Bir ülkenin çok satar yazarının yeni eseri okur kadar edebiyat eleştirmenini de ilgisini çeker. Yüz binlerce basılan roman zorlu ekonomik koşullarda ve okuma konusunda hayli temkinli bir okur kitlesiyle buluştuğunda, işlenen konu, üslup, biçim, metin iklimi merak konusu olur. Ahmet Ümit, 1990’lı yılların ikinci yarısı itibariyle önce genç polisiye yazarı olarak tanındı. 2000’lerin başında okur tarafından çok satar sıfatı verildi ve kendisi de geçinmek için başka bir iş yapmasına gerek kalmadan, metinlerine zaman ayırabildi. Üretken bir dönem geçirdi. Romanlar, hikayeler, masallar ile dolu bir arşiv yarattı. Okuru her zaman yanında durdu. Yazarı sahiplendi, her metnini en çok okunanların baş listesine yazdırdı. Türkiye’de bu kadar uzun süre listelerin ilk sırasında yer alacak performans göstermek başka yazarların pek görmediği bir ilgi oldu. Ahmet Ümit de her zaman okura üzerinde çok çalışılmış, her biri farklı bir konuyu ele alan, aynı karakteri ele alsa da metin iklimi yani konu-kurgu-üslup ve alt metin bütünlüğünü farklı şekilde uygulayagelen bir çabayla yazarlığını sürdürdü; sürdürüyor. Yapı Kredi Yayınları tarafından okurla buluşturulan “Bir Yıldız Karasu Kitabı - Roma’nın Beş Günü” isimli yeni eseri de bu uğraşın son halkası, fakat diğer romanlarından bariz şekilde farklılıklar taşıyor. Nasıl mı?

Edebiyatta karşılaştırmalı okuma isimli bir deneyim söz konusudur. Aynı anda iki metni okursunuz ve arasındaki benzerlikler, etkilenmeler, geçişler, göndermeleri ele alırsınız. Edebiyat, ilk modern roman sayılan ve benim roman listelerimde her zaman ilk 10 eser arasında bulunan Don Quijote’un milat olduğu kabul edilirse; yazılan her roman ve yazarı, bir sonraki romanı ve yazarı etkiler. Fizik buna birbirine dokunan aynı türdeki nesneler arasında ses ve ısı aktarımı adını veriyor. Edebiyattaki de bundan farklı değil. Size Roma’da geçen ve tarihi eserlerin birer roman kahramanına dönüştüğü cinai popüler eser olarak aklınıza ilk gelen yapıtı söyleyin diye sorsam, yanıt büyük ihtimalle 2000 yılında yayımlanan Don Brow’un yazdığı Melekler ve Şeytanlar gelir. Yapıt, Roman İmparatorluğu’nun başkenti olan aynı zamanda Rönesans’ın da yoğun etkilerini taşıyan Roma’da geçer ve mimarlık ile sanat tarihinin tüm ikonik eserleri ile sanatçıları, Illumunati’nin işlendiği metinde birer yan karakter olarak karşımıza çıkar. Ahmet Ümit’in yeni eseri Roma’nın Beş Günü, Berlin’de doğup büyüyen Alman polis teşkilatından Yıldız Karsu karakteri etrafında gelişen olaylar, gizemli cinayetler, Roma şehrinin de bir karaktere dönüştüğü yapıt olarak karşımıza çıkıyor. Melekler ve Şeytanlar eserinde Browne, yazdığı Illuminati teşkilatını ele almak için, bu gruba dahil olan İtalyan sanatçıların yapıtlarını roman karakterine dönüştürdü. Ahmet Ümit ise biraz daha farklı yoldan giderek yine Roma’nın simge yapılarına bırakılan cesetlerin izini Yıldız Karsu ve Türkiye hayranı yardımcısı Tobias ile çözmeye çalışırken, Roma, yapıtın ismindeki gibi romanın ana karakterlerinden birine dönüştürüyor. Browne, Roma’daki yapıtları Illımunati’yi anlatmak için kullandı. Ahmet Ümit ise Roma’yı bir roman karakterine dönüştürdü. İşte zor olanı budur. Bizim polisiye ustası nasıl ki Beyoğlu başta olmak üzere İstanbul’u bir roman karakterine dönüştürerek eserinde cadde cadde, meydan meydan, sokak sokak anlatıyorsa, yaşamadığı fakat çokça ziyaret ettiği Roma şehrini derin siyasi ve kültürel tarihi ile hatmetmiş. Özümsemiş. Ve onu bir roman gerçekliğine yani romanda ele alınan gerçeğin edebi formuna dönüştürmeyi başarmış. Bu açıdan eserin adının Roma’nın Beş Günü mü yoksa Romanın Beş Günü mü gibi bir dil oyunu ile açılması da aynı çabanın eseri.

İki eseri karşılaştırmak
Roma’nın Beş Günü, İnterpol görevi nedeniyle bu şehirde bulunan Yıldız Karsu ile Tobias’ın Türkiye’den resmi yollarla sergilenmek üzere tarihi eser getiren biri Türk, diğerleri İtalyan 3 cesedin Augustus Mozolesi önünde bulunmasıyla açılıyor. Ahmet Ümit’in uzun yıllardır Türkiye’deki cinayetlerin peşinde koşturduğu ve zaman zaman kendisi de hedef tahtasında olan Başkomiser Nevzat karakterinin yanında yarattığı ve oturmuş bir polisiye karakteri varken bu açından kariyeri noktasında edebi risk aldığı Yıldız Karasu, misafir olduğu şehirde kendini cinai labirentin içinde buluyor. İflah olmaz bir Türk ve Türkiye hayranı olan, neşeli, hareketli, gözü pek Tobias ile birlikte Roma Emniyet Müdürlüğü’nün görev alanına orta yerinden dalan Yıldız Karsu, ip uçlarını birleştirmeye başlar. Her adımda yanlarında olan ve roman ilerledikçe fikir ile çıkar çatışması nedeniyle karşılarına geçip sınır ihlali de yapan İtalyan Başkomiser Carlo ve Roma cinayet masası başmüfettişi ile hem iş birliği gerçekleşir hem bol bol karşı karşıya gelirler. Ahmet Ümit’in Türkiye’deki işlerin peşinde koşan karakteri Başkomiser Nevzat, zihnini topladığı zamanlarda küçük ip uçlarından sonuca gitmekte mahirse, Yıldız Karsu ise doğup büyüdüğü Alman kültürün eseri ile soğukkanlılık ve aşırı titizliği ile çalışır. Nevzat’ın balyozla girdiği yere Yıldız bisturi ile operasyon yapar. Romanda öyle de oluyor. Ve bizim edebiyatımız için de önemli bir fark burada oluşuyor. Eser için sayısız tarihi kalıntının bulundu Roma’da kolayca yazılabilecek türde bir metin gözüyle bakmanın yanılgısıyla tanışıyorsunuz. Ahmet Ümit, isteseydi Dan Browne’un yaptığını yapar, metni Roma’dan dışarı taşırmazdı. Roman’nın Beş Günü’nü okurken bir yandan Roma İmparatorluğu’nun taşındığı Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u, Roma’nın kadim şehirleri Ankara’yı, Kayseri’yi de okuyoruz. Ege ve Akdeniz’deki Roma eserleri de romanda kendine genişçe yer buluyor. Geçmişteki Türkiye’de bu coğrafyada yaşamış Osmanlı-Selçuklu öncesi tüm medeniyetler hem devletin kültürel faaliyetlerinde hem eğitim sisteminde kendine hayli yer bulabiliyordu. Ankara’da Hitit Güneşi ile karışılabiliyordunuz, maden şirketinin adı Eti, kumaş şirketinki Sümer idi. Bir bakıma Anadolu’da yaşamış medeniyetleri sahiplenme ve onların kültürünü bugünkü kültürle harmanlayıp, kabul etme hali söz konusuydu. Ahmet Ümit’in Roma’nın Beş Günü’nde edebiyat kuramları, konu, kurgu, üslup, metin iklimi teknik konular mı beğendin polisiye matematiğini mi yoksa Anadolu’nun bizden önceki kültürüne dönük ki içinde Hacı Bayram da var, Sultanahmet Camii de, bu çabayı mı, ben Ahmet Ümit’in bu coğrafyayı bir roman karakterine dönüştürme uğraşını sevdim. Roma + Anadolu medeniyetleri, Roma’nın Beş Günü’nün birer hem açık hem gizli roman karakteri konumunda bulunuyor. Buna bir de Türk gibi duygulanan ama Alman gibi düşünen Yıldız Karsu eklenince, roman, artık polisiye kurgu konusunda master yapmış ve eserleri pek çok dile çevrilmiş Ahmet Ümit açısından uzmanlık sınıfına giriyor.
Yazar, bu romanı pek çok tarihsel konu, kişi ve esere atıf yapmadan Roma atmosferinde geçen, çok daha hareketli, heyecanlı, nefes aldırmayan bir yapıda kurabilirdi. Roma’nın Beş Günü, cinayet masası polisleri olmalarına rağmen özel harekât polisleri kadar çatışmalı bir ortamda geçip, heyecan dozunu polisiye severler açısından bir yandan katil kim diye düşündürürken bir yandan da adrenalini yüksek dozda sunan eserlerden. Ama romanın yapısı, Ahmet Ümit’in son yıllarda biraz da dünyada daha çok çevrilen ve okunan Türk yazar olmasının kendisine yüklediği daha doğrusu kendi kendine yüklediği ‘Ülkenin geniş tarihsel ve kültürel zenginliğini vurgulama’ çabasıyla kurulmuş bir yapıt. Sormadım ama eseri yazarken Roma’yı özümsemek için çok kez gittiğini ve uzun süre kaldığını metinden anlıyoruz. Bunun yanında yalnızca her adımı tarih ve uzun bir okuma, öğrenme gerektiren Roma’yı değil eş zamanlı olarak Anadolu kültürünü-tarihini de yazdığı için x2 çaba gerektiren bir uğraşla, bir değil iki romanı aynı anda yazmış.
Eser matematiği ne söylüyor?
Romanın polisiye matematiği, Ahmet Ümit’in artık hem klasikleşen hem de her seferinde yenilik taşıyan formülü ile kurulmuş. Yıldız Karsu ve Tobias ile etraflarındaki kuşkucu, telaşlı, sinirli, huysuz, tehlikeli, aptalı oynayan yan karakterler Roma-İstanbul hattında tarihi eserler, hırsızlık, uyuşturucu, kara para ekseninde bir köşe kapmaca oynuyorlar. Roma’yı anlatmanın şurada Aşk Çeşmesi, burada Panteon, orada Kolezyum diye betimleme kolaycılığına kaçmadan cesetlerin bulunduğu eserin/mekanın tarihi ile bunun maktullerin Türkiye’deki ilişkilerinin ele alınması romanın sürükleyicilik unsurunu artırıyor. Metin bir bakıma polisiye sanat tarihi tadını verse de Yıldız Karsu’nun bir kadın ve polis amiri olarak tepkilerini hayli iyi veren Ahmet Ümit, öte yandan romanda Başkomiser Nevzat’ı da metninin ağırlık merkezinde yön değiştirecek kadar güçlü ve uzun kullanarak bir bakıma Yıldız-Nevzat hikayesi anlatıyor ama hakkını yememek lazım, Roma’daki bu yoğun ip ucuna sahip kör düğümü çözen Yıldız oluyor. Bu arada eserin adı Roma'nın Beş Günü ama kesme işareti Kollezium'un duvarlarına gizlenmiş halde. Bu nedenle Romanın Beş Günü olarak da okumak mümkün. Ama Roman'ın Beş Günü olduğuna kuşku götürmeyen isime bakınca, eser 5 günde geçen bir macera diye düşünebilirsiniz. Ben okurken 5 gün vurgusunu görmedim, gözden kaçırdıysam dikkatli okur bizi uyarabilir.
Henüz raflara yeni çıkmış ve okuru tarafından yeni erişilmiş, okunan/okunma planları yapılan metnin hazinelerini sayıp dökerek edebi boşboğazlık tarihine paslı harflerle geçme amacım yok. Roma’nın Beş Günü, hem bir polisiye okumak hem de bunu Roma gibi gerçi şimdilerde her sokağında bir sanat eseri başına 10 mültecinin bulunduğu şehrin atmosferinde fakat İstanbul’u da çokça anarak, hatta Yıldız’ın yakın tarihte İstanbul’da bu soruşturmanın devamını yapabileceğini düşünerek okumak mümkün. Roma’nın Beş Günü, Ahmet Ümit gibi yazarlığının şu anda zirvesinde bulunan, çok okunan, pek çok dili çevrilen ve usta sıfatını çoktan almış yazarın master metinleri arasında bulunuyor.
Bilinen karakter dışında yeni karakter yatarımı
Yeni karakterin ikinci metnindeki değişimleri ele alma
Yazarın yaşamadığı başka bir şehri özümseyerek yazabilme kabiliyeti
Metni yalnızca roman mekanında değil yazarın kendi şehrini de ele alarak anlatma niteliği
Polisiye matematiğini romandan taşırmadan bölümlere ayırarak uygulayabilme yeteneği gibi daha sayılabilecek pek çok özelliği ile Roma’nın Beş Günü hem polisiye metni hem de yeni nesil polisiye nasıl yazılır kitabı olarak ayrıca dikkatle okunmalı.

.gif)






