bir süreklilik içinde biçimler kendini, çağların kanına öğrettikleriyle ve kendinden öğrendikleriyle,” diyen Murathan Mungan, şiirini “Varoluştan özneye evrilirken yol aldım kendi içimde, biçimini sürdürmek isteyen bir taşın direnciyle hücrelerimdeki kayıtları gözden geçirdim. Şimdi buradaysam biliyorum geçmiş her yerde. Birbirine bağlanan açık ve gizli geçitlerle,” diye tamamlıyor. “Yıldızların altında kimse uyanamamış o kadar büyük bir yalanmış ki dünya” ve “hatırlamanın yarıklarında geldiği gibi gidenlerden geriye birbirinin aynasında kaybolan iki/z kâinat kalmış” dizeleriyle dünyaya bakış açısını dile getiriyor. 

“Yaşamın İzinde” bölümünde yer alan şiirlerine “Düşün,” diye başlayan Mungan, “Yaşanılan anı tam ortasından bölüştüğünü hisseder ya insan, oysa farklı anılacaktır sonradan” ve “hiçbir uzak, uzak değil sandığın kadar sadece devam bekler yolcusundan gittiği yere kadar,” diyerek yolun sebat gerektirdiğini vurguluyor.  Hayatın akıp gittiğine, “Bir kilo hayal ile bir kilo hayat. Hangisi daha ağır çekiyor. Sor bakalım bir zamanlar genç olduğun kumsala. Sor bakalım, o yazlar nereye gidiyor?” diyerek dikkat çekiyor. Durup baktığında, “Azalmış zaman demlenmiş kıymet. Günde kimi gördün, elde neyi sevdin, ne kaldı sende, neye geçit verdin,” sorusuyla belki bir muhasebe yapılması gerektiğine atıf yapıyor. “Ağır” adlı şiirinde, “Ağır misafirlik yaşlılık dediğin, zor geliyor günlerin emeklemesi, gülümsemek bile emek istiyor. Nereye dönsen çınlıyor geçmiş, bir kuyunun dibinden. Bir vaadi kalmamış geleceğin her şey ağır, her şey yerli yerinde, dünyanın harflerini zor seçiyor gözlerin, ağır ağır çıkılan merdivenlerin bir yerinde,” diyerek yaşlılığın zorluğuna vurgu yapıyor.

“Aşekanın İzinde” aşk kokulu şiirlerin bulunduğu bir bölüm. “Sebebe bakıyormuş aşk dediğin! Kuşların yer değiştirdiğini, nice mevsimden geçerek bildim. Geçerek bilmek, zaman dediğin. Vardığın yer olmasa bile onca yol, bir sebebe sevdiğin.” Bazı şeylere geç kalındığını dile getirirken, “O kadar uzak ki, geçmişin gönül kapısı artık, olmuş mu olmamış mı hatırlamaya” ve “Seninle başka bir güne doğruldu kalbimin bire bin veren buğdayı. Hem bildin hem bilmedin bunu. Mevsimi bekleyen tohum dalgınlığında tabiatın yol gözleyen esrarı,” diyor. Gençliğinin ona öğrettiğini ve aşkı şu dizelerle okuyucuya aktarıyor: “Gençliğim öğretti bana: her ayrılık sonrası yas tutan sözcükler parmağına yürür karıncalar, arılar. Dünya ağrısı dediğin dokunduğun her yer. Aşk hep kendi başına! Varoluşun çıkışsızlığında unutup çok defa genç oldum yeniden. Gençliğimin ağzı olta yarası! Olta yarası dilimin ucundakiler.”

“Metal İzi” bölümünde eleştirel şiirler çıkıyor karşımıza: “Kantar” isimli şiirde, “Şimdi kanun değiştirdi hayat, asrın kayıp kantarı buz tutmuş vicdanlar, her köşe insan tuzağı entrika ışıltısı,” diyerek hayat kantarının topuzunun kaçtığını vurguluyor.

 “Kelimelerin Takas İzi” bölümünde ise “Lirik” adlı şiirindeki dizeler dokunuyor yüreğe: “Suları yükselince ay şiirlerinin çıkagelir, yüzüne yemin edilen gece elinden tuttuğun, ay ışığıyla imzanı atar senin, annen uyur hatıranın göğsünde sonra ay terk eder seni, bozkırda bir atlının terkisinde.” Şair, “Ölmek için Venedik, dem çekmek için Mardin. Benim için: avlular taş, damda sıralı güvercin: tek bir ekmeği yoktur hafızanın şiir herkesin” dizeleriyle şiir ve şairin evrenselliğine dikkat çekiyor.

Kanımca herkesin bu dünyada mutlaka bir şiiri vardır. Şairin diliyle, “Dünyanın sofrasında herkesin sesine yer var… Kuzeye, güneye, suya, havaya, ateşe yazılsa da silinmez dünyayı şiirle sevenlerin çağlara sinen sesi. Her boydan boy verip dünyaya çevirmeli, dünyanın şiirini…”

Şair yanımı ayaklandıran Murathan Mungan’ın bu eserindeki son şiiri paylaşarak, iyi okumalar diliyorum:

Bir şiiri

 birazdan geliyorum lafını unutma,

diye bitireceksin

yazmasan bile, unutma!

Yaşamın devir hakkıdır

bu bir sonraya

süreklilik esastır, sarmaldır doğa,

birazdan geliyorum lafını unutma


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR