Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

2 Temmuz 2025

Bilim Teknoloji

Erken Bir Mars Vizyonu

Matthew Shindell

Paylaş

0

0


19. yüzyıl astronomlarından Camille Flammarion, kızıl gezegeni hayal gücünün yardımıyla tasvir etti. 

Mars’ın keşfi dendiği zaman aklımıza ilk gelen robotik araştırmalar ve günün birinde bu uzak gezegende kurulması olası koloniler oluyor. Hayalle gerçeğin iç içe geçtiği, bir zamanlar hayal olanın ansızın gerçeklik olarak karşımıza çıktığı bir çağda yaşıyoruz. Durduğumuz yerden bakınca Mars’ın bir zamanlar hem gizemli hem de ulaşılmaz bir dünya olduğunu düşünmek zor. Ama bir zamanlar gerçekten de öyleydi ve henüz roketlerin icat edilmediği dönemlerde astronomlar teleskoplarından görünenin ötesine geçip salt hayal gücüne güvenmek zorunda kaldılar. 

Bir uzay tarihçisi olarak yazdığım For the Love of Mars: A Human History of the Red Planet isimli kitabımda farklı dönemlerde ve farklı bölgelerde yaşayan insanların Mars’ı nasıl hayal ettiklerini anlamaya çalıştım. Bu açıdan 19. yüzyılın ikinci yarısı özellikle ilginç bir zaman çünkü o sıralar kızıl gezegen, kendi gizemlerinin en azından bir kısmını açığa çıkarmaya hazırdı. Astronomlar her geçen gün Mars’la ilgili daha fazla bilgi ediniyorlar ama ellerindeki teknoloji gezegende yaşam olup olmadığını, varsa da ne tür bir yaşam olduğunu keşfetmek için yeterli gelmiyordu.  Yine de mevcut teknolojileri coğrafyacıların kartografya yöntemiyle birleştirerek gezegen yüzeyinin ilk detaylı haritalarını oluşturmaya başladılar. Bu haritalarda kıtalar, denizler hatta kimi durumlarda bilfiil yaşam olan bir gezegende görülebilecek yer şekilleri vardı. Fakat Mars yüzeyinin gerçek zamanlı bir görüntüsünü elde etmek neredeyse imkânsıza yakına olduğundan yapılan her harita birbirinden farklıydı.

Camille Flammarion

Bu dönemde Mars’la yakından ilgilenen yaratıcı düşünürlerden biri de Parisli astronom Camille Flammarion’du. 1892 yılında yayımladığı The Planet Mars isimli kitabı 19. yüzyılda gerçekleştirilen Mars gözlemlerinin bir tarihçesi olarak günümüze kadar ulaştı. Kitap, Galileo zamanından bu yana Mars hakkında yayınlanmış olan bütün literatürü özetliyordu ve Flammarion bu çalışması için 572 farklı Mars tasvirini incelediğini belirtmişti. 

Tıpkı pek çok çağdaşı gibi Flammarion da Mars’ın Dünya ile aynı evrimsel süreçlerden geçtiğini ancak çok daha yaşlı olduğunu ve dolayısıyla bir zamanlar gezegende canlı yaşamın olduğunu ileri sürüyordu. Çağdaşlarından farkı, Mars’ın Dünya’ya çok benzeyen bir gezegen olduğunu kabul ederken oradaki yaşamın Dünya’daki yaşamdan farklı ve kendine özgü olduğunu düşünmesiydi. 

Mars’ın Flammarion için bu denli ilgi çekici olmasının sebebi de tam olarak buydu, yani gezegenin Dünya’ya olan benzerliği değil, onu bizim gezegenimizden farklı kılan özellikleri. Orada bulunan herhangi bir yaşam formuysa elbette evrimsel olarak Mars’ın özel koşullarına uyum sağlamış olacaktı – H.G. Wells de aynı fikirde olmalıydı ki, Marslı işgalini anlattığı Dünyalar Savaşı’nı yazmıştı. Fakat Flammarion bahse konu farklılıkları net bir biçimde belirlemenin çok zor olduğunu söylüyordu çünkü “Dünya’yla Mars arasındaki mesafe aşırı uzak, Dünya’nın atmosferi gözlem yapmak için aşırı yoğun, astronomik aletlerse kusurluydu.” Ayrıca incelemiş olduğu haritaların hepsi astronomların kişisel gözlemlerine göre oluşturulmuştu ve bu sebeple hiçbiri doğru kabul edilemezdi. 

Mars gözlemlerindeki hata payını dikkate alan Flammarion, kitabı The Planet Mars’ta gezegende yaşam olup olmadığı konusunu ele alırken agnostik bir tutum sergiledi. Ona göre Mars’ta akıllı bir yaşam formu varsa bu illa ki, Dünya’daki yaşamdan daha eski ve daha mükemmeldi – 19. yüzyılda çoğu bilim insanı önlerindeki yüzyılların müthiş gelişmelere sahne olacağına inanıyor ve bu gelişmelerin de insanlığı barış içinde yaşayan uygar bir medeniyet haline getireceğini düşünüyordu. Flammarion da kitabında, “Mars bizim gezegenimizden daha yaşlı olduğu için sakinlerinin de bizde daha bilge ve teknolojik açıdan daha gelişmiş olduğunu düşünebiliriz,” diye yazmış ve eklemişti: “Bilinen, Bilinmeyen’in okyanusundaki küçük bir adadan ibaret.” Bu, Fransız astronomun hayatı boyunca yazdığı yetmişi aşkın kitapta sık sık vurgulamaktan hoşlandığı bir noktaydı. 

Tarihçiler Flammarion’u ciddi bir bilim insanından ziyade popüler bir kişilik olarak nitelerler ancak bu niteleme onun başarılarının küçümseneceği anlamına gelmez. Onun için bilim yalnızca yöntem ve yerleşik bilgi birikimi değil, doğmak üzere olan yeni bir felsefenin yeni yeni filizlenmekte olan çekirdeğiydi. Popüler yazıları çoğu bilim insanından daha fazla ciddiye alıyor ve bu yazıların insanların dikkatini gökyüzüne çekebileceğini düşünüyordu. 

Yaratıcı romanlar 

Kızıl gezegenin yüzeyinde neler olduğunu net bir biçimde gözlemleyemeden ya da sakinleriyle bir şekilde iletişime geçmeden oradan ne tür bir yaşam formunun olabileceğine dair spekülasyonda bulunmak için oldukça erkendi ama Flammarion yine de hayal gücüne güvenerek bu konuyu el aldığı bir dizi roman yazdı.

Fakat eserleri çağdaş bilim kurgu yazarı Jules Verne’in teknolojik icatlar kurgulayarak Ay’a seyahat etmesinden oldukça farklı bir biçimde kurgulanmış ve ruhani yolculuklar sayesinde Mars’ı ziyaret eden yazar, gezegen yüzeyinde neler olup bittiğini bu sayede kendi gözleriyle görebilmişti. 

Ölümden sonra insan bedeninin sınırlamalarından kurtulan ruhun, uzay boşluğunda istediği gibi dolanabildiği inancından yardım alan Flammarion, romanlarında rüya yolculuklarını ve kaybettiği arkadaşlarının seyahat halindeki ruhlarının maceralarını anlattı. 

Mesela 1889 tarihli Urania’da kendi ruhu uykusunda bedeninden ayrılıp rüyasında Mars’ı ziyaret eder ve oraya vardığında ölümünden sonra ışık saçan, kanatlı ve altı uzuvlu bir varlık olarak enkarne olmuş yakın arkadaşı George Spero ile karşılaşır. Birkaç bölüm sonraysa Flammarion’u Dünya’da ziyaret eden, arkadaşı Spero olur. Spero’ya göre Mars’taki uygarlığın Dünya’dakine nazaran daha gelişmiş olmasının sebebi kızıl gezegenin yeryüzünden daha yaşlı olması değil, atmosferinin daha ince olması dolayısıyla astronomi biliminin ve diğer bilim dallarının daha hızlı ilerlemiş olmasıdır. 

Özetle astronomi ve diğer bilim dallarındaki gelişmelerin Mars toplumunun hızlı bir biçimde ilerlemesine neden olduğunu düşünen Flammarion’un hayalinde öyle bir uygarlık vardı ki, bu uygarlık savaş, kıtlık, hastalık gibi dünyevi sorunları çoktan aşmış ve bu sayede vaktinin çoğunu entelektüel uğraşlara ayırabilmişti. Aslında Flammarion’un hayal gücü ona alternatif bir yaşam olabileceğini gösteren bir çıkış kapısıydı. Flammarion, Prusya’yla giriştiği savaşın yıkımını yaşayan Fransa için, Paris Kuşatması’ndan derin bir yoksulluk ve açlıkla çıkan Parisliler için tam olarak böyle bir yaşam istiyordu. 

Bugün Flammarion’un Mars’ı bize, Mars’ta hayal edilecek bir geleceğin bizi kolayca oraya götürecek teknolojileri geliştirmek kadar kendimizi ve toplumumuzu anlamakla da ilgili olduğunu anımsatıyor. 

Bilimi popüler hale getirdi çünkü yalnızca bilimle uğraşan figürlerin değil, bütün insanların bilime ilgi duymasını ve bu sayede evrendeki kendi konumlarının farkına varmalarını istiyordu. Günün birinde herkes Mars’a gidebilir, hatta varsa kayda değer bir yaşam oradaki Marslılara katılabilirdi ki, kurmuş olduğu bu hayal, o zamana kadar çizilen Mars haritaları ne kadar gerçekse o kadar gerçekti. Onun dünyası, doğru koşullar oluştuğu takdirde yaşamın nasıl dönüşebileceğinin bir örneğiydi. 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Şirin mi şirinUğur Vardan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Alice Sullivan

26 Mart 2025

40 Yaşındaki Kelime Dağarcığınız Gençl..

Çocukluğunda okuma sevgisi kazananlar bu alışkanlığı ömür boyu sürdürüyor ve hayatları boyunca öğrenme bakımından herhangi bir zorluk çekmiyorlar.Yapılan araştırmalara göre çocukluğunuzda keyif için okuduğunuz kitaplar, on altı..

Devamı..

Çocukluklar Arası Zamanda Yolculuk: Le..

Ç. Y. Kopan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024