Yaşamak ve yaratmak ikilemi
“Şunu anladım ki yaşamanın her türlüsüyle, yazmanın her türlüsü arasında kapatılmaz bir uçurum uzanır… Yaşayabilenler yaşar, yaşayamamanın acısını çekenler de bu acıyı yazarlar.” Yazarken amacının insan yüreğini yüceltip hafifleterek acılara dayanmasına yardım etmek olduğunu düşünen Faulkner buna rağmen hiçbir yazarın ortaya çıkardığı eserden memnun olmadığını, bu yüzden başka bir kitap daha yazma isteği barındırdığını vurgulamış.Yazarlığa başlangıç
1947 yılında Mississippi Üniversitesi’nde edebiyat öğrencileriyle yaptığı bir söyleşide kendisine yazma konusunda neyin ilham verdiği sorulmuş. Faulkner İçki Yasağı döneminde New Orleans’ta bir içki kaçakçısı adına viski kaçakçılığı yaparken Sherwood Anderson’la arkadaşlığının neden olduğu, tümüyle faydacı bir ruh halinden çıktığını anlatıyor. Anderson’ın rahat hayat tarzından bütün yazarların sıkıntısız hayatları olduğu sonucunu çıkararak kendi kitabını yazmayı denemeye karar vermiş. Böylece çocukluğundan başlayarak çevresinde ilgi uyandıran Faulkner, yazarlık serüvenine böyle başlamış.
En sevdiği karakteri
Edebiyat öğrencileri Faulkner’ı yakalamışken en ince ayrıntıları bile heyecanla yöneltmişler. Meraklı bir öğrencinin, “Kitaplarınızda en sevdiğiniz karakter var mı? Varsa hangisi,” sorusuna şöyle yanıt vermiş: “Sanırım aralarında sohbet etmekten en çok hoşlanacağım dedektif, avukat karakterim olur. Seçeceğim karakterlerden birinin de Ses ve Öfke’deki siyah kadın olacağını düşünüyorum. Dilsey iyi bir kadın. Onunla gurur duyuyorum.”Kitap satışları
Okurların yorumlarını, eleştirmenlerin yazılarını, piyasada dönen kitap satışlarının kendisini hiç ilgilendirmediğini söyleyen Faulkner döneminin kadın yazarları pek ciddiye almamış.Yeni başlayanlara
Yazmaya yeni başlayan genç kalemlere bıkıp usanmadan çok çalışmalarını, emeksiz bu işin altından kalkamayacaklarını öğütlemiş. Roman yazmaya başlarken karakter şekillenmeye başladığında yazarıyla konuşması gerektiğini söylemiş. Roman karakterinin özgünlüğünü, “Nasıl uslanmaz bir çocuğun üzerinde hiçbir gücünüz yoksa onun da üstünde hiçbir kontrolünüz olmayacaktır” sözleriyle vurgulamış.En sevdiği filmler
Faulkner, en sevdiği filmleri şöyle sıralıyor: Yurttaş Kane, Muhteşem Ambersonlar, Kahraman Şerif.Yazarı yazar yapan
Kendi yazarlığı, yazma serüveni üzerine sorulan soruları şöyle yanıtlıyor: “Yazarı yazar yapan, biraz viski, biraz tütün ve kâğıttır. Zira yazmak tamamen insanın içinden gelir, ya da hiç gelmez. Söyleyecek sözünüz olduğu sürece yazabilirsiniz. İnsanı yazacaksınız ve bunun için insanları tanımalısınız. Yazmanızı beslemek için de- bir marangozun zanaatını gözlem yaparak öğrenmesi gibi- klasikleri, ucuz romanları, iyi kötü elinize geçirdiğiniz her şeyi okuyun ve okuduklarınızın nasıl yazıldığına bakın. Yazar, hecelerini kâğıda geçirmeyi başlamadan çok önce, gözlem yapmaya başladığında yazar olur.”Kaynak: M.Thomas Inge, William Faulkner’la Konuşmalar, Çeviren: Aslı Kutay Yoviç, Agora Kitaplığı, 2014






