Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Kasım 2025

Öykü

Günahı Çok Olanın Zebanisi Bol Olur

Mehmet Ali Ete

Paylaş

2

0


Rıfat canı sıkkın bir şekilde mezarlığa yürüdü. Kapıdan içeri girer girmez "esselamun aleyküm ey ehlil kabir" deyip ölüleri selamladı. Aile mezarlığını buldu, hemen bir Fatiha okuyup oturdu. Sanki ölüler onu görüyormuş da ne kadar canının sıkkın olduğunu anlasınlar istiyordu. Bir iki kez iç çekti, nereden başlayacağını bulmaya çalıştı. "Neden öldün?" diye bir iki kez tekrarlayıp giriş yapmaya çalıştı. Bir türlü bulamayınca sinirlenip direkt konuya girdi.

"Sen orada yatıyorsun, burada neler oluyor neler! Keşke bir kalkabilsen, görsen bunların neler yaptığını, vallahi hepsini sıra dayağına çekerdin. Dinlenip dinlenip döverdin hepsini."

Biraz soluklandı. Artık anlatmaya başlamıştı. Bundan sonrası kolaydı. Söze girmenin bir yolunu bulurdu mutlaka. Her şeyden haberi olsun rahmetlinin, diye geçirdi içinden. 

"Normalde tüm olanları anlatmazdım ama sonuçta senin ailen, bilmek senin en doğal hakkın."

Ölü o esnada Rıfat’a seslendi. "Değme bana Rıfat, ben ölmüşüm. Mezarımda rahat rahat uyumuşum. Dünya derdinden kurtulmuşum." Rıfat, adamı duymadı bile, anlatmaya devam etti. 

"Senin kardeşler işleri yürütmesini beceremediler, hep para kaybettiler. Bir sürü borç yaptılar. Ödeyemeyince de yavaştan malı mülkü satmaya başladılar."

"O malı mülkü ben kazandım ama hepsini onlara bıraktım. Ben öldüm artık, anlatma Rıfat."

"Hadi kaybettin kaybettin, kendi malını sat kardeşim. Niye ölü kardeşinin malını satarsın ki? Üstelik bu malların hepsini sen toplamıştın, herhalde ölüsün diye yaptılar ama keşke senin çocuğu düşünüp dokunmasalardı yetimin hakkına." 

"Ben öldüm Rıfat, bunları dirilere anlat artık."

"Sadece mal mülk olsa neyse, bu kardeşlerin itibarını da harcadılar. Senin aileye kazandırdığın tüm itibarı yavaş yavaş tükettiler. Pazarda görsen tezgahından meyve almaya bile tenezzül etmeyeceğin adamların elinde oyuncak oldular. Şimdi üç kuruşluk ederleri kaldıysa o bile senin kardeşin oldukları için verilen değerdir.”

“Ben öldüm artık anlatma Rıfat, burada itibarını kimse sorgulamaz. Hele geride kalanlarınkini hiç sormazlar. Önemi yok bunların Rıfat, anlatma."

"Sen benim kardeşim gibisin. Hatta gibisi yok dümdüz kardeşimsin. Tüm bu olanlar beni çok rahatsız ediyor. Sen yaşıyor olsaydın bunların hiçbirine izin vermezdin. Bu  arada, senin oğlanı da hiç iyi görmedim. Sigaraya başlamış. Geçenlerde gördüm, tekin olmayan tiplerle gezerken elinde sigara vardı. O da ne yapsın başında babası yok, amcaları elini başına koyup da iki nasihat etmemiş, okulda zorbaların eline düşmüş... Garibim, iki fırt çekip rahatlamaya çalışıyor o da."

“Anlatma diyorum Rıfat duymuyor musun! Başında değilim ki evladın günahı babaya yazılsın."

"Ama merak etme malı bizim çocuklardan alıyor. Ben tembihledim, iyi maldan ucuza verecekler. Çok da vermeyin dedim, maazallah çok çeker, başına bir şey gelir diye. İçin rahat olsun."

"Allah belanı versin Rıfat, anlatma. Bir de iyi bir bok yemiş gibi anlatıyorsun."

"Senin oğlan işini hallettik de senin karını ne yapacağız onu bilemiyorum bir türlü."

"Dilin kopsun Rıfat, dirileri görmüyorum, yedikleri haltları anlatma. Mezarımda rahat rahat uyumuşum, dünya derdinden kurtulmuşum, anlatıp da ruhuma daha fazlasını çektirme."

"Senin karının durumu da fena be kardeşim! Ahhh ah! Genç yaşta dul kaldı. Üstelik körpe kızlar gibi hâlâ dipdiri. Kardeşlerin ona bakmıyor, çocuğun desen daha küçük üstelik, hali ortada. Yokluktan kötü yola düşecek diye korkuyorum. Ben diyorum ki, ıııı..."

"Söyle Allah'ın cezası Rıfat, lafı geveleme, dilinin altındaki baklayı çıkar.”

"Ben diyorum ki kardeşim istemeden de olsa ölümünde payım var. O yüzden ailene karşı sorumlu hissediyorum. Yani şey. Nasıl desem? Durduk yere sizinkilere yardım etsem laf söz olur. Ailenin şerefini korumak için senin hanımla evleneyim diyorum. Hem senin oğlana göz kulak olurum hem de senin o güzel dul karını kimseye muhtaç etmem. Yazık, hâlâ tazecik… Kadının istekleri olur, şeytana uymasın."

"Allah'ından bul e mi Rıfat! Beni öldürdün, kazadır dedik. Malıma kondun, dünya hırsıdır dedik. Oğluma zehir sattın, benim salak oğlan kandı dedik. Sen şimdi karıma göz diktin, işte bu bildiğin şerefsizliktir Rıfat."

"Ne dedin kardeşim?"

"Allah'ından bul dedim, ne diyeceğim Rıfat?"

"Evet mi dedin?"

"Kalkabilsem dalını kökünden sökerdim de işte, dua et kalkamıyorum. Hem burası senin gibi uyanıklarla dolu. Elbet sen de gelirsin buraya. İşte o zaman görürsün. Burada günahı çok olanın zebanisi de bol olur.”

"Tamam kardeşim. İnan oğluna da karına da çok iyi bakacağım. Gözün hiç arkada kalmasın. Şimdi ben gidiyorum, sizinkilerle de konuşup senin dulu alacağım inşallah, hiç merak etme."

Rıfat ellerini ovuşturarak gitti. O kadar mutluydu ki sağa sola bakmadan hızla yürüdü, gözden kayboldu. Sonraki günlerde Rıfat sık sık arkadaşının dul karısını ziyaret etti. Bir sürü hediye götürüp onları korumak istediğini her seferinde dile getirdi. Kadının sahipsizlikten boynu büküktü, çaresiz ve güçsüzdü. Oğlunu koruma içgüdüsü ile Rıfat’a inanmış gibi yaptı. Oğlu bir şeyler yapmak istediğinde ‘biz onlarla baş edemeyiz oğlum, Allah’a havale et, bizden değil Allah’tan bulsunlar ettiklerini’ deyip oğlunu sakinleştirirdi. Rıfat bir yerden sonra yaptığı yatırımın karşılığını almak için kadın ile evlenmek istedi. Kadın ne kadar istemese de bir umut bana bakacak biri olur diye evlendi. Aradan çok zaman geçmeden Rıfat bir kaza sonucu hayatını kaybetti. Onca biriktirdiği mal, mülk, bulaştığı kötü işler, yaptığı kurnazlıklar onun ömrünü uzatamadı. Rıfat’ı vakit kaybetmeden yıkayıp kefenlediler, seveni pek olmadığı için iki üç kişi ile namazını kılıp defnettiler. Başında pek bekleyeni olmadı. İmam gittikten sonar ikinci kez dul kalan kadın ile oğlu eski kocasının mezarını ziyaret etti. Bir fatiha okuyup mezarın bir köşesine oturup dertleşmeye başladı.

“Affet bey, uzun zamandır gelemedim ziyaretine. Çünkü yüzüm tutmadı. Ama Allah şahit her gün beddua ettim, Allah’ından bulsun, diye. Bak sonunda buldu da ettiklerini. Üstelik eskiden sana ait olan her şeyi bize bırakarak gitti bu dünyadan. Ama merak etme, artık her şey başka olacak. Kimseye muhtaç değiliz artık. Hem bak oğlun da büyüdü artık, kötü alışkanlıklarını da bıraktı. Anne oğul birbirimize sahip çıkarız. Artık daha çok ziyaretine geliriz, hiç merak etme.”

Kadın doğrulup oğluna baktı. Elini oğlunun yanağına koydu. Bak demedim mi sana Allah’a havale edersen kendiliğinden hallolur her şey. Hadi sen de babanla vedalaş. Sonra yine geliriz, diyerek hafiften yürümeye başladı. Bu sefer oğlan mezarın kenarında diz kırıp babası ile dertleşmeye başladı.

“Şu annem de çok saf baba. Bilmiyor ki işi Allah’a havale etsek bu Rıfat şerefsizi daha çok koynuna girerdi de Allah’tan ben elimi çabuk tuttum.” 

Çocuk biraz durdu. Bir mezara baktı bir de yola koyulmuş annesine. Derin bir iç çekti ardından. Doğruldu, gitmeden mezar taşını öptü. "Rahat uyu baba, ben geride kalanlara bakarım. Evelallah senin oğlunum. Gerekeni yaparım. Hadi Allahaısmarladık."

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Gustav Klimt'in Ölüm ve Yaşam Eseri Üz..Zuzanna Stanska
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Gil Shohat

31 Ağustos 2025

Bitimsiz Bir Savaşın Ortasında İsrail ..

İsrail’in sessizliğinde çatlaklar oluşmaya başladı. İsrail Solu’nun Gazze Şeridi’nde devam eden tek taraflı savaşa karşı tutumunu nasıl anlatmalı? İsrail’in Filistinlilere karşı yürüttüğü bu yıkıcı savaş ve soykırım karşısında sessiz kalmayı tercih eden bir ..

Devamı..

Düşünmek Bir Lüks Haline Geldi

Mary Harrington

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024