Sosyal etkileşimin bilişsel olarak koruyucu olduğuna dair teorilerden biri, esnek düşünmeyi teşvik ediyor oluşudur.
Demansı önlemeye ve olabildiğince geciktirmeye dair bir kısmı kanıta, bir kısmı ise varsayımlara dayalı öneriler var.
Beslenme, egzersiz, sosyal anlamda aktif olmak dışında bütün diğer öneriler, beynin fleksibilitesini (yeni ve zorlayıcı durumlara karşı adaptasyon, elastikiyet ve rewiring kabiliyetini) artırmak üzerine.
Mesela bulmacalar ama sürekli türü ve talep ettiği challenge değişen bulmacalar. Çünkü örneğin, sürekli sudoku çözen birinde, bir süre sonra ustalaşınca en zor sudokular bile yeni bir katkı sağlamıyor beyin elastikiyeti anlamında.
Kitaplar ama değişen türde, yeni bilgiler veren ilginç nonfiction’lar ve ardından beyinde yeni rewiringler talep eden farklı türlerde kurmacalar.
Müzik özellikle önemli. Çünkü bizlere “ben bu melodiyi hatırlıyorum” dedirten süreç (konumu itibarıyla) beynin genel fonksiyonu açısından da özel bir değere sahip. Burada da klasik müzik, ardından rock’n roll ardından caz. (Yani ben kendi sevdiklerime örnek verdim, siz farklı türler seçebilirsiniz.) Hiç dinlemediğiniz türler, dünyanın yerel müzikleri vs gibi yollar da yararlı.
Farklı gezi destinasyonları, gidilen farklı mekânlar, hatta aynı mekânda oturulan farklı bir alan, bunların her biri az ya da çok zihinsel zindeliğe katkı sağlıyor.
Dale Bredesen, Ageless Brain adlı kitabında şöyle diyor:
Yabancılarla etkileşim kurmak da beyni uyarabilir. Yeni biriyle tanışmak, beynin alışılmadık bilgileri işlemesini zorunlu kılar: yüzler, sesler ve bu kişinin hatırlanmaya değer biri olup olmadığına dair ipuçları. Bu tür sosyal anlar, aslında beyin için küçük egzersizler gibidir.
Sosyal etkileşimin bilişsel olarak koruyucu olduğuna dair teorilerden biri, esnek düşünmeyi teşvik ediyor oluşudur. Her sohbet sırasında varsayımlarımızı gözden geçirmeye, bakış açımızı tartmaya ve farklılıkları yönetmeye zorlanırız.
Yapılan araştırmalar, fanatik görüşlere sahip kişilerin, hafıza sorunlarına ve çarpıtılmış gerçeklik algılarına daha yatkın olduğunu göstermektedir. Farklı görüşlerde ve yapılarda kişilerle iletişim bir anlamda bunu önlemeye yönelik bir zihinsel çeviklik sağlar.
Farklı düşünen insanlarla etkileşimde kalmanın, meraklı, açık fikirli ve ilgili olmanın bir başka olumlu tarafıdır bu.






