Kısacık, yani her biri özenle seçilmiş az sayıda sözcükten oluşan, sadeliği ve sakinliğiyle nokta atışı bir metin bu.
Roberto Bolaño’yla Ocak 2023’te tanıştım. O öldükten neredeyse yirmi yıl sonra. Onu bunca yıl ıskalamanın acısını çıkarmaya okuduğum ilk metni olan “Enrique Lihn’le Buluşma” adlı öyküsünü bitirdiğimde karar verdiğimi hatırlıyorum. Fakat işler düşündüğüm gibi gitmedi (yoksa gitti mi). Bolaño’yu ciddiyetle okumaya ancak 2025’in ilk aylarında başlayabildim. Türkçede yayımlanmış iki romanını bitirdim, bugünlerde üçüncüsünü okuyorum.
O ilk okuduğum öykülerden aldığım tat romanlarda da devam etti. Sayısız ayrıntıyla beslenip zenginleşmiş insan hikâyeleriyle, kâh arka planda kalan kâh kendini bütün gücüyle hissettirecek biçimde öne çıkan toplumsallık ve siyasetle, insanı bir girdap gibi içine çeken bir edebiyat onunki. Neyin kurmaca neyin gerçek hayattan alınma olduğunu tam olarak bilmeden, bir yandan da yazılanların hepsinin kurmaca olduğunun bilincinde olarak okunan (belki de yanılarak, ama ne gam) kitaplar yazmış. Ben gerçek-kurmaca karşıtlığının anlamını yitirdiği o kitapları okurken sanki hayatım boyunca Bolaño’nunkiler gibi metinler okumayı beklemişim gibi hissediyorum. Semih Gümüş bir sosyal medya paylaşımında ne güzel yazdı: “Gerçek ile kurmacayı öylesine iç içe geçiriyor ki Bolaño, bu iki düzeyi birbirinden ayırt etmeyi olanaksızlaştırdığı gibi, böyle bir çabayı akla da getirmiyor.” Benim için, en azından şimdilik, Bolaño’nun en değerli becerisi zihnimi esnetmesi: Kurmaca bir faşist ve aydın düşmanı olan Silvio Salvático’nun bir buçuk sayfalık “hazin” hayat hikâyesini okuduğumda, kendimi, onun da yazdıklarının yayımlanmamış olması ve benim gibi futboldan hoşlanması üzerinden, aramızda bir bağ kurarken buldum. Hatta ilk gençliğimden beri tuttuğum günlüklerimin, o canavarın gün yüzüne çıkmamış yazılarıyla aynı akıbeti paylaşacağını düşünerek hüzünlendim. Bolaño’nun böyle bir becerisi var işte: İnsanda, kendisini bir canavara benzetebilecek bir zihinsel esneklik bile yaratabiliyor.

Şili edebiyatının bu büyük isminin mirasçısının Alejandro Zambra olduğu uzun zamandır söylenegeliyor.1 Zambra da Bolaño’ya derin bir hayranlık beslediğini her fırsatta anlatıyor. Dolayısıyla Alejandro Zambra’nın Türkçesi yakınlarda yayımlanan Bir Noel Hikâyesi2 adlı kısa romanında Bolaño’nun bütün heybetiyle yer alması ve 2666’nın3 bu kısa romanın düğüm noktasında bulunması son derece bilinçli bir seçim gibi görünüyor. Bolaño’nun ve 2666’nın romandaki yerini görmeyi okurlara bırakmalıyım. Kitabı ilk seferinde hayatımda çeşit çeşit sıkıntının ve çaresizlik hissinin hüküm sürdüğü günlerde ama büyük bir iştahla, bir sabahın erken saatlerinde okudum. İkinci kez okurken, güzel bir rüyadan uyanıp okula gitmek istemeyen bir çocuğun gözlerini sımsıkı kapatarak direnmesi gibi, kitabı bitirmeye direnerek yavaş yavaş ilerledim ekranımdaki sayfalarda. Kimseyi bu iki okumadan aldığım hazdan mahrum bırakmak istemem.
Bir Noel Hikâyesi, uzunluğu bakımından Zambra’nın bir önceki romanı Şilili Şair’e benzemiyor, daha çok yazarın ilk iki romanı Bonzai ve Ağaçların Özel Hayatı gibi: Kısacık, yani her biri özenle seçilmiş az sayıda sözcükten oluşan, sadeliği ve sakinliğiyle nokta atışı bir metin bu. Fakat Zambra’dan söz ediyoruz. Sevgili yazarımızın yazınsal biçimin sınırlarını zorlamaması elbette düşünülemez.4 Roman genç bir gazetecinin, edebiyat yazıları yazmak üzere işe başladığı gazetede deneyimli bir editör olan David Tightwad’la kurduğu iş ilişkisini, birlikte yaptıkları çalışmaları, aralarındaki ilişkinin dostluğa evrilmesini ve sonrasında olanları konu ediyor. Kitabın başına Zambra’nın eserlerinin birçoğunun hazırlanmasında editörlük yapan ve bu roman üstünde de çalışan Andrés Braithwaite’nin önsözü, sonuna da Braithwaite’nin Zambra’nın metnine yaptığı editör yorumları eklenmiş. Böylece romanın çevre metin ögeleri (peritext) ve hatta “mutfak malzemeleri” romanın parçası haline gelmiş. Konusu, gazete yazarı anlatıcıyla onun editörü arasında geçenler olan bir roman için editörün önsöz yazması – ki bu Zambra’nın yayınevine koştuğu bir şartmış- ve metne dair notlarının romana dahil edilmesi bana dahiyane bir fikir gibi geliyor.
Bu kitabın Meksika’da faaliyet gösteren Gris Tormenta Yayınevi’nin yayımladığı Editörün Koleksiyonu adlı on altı kitaplık dizinin parçası olduğunu da belirtmeliyim. Dizideki kitapların tanıtıldığı web sayfasında (ve kitabın İspanyolca basımının arka kapağında)5 bu koleksiyona ilişkin şöyle bir açıklama var: “Okur kitabı açmadan önce yaşananları anlatan ilk ağızdan hikâyeler: Yaratım, düzeltme, çeviri, yayımlama, tasarım, eleştiri ve editörlük gibi parçalardan oluşan çok katmanlı yayıncılık uğraşının uzun ve öngörülemez süreçleri hakkında yazınsal anılar ve denemeler.” Anladığım kadarıyla koleksiyondaki tek kurmaca metin Zambra’nınki. Ama lütfen burada kullandığım kurmaca kavramını, Bolaño’nun kurmaca dünyasını hatırlayarak değerlendirin. Ben Bir Noel Hikâyesi’ni neyin ne kadar kurmaca neyin gerçek hayattan alınma olduğunu tam olarak bilemeden okudum. Braithwaite’nin (ön)sözüne ve Gris Tormenta’nın tanıtımındaki yazınsal anı ifadesine güvenerek Braithwaite’nin romandaki editör, anlatıcının da bizzat Zambra olduğu, yani yazılanların gerçeğe dayandığı söylenebilir. Belki de yanılıyorumdur, ama ne gam. Zambra birlikte çalıştığı bütün editörlerden bir editör yaratmıştır belki, Braithwaite’yle birlikte bize bir oyun oynamışlardır. O kitabın sonundaki editör notları bile -Braithwaite’nin, “Resmen öldüm bittim. Uyumaya gidiyorum,” dediği not da dahil- bir numaradır belki. Zambra’nın bütün edebiyatı numaralarla dolu değil mi. Bir Noel Hikâyesi ister gerçek ister kurmaca olsun (ya da hem gerçek hem kurmaca), okura şahane bir oyun hazırlamış işte Zambra. Tam da Semih Gümüş’ün Roberto Bolaño için söylediği gibi, kurmacanın ne kadarının gerçeğe dayandığını anlama çabasını boşa düşürmüş.
Bana öyle geliyor ki romanın adında da harikulade bir gönderme gizli. Bunu internette kitabın İspanyolca basımı hakkında araştırma yaparken düşündüm. Arama motoruna Un Cuento de Navidad yazdığımda karşıma Charles Dickens’ın Noel Şarkısı’na6 dair sayfalar çıktı. Noel Şarkısı’nın İspanyolcaya Noel Hikâyesi olarak çevrildiğini böylece ögrendim. Kırk yaşlarında da olsa, yeni mezun genç bir gazetecinin durduğu yerden cimri bir ihtiyar gibi görünen David Tightwad’ın öyküsünü anlatırken, Charles Dickens’ın klasik eserindeki cimri ihtiyar Ebenezer Scrooge’u akla getirmek müthiş fikir, dahası bu fikir bizzat David Tightwad’a ait. Bu arada, Braithwaite’nin önsözünün başlığının (“Bitkinlikten”) genç gazetecinin budalalıklarından bitkin düşen Tightwad’ın hayali anı kitabının ismi olduğunu da söylemezsem olmaz.
Oynadığı eğlenceli oyunların ve sunduğu bilmecelerin ötesinde, kitaplara, yayıncılığa, yazarlığa ve editörlüğe dair basbayağı ders niteliğinde bir içerik de barındırıyor Bir Noel Hikâyesi. Bir sözcük için kavga etmenin önemini, yaratım ve yazma süreçlerindeki mükemmeliyetçiliğin ne anlama geldiğini, editörlerin yazarlar için kıymetini ve iyi bir yazarın da editör için kıymetini görebilmek üzere bu işlerle ilgilenen herkesin okuması gereken bir kitap olmuş. Hatta Gris Tormenta’nın Editörün Koleksiyonu dizisindeki öteki kitaplara bakarken, keşke dedim kendi kendime, keşke bunların hepsi çevrilse. Şimdilik Alejandro Zambra’nınkiyle yetinmek zorundayız gibi görünüyor ama şikâyet etmek şımarıklık olur. Bu kısacık metnin içine neler neler sığdırmış sevgili yazarımız, baksanıza.
Zambra 2010 tarihli bir söyleşisinde şöyle demiş: “Bolaño benim için koşulsuz bir hayranlık beslediğim ağbi gibi. Yolculuklarından dönmesini sabırsızlıkla bekliyorum ki hikâyelerini dinleyebileyim. Onun ölmesini asla istemiyorum. Ve bana öldüğünü söyleme. Sana inanmayacağım.”7
Ben de hiç durmadan Alejandro Zambra’nın bize yeni hikâyeler anlatmasını, onları anlatırken kalbimin sınırlarını genişletmesini ve Bolaño’nun da yaptığı gibi zihnimi esnekleştirmesini bekliyorum. Zambra’dan daha şanslıyım. O çıktığı yolculuklardan dönecek ve daha uzun yıllar boyunca bana oyunlar hazırlayacak, dersler verecek. Anlattıklarının içinde saklı olan hüznü de hissettirecek, beni tek başıma kıkır kıkır güldürecek de. Bolaño’yu onca yıl ıskaladım. Zambra’ya sıkı sıkı sarılıyorum.
2 Bir Noel Hikâyesi, Alejandro Zambra, çev. Saliha Nilüfer, Notos Kitap, 2025
3 2666, Roberto Bolaño, çev. Zeynep Heyzen Ateş, Can Yayınları, 2023
4 Zambra’nın Türkçede yayımlanmasını Türkiyeli okurlar adına büyük bir sabırsızlıkla beklediğim Çocuk Edebiyatı adlı kitabında yazınsal biçimin sınırlarını nasıl genişlettiğini düşündüğümü şu yazıda anlatmıştım: Alejandro’yu Sevmenin Yolları - Oggito
6 A Christmas Carol, Charles Dickens, Chapman& Hall, 1843






