Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Ocak 2025

Kitap

Bir Kar Küresi Kâbusu

Adalet Çavdar

Paylaş

0

0


Burası, hem bir medya fenomeni hem de lüks hayatın bir sembolü olarak distopyanın merkezinde yer alıyor.

Çocukluğumuzdaki o beyaz kışlar artık yok, malumunuz. İstanbul’a ilk geldiğim yıl, 2006, meydanlarda Küresel İklim Platformu’nun düzenlediği protestolar yapılırdı. Ancak yıllar içinde memleket öyle bir hale geldi ki, bugün birine iklim krizinden bahsetseniz “Senin başka derdin mi yok? Millet aç aç!” diye karşılık alabilirsiniz. Belki haklılar. Ama bir gün suyumuz kalmayacak. Toprak yetmeyecek. Bu satırları yazarken kamu spotu yazıyormuş gibi hissediyorum. Ancak elimdeki roman, bu buz gibi gerçeklerden beslenen bir kurgu. Ocak ayındayız, İstanbul’a bu yıl da kar yağacak gibi görünmüyor. Peki ya dünyamız gerçekten bir kar küresine dönüşseydi?

Soyoung Park, Güney Koreli bir yazar. Üniversitede bilgi ve iletişim alanında eğitim almış, ardından gazetecilik yapmış. Kariyerine geç başlamasına rağmen kısa sürede uluslararası tanınırlık kazanmış. Original Story Award ve Changbi X Kakaopage Genç Yetişkin Roman Ödülü gibi prestijli ödüllerle taçlandırılmış bir isim.

Park’ın Snowglobe adlı romanı, Elif Nihan Akbaş çevirisiyle Yuzu Kitap tarafından Kasım 2024’te yayımlandı. Roman, iklim değişikliği nedeniyle donmuş bir dünyada geçen ve hayatta kalma mücadelesi veren karakterlerin hikayesini anlatıyor. Eleştirmenlerden büyük beğeni toplamış ve 10’dan fazla dile çevrilmiş olan eser, CJ Entertainment tarafından bir film uyarlamasına da hazırlanıyor. Sanırım bu uluslararası uyarlama sebebiyle yayıncı, kitabın adını çevirmek yerine İngilizce adını korumayı tercih etmiş.

Roman, buzulların kapladığı distopik bir dünyada, hayatta kalmanın ve elektriğin tamamen insan gücüne dayalı olduğu “Kar Küresi” adlı yapay bir yaşam alanında geçiyor. Dış dünyadaki ölümcül soğuklara karşın Kar Küresi, medya tarafından lüks ve rahat bir hayatın adresi olarak idealize ediliyor. Ancak, içerideki gerçekler çok farklı. Kar Küresi’nin enerji kaynağı, dev hamster tekerleklerine benzer mekanizmalarla çalışan insanların fiziksel emeğine dayanıyor. Bu düzen, bireylerin sadece birer dişli çark olarak görüldüğü ve sürekli sömürüldüğü bir sistemin ürünü. Medya, bu yapıyı idealize ederek halkın gerçekleri sorgulamasını engelliyor.

Roman, fakirlik ve zenginlik arasındaki keskin uçurumu, aidiyet sorunlarını ve bireylerin dışlanmasını güçlü bir şekilde gözler önüne seriyor. Chobahm, hikayenin ana kahramanı ve anlatıcısı, hayallerinin peşinden giderek Kar Küresi’nde yönetmen olmayı hedefliyor. Ancak hayallerinin peşinden gitmek, onu sistemin karanlık tarafıyla tanıştırıyor. İkizi Ongi, onun aksine sorumluluk sahibi, ayakları yere basan biri. Ongi’nin santraldeki çalışmaları, bireylerin nasıl sömürüldüğünü gösterirken, aynı zamanda aile için fedakarlığı ve dayanıklılığı anlatıyor.

Snowglobe, dünyamızın geleceğine dair korkutucu ama mümkün bir senaryoyu işliyor. Sistemin birey üzerindeki kontrolü ve sınıfsal ayrımlar, insan emeği üzerine kurulan düzen, kaçınılmaz bir şekilde bireylerin fiziksel ve ruhsal yıpranmasına neden oluyor. Medya tarafından idealize edilen Kar Küresi yaşamı, aslında bir “izlenme” ve “kontrol” mekanizmasının parçası. Roman, bu mekanizmayı sorgularken, gerçeklik ve algı arasındaki farkı da okuyucunun anlatıyor. 

Romanın anlatıcısı ve ana kahramanı olan Chobahm, dünyanın soğuk ve acımasız koşullarına rağmen Kar Küresi’ne taşınma ve orada yönetmen olma hayaliyle yanıp tutuşan bir genç. İkizi Ongi’den 10 dakika küçük, ancak özgürlüğe ve bağımsızlığa duyduğu düşkünlükle farklı bir kişilik sergiliyor. Chobahm, hayaller ve gerçeklik arasındaki çatışmanın temsili. Kar Küresi onun için hem bir kaçış noktası, hem de kendi hikayesini yaratma arzusunun simgesi. Hayalleri ile gerçekler arasında sıkışıp kalan Chobahm, Kar Küresi’nin idealize edilmiş dünyasının ardındaki gerçeği keşfettikçe değişiyor. Toplum tarafından dışlananlara yardım etmeye çalışması, onun empati ve insanlık değerlerini güçlü bir şekilde vurguluyor.

Chobahm’ın ikizi olan Ongi, hikayenin mantık ve sorumluluk temsilcisi. On dakika farkla ağabeyi olan Ongi, kardeşinden farklı olarak hayal kurmayı değil, mevcut koşullarla başa çıkmayı tercih eden biri. Ongi, Chobahm’ın hayalperest kişiliğine bir denge unsuru. Hikaye boyunca Chobahm’a destek olan ama aynı zamanda gerçeklerle yüzleşmesini sağlayan bir rehber. Bu iki kardeşin farklı yaklaşımları, sadece birbirlerine olan sevgilerini değil, aynı zamanda insanların hayaller ve gerçekler arasında nasıl sıkışıp kalabileceğini de anlatıyor. 

Jo Miryu ise toplum tarafından dışlananların hikayesini temsil eden trajik bir karakter. Geçmişteki hataları ve Kar Küresi’nden sürgün edilişi, onun toplumla ve kendisiyle yüzleşmesini zorunlu kılıyor. Miryu, bireylerin sistem tarafından nasıl dışlanıp damgalandığını ve bu süreçte yeniden doğma çabalarını yansıtıyor.

Chobahm ve Ongi’nin demans hastası olan büyükanneleri, hikayede aile bağlarının, geçmişe duyulan özlemin ve masumiyetin sembolü. Zihinsel durumu nedeniyle gerçeklik ile bağını kaybetmiş olsa da, onun varlığı aile için birleştirici. Büyükanne, dünyanın sert gerçeklerine karşı naifliği ve kırılganlığıyla hikayeye insani bir sıcaklık katıyor. 

Sürekli soğuk hava koşullarının hüküm sürdüğü ve sınırlı kaynaklarla insanların hayatta kalmaya çalıştığı bir dünyada, zenginlerin yaşadığı, dünyadan izole edilmiş ve ılıman bir iklim sunan yapay bir yaşam alanı: Kar Küresi. Burası, hem bir medya fenomeni hem de lüks hayatın bir sembolü olarak distopyanın merkezinde yer alıyor. Ancak Kar Küresi, dışarıdaki zorlu yaşamın aksine bir cennet gibi görünse de, içerideki gerçekler hiç de öyle değil.

Bu dünyanın düzenini ise insan gücüyle üretilen elektriğe bağlı. Santraldeki denetmen, bireylerin fiziksel ve zihinsel sınırlarını zorlayan baskıcı bir düzenin ete kemiğe bürünmüş hali. Her an yanlarında olan bu figür, çalışanları korku ve zorbalıkla yönlendirirken, sistemin baskıcı yüzünü gösteriyor. Ongi, santralde çalışmak zorunda kalanlardan biri. 

Bu romanın bana anlattıklarını, başımı derde sokmayacak bir yazıyla aktarmaya çalıştım. Tahminen bir, bir buçuk seneye ya film ya da dizi olarak karşımıza çıkacak bu hikaye, bize aslında ne söylüyor? Kimler okursa etkilenir? Uzak Doğuluların karanlık taraflarını keşfetmeyi sevenler, kar altında kalan insanlık hikayelerinden hoşlananlar ve ‘distopya diye okuyoruz ama hayat böyle gerçekten’ diyenler, sizi buraya alalım. Aklımda ise bir şarkı dolanıp duruyor; belki de Kar Küresi’nde sıkışıp kalanların hislerine en çok bu sözler uyuyor: ‘Ayda yılda bir kaçamak, kaçsak bile yaşama bak, dokuz altı yollarında gülmek yasak.’

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bilinmeyenden Bilinene...Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Marie Lebert

15 Ocak 2025

19. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Çeviri Tarih..

Çevirmenler, geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli rollere sahiptir ve yazarların yanı sıra çevirmenlerin ismini de unutmamak gerekir.Dillerin ve kültürlerin zenginliğine katkıda bulunan çevirmenler, tarihin hangi dönemi olursa olsun toplumd..

Devamı..

Dünyanın En Görünmez Kişisi

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024