Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Mayıs 2022

Kitap

Modern Öyküyü Yeniden Düşünmek

Umut Dağıstan

Paylaş

3

1


Bu yazarlar karakterlerini inşa ederken ve onların yetersizliklerini ve kafa karışıklıklarını, çoğu zaman çelişkili anlatılar ve çatışan seslerle ortaya koyarken, aynı zamanda anlaşılmaz, çarpık ve acı verici olan modern hayat hakkında da yorumda bulunuyorlar… 

Edebiyat alanında kuram ya da eleştiri dediğimizde, kabul etmek gerekir ki akla gelen tür romandır. Romanın kendine has obur yapısı, diğer tüm türleri içinde barındırabilme hüneri onu her zaman öne çıkarmıştır. E. M. Forster Roman Sanatı adlı kitabında romanı bir anlamda yapısökümüne uğratıp, romanın özelliklerini parçalara ayırmış ve olmazsa almaz parçalarından birinin hikâye (story) olduğunu söylemiştir. Roman neden sonuç ilişkilerinin birbirini izlediği bir hikâye (story) anlatmalıdır. Yazar derdini, meselesini bir olay örgüsünün içinde vermelidir. Forster’ın yaklaşık yüz sene önce yaptığı bu değerlendirme, roman tarihini düşündüğümüzde buna muhalif kimi parlak metinler olmasına rağmen, büyük oranda kabul görmüş bir yaklaşımdır. Bugün dahi modern okuyucu ekseriyetle bir romanı eline aldığında öncelikle ondan bir hikâye talep eder. Proust buna “yepyeni bir evren,” der.

Ateşin başında toplanmış hem ısınmaya hem yırtıcılardan korunmaya çalışırken, vakit geçirmek için birbirimize hikâyeler anlatmaya başladığımız günden beri hikâyelere meftun bir türüz. Kabul etmeliyiz ki, beynimiz de bu şekilde evrimleşmiştir, neden-sonuç ilişkilerine bağlı olay örgüleri insanların düşünme örüntüsünü oluşturur. Komplo teorilerine meraklı ve onlara inanmaya bu denli meyilli olmamız da bundandır. Basit neden-sonuç ilişkileriyle olayları kolayca anlamlandırmayı severiz.

Dominic Head’in Modern Öykü:Teorik ve Pratik Bir Çalışma adlı eseri okuyucuyu modern öykü üstüne düşündürürken, bir kez daha anlatıdaki hikâye üstüne de düşündürüyor. Kitap öncelikle öykü hakkındaki teoriler ve tanımlarla açılıyor ve her tanımın türü bir anlamda sınırladığının altını çiziyor. Modern öykünün 1880’lerden sonraki hızlı yükselişinin onun sosyal hayatı temsil edebilme gücünden geldiğini iddia eden Head, öykünün biçimsel özellikleri ve hacmiyle yirminci yüzyılın epizodik doğası arasında sadece şekilsel değil, içerik yönünden de kuvvetli bir bağ olduğunu söylüyor. Bu nokta modern öykünün son kırk yıldır içine düştüğü açmazın paradoksal yanına işaret etmekte aslında. Yirminci yüzyılın epizodik yapısına zamanın da olağanüstü bir şekilde hızlanması eklenince ister istemez bütün veriler anlatıda başat türün öykü olması gerektiğini söylese de, durum pek de öyle değil. Hız çağındaki okuyucu için bir oturuşta bitirilen öykülerin tercih edilmesi beklenirken bir yönüyle öykünün ontolojik yapısı buna engel olmakta. Zira öykü türü okuyucusundan alışılmadık bir konsantrasyon talep etmektedir. Modern okuyucuyu türe karşı ikircikli bırakan da belki budur.

Head, öyküyü tanımlama çabasının indirgemeci bir sonuç doğurduğunu ve birtakım açmazlar içerdiğini haklı olarak ileri sürmekte. Öykü kuramındaki kritik klişe ‘olay örgüsüne’ veya ‘dışsal aksiyona’ bağlı iki tür öykü olduğu fikridir. Bazı eleştirmenler bunu epik (olay örgüsü temelli) ya da lirik (içsel dönüşüm, ruh hali) öykü şeklinde tanımlar. Head’e göre modern öykünün analizi bundan daha esnek olmalıdır. Roman karakteri geliştirme imkânına sahipken, öykünün genellikle yalnızca içgörü anında karakterin belirli bir yönünü aydınlatan ve gösteren bir tür olduğu görüşü hâkimdir. Her şeyden önce öykünün zaman kısıtı vardır. Head öykü analizine başlarken bu gerçeği kabul etmekte, ancak burada bile indirgemeci bir yaklaşım olduğunu ileri sürmekte. Romandaki karakterizasyonun öykünün erişemeyeceği bir karmaşıklığa ulaşabileceği düşüncesi, ister istemez, öyküdeki karakterizasyonun ani ve yoğun bir ifşa süreciyle oraya çıktığı fikrini ortaya koymuştur. Kuşkusuz modern öyküde karakterizasyon vurgusu dışsal eylemden çok, içsel eyleme dönüktür.

Kitapta beş modern yazar ele alınarak öykü kuramı incelemesinde vurgulanan teknik konuların pratik izdüşümleri yorumlanıyor. Bu yazarlar, James Joyce, Virginia Woolf, Katherine Mansfield, Wyndham Lewis ve Malcolm Lowry. Özellikle Joyce, Woolf ve Mansfield’e ayrılan bölümler modern öykünün temel özelliklerinin irdelenmesi bakımından oldukça önemli. Wyndham Lewis’e ayrılan bölümse ana akım modernizmden daha faklı, daha karanlık ve seçkinci bir alana açılmakta.

Joyce’un Dublinliler’deki öykülerini incelerken Head, kitaba ilişkin yapılmış eleştirel çalışmaların yanlış bir izleği takip ettiğini iddia etmektedir. Bir yönüyle Joyce endüstrisinin, tüm ana metinlerin geniş ve heterojen okumalarını ürettiğini ve özellikle Dublinliler kitabına ilişkin pek de sorgulanmayan ortak bir yargı doğurduğunu belirtmekte. Joyce’un yayıncısıyla mektuplaşmaları, öykülerin eleştirel okumasının ana motiflerini belirlemiştir. Head’in iddiası, ki oldukça kayda değer, mektupların bağlamından koparılarak değerlendirilmesi sonucunda, öykülerde açıkça yinelenen kapana kısılma ve paralize olma teması, Joyce’un metinlerine ait özel bütünlük estetiği denilen okumaya dönüştüğünde sorunlar ihtiva etmektedir. Gerçekten de Dublinliler’e ilişkin yapılan bu saf bütünlük iddiası, tikel yorumlar gerektiren ayrı öykülerden oluşan kitabın öykü koleksiyonundan ziyade bir tür roman olduğu savının ortaya çıkması sonucunu doğurmuştur. Bütünlüğe yapılan bu ünlü vurgu, öykülerin biricikliğini gölgelemiştir.  

Virginia Woolf’a ayrılmış bölümde, Woolf’un geleneği nasıl sorunsallaştırdığı ve onu kullanarak olay örgüsü temelli öyküyü başka bir forma çevirdiği anlatılıyor. Gelenekle yenilik arasındaki gerilim, Woolf’un önemli öykülerinde epik-lirik bölünme açısından değerlendirildiğinde ortaya zengin bir okuma çıkmakta. Bir anlamda Woolf epikle lirik arasında, olay örgüsü temelli yaklaşımla içsel yolculuk arasında bir diyalog yürütüyor. Woolf’un geleneği bilinçle tahrif ederek ancak onu asla terk etmeyerek bir nevi onu uyarlayarak modernin peşinde koşması öykü tarihi açısından son derece değerli.

Head, ele aldığı modernist yazarları ve onların öykülerini incelerken modernist öykülerin öncelikle bir gerilim ya da biçimsel uyumsuzluk ve bozulma duygusuyla karakterize edildiğini parlak bir şekilde savunuyor. Bu yazarlar karakterlerini inşa ederken ve onların yetersizliklerini ve kafa karışıklıklarını, çoğu zaman çelişkili anlatılar ve çatışan seslerle ortaya koyarken, aynı zamanda anlaşılmaz, çarpık ve acı verici olan modern hayat hakkında da yorumda bulunuyorlar… 

Head, çok uzun süre modern öykünün, genel olarak edebi modernizmden ayrı olarak değerlendirildiğini, bunun sonucu olarak da önemli bir gerçeğin göz ardı edildiğini söylüyor: kısa öykünün edebi modernizmin özünü kapsadığı ve epizodik hayatı yakalama konusunda başka bir hiçbir türde olmayan avantajlara sahip olduğu.

Son olarak çeviriye de değinmek isterim. Arzu Eylem akademik bir metni, onun zenginliğini ve göndermelerini azaltmadan sıradan okuyucunun da anlayabileceği bir çerçeveye oturtmayı başarmış. Dominic Head öykü ve modernlik üstüne düşünmeyi seven herkes için farklı bir pencere açıyor ve öykü üstüne yapılan basit tanımlama ve kavramlaştırma çabalarının aksine, türe hak ettiği itibarı geri veriyor.   

YORUMLAR

Songül Öztürk

Kitabı okumaya henüz başladım. Çevirmen bu zor metni gerçekten başarılı bir şekilde çevirmiş, ancak yine de kolay okunabilir bir kitap değil. Yazı çok güzel bir özet olmuş. Emeğinize sağlık.

9 Mayıs 2022

Öne Çıkanlar

Bu Dava sadece Josef K.nın mı?Haden Öz
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

M. L. C. –. S. Blum

11 Ocak 2026

Odysseus’un Yıkıcılığı

Christopher Nolan’ın yeni Odyssey uyarlaması köklü bir ahlaki soruyu yeniden gündeme getirdi.  Hayal edin, günün birinde uyandınız ve evinizin yabancılarla dolu olduğunu gördünüz. Yemeklerinizi yiyor, beslediğiniz hayvanları öldürüyor sonra da sizi kör bırakıp bütün dünyaya siz..

Devamı..

Uçuş Planlamasında Fiyat ve Konfor Den..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024