Muazzam teknikler kullanır.
Tchaikovsky’nin yeteneği ve müziksel dehası asla tartışılmaz. Ancak bir şekilde, klasik müziğin üç büyüğü Bach, Mozart ve Beethoven ile birlikte anılmaz. Belki de Batı Avrupalı olmadığından, bunların hemen ardından sayılacak “iyiler” arasındadır adı.
Şu an okuduğum What the Ear Hears adlı kitabın yazarı Richard Mainwaring’e göre, akustik ve işitmeyle ilgili araştırmaların ortaya çıkardığı pek çok bilimsel gerçek, çok uzun yıllar öncesinden Tchaikovsky tarafından bilinmekteydi.
Detaylara fazla girmek istemem, çünkü yazı ana amacından uzaklaşır. Özetle:
Her enstrümanın belirli bir ses aralığı vardır.
Tchaikovsky, bu sınırlamaları aşmak için enstrümanları bireysel değil, grup olarak ele alır. Örneğin yaylılar bir araya geldiğinde kontrbasın en uç notasından kemanın en yüksek notalarına kadar geniş bir aralık elde edilir.
Mesela Pathétique Senfoni’de Tchaikovsky, bir enstrüman diziyi başlatırken, onun sınırına yaklaştığında aynı dizide başka bir enstrümanı devreye sokar.
Tchaikovsky beynin müziği algılarken aradaki boşlukları dolduracağını (o dönem bu konuda bilimsel bir veri ortada yokken) bilmektedir.
Bu konuda (ülkelere göre değişebilse de) muhafazakâr kurallar olmasına rağmen, sahnedeki enstrümanları izleyicinin algısını hesaba katarak özel detaylarla düzenler.
O olağanüstü müziksel dehasına, genel zekâsını, gözlemciliğini ve yaratıcılığını ekler. Muazzam teknikler kullanır.
Belki de bu kavrayışlara kısmen sezgisel olarak ulaşmıştır. Ama o sezgileri de hakkını teslim ederek kutsamak kaçınılmaz.






