Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Aralık 2021

Öykü

Hikâyenin Sonu

Kemal Çavuş

Paylaş

4

1


Orhan’ın üç masalık küçük lokantasına sadece köfte yemek için gitmiyorum, onun ilginç anılarını dinlemek için gidiyorum aslında. Bu sefer yanımda arkadaşımı da götürdüm. “Ya Ooran, nasıl yapıyorsun bu köfteleri böyle lezzetli?” Sırrını söylemek istemedi, sonra dayanamayıp Bulgaristan’dan özel bir baharat getirttiğini itiraf etti ama kimseye söyleme diye sıkı sıkı tembihledi. Aynı yaşlarda olmamıza rağmen Orhan oldukça görmüş geçirmiş, şimdiden yetmiş yaşındaki bir adamın anılarına sahip. Eskiden de tanışırdık; ben düğün salonunda gitar çalarken, o kendi ince saz ekibiyle şarkı söylerdi. Çok fazla samimi olmasak da yaptığı şarkıcı taklitleri ile güldürürdü bizi. Hâlâ çok sağlam bir kulağı var, dinlediği şarkıda yanlış nota basan ya da ritmi kaçıran oldu mu hemen anlıyor. Köfteleri bitirmeye yakın masamıza geldi. Ben hemen, “Şu Florya sahilinde çalıştığın zamanki anını anlatsana,” dedim. Aslında bu sefer beraberimde getirdiğim arkadaşıma da dinletmek için sordum. Önce, “Arkadaş kim,” diye sordu. Tanıştırdım. “Bizim işyerinden, buralı değil.” Sonra yine o bildik soruyu sordum: “Kaç kere tekrar etmiştin o şarkıyı? On kere mi ?” “Yok, tam on üç kere söyledim.” Başka bir aynı soru ile devam ettim: “Ya on üç kere aynı şarkı söylenir mi?” “İstersen söyleme, herifler mafya.” Sonra bilmiyormuş gibi tekrar sordum: “Peki, sonra ne oldu?” “Ne olacak öbür tarafta oturan diğer parlak takım elbiseli heriflerden biri bana bağırdı: ‘Yeter lan yeter bıktık bu a..ına kodumu şarkısını dinlemekten! dedi.” Heyecan dorukta: “Sonra?” “Sonra silahlar konuştu. ‘Bambam!’ Biz hemen yere yattık.” “Yuh, bir şarkı için birbirilerini mi vurdular yani?” “Evet, öyle oldu.” “Ölen oldu mu?” “Olmadı,” dedi Orhan düşünceli düşünceli. “Olmadı…”

Köfte yedikten sonra birlikte getirdiğim arkadaşım, “Senin Orhan, orantısız bir biçimde yazıyor bence,” dedi. “Ne yani sallıyor mu?” dedim. “Evet,” dedi. “Hiç kimse sevdiği bir şarkıyı on üç kere üst üste dinleyemez ve zorla söyletemez. En fazla üç kere söylemiştir. On üç sayısını da uğursuz bir sayı olduğu için seçmiştir.” “Bizim kültürümüzde öyle bir şey yok,” dedim. “Yav kültür mü kaldı Allah aşkına… Bilmiyorum ama bence yazıyor,” dedi. “Hikâyenin sonunu getiremedi, ölen olmadı dedi ama hâlâ emin değil, insan birbirine ateş eder de ölen olmaz mı? Sorarım sana olmaz mı? O anda ölen olmasa bile hastanede falan mutlaka ölen olmuştur. Sonra ne olmuş pavyon kapanmış mı? O tekrar orada çalışmaya devam etmiş mi? Bunlar hep meçhul.” “Pavyon değil,” dedim. “Bar.” “Her ne ise, barda da böyle şarkılar söylenmez ama neyse.” “Nasıl söylenmez? Müşteri her zaman haklıdır. Herifler mafya, istersen söyleme. Anında bacağına sıkarlar adamın.” “Bilmiyorum, yine de bu hikâyede bir şeyler eksik.” Arkadaşım bu yavan hikâyeden hoşlanmamıştı ama ben her gittiğimde aynı heyecanla dinlemeye devam ediyordum. Tamamen haksız sayılmazdı, hikâyede bir şeyler eksikti. Ben de bunu hissediyordum. Sonra ben tekrar gittim tabi. Aynı soruları ilk kez soruyormuşum gibi yine sordum: “On üç kere ha inanılmaz!” “İstersen söyleme,” dedi gülümseyerek. “Sonra? Silahlar bam bam!” “Öbür mafya babası rahatsız oldu yani.” “Evet.” “Adam iyi sabretmiş, baştan söyleseydi keşke.” “Onlarda başı sonu yoktur işin, sonunda ne olacağı en başta bellidir.” “Sonra ne oldu?” “Sonra gürültüyü duyunca bunların getir götür işlerini yapan çocuk daldı içeri. Daha on bir on iki yaşlarında falan.” “Bundan hiç bahsetmemiştin, çocuk nerden çıktı?” “Hep vardı… Anlatamadım bir türlü.” “Onun için mi bir türlü bitiremedin bu hikâyeyi?” “Evet,” dedi. “Ama sen de bıkmadan soruyorsun.” “Çünkü anladım. Hikâye bir türlü tam olarak bitmiyor. Sen müzisyensin, bir şarkı yarım kaldığında anlarsın. Üstelik her seferinde yeni bir ayrıntı ekliyorsun, bu da benim hoşuma gidiyor.” “Senin de o mafya babası heriften bir farkın yok. Aynı hikâyeyi defalarca dinledin, yine de bıkmadın.” “O adamın da, o vefasız kadınla hikâyesi yarım kalmış. On üç kere değil, yüz üç kere dinlese yine de bıkmazdı. Evet, çocukta kalmıştık. Sonra ne oldu?” “Çocuk kendinden hiç beklenmeyen bir olgunluk ve cesaretle, Yapmayın! diye bağırdı. Çünkü o adamlar severdi onu; onlara sigara alır, başka ıvır zıvır ayak işlerini yapardı.” “Sonra?” “Sonrası yok… Çocuk öldü!” “Öldü mü?” “Evet, kurşunlardan biri ona isabet etti. Ben bağırdım, Yere yat! dedim ama o gürültü patırtı içinde beni duyamadı, oracıkta can verdi.” “Yapma yav… Çok acı gerçekten.” “Evet, çok acı. Ben de bu işleri bıraktım bir daha da dönmedim. Görüyorsun işte uzun zamandır bu işle uğraşıyorum.” “Onun için mi bu kadar çok içiyorsun?” dedim. “Bilmiyorum.” dedi “Zaten eskiden de içerdim ama son günlerde biraz abarttım. Yakında bırakıcam. Ben orada bir bahane bulup şarkıyı bu kadar tekrar etmeseydim belki ortam bu kadar gerilmeyecekti.” “Nasıl bahane bulacaktın ki? Adam içmiş ve yaralı.” “Çaktırmadan tesisatı bozabilirdim.” “Bu sefer de yanıma gel, yanımda söyle diyecekti. Üzme kendini senin bir suçun yok. Bu içkiyi bırakma kararın da sevindim.” Daha sonra bu hikâyeyi sormaktan vazgeçtim ama onda hikâye çok: “Bir gün bir düğünde çalıyoruz aga…Gelinin babası Neriman şarkısını istedi biz de çalmaya başladık, sonra bir baktım damadın babası yanında ordu ile bize doğru geliyor ben hemen şarkıyı kestim ‘aga’ dedim toparlanın şimdi bir çıngar çıkacak. Meğer Neriman damadın annesinin adıymış sen misin çalan?” “Sonra bam bam bam öyle mi?” “Yok beya olur mu öyle hemen bam bam? Ama sandalyeler havada uçuşuyordu. Adamlar kavga etmek için bahane arıyormuş.” “Siz ne yaptınız?” “ Ne yapıcaz ? Hemen sahneden topuk…”

YORUMLAR

Aylin Yılmaz

hos olmus hocam elinize saglik

22 Şubat 2022

Öne Çıkanlar

Finnegans Wake artık ÇincedeOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Atilla Birkiye

26 Ocak 2026

Anılarla Eray Canberk Armağanı

Armağan'da yer alan hangi yazıdan söz etsem, hepsi değerli, okuduğunuzda Canberk'in özgeciliği, örnek insan oluşu çıkıyor, yalnız üst kuşaklardan değil, alt kuşak şairlerden etkilendiğini de açıkça söylüyor ki bu bir erdemdir. Eskiden "kadirşinaslık" deniliyordu, karşıl..

Devamı..

İkinci El BMW Alırken Değerini Belirle..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024