Birdman filmi dönem itibariyle gösteri toplumunun zirve zamanlarına dikkat çeker.
Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez İnarritu özgün bir hikaye anlatma ustasıdır. Kronolojik olarak bakıldığında önce insanlık durumlarına odaklanır. Kadrajında yas, suçluluk, kefaret, sevgi, yalnızlık gibi temaları var. Kamerası hayatlar arasında sınır tanımadan dolaşır. Birbiriyle hiçbir bağlantısı olamayan hayatların nasıl kesiştiğini göstermesi eşzamanlı olarak kameranın dünyada yaşanan farklı noktalara odaklanması izleyiciye görülemeyeni görme, düşünülmeyeni düşünme imkanı verir. Amores Perros (2000), 21 Grams (2003) ve Babel (‘006) gibi filmleri bu temelde çekilmiş filmlerdir. Bu yazının konusunu oluşturan Birdman (2014) filminde ise ilk bakışta gerçeküstü öğeler görülse de filmin ilerlemesiyle işlerin faklı olduğu anlaşılır. The Revenant’ta (2016) ise bambaşka bir yol izleyerek kamerasını bir western gerilim hikayesine çevirir.
İnarritu’nun farklı sayılabilecek işlerinden biri olan Birdman, barındırdığı hayvan figürü ve filmin geçtiği mekan, her haliyle Kafka’ın yazın evrenini hatırlatır. Kafka’dan yüzyıl sonra, İnarritu, neden Kafkaesk bir film yapma gereği duyar? Birdman filmi incelendiğinde 1900’lü yıllarda Kafka’nın bireyin çıkmaz sokağı olarak gördüğü bazı durumların 2000’lerde değiştiğine işaret eder. Peki bunu nasıl yapar? Acaba bu yeni çıkış başka bir çıkmazın başlangıcı mı, yoksa Kafka’nın ölümü mü?
Nurdan Gürbilek Kafka’yı incelemeye 50 yıl öncesinden, Dostoyevski’den başlar. “Karamazov Kardeşler’de baba Karamazov oğlu Dimitri’yi hamam böceği gibi ezeceğini söyler.” Yeraltında Notlar’da ise kahraman böcek bile olamamaktan bahseder. Nihayet 50 yıl sonra Gregor Samsa bir sabah ‘o böceğe’ dönüşüverir. Yüzyıl sonra ise o böcek Birdman’de çirkin bir kuş olup kendisini bir hastanenin penceresinden sonsuzluğa bırakır.

Kafka Evreni
Kafka eserlerinde göze çarpan detayların başında kahramanların gittikçe artan bir yabancılaşma içerisinde olmaları gelir. Modern mimari ve modern bürokrasi bu yabancılaşmayı tetikleyen önemli sebeplerdendir.
– Dava romanındaki binalar, o binaların heybetli (hatta korkunç) yükselişi, Josef K. gibi memurların çalıştığı geniş salonlar, çatı katlarında kurulan mahkeme salonları.
– Dönüşüm romanında, işe gitmeyen Gregor Samsa’nın peşinden evine gelen patron.
– Şato romanında ise K.’nın bir türlü Şato’ya ulaşamaması ve ev olarak köy okulunda bir sınıfın seçilmesi.
Bu üç örnekte görüldüğü gibi mimari ve bürokrasi oldukça güçlü figürler olarak Kafka’nın eserlerinde kendilerine yer bulur. Yabancılaşma tam da bu noktada ortaya çıkar.
Kafka’nın bazı eserlerinde yabancılaşma arttıkça karakter kendinden uzaklaşıp kendisine göre seçtiği hayvana dönüşür ya da onun etkisi altına girer. Deleuze ve Guattari bu konu da şu tespiti yapar: “Kafka’ya göre, hayvan, öykünün kusursuz nesnesine denk düşer: Bir çıkış bulmaya, bir kaçış çizgisi çizmeye çalışmak.” Birdman filminde de kahramanın çıkmazları çoğaldı mı kuşun etkisi artar.
Kafka’nın eserlerinde yabancılaşma gerçekleştiği anda bir şey daha ortaya çıkar. O da olayların kahramanın zihninde geçtiği izlenimidir. Bunun için Dava romanı açık bir örnektir. Josef K. bir sabah uyanır ve evin içinde dolaşan birkaç yabancı görür. Bu yabancılar ona tutuklu olduğunu söyler. Tutukluların yanında işyerinden arkadaşları da vardır. Aralarında absürt diyaloglar geçer. Daha sonra Josef K. gittiği diğer mekânlarda sürekli çatı katına çağrılır. Roman ilerledikçe şu fark edilir: Mahkemeler ve diğer tüm yargı mercii binaların çatı katındadır. İşlerin döndüğü bu çatı katları olup bitenlerin Jofes K.’nın zihninde geçtiğini gösterir. Burada Kafkaesk bir çıkarım olan modern bireyin yalnızlığı da görülmektedir. Modern öncesiyle şöyle kıyaslanabilir: Dedikoduyla ya da arkadan yapılacak bir konuşmayla içsel boşalma gerçekleşirken Kafka evreni için modern zamanlarda her şey bireyin zihninde gerçekleşir. Dolayısıyla birey için olayların patolojik bir düzlemde ilerlemesi olası görülmektedir. Burada Kafka edebiyatının çok önemli bir sonucu ortaya çıkar. Kafka, modernizmin, bireyi sıkıştıran taraflarının yanında ‘çıkış’ yollarını da kapattığını fark eder. Yine burada Birdman filmi de önem kazanır. Çünkü Kafka’nın fark ettiği ‘çıkış yollarının kapalılığı’ çıkarımı, 2014 yılında artık geçerli olmadığını gösterir.

Birdman Filmi
Birdman’in ana mekânı olan tiyatro binası, kafkaesk bir mekândır. Aslında bu yapı başkahramanın (Michael Keaton) zihninin içidir. Sahne, dar koridorlar, dinlenme odaları, soyunma odaları; yine dar merdivenler, dışarıyı gören küçük bir teras ve sahneyi gören küçük bir balkon, hem bilincin hem de bilinçdışının bir haritasıdır.
Filmin başında başkahraman prova için sahneye gelir ve hoşuna gitmeyen erkek karakteri doğaüstü bir güç kullanarak yaralanmasına neden olur. Onun yerine başka bir oyuncu gelir. Gelen yeni oyuncu (Edward Norton) aslında başkahramanın başka bir personasıdır. Kendisine yasak olan, yapamadığı şeyleri bu karaktere yaptırır. Örneğin bu karakter terasta kızı (Emma Stone) ile buluşur ve en sonunda onunla öpüşür. Burası zihnin karanlık bir tarafıdır. İçten içe birlikte olmak istediği kadın oyuncu (Naomi Watts) arkadaşıyla o personası sayesinde bir iletişim içerisine girer. Ortaya çıkan bu ilişki ağlarıyla binadaki tüm kadınlarla doğrudan veya dolaylı bir şekilde bağ kurmuş olur. Olayların bu çerçevede ilerlemesi seyirciyi de başkahramanın zihnine sokar. Onunla birlikte dar koridorları geçer ve çektiği acılara, karanlık taraflarına, bencilliğine, zavallılığına bizzat şahit olur.
Diğer bir taraftan ise sürekli bu binadan kurtulmak, alıp başını gitmek ister. Ancak her seferinde Zach Galifianakis (yapımcı) baskılarına maruz kalır. Burada Kafkaesk bürokrasi zorbalığı işbaşındadır. Yapımcı sürekli ‘tüm biletler satıldı, zengin Arap Prensler seyirciler arasında, Tarantino yeni filmi için oyuncu seçecek’ gibi sözlerle onu manipüle ederek oyunun sahnelemesini ister. Her tartışmadan sonra başkahraman dar koridorları aşıp odasına gider, ama orada da rahat edemez. Çünkü koca gagalı kuşu hiç durmamacasına konuşur. Başkahraman artık dayanılmaz bir kişilik bozukluğu yaşar ve zihinsel çatışma onu kuş olmaya iter, çünkü onu ancak bir kuş olup pencereden uçup gitmek kurtaracaktır. Adeta o tiyatro binasına yani kendi zihnine hapsolmuş gibidir. Tıpkı Gregor Samsa gibi müthiş bir zihinsel mücadele verse de bunundan kurtulamaz ve onun gibi yaşamı son bulur. Filmin bir tiyatro sahnesi ve provası etrafında şekillenmesi oyun içinde oyun tekniğine bir selam vererek gerçek olan ile kurgu olanın nasıl birbirinin içine geçtiğini, gerçek ile kurgu ayrımın ortadan kalktığını hatta kurgunun gerçeğin önüne geçtiğini gösterir. Bunun vurgulanması mimetik açıdan bir sanat eseri için başarı ölçüsü de sayılabilir. Çünkü tıpkı Kafka’nın da dikkat çektiği gibi modern insanın zihni artık asıl yaşam alanıdır. Her şey orada kurgulanır ve bu kurgu yaşam olarak kabul edilir. Don Quijote ile başlayan kurgu olana özenme, benzeme ve o olma artık Kafka’da nihayetine ermiş gibidir. Belki de bu yüzden Harold Bloom 20. yüzyıl edebiyat kanonunun merkezine Kafka’yı koyar.
Birdman filmi dönem itibariyle gösteri toplumunun zirve zamanlarına dikkat çeker. Twitter, Youtube gibi sosyal medya mecraları oldukça revaçta ve herkes her dakika istediği şeyi paylaşabilir ve paylaşılanı saniyeler içinde görebilir. Böyle bir toplumsal yapı ile Kafka’nın eserlerindeki toplumsal yapı karşılaştırıldığında ilginç sonuçlar ortaya çıkar. Kafka eserlerindeki karakterlerin özel alanları kamusal alan tarafından tamamen işgal edilmiş durumdadır. Bireyler tamamen modern bürokrasi çarkının birer dişlisi konumundadır. Ancak Kafka karakterleri bu çarka karşı duran, onu anlamsız bulan bir konumdadırlar. Hikâyenin itici gücü de buradan kaynaklanır. Yanlış giden bir şeylerin olduğu bu karakterler sayesinde anlaşılır. Kafka kahramanları hakkındaki en güzel yorum Milan Kundera’ya ait olabilir. Roman Sanatı kitabında:
Romanın yolu, Modern Çağ’ın tarihine paralel bir tarih gibi çizilmiştir. Dönüp onu olduğu gibi kucaklamaya çalışacak bir bakışla baktığımda, bu yol bana tuhaf bir biçimde kısa ve kapalı geliyor. Üç yüz yıllık bir yolculuktan sonra, köyüne kadastro memuru kılığında dönen Don Quijote’nin ta kendisi değil mi bu? Bir zamanlar maceralardan macera beğenmek için yollara düşmüştü, şimdiyse şatonun alt tarafındaki bu köyde seçip beğenme hakkı yok, macera ona dayatılmış. (2023, 20-21).
Kafka karakterlerine dayatılan macera yok olmak üzerine programlanır. Tüm bireyselliği yok sayılmakta ve onlara yok olmaktan başka seçenek kalmaz. Ya itaat edecek ya da ölecekler. Birdman’de de böyle bir durum söz konusu. Başkahraman her kaçıp kurtulmak istediğinde yapımcının telkinleriyle, dayatmalarıyla karşılaşır. Buradaki farklılık ise tiyatro binasının dışında gerçekleşir. İnsanlar artık her zamankinden daha fazla görme/görülme imkanına sahip. İlginç bulunan her şey kamusal alanda aynı saniyede paylaşılır. Başkahraman final oyunu öncesi bir sigara içmek için dışarı çıkar. Sigara içerken kapı kapanır ve dışarıda kalır. Bu arada bornozu kapıya sıkışır. İçeriye ön kapıdan girmesi gerekir. Çıplak bir şekilde binanın etrafını dolaşır. Onu gören insanlar resimlerini, videolarını çeker. Dakikalar içinde sosyal medyada milyonlar tarafında izlenir. Yukarıda bahsettiğimiz modern bireyin çıkmazı artık aşılmış olur. Çünkü artık bireyin meseleleri zihninde kurmasına gerek kalmaz. Göstermek istediğini hemen kameraya alır ve paylaşır. Dedikodu, arkadan konuşma veya sıradan sıcak bir arkadaş sohbetine de gerek kalmaz. Böylece yüzyıl önce birey için sorun olan kamusal alan artık bireyin kendi isteğiyle kendisini sergileyebildiği bir alana dönüşür. İnarritu’nun kahramanı bu yeni sisteme ayak uyduramaz ve en sonunda kuşa dönüşüp hastanenin penceresinden atlar. Dışarıdaki insanlar ise hallerinden memnun görünür. Birdman kahramanının sonunun intiharla gelmesi ile Kafka kahramanlarının öldürülmesi arasında bir ilişki var. Çünkü Birdman, Kafka evrenine ait bir karakteridir. O, sosyal medyanın tüm nimetlerinden faydalanacak potansiyele sahip olsa da kuşu ile birlikte Josef K’nın, Gregor Samsa’nın yanına uçmayı tercih eder. Asıl ironi başkahramanın intiharındadır. Kafka evreninde sisteme ayak uyduramayan kahraman öldürülürken Birdman’de sisteme gönüllü bir bağlılık var ve kahraman bunu kabul etmeyip kendisi intihar eder.






