Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

14 Kasım 2025

Bilim Teknoloji

Yapay Zekânın Gezegenimize Faydası Var mı?

Michaela Rychetska, Aissa Dearing

Paylaş

0

0


Orman yangınları konusunda tahminde bulunmayı ve enerji dağıtım ağlarını verimli hale getirmeyi vaat eden algoritmaların varlığı, otomobillere kıyasla çok daha fazla karbon salınımına sebep olan, aynı zamanda da su kaynaklarını kurutan devasa sunuculara bağlı. 

Yapay zekâ, üretim biçimlerinden organizasyon biçimlerine kadar pek çok alanda gündelik hayatımıza sirayet etti ve her geçen gün etki alanını genişletmeye devam ediyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun tahminlerine göre yapay zekânın temel endüstriler üzerindeki etkisi ilerleyen yıllarda daha da artacak ve bu yalnızca daha yüksek verimliliğe yol açmakla kalmayıp 2030 yılı itibariyle 92 milyon insanın işsiz kalmasına sebep olacak. Fakat elbette sunulan çerçeve bundan ibaret değil. İşgücü kadar eğitimi de değiştirme vaadinde bulunan yapay zekâ teknolojilerinin eş zamanlı olarak iklim felaketine karşı bir araç olarak kullanılacağı da müjdeleniyor.

Yeni verilerin toplanmasını ve mevcut verilerin işlenmesini hızlandırma kapasitesine sahip yapay zekâ araçları şu an enerji yönetimini optimize etmek, iklim risklerini modellemek, karbon yutaklarını tespit ederek bunların korunmasını sağlamak, tarımsal süreçleri verimli hale getirmek ve insan eliyle yönetilmesi mümkün olmayan ölçeklerde çevresel bilgiyi analiz etmek için kullanılıyor. Amaca uygun bir biçimde kullanıldığı takdirde sera gazı emisyonlarını azaltma potansiyeline sahip olduğu bile söylenebilir. Üstelik büyük ölçeklerde çevresel veri yönetimini ve yeşil dönüşümü mümkün kılmanın ötesinde yapay zekâ, hayvan seslerinin ve bitkilerden alınan sinyallerin deşifre edilerek moleküler geri dönüşümün sağlanmasından, görünmez kirleticiler izlenmek suretiyle ekosistem düzeyinde tarıma kadar bir zamanlar insan tarafından ulaşılamayacağı düşünülen sınırları zorluyor. O halde şöyle diyebilir miyiz, yapay zekânın stratejik bir biçimde kullanılması çevre sorunlarıyla ya da hâlihazırda karşı karşıya olduğumuz iklim felaketiyle mücadelemizde bize yeni yöntemler sunabilir. Yoksa tam aksini düşünmeli ve yapay zekânın mevcut sorunlarımızı daha da baş edilemez bir hale getirip getirmeyeceğini mi sormalıyız?

Çünkü az önce saydığımız bütün bu vizyoner uygulamaların çevreye olan maliyeti olağanüstü yüksek. Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahminlerine göre 2030 yılına kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde elektriğe olan talebin neredeyse yarısından fazlasını veri merkezlerinin enerji talebi oluşturacak. Bu da demektir ki, yapay zekâya erişim küresel olsa da ekosistemler üzerindeki etkisi yerel. Hukukçu Whitni Simpson, veri merkezlerinin geliştirilip işletilmesi için çok büyük miktarlarda su ve enerji harcandığını çünkü ortamdaki ısının sistem arızalarını engellemek için sürekli kontrol altında tutulması gerektiğini belirtiyor. Çevre çalışmaları ve kamu politikaları uzmanı Sophia Kalantzakos ise olağanüstü miktarlarda su tüketen yapay zekân veri merkezlerinin çevresel maliyetinin bu merkezlere yakın yerlerde yaşayan topluluklara yüklendiğini belirtiyor. Aynı durum yapay zekâ donanımı için gerekli mineralleri sağlayan ama öte yandan çevreye dönülmez zararlar veren madencilik sahaları için de geçerli. 

Fakat sistemin soğutulabilmesi için su kaynaklarını sömürmekle kalmayıp aynı zamanda karbon birikimine de neden olan veri merkezlerinin duvarları arakasında olup bitenler asla manşetlere taşınmıyor. 

Mesela son zamanlarda ancak Erin Brockovich tarzı bir habercilik, Elon Musk’ın Tennessee Eyaleti’nin Memphis kentinde bulunan xAI süper bilgisayarı Colossus’un yoğun bir biçimde metan gazı türbinleri kullandığını ve bunun da azot oksitle toksik formaldehit içeren bir sis yayarak hava kalitesini bozduğunu ortaya koydu. İşin kötü yanı, Colossus’un bahse konu türbinlerle ilgili herhangi bir açıklama yapmadan ve izin almadan 122 gün gibi kısa bir sürede faaliyete geçmesi. Veri merkezinin kurulu olduğu bölgeyse tarihsel olarak siyahi nüfusun ağırlıklı olduğu, kanser ve astım vakalarının orantısız bir biçimde yüksek seyrettiği bir bölge. Hükümet yetkilileri bölgeye yeni yatırımlar yapılacağı gerekçesiyle Colossus’un faaliyetlerine sessiz kalırken hem çevrenin hem de topluluklarının sağlığının korunmasını talep eden bölge sakinleri tepkilerini hükümet karşıtı politikalar çerçevesinde örgütlenerek gösteriyor.

Fakat bu durum sadece Memphis’e özgü değil. Günümüzde yapay zekânın çevreye verdiği zarara ilişkin belli bir farkındalık oluşsa da çoğu tartışmanın ve yasal düzenleme talebinin odağında yoğun enerji kullanımı var. Karbon salınımı ve su kullanımının arka planda kalmasının sebebiyse enerji tüketiminin daha kolay ölçülebilir olması. Ama veri merkezleri genellikle su kaynaklarına yakın bölgelerde kurulduğundan yapay zekâ altyapısının suya duyduğu ihtiyaç bu bölgelerde yaşayan topluluklar açısından giderek daha da büyük bir endişe kaynağı haline geliyor. 

Çoğu şirketin karbon salınımını daha az göstermek için benimsediği aldatıcı yaklaşımsa hâlâ küresel çapta aşılması gereken bir sorun. Veri merkezleri, sunucularını çalışır halde tutabilmek için suya ihtiyaç duyan soğutma teknolojilerine güvenirken aynı zamanda veri merkezlerine elektrik sağlayan enerji santralleri de suya ihtiyaç duyuyor. Su kaynaklarının bu denli yoğun bir biçimde kullanılmasıysa hem bölgenin ekolojisi üzerindeki stresi artırıyor hem de etkileri bakımından ekosistemin de ötesine geçerek sosyal ve ekonomik sistemlere de zarar veriyor.

Dahası, dijital altyapının üretimi ve işletilmesiyle açığa çıkan yan ürünler, uygun bir biçimde arıtılmadığı takdirde yalnızca su kaynaklarını kirletmekle kalmayıp hava kalitesini de düşürüyor. Yan ürünlerle kirlenen kullanılmış suyun içindeki elektronik bileşenlerle birlikte nehirlere, yeraltı su kaynaklarına, çöp sahalarına ya da denetimsiz geri dönüşüm tesislerine boşaltılması, canlı sağlığı bakımından tehlike arz eden maddelerin çevredeki toprak ve su sistemlerine sızmasına neden oluyor. Önlem alınmadığı takdirde bu bileşenlerin zaman içerisinde yeraltı sularıyla birlikte bütün bir ekosistemi etkileyeceği, bunun habitatları bozarak uzun vadeli sağlık sorunlarına sebep olacağı net bir gerçek. Üstelik bahsettiğimiz denetimsizlik mevcut haliyle devam ederse su kaynaklarının sınırlı olduğu bölgelerde birbiriyle rekabet halinde olan tarım ya da hayvancılık gibi faaliyetlerin de kısıtlanmasına ve toplumsal ihtiyaçların veri işleme uğruna giderilememesine neden olacak. 

Yapay zekânın küresel olarak benimsenmesi iklim değişikliğiyle olan mücadeleyi de doğrudan etkiliyor çünkü tek bir yapay zekâ modelinin eğitilmesi neredeyse bir otomobilin kullanım ömrü boyunca ürettiği karbon emisyonunun beş katı kadar karbon emisyonu üretiyor. The New York Times’a göre yapay zekânın yol açtığı bu problem büyük teknoloji şirketleri açısından net sıfır karbon salınımı hedefine ulaşmada daha şimdiden büyük bir zorluk. Google’ın 2024 sürdürülebilirlik raporunda 2019 yılından beri karbon emisyonlarının %48 oranında arttığı belirtilmiş ve bu artışın başlıca nedeni veri merkezlerinin enerji talebindeki artış. Şirketin her geçen gün yapay zekâya daha da bağımlı hale gelmesi altyapı ihtiyaçlarında değişiklik yaratarak enerji talebini artırıyor ve sürdürülebilirlik açısından kendi hedefini yakalayamayıp başarısız olmasına yol açıyor. 

Peki geçmişteki bu teknolojik paradokslardan ne gibi dersler aldık? Yapay zekâ alanındaki inovasyonun hızını normalleştirmek için bu teknoloji, buharlı sistemlerle, hesap makinesiyle ya da ilk bilgisayarlarla karşılaştırılıyor. Verimlilikteki artışın tüketimde de artışa sebep olduğunu ortaya koyan Jevons Paradoksunu anımsayalım. Büyümenin ilerlemeyle eş değer olduğu bir dünyada kapitalizm ancak genişlemeyle nefes alır ve tüketim de onun yegâne oksijen kaynağı haline gelir. Şu an tüketim, inovasyon ve daha da gelişmiş bir gelecek yaratma arzusu karşı konulması güç bir talep olarak ortaya çıkarken sebep olduğu zarar ve etkiyse yeterince incelenmeden ve düzenlenmeden kalıyor. 

Üretken yapay zekâyı mevcut sistemlere entegre edilirken yapılması gereken ilk şey, bunun yol açtığı çevresel maliyetle dengelenmesi. Dolayısıyla karşı karşıya olduğumuz asıl sınav yapay zekânın iklim felaketiyle mücadelede bizlere yardımcı olup olmayacağı değil, bunu, bizleri bu noktaya getiren adaletsizlik ve aşırılıkları yinelemeksizin yapıp yapamayacağı.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Game of Thrones'un Kâğıttan KarakterleriOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Gül Yaşartürk

23 Aralık 2025

Claire Keegan’a Övgü

Çok gezen mi çok okuyan mı bilir sorusuna “çok okuyan” şeklinde yanıt verme nedenlerimizdendir Claire Keegan.Falezler, huş, üvez, meşe, alıç, köknar ağaçları, siyah bira içen köylüler, pucanlar, yüksük otları, çobanpüskülü, “hem üşüten hem de sıcaklatan tuzlu yağmurlar” ve yazın ..

Devamı..

Netflix Warner Bros’u Niçin Satın Alma..

A. S. –. L. Minor

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024