Nitelikli kurmaca metinlerin derin yapılarına indiğimizde toplumsal değişimleri, kangrenleri ve bireylerin hayata dair kaygılarını görebiliriz. Bu işlevi yerine giren karakterlerin alımlanış biçimleri her ne kadar öznel olsa da kurgudan hareketle fark ettiğimiz ideolojik yapılar nesnel veriler sunabilir. Ayşe Övür’ün tarih, kültür, mitoloji ve modernizmi buluşturduğu romanı Botter Apartmanı, Osmanlıların son döneminden başlayıp günümüze kadar gelen süreçte olayların derin yapılarına dair okumalar aracılığıyla okurda hem duygusal hem de düşünsel etkiler yaratıyor.
Botter Apartmanı’nın omurgasını başkahramanlar Kaan ile danışanı Zehra arasında psikiyatri üzerinden gelişen iletişim oluşturuyor. Diyaloglar ve hikâyeler romanda yer alan olayların aydınlanması için art alan işlevi görüyor. Zehra’nın ensestten, Kaan’ınsa ebeveynlerinden kaynaklanan sorunları, bu iki karakterin konumları arasındaki farklılığı silikleştiriyor, ikiliyi birbirini çözümleyen ve sağaltma konusunda destekleyen rollere büründürüyor. Bu ilişkiye paralel olarak Botter Apartmanı’nın varlığı ortaya çıkıyor. Apartman gerçek ve bu gerçekliğin kurmacaya yaptığı göndermeler romanın kanlı canlı bir metne dönüşmesine olanak veriyor. Romanın içerik bileşkelerinden biri olan psikolojik yapı, Kaan merkezli olsa da olay örgüsü ilerledikçe Zehra, Hamza, Esta ve öteki kişilerin varlığıyla bütüncül bir yapıya kavuşuyor. Zehra’yla başlayan geleneksel zihniyete yönelik eleştiri, Kaan’la modern karmaşaya evriliyor ve Hamza’yla bireysel çatışmaya dönüşüyor. Geçmişe, moderne, ruhsallığa, bireysel çıkmazlara değinen roman, kültürel varlıkların da etkisiyle derinlik kazanıyor. Bu kültürel öğelerden biri Mevlevilik ve Mevlevihane. İnanç-mekân düzleminde işlenen bu izlek, olay örgüsüne Kaan’la eklemleniyor. Mevlevihane’nin mistik varlığı, modern psikiyatr ile zıtlık oluşturmuyor, hatta tersine karakterlerin bu iki disiplin arasında geçişleri ve uyumlulukları romana renk katıyor. Karakterlerin farklılığı, kurgunun katmanlı yapısı, olay akışının giriftliği ve tabi ki duygusal ilişkiler romanın renkliliğini oluşturan öteki bileşenler. İtalyan Esta’nın ve dedesi Mimar Raimondo’nun romana eklenmesiyle okuru bekleyen soru işaretleri artıyor ancak yanıtlar da roman ilerledikçe yerli yerine oturuyor ve düğümler şaşırtıcı bir şekilde çözülmeye başlıyor. Bu çözülme, beraberinde kişilik çözümlemeleri ve toplumsal göndermeleri getiriyor.

Tarihte olup biten şeyler salt kronolojik bir sıralama ya da çetelesi tutulan olaylar değildir. İnsan yaşamında derin kırılmalar yaratır. Bu kırılmalar özellikle edebiyatta kendine yeni alanlar bulur. Edebiyat insanı araştırır, yaşantılardan malzemeler çıkaran bir sanattır. Yaşamlar zincirin halkalarıdır, halkalar birbirini etkiler. Sınırları aşan öykünmeler, sınırları aşan gerçekler ortaya çıkar. Mimar Raimondo’nun İstanbul’a gelişi, baş mimar olması, Botter Apartmanı’nı yapması gerçektir. Torun Esta’nın İtalya’dan İstanbul’a dedesinin yaptığı yapıları görmek için gelmesi, Kaan’la tanışması, aralarında duygusal yakınlık oluşması, saplantılar ve ilişkilerinin bitişini okuruz. Kurgunun öbür katmanında Kaan’ın ilk gençlik döneminde aile içinde tanık olduğu durumların üstesinden gelmek için psikiyatr olmaya karar vermesi, yurtdışı yaşamı ve İstanbul’a dönüşte Botter Apartmanı’na yerleşmesi var. Botter Apartmanı bir kesişim alanıdır. Katlarında oturan bireyler farklı sosyal statülere sahiptir. Kapıcı Hamza’nın kurduğu sosyal ilişkiler toplumsal sınıfların ekonomik farklılıkları ve sosyal kültürel düzeyi hakkında görünümler sunar. Ailesinin iki kuşaktır sürdürdüğü Botter Apartmanı kapıcılığı ve bunun Hamza’nın kişiliğine işlemesi; Kaan’ın çocukluğu, gençliği, okuduğu okullar, yurtdışındaki hayatı ve İstanbul’a döndükten sonraki yaşamı ve en sonunda Esta’yla ilişkisi… Esta’nın İtalya’daki yaşamı, İstanbul anıları; Zehra’nın aile yaşantısı, toplumsal baskılar, İstanbul’a üniversite eğitimi için gelmesi ve sonrasındaki yaşantısı romandaki ilişkiler ağını yaratıyor. Bu ağ adı geçen karakterlerin geçmişlerine dönük anlatımlarla metinde kendine yer buluyor. Geçmiş ve şimdiden oluşan bu çift zamanlı akış, katmanlı yapıyı oluşturuyor. Roman boyunca üçüncü tekil kişi anlatıcının olay akışı ve roman kişilerine hâkim olması okura geniş bir okuma perspektifi sağlıyor. Yer yer başvurulan birinci tekil kişi anlatıcı ise bireylerin iç dünyalarını ayrıntısıyla okuma ve yaratma imkânı veriyor. Bu iki etmen romanın katmanlı yapısıyla uyumlu; karakter, olay, mekân ve zamanın belirginleşmesini sağladığı için de işlevsel.
Botter Apartmanı’nda okur aynı zamanda kent dokusuna tanıklık ediyor. İstiklal Caddesi, Beyoğlu, İstanbul çizgisindeki bazı mekânların kimliğine dair saptamalar yapılıyor. Mekân merkezli bir roman okuyoruz ancak salt bir mekâna sıkışıp kalmıyoruz, farklı yerlere sürükleniyoruz. Kaan’ın kliniğinden görünen İstanbul, bakılan ve aynı zamanda yaşanan bir İstanbul. Büyüyen, sancı çeken, eğlenen, yorulan, aşk barındıran, geçmişin yükünü taşıyan bir şehir. Kaan hem geçmişi hatırlıyor hem de bugünü yaşıyor. Esta’nın İstanbul’a gelişi salt mimari bilgilenme amacıyla değil, içinde bulunduğu varoluşsal boşluğu arayışlarıyla doldurmak istiyor. Kaan’la tanışması, kısa süreli aşkları ve dedesinin şehrin yapılarına eklemlenen aile ruhu onu derin düşüncelere salıyor. Başlangıcında iyi giden ilişki sonrasında bir girdaba dönüşerek olgunlaşamadan bitiyor. Bu ikircikli ruh hali romanın öteki karakterlerinde de görülüyor ve roman her halükarda psikolojik çözümlemelerin yapıldığı katmanlı bir yapıya evriliyor.
Ayşe Övür’ün, Botter Apartmanı için sıkı bir saha çalışması ve tarihsel sürece dair okumalar yaptığını, bütün bunları roman mantığıyla kurmacaya dönüştürdüğünü görüyoruz. Bu açıdan bakıldığında, Övür’ün yazınsal olarak ayakları yere sağlam basan nitelikli bir roman yarattığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.


.jpg)



