Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Ekim 2026

Hayat

Basra Körfezi’nin Suları Tehdit Altında

Alia Chughtai – Marium Ali

Paylaş

0

0


2026 Şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yaptığı saldırılarla başlayan ve bugün daha ziyade denizde devam eden savaş, her iki tarafın da Hürmüz Boğazı’nda geçiş yapmaya çalışan petrol tankerlerini ve başkaca yük gemilerini hedef alması nedeniyle Basra Körfezi’ndeki hassas ekolojik dengeyi her geçen gün daha fazla tehdit ediyor.

Karşılıklı süregiden saldırılar, Hürmüz Boğazı’nı patlamaya hazır bir barut fıçısına dönüştürdü. Milyonlarca ham varil petrol ve petrol ürünü taşıyan tanker Boğaz açıklarında bekleyedursun, bunlardan herhangi birinin Boğaz’ı geçmeye çalışması geminin batmasına ya da büyük çaplı petrol sızıntısına yol açabiliyor. 

 

Hürmüz Boğazı etrafında mahsur kalan petrol tankerleri 

Marine Traffic verilerine göre 7 Eylül’de geçiş bekleyen tanker sayısı kırk iki. Ayrıca Körfez açıklarıyla Umman Körfezi’nin daha geniş kesimlerinde yüzlerce konteyner ve kargo gemisi bekliyor.  (16 Ekim itibariyle bekleyen gemi sayısı yüz seksen sekiz. 15 Ekim tarihinde otomatik tanımlama sistemi açık gemi sayısı yüz elli birdi ve sadece yirmi dört saatlik aralıkta bekleyen gemi sayısı kayda değer bir biçimde arttı.) 

Tekrar 7 Eylül verilerine dönersek kırk iki tankerden on sekizinin taşıdığı tahmini ham petrol miktarı 1,76 milyon metreküp ve bu miktar yaklaşık 11,1 milyon varile, yani dünyanın günlük petrol ihtiyacının %10’una tekabül ediyor. 

Şimdi süregiden saldırılar sebebiyle olası bir petrol sızıntısının çevreye vereceği zararı düşünün. Büyük bir tankerde sızıntı olması ya da bu tankerin tamamen batması halinde milyonlarca litre petrol körfez sularına karışabilir ve  bu da kıyı şeridini, balıkçılık yapılan alanlar dolayısıyla balıkçılıkla geçinen nüfusu ve hassas deniz ekosistemini mahvedebilir.  Üstelik deniz yüzeyindeki petrol karada olduğunun aksine bulunduğu yerde sabit kalmaz. Akıntılarla ve rüzgârla taşınarak sızıntının meydana geldiği yerden fersah fersah öteye yayılabilir.

CENTCOM (ABD Merkez Komutanlığı) 5 Eylül’de kendi kuvvetleri tarafından üç İran petrol tankerine saldırı düzenlendiğini açıkladı. Bu saldırılar, bölgedeki saldırılarda yeni bir tırmanışa işaret ederken resmi olmayan verilere göre eylül ayında 18, ekim ayının ilk yarısındaysa 26 gemi vurularak hasar aldı. Savaşın başladığı Şubat 2026’dan bu yana vurulan toplam gemi sayısının 75 olduğu söylense de, yetkililerce açıklanmayan pek çok vakanın da yaşandığı bilinen bir gerçek. Üstelik en az yirmi bir denizci hayatını kaybetti, saldırılar sebebiyle iki tankerde petrol sızıntısı yaşandı, altı tankerde de yangın çıktı.

Örneğin Caroline Bezengi isimli Rus gölge filosuna* ait bir petrol tankeri, Haziran ayında nedeni bilinmeyen bir patlama sonucu Umman açıklarında karaya oturdu ve büyük çapta petrol sızıntısına yol açtı. Ulaşılabilen en güncel veriye göre (8 Ekim) tanker o tarihten bu yana petrol sızdırmaya devam ediyor. Reuters geminin 800.000 varil petrol taşıdığı tahmininde bulunurken Umman Çevre Kurumu, sızıntının Ras Madraka yakınlarındaki yaklaşık 40 km’lik sahil şeridini ve Masirah Adası’nı etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Bir başka örnek de, 3 Ağustos’ta Umman açıklarında ne olduğu belirlenemeyen bir cisim tarafından vurulan Liberya bayraklı dökme yük gemisi Minoan Pioneer. 10 Ağustos’ta çekilen uydu görüntülerinde Keşm ve Sirri Adası yakınlarında büyük petrol lekeleri görüntülendi. Uzmanlar, söz konusu lekelerin büyük bir olasılıkla  Minoan Pioneer’dan kaynaklandığını belirtiyor ama Körfez’deki harp koşulları sebebiyle net bir belirleme yapılamıyor. 

 

 

Saldırıların deniz ekosistemine etkisi

Katar Üniversitesi Çevre Bilimleri Merkezi’nde araştırmacı olarak görev yapan Fares al-Momani ve Ponnumony Vethamony, Al Jazeera’ya verdikleri demeçte, artık sürekli hale gelen petrol kirliliğinin 1980’lerden bu yana Körfez ekosistemini ciddi anlamda etkilediğini belirtiyor. 

Bölgenin köklü bir ekonomik, toplumsal ve endüstriyel dönüşüm geçirdiğini söyleyen uzmanlar, kıyı şeridinin tuzdan arındırma tesislerini, enerji santrallerini, petrol platformlarını, rafinerileri ve bütün bunlar için gerekli olan altyapıyı barındıracak biçimde yapılaştırıldığını dile getiriyor. Ve bütün bunların sonucunda Basra Körfezi, dünya üzerinde insan faaliyetlerinden en fazla etkilenen deniz bölgelerinden biri haline geldi. 

Saddam Hüseyin’e bağlı güçlerin Kuveyt’i işgal etmesinin ardından ABD tarafından Irak’a yönelik başlatılan Operation Desert Storm gibi eski çatışmalar da aradan geçen onca yıla rağmen kendinden geriye telafisi mümkün olmayan çevre sorunları bıraktı.

Irak güçleri geri çekilirken Kuveyt’teki petrol kuyularını ateşe verdi. Aylarca yanan bu kuyulardan Körfez’in kuzey kıyılarına milyonlarca galon petrol sızdı ve bu durum hem Kuveyt hem de Suudi Arabistan kıyı şeridine büyük zarar verdi. Kuveyt’in güneyinden Suudi Arabistan’daki Abu Ali Adası’na kadar uzanan yaklaşık 770 km uzunluğundaki kıyı şeridi petrol ve katranla kaplandı, bu da yerel deniz ekosistemlerini tamamen yok etti.

Al-Momani ve Vethamony’e göre Körfez Savaşı esnasında meydana gelen petrol sızıntısı öylesine fazlaydı ki, temizleme çalışmaları ekosistemi eski haline getirmek yerine hasarı sınırlandırmayı hedef aldı. 

Aradan 35 yıl geçti ve bu sefer de, yine ABD ile İsrail tarafından çıkarılan başka bir savaş kırılgan deniz ekosistemini tehlikeye atmaya başladı. ABD Hürmüz Boğazı açıklarındaki ablukasını sürdürebilmek için İran kıyı şeridi yakınlarındaki İran bandıralı gemileri ve petrol tankerlerini vuruyor, Tahran ise kendisine yönelik bu saldırılara benzer saldırılarla yanıt veriyor. 

South Florida Üniversitesi tarafından Haziran ayında yapılan ve uydu görüntülerine dayanan araştırma, Basra Körfezi’ndeki petrol sızıntısının bir önceki yıla kıyasla dört kat daha fazla olduğunu ortaya koydu. Araştırma ekibi, boğazda mahsur kalan gemilerden yüksek oranda petrol sızıntısı vakasının yaşandığını tespit etti. 

Dünyanın en sıcak ve tuzlu deniz ortamlarından biri olan Basra Körfezi, böylesi nadir bir ekosistemde hayatta kalabilen dayanıklı mercan resiflerine ve mangrov ormanlarına ev sahipliği yapıyor. Körfez’deki su kütlesi mercan resiflerinden, denize çayırlarından, mangrovlardan, çamur düzlüklerinden ve tuzlu bataklıklardan oluşan, ayrıca kendine özgü bir ekosistemi olan sığ, yarı kapalı bir deniz. Balıklar, kaplumbağalar, deniz inekleri ve göçmen kuşlar için hayatı önem taşıyan bir beslenme ve üreme alanı bu habitatlar aynı zamanda balıkçılığı destekliyor ve kıyı şeridini koruyor. Körfez’le Hint Okyanusu arasındaki su değişiminin sınırlı olmasıysa kirliliğin deniz ekosistemi üzerindeki baskısını artırıyor. 

Umman Sultan Kabus Üniversitesi öğretim üyelerinden Hüseyin Samh el-Masroori, petrol ve petrol hidrokarbonlarının balıkları, mercanları, plankton ve başkaca deniz organizmalarını doğrudan etkilediğini söylerken balık yumurtalarının ve larvalarının özellikle savunmasız olduğunu belirtiyor. El-Masroori’ye göre ne yazık ki, mercan resifleri, mangrovlar, deniz çayırları ve kıyı birikintisi gibi hassas habitatlar, kirletici maddeleri çok daha uzun süre tutabiliyor.

“Dolaylı etkiler de söz konusu olabilir: Su kalitesinin bozulması, besin ağındaki verimliliğin düşmesi ve balık dağılımının değişmesi, hatta üreme ya da göç düzenlerinin etkilenmesi bunların arasında. Bu durumun balıkçılık sektöründeki  karşılığı, azalan av imkânları, artan masraflar ve kıyı topluluklarının uğradığı gelir kaybı.”

Yaklaşık 65 milyon nüfuslu Körfez ülkelerinin su ihtiyacı tamamen tuzlu sulardan, arındırma yoluyla karşıladığını da unutmayalım. İran’ın güney kıyıları için de durum aynı ve ABD saldırılarına maruz kalan kıyı kesimlerinde yaklaşık 15 milyon insan yaşıyor. Dolayısıyla mesele yalnızca ekosistemle sınırlı değil.  El-Masroori’ye göre denizde yaşanan petrol kirliliği söz konusu tesislerde kullanılan ham deniz suyunun kalitesini düşürebilir, arıtma süreçlerine engel olabilir ve nihayetinde de faaliyetlerin tamamen durmasını gerektirebilir.

 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

(Al Jazeera)

 

* Gölge filo (shadow fleet ya da dark fleet) yaptırımları, fiyat tavanlarını ya da denetimleri aşarak petrol taşıyan, şeffaflıktan kaçınan tanker ağıdır. Daha ziyade Rusya, İran ve Venezuela petrolünü taşımak için kullanılır. Gölge filolar genellikle15-20 yaşın üzerinde, Batılı şirketlerin elden çıkardığı tankerlerden oluşur  ve sigortasız oldukları için (Carolina Bezengi vakasındaki gibi) kaza ya da saldırı sonrası temizlik ve tazminat çoğu zaman kimsenin üstlenmediği bir mesele haline gelir. (Ç.N.)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kızıl Ordu Korosu'nun 88 Yıllık Müzik ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İbrahim Sarıkaya

7 Haziran 2025

“Zamanı Geriye Doğru Akıtmak”

Yalın bir dili var Öndeş’in. Diyaloglar, araya dolgu malzemesi gerektirmeden birbirini tamamlıyor ve akıyor. Sömürgeci geçmişi, iç savaşları, katliamları, faili meçhulleri ile bu toprakların ‘geçmiş’i, ‘bugüne’ dair her anlatının iskeleti, hiç değilse bir alt akıntısı ol..

Devamı..

Sebastião Salgado: Görsel Antropolojid..

Nedim Dertli

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024